LÜTFEN DİKKAT KUR'AN IN ÖNÜNE DUVARLAR ÖRMEYELİM.

2017-11-16 20:24:00

  ALLAH KUR’AN I ARAPLARA, NEDEN ARAPÇA İNDİRDİĞİNİ BUNCA AÇIK AYETLERLE ANLATTIKTAN, İZAH ETTİK DEN SONRA, BİZLERİN ANLADIĞIMIZ DİLDEN KUR’AN I OKUYANLARA KARŞI, BU ALAYCI TAVRIMIZI NASIL AÇIKLARIZ? LÜTFEN UNUTMAYALIM, KUR’AN YALNIZ ARAPLAR ANLASIN, ONLARA REHBER OLSUN DİYE GÖNDERİLMEDİ. KUR'AN IN TERCÜME EDİLEMEYECEĞİNİ SÖYLEYENLER, ORİJİNALİ ARAPÇA OLAN HADİSLERİN TERCÜMESİ İLE NASIL AMEL ETTİKLERİNİ İZAH ETMELİDİRLER. Kur'an ın her dile, tam tercümesinin mümkün olamayacağını söyleyenlere, Fussilet 44. ayeti tekrar okumalarını ve üzerinde düşünmelerini tavsiye ediyorum. Allah Arap toplumuna, Arapça bir kitap göndermeseydim, bu durumda kullarım bana bakın nasıl itiraz edeceklerdi diyor. "AYETLERİNİN AÇIKLANMASI GEREKMEZ MİYDİ? BİR ARAP'A YABANCI BİR DİLLE SÖYLENİR Mİ?" Eğer Kur'an her dile çevrilemeyen bir kitap olsaydı, aynı şey diğer toplumlar içinde geçerli olurdu ve toplumların aynen şunu söyleme hakları doğardı: "RABBİMİZ BİZLERİ SORUMLU TUTACAĞINA HÜKMETTİĞİN KİTAP ARAPÇA, BENİM DİLİME DE TAM ÇEVRİLEMİYOR, BENDE ANLAYAMIYORUM. BENİ BU KİTAPTAN SORUMLU TUTMA ALLAH IM, ÇÜNKÜ BEN SENİN TEBLİĞİNİ TAM OLARAK ALAMADIM." Kur'an ın başka dillere çevrilemeyeceğini söyleyenler, işte böyle Kur'an ayetleri ile çelişiyorlar ve Allah ın kitabının önünü kesmeye çalışıyorlar, hatırlatırım. Duhan 58–59: BİZ, ÖĞÜT ALIRLAR DİYE, KURAN'I SENİN DİLİNDE İNDİREREK KOLAYCA ANLAŞILMASINI SAĞLADIK. Sen bekle, onlar da beklemektedirler. Fussilet 44: EĞER BİZ BU KUR'ÂN'I YABANCI BİR DİLDE İNDİRSEYDİK, ONLAR KESİNLİKLE, “ÂYETLERİNİN AÇIKLANMASI GEREKMEZ MİYDİ? BİR ARAP'A YABANCI BİR DİLLE SÖYLE... Devamı

NUR SURESİ 62, CİN SURESİ 28. AYETLERE KULAK VERELİM.

2017-11-14 12:05:00

Bu makalemde, sizlerin üzerinde düşünmenizi istediğim çok önemli bir ayet var. Bu ayet örnek verilerek, Allah ın elçisinin, tıpkı Allah ın verdiği hükümler gibi hüküm verebileceğine inanılmakta ve dinin ikinci bir kaynağı olarak, hadisler gösterilmektedir. Önce ayeti yazalım birlikte üzerinde düşünelim.   Nur 62: Mü’minler ancak, Allah’a ve peygamberine inanan, ONUNLA BERABER TOPLUMU İLGİLENDİREN BİR İŞ ÜZERİNDEYKEN, ONDAN İZİN ALMADAN ÇEKİP GİTMEYEN KİMSELERDİR. O hâlde bazı işlerini görmek için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver ve onlar için Allah’tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir. (Diyanet meali)   Allah bu ayetinde dikkat ettiyseniz, peygamberimizin yaşadığı dönemde, ONUN İŞLERİNİ KOLAYLAŞTIRMAK, DEVLETİ YÖNETMEK ADINA ÇALIŞMALARINDA YARDIMCI OLUYOR ve diyor ki Müslümanlara, elçimin söylediklerine uyun, bir karar alınacağı zaman, onu yalnız bırakmayın, yardımcı olun diyor.    Dikkat ederseniz bu ayette anlatılan, Allah ın resulü toplumu ilgilendiren kararlar alacağında, demek ki bazı kişileri yanına çağırıyor ve danışıyor, tek başına karar vermiyor. Zaten Allah devleti yönetenlere uyarısında, Şura 38. ayetinde ne diyordu?” İŞLERİNİ BİRBİRLERİNE DANIŞARAK YAPARLAR” Demek ki Allah ın elçisi de, devleti yönetirken, halkı ilgilendirdiği konularda karar vermeden önce, danışıyor onların fikirlerini alıyormuş. Bu ayetten bunu çok açık anlıyoruz. LÜTFEN DİKKAT, KONU DİN DEĞİL, TOPLUMU İLGİLENDİREN KONULARDA ÇIKARTILACAK KANUNLAR. BU KANUNLAR, ÇAĞIN GEREKLERİNE, İHTİYAÇLARINA GÖRE DEĞİŞEBİLİR. Dini konular belli tartışılmaz, ... Devamı

KUR'AN, İBADETLERİNİ YERİNE GETİRMEYENLERE, BU DÜNYADA NEDEN CEZ

2017-11-11 11:47:00

KUR'AN, İBADETLERİNİ YERİNE GETİRMEYENLERE, BU DÜNYADA NEDEN CEZA HÜKMETMEMİŞTİR.   Allah Kur’an da bazı hükümleri verirken, kesin sınırlar çizmiş, haram demiş ve bunları yapanların cezalandırılacağını, hatta bu dünyada da nasıl cezalandırılması gerektiği örneklerini verir. Peki, kendisine kulluk görevimizin göstergesi olan SALÂTI/namazı yerine getirmeyenlere, orucunu tutmayanlara, zekât vermeyenlere karşı herhangi bir cezanın, bu dünyada verileceği konusunda açık bir hüküm, neden vermemiştir?   Bu konu çok önemli, ama düşünmeyi bırakan, imanını körü körüne beşeri fıkıh inancının şekillendirmeleri ile yaşayanlar, ne yazık ki Allah ın bu konuda bizlere anlatmaya çalıştığı çok önemli bir gerçeği, göz ardı ediyorlar. Kur’an da Allah ın bu emirlerini yerine getirmeyenlere karşı, bu dünyada cezalandırılacağına dair, hiçbir uyarı ayet göremeyenler, Allah ın bu konudaki inceliğini, ne yazık ki fark edemiyorlar ve beşeri fıkıh inancının, bu emirleri yerine getirmeyenlere karşı koydukları kanun ve kuralları kabul etmekte bir sakınca görmüyorlar. TABİ KİBRE SAPARAK, ALLAH A KULLUK ETMEYENLERİ, MAHŞER GÜNÜ BEKLEYEN ACI GERÇEK KONUSUNDA ALLAH UYARIYOR.   Hatırlayınız lütfen, mezheplerde namaz kılmayanın, oruç tutmayanın hapsedilmesi, bedeninden kan çıkacak şekilde de dövülmesi gerektiği geçer. Daha da ileri gidip, gerekirse böyle insanların öldürüleceğine hükmedilmiştir. Hiç düşündünüz mü, Allah bu hükümlerin yerine getirilmemesi halinde, şöyle ya da böyle bu dünyada cezalandırılmalıdır neden dememiştir? Allah namaz konusunda, yerine getirmeyenlere karşı belki bu dünyada hiçbir ceza ön gör... Devamı

İSLAM DİNİNDE KADINLARIN, BOŞANMA HAKKI YOK MUDUR?

2017-11-08 17:12:00

Bizler İslam ı kendi nefsimizde öyle bir şekillendirdik ki, özellikle kadın neredeyse ikinci sınıf bir insan durumuna düşürüldü. Hâlbuki Kur’an, kadın ve erkeğin ayrılmaz bir ikili olduğunu, hiçbirisinin diğerine üstün olmadığı, üstünlük Allah katında olduğu anlatılır.   Yazımın konusuna gelince. Günümüzde İslam ı Kur’an merkezli yaşamayıp, rivayet ve sanı bilgilerle yaşayanlar, KADININ EVLİLİK DE BOŞANMA HAKKI OLMADIĞINI, BOŞAMA HAKKININ YALNIZ ERKEKTE OLDUĞUNU, SÖYLEME GAFLETİNDE BULUNMAKTADIRLAR. Elbette bu sözler Kur’an a iftiradır, hakarettir.   Kur’an evlilik konusunu çok ciddiye alır ve boşanma konusunun en son düşünülmesi gerektiğini, birçok ayetinde anlatmaya çalışır. Onun içinde çok ciddi önlemler alır. Eğer eşler anlaşamıyorsa, bakın yakınlarının ilk yapması gerekenleri, nasıl anlatıyor.   Nisa 35: Eğer karı-kocanın aralarının açılmasından korkarsanız,ERKEĞİN AİLESİNDEN BİR HAKEM VE KADININ AİLESİNDEN BİR HAKEM GÖNDERİN. Bunlar barıştırmak isterlerse Allah aralarını bulur; şüphesiz Allah her şeyi bilen, her şeyden haberdar olandır.(Diyanet vakfı meali)   Demek ki kadın ve erkeğin aralarını bulmaları için, en yakınlarından ama hem erkek hem de kadın tarafından, bir HAKEM HEYETİ OLUŞTURULMASI İSTENİYOR. Demek ki evliliğin devamı, yalnız erkeğin isteğiyle olmuyormuş. Ayette ayrım yapmadan genel bir ifade ile geçimsizlikten, aralarının bozulmasından bahsediliyor. Bugünde böyle yapılmaz mı zaten. Barışmaları için aracılar konur, olmuyorsa yakınlarının da şahitliğinde, bu her toplumda her çağda yetkilendirilmiş mahkemeler aracılığıyla eşler ayrılır. Şimdide farklı bir ayet örneği vermek istiyorum.   Nisa 129: Ne kadar uğraşırsanız uğraşı... Devamı

BU İNSAN ALLAH DOSTUDUR DİYEBİLİR MİYİZ?

2017-11-06 12:42:00

Günümüz İslam anlayışında, çok kullanılan bir söz vardır. “BU İNSAN ALLAH DOSTUDUR.” Bu sözü çok duyarız, toplumun belirli bir kesimi tarafından dile getirilen sevilen, değer verilen veli, evliya ya, şeyh, ulema gibi isimlerle anılan insanlara, BUNLAR ALLAH DOSTU DENİR. Gerçekten bu sözü bizler, bir başkası için söyleyebilir miyiz? Böyle bir yetkimiz var mı?   Sizlere şöyle bir soru sorsam ve desem ki; SİZİN YERİNİZE BEN ŞÖYLE DESEM, FİLANCA KİŞİ, AHMET BEYİN EN SAMİMİ ARKADAŞIDIR, EN İYİ DOSTUDUR, EN GÜVENDİĞİ İNSANDIR. Siz bu sözlerime karşılık ne dersiniz? Benim adıma, benden izin almadan, benim fikrimi almadan, böyle bir şeyin söylenmesine ben asla müsaade etmem. Sizinde müsaade etmeyeceğinize inanıyorum. Çünkü benim en samimi arkadaşımın, en güvenilir dostumun kim olduğumu yalnız ben bilirim ve bunu da herkese söyleme gereği duymam. Buna müdahale edilmesine de izin vermem.   Bu durumda, bizlerin Allah ın yetki ve sorumluluğunda olan bir konuya müdahale edip, BU KİŞİ ALLAH DOSTUDUR DEMEMİZ, ÇOK BÜYÜK HATA OLUR. Çünkü bizler hiç kimsenin inancını bilemeyiz ve değerlendiremeyiz, yetkimizde yok zaten. Bu konuda değerlendirme makamı yalnız Allah tır. Peki, Allah dostları yok mudur? Elbette vardır, olduğunu açıkça Allah söylüyor ama kimler olduğunu bizler değil, yalnız Allah ın bileceğini de Rabbimiz Kur’an da söylüyor. Bir örnek.   Yunus 62–63–64: BİLESİNİZ Kİ, ALLAH’IN DOSTLARINA HİÇBİR KORKU YOKTUR. ONLAR ÜZÜLMEYECEKLERDİR DE. Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır. Dünya hayatında da, ahirette de onlar için müjde vardır. Allah’ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. İşte bu b&u... Devamı

KUR'AN DA MİRASIN DAĞITILMASI NASIL ANLATILIR.

2017-11-04 22:40:00

Bu yazımda Kur’ an da geçen, MİRAS konusunu konuşmak ve sizleri bu konuda düşünmeye davet etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi bu konu, çok farklı şekillerde anlatılır. Konuyu Kur’an dan detaylı bilmeyen toplumumuz, erkeğin kadından bir pay daha fazla alması gerektiği, Kur’an ın asıl emri olarak gösterilir.   Gerçektende mirasın dağıtımında Kur’an birinci öncelikle, erkek kadından bir pay fazla almalımıdır diyor, yoksa bu bahsedilen dağıtım şeklinin çok özel bir durumda, vasiyet bırakılmadığında, KADININ ÇOK DAHA AZ BİR PAY ALMASINI MI ÖZELLİKLE ENGELLİYOR. Gelin bu konuyu, Kur’an bütünlüğünde birlikte düşünelim. Genelde bizler Kur’an dan, kendi nefsimize göre kelimeleri, cümleleri cımbızlayarak ayetleri anlamaya çalışırız. Kur’an ı bir bütün olarak hiç düşünmeyiz. Bizler Kur’an a uymak yerine, Kur’an ı kendimize uydurmaya çalışırız. Nefsimiz her zaman bu konuda ağır basar. Allah Bakara suresinde, kendisine ölüm yaklaşmış olan birisinin mal varlıklarını, ne şekilde miras olarak dağıtmasını öneriyor ona bakalım önce.   Bakara 180: Birinize ölüm geldiği zaman, eğer mal bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda VASİYET ETMESİ, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir borç olarak SİZE FARZ KILINDI.   Demek ki mallarımızı, yakınlarımıza ölmeden önce VASİYET ederek bırakmamız, Allah ın öncelikli emri. Bizler için bu görev FARZ, yani öncelikle yapmamız gerenken bir emir. Ne yazık ki bu gerçek, göz ardı edilmektedir. Hatta vasiyet şahitler karşısında yapılması gerektiğini de söyleyerek, şahitleri de bağlayıcı ayetlerle sağlama alıyor.   Maide 106: Ey iman edenler! Birinize ölüm gelip &ccedi... Devamı

TAĞUTUN PEŞİ SIRA GİDENLERDEN OLMAK İSTEMİYORSAK......

2017-11-03 12:03:00
TAĞUTUN PEŞİ SIRA GİDENLERDEN OLMAK İSTEMİYORSAK...... |  görsel 1

Bizler İslam ı öyle sorgusuzca yaşıyoruz ki, biraz durup düşünme gereği bile duymuyoruz. Acaba yanlış yolda mıyız diyen, Allah ın bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an a bakan, inancını sorgulayan ne yazık ki çok az. Allah Kur’an da bazı kelimeleri bizlerin dikkatini çekmek ve uyarmak için itinayla kullanır. Bu yazımda da, Allah ın bizlerin dikkatini çektiği ve düşünmemizi istediği bir kelime kullanıyor TAĞUT. Bu kelimenin geçtiği bir ayeti hatırlayalım önce.   Bakara 256: Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O HÂLDE, KİM TÂĞÛTU TANIMAYIP ALLAH’A İNANIRSA, KOPMAK BİLMEYEN SAPASAĞLAM BİR KULPA YAPIŞMIŞTIR. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. (Diyanet meali)   Rabbimiz çok açık şunu söylüyor, doğruluk yani HAK olan, sapkınlıktan yanlış sözlerden, batıldan ayrılmıştır. Eğer Kur’an ile yetinmezsek, Kur’an ın sınırları aşarsak, inandığımız bilgilerin hak mı, yoksa sapkınlıklımı, batıl mı olduğunu asla bilemeyiz, lütfen bunu unutmayalım. Dikkat ettiyseniz Allah, bazı kişilerden bahsediyor ve diyor ki, kim TAGUTU tanımayıp onun sözlerine inanmayıp, Allah a onun indirdiği kitaba inanırsa, sapasağlam bir kulpa yapışmış demektir diyor. Peki, kim bu TAGUT. İnsanların ilah diye kabul ettikleri tanrılar mı, yoksa onlarda yaratılmış bizler gibi beşer mi? Burası çok önemli. Bunu bilelim ki, bizlerde aynı hataları yapmayalım. Önce TAGUT ne anlama geliyor ona bakalım.   “TAGUT KELİME ANLAMI OLARAK, ALLAH IN KOYDUĞU SINIRLARI AŞAN, ALLAH IN BİR KISIM KANUNLARINA MUHALİF DAVRANAN, ONLARIN YERİNE GEÇECEK HÜKÜMLER İCAT EDENLERE DENİR.”    Buradan şunu anlıyoruz. Tağut bizler gibi yaratılmış insanlar. Bunlar Allah ın indirdiği kitapların dışına toplum... Devamı

KUR'AN A VE SÜNNETE UYMAK SÖZÜNDEN NE ANLAMALIYIZ?

2017-11-01 19:28:00
KURAN A VE SÜNNETE UYMAK SÖZÜNDEN NE ANLAMALIYIZ? |  görsel 1

Dini konularda konuşurken, anlatırken şöyle bir slogan duyarız ” KUR’AN A VE SÜNNETE UYMAK” Bu sözün ne anlama geldiğini ve bu söylemin Kur’an ile analizini hiç yaptınız mı? Bu konuda sizi düşünmeye davet etmek istiyorum.  Aslında bu konuda birçok yazım var ama konu o kadar anlaşılmaz bir haldeki, ne kadar söylenirse söylensin, kulaklar bazen Allah ın apaçık ayetlerine kapalı kalıyor.   Lütfen önce unutmayalım, BU DİN ALLAH IN DİNİDİR VE DİNDE ALLAH IN ORTAĞI DA ASLA YOKTUR. Tabi bu benim düşüncem değil, Kur’an ın verdiği hükümdür. Kur’an a ve sünnete uymak ne demek? İkisi farklı şeyler mi? Kur’an a uyma konusunu, konuşmaya gerek yok sanırım, Allah ın vahyine uymak olduğu çok açık. Peki, sünnete uymak sözünden neyi kast ediyorlar?   Sünnet Kur’an da Allah ın yolu, kanunları anlamında geçer. Yani bizler Kur’an a uymakla Allah ın sünnetine, yoluna, kanunlarına uymuş oluyoruz. Peki günümüzde Kur’an dan sonra bahsedilen sünnetten, ne kast ediliyor? Allah ın kanunlarından başka, uymamız gereken kanun, kurallar mı var? Bu kelime peygamberimizin yaşantısı, hayatı, söylemleri ve ibadetlerimizi yerine getirebilmemiz için verdiği bilgiler, birde Kur’an ın bahsetmediği hükümlerdir, diye kısaca anlatılır günümüzde topluma.    Hemen şu soruyu soralım kendimize, Allah ın elçisi Kur’an ın sünnetinden başka sünnetlerde, dine ilaveler etmiştir de, bizler İslam ı yaşamak adına, Kur’an ın yanında peygamberimizin sünnetine de uymamız mı gerekiyor? Allah ın sünneti din ve iman adına bizlere yeterli gelmiyor mu? Şunu da söylemek isterim. Allah ın elçisi bizler için Kur’an da örne... Devamı

KUR'ANDA MEZHEPLERE, FIRKALARA, CEMAATLERE BÖLÜNMEK YASAKLAN

2017-10-31 10:41:00

Günümüzde çok konuşulan ve tartışılan bir konuda, mezhepler konusudur. Mezhepleri savunanlar, mezhep âlimlerinin asla ümmeti bölüp parçalamak maksadı ile çalışmalar yapmadığını ve İslam tarihinde mezhep çatışmalarının olmadığını söylemektedirler. İslam ın mezheplere bölünmesini savunanlar, yine her zaman yaptıkları gibi, peygamberimizin üzerinden, deliller bulma çabasına girmişlerdir.   (Ümmetimin âlimleri arasındaki ayrılık rahmettir.”  ve “Ümmetimin âlimleri asla yanlış üzerinde  ittifak etmezler.” Buyurdular.)   Sizce yukarıdaki sözleri, peygamberimiz söylemiş olabilir mi? Kur’an ı anlayarak ve düşünerek okuyan bir insanın, önce bunu asla kabul etmeyeceğini, peşinen söylemek isterim. Çünkü din şaka götürmez ve asla risk edilecek bir konu değildir. Ayrıca hatasız insan olmaz. İslam ı, kişilerin sözlerine göre değil, yalnız Kur’an a göre yaşamalıyız. Beşeri sözlerin yanlış aktarılma, insanları menfaatleri doğrultusunda kullanma ve yine yanlış bilgilerle karışma riski, her zaman vardır.   Mezhepleri savunan kardeşlerimiz, mezhep imamlarının İslam ı bölmek adına bir çabalarının olmadığını söylüyor. Bakın buna hiç itirazım olmaz. Çünkü gerçekten bunu bilemeyiz. Belki de iyi niyetle başlayan bilgilendirme, yol gösterme çalışmaları, daha sonra bazı kişilerin, konuyu saptırmış olabileceklerini, hatta din düşmanlarının, dine bu yolla nifak sokma çabalarını, göz ardı etmemeliyiz. Çünkü mezheplerde aynı konuda bile, çok farklı inançlar oluşmuştur. Hak ve doğru tektir. Onun kaynağı, ölçüsü ve sınırı da, yalnız Kur’an dır.    İlginçtir, İmam... Devamı

KUR'AN AMELİ İBADETLERİMİZ KONUSUNDA, YETERLİ BİLGİYİ VERMEZ Mİ?

2017-10-29 14:18:00

Kur’an ayetlerinin ne anlattığını, ameli ibadetlerimizi nasıl yerine getireceğimizi, Kur’an dan öğrenemez miyiz? Aslında böyle bir soruyu sormaktan utanıyorum. Çünkü bunun tersini düşünmek, Allah a ve kitabına saygısızlıktır. Düşünebiliyor musunuz, benzer bir soruyu, herhangi bir konuda kitap yazmış bir yazara yöneltsek ve desek ki, senin kitabında bahsettiğin bazı konuların açıklaması, izahı kitabında yok, gereken tüm bilgileri alamadık. Bu konuların anlaşılması için başka kaynaklara da ihtiyaç var desek, inanın yazar çok üzülür ve şöyle düşünür. “DEMEK Kİ KİTABIMI YAZARKEN BAŞARILI OLAMAMIŞIM, AMACIMA ULAŞAMAMIŞIM”. Ne yazık ki bu soruyu sorup, doğru cevabı hepimiz bulmalıyız, çünkü Kur’an ne yazık ki, tek başına anlaşılması mümkün olmayan, her sorumuza cevap vermeyen bir kitap ilan edildi, bazı kişiler tarafından.   Lütfen hatırlayınız, Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyordu, ama bizler çok önemli olan ameli ibadetlerimizin açıklamasını ve nasıl yerine getireceğimiz konularının Kur’an da olmadığını söylüyoruz. Buna nasıl inanırız, hiç mi düşünmüyoruz? Bunu kabul edersek, Allah yarattığı kullarına, uyarılarını, ikazlarını anlatamıyor, izah edemiyor demek anlamına gelir ki, buna inanan bir insan, Allah a çok büyük saygısızlık yapmış demektir. NEDEN ALLAH, BİZLERİN YERİNE GETİRMEMİZİ İSTEDİĞİ KONULARIN, GEREKEN KADARINI AÇIKLAMASIN KUR’AN DA VERMESİN, BUNUN MANTIKLA, AKILLA, KUR’A İLE İZAHINI YAPABİLECEK VAR MI ARAMIZDA? Allah yeni doğan bir bebeğin, iki yıl anne sütünü emmesi gerektiğini Kur’an da yazacak, ama Allah a karşı kulluk görevlerimizi yerine getirmemiz ve ibadetlerimiz konusunda gereken açıklamayı yapmayacak öyle m... Devamı

İSRA SURESİ 91-92-93-94. AYETLERDEN DERSLER ALALIM.

2017-10-26 10:08:00

Bugün sizlerin üzerinde düşünmenizi istediğim ayetler, Allah ın elçisini kabul etmekte zorlanan, bir beşeri Allah, elçi olarak mı gönderdi diyerek kabullenmek istemeyenlerin, görmek istedikleri peygamberin ne gibi güçlere, özelliklere sahip olmasını bekledikleri üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayetleri yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim.   İsra suresi 91–92–93–94: Onlar, “Sen” dediler, “Bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça, sana asla inanmayacağız.” “Veya senin bir hurma bahçen ve üzüm bağın olmalı; öyle ki içlerinden gürül gürül ırmaklar akıtmalısın.” “Yahut iddia ettiğin gibi üzerimize gökten, parçalar yağdırmalısın veya Allah'ı ve melekleri gözümüzün önüne getirmelisin.” “Ya da altından bir evin olmalı VEYA GÖĞE ÇIKMALISIN. BİZE, OKUYACAĞIMIZ BİR KİTAP İNDİRMEDİĞİN SÜRECE, GÖĞE ÇIKTIĞINA DA ASLA İNANMAYIZ.” DE Kİ: “RABBİMİ TENZİH EDERİM. BEN, SADECE BEŞER BİR PEYGAMBERİM.” Zaten, kendilerine hidayet rehberi geldiğinde, insanların buna inanmalarını sırf, “Allah, peygamber olarak bir beşer mi gönderdi?” demeleri engellemiştir. ( Bayraktar Bayraklı meali)   Bu ayetleri okuduğunuzda, günümüzde yaşadığımız bazı yanlış inançlar geldi aklınıza değil mi? İnsanların görmek istedikleri elçi, bir insanın yapabileceklerinin, sahip olabilecek güçlerin üzerinde dikkat ettiyseniz. Peygamberimizden, öyle şeyler bekliyorlar ki, bir beşer olarak istediklerini yapması mümkün değil. İstenilenler ancak, Allah ın yerine getirebileceği mucizeler.    Dikkat ettiyseniz, Allah ın el&... Devamı

KUR'AN DA BAZI AYETLER, NEDEN ERKEKLERE HİTAP EDER.

2017-10-24 17:10:00

Toplumumuzda dini bilgisi çok fazla olmayan, ya da İslam ı küçümser tavırda olan bazı kişiler, kulaktan dolma söylemlerle şöyle derler. “KUR’AN ERKEKLERE HİTAP EDİYOR, BU DİN ERKEĞİ ÖNE ÇIKARAN, KADINI ÖNEMSEMEYEN BİR DİNDİR.” Tabi bu sözleri söyleyenler, Kur’an ı araştırmayan, okumayan art niyetli kişilerin düşünceleridir.   Unutmayalım lütfen, Kur’an toplumların yanlış yaşantılarını düzeltmek için gönderilmiş bir rehberdir, uyarıdır, tebliğdir, ikazlardır. Kur’an yapılan yanlışları, erkek ya da kadın kimler yanlış yaptıysa, direk muhatap alarak ikazda, uyarıda bulunur. EĞER KUR’AN DA, UYARI AYETLERDE ERKEĞE DAHA ÇOK HİTAP VARSA, BU DEMEKTİR Kİ YANLIŞLARIN, HATALARIN EN BÜYÜK SEBEBİ ERKEKLERDİR. Bu gerçeği lütfen söyleyelim ki, aynı yanlışları yapmayalım.   Bazı Örnekler verelim. Güç ve mal mülk erkekte olduğu için, istediği kadar kadınla evlenmeye çalışmış, Allah da bu konuda erkekleri uyarmıştır. İnsanları köleleştiren erkeklerdir, kadını kafası bozulduğunda boşamaya çalışan erkekler olduğu için, yine bu konudaki uyarı ayetleri de erkeklere yöneliktir. Biraz dikkatle geriye doğru düşünüldüğünde, zinanın bile sorumlusu erkektir. Soy, kalıtımsal nesil erkekten geçtiği için, erkek kimlerle evlenemeyeceği konusunda uyarılmıştır. Tekrar etmek gerekirse, Kur’an kadın ya da erkek, sorumlulukları ölçüsünce uyarmıştır.   Şöyle düşünün, 1400 yıl öncesini bırakın, 200 yıl öncesinde bile, kadının adı yoktu toplumlarda. Yani toplumları, aileleri yöneten, dediğim dedik kurallar koyanların hepsi erkeklerdi. Kadında seçme, seçilme hakkı bile yoktu. Alınıp satılan, önemsenmeyen bir konumdaydı. B... Devamı

DİNİ KONULARDA, NEDEN SAYGIYLA TARTIŞAMIYORUZ, HİÇ DÜŞÜNDÜNÜZ MÜ

2017-10-21 11:05:00

Toplum olarak din konusu açıldığında, bir birimize saygılı olmayı bir türlü öğrenemedik. Tabi bunun nedenleri var, ama bizler bu gerçeğin farkında değiliz. Tartışmalarımızda, aynı şeyleri söylemiyor da, farklı şekilde inançlarımızı anlatıyorsak, bazen karşılıklı küfürleşmeye, hakarete kadar varıyor tartışmanın sonu. Konu din değilse, bu tartışma yüksek boyutlarda her nedense olmuyor.   Peki, neden böyle bir tavır içinde oluyoruz, neden tahammülsüzce davranıp, saygının sınırlarını aşıyoruz diye düşündünüz mü? Bu konu yalnız dini konularda değil, her konuda geçerlidir ama konu din olunca çok daha farklı oluyor tepkiler. Eğer bir insan herhangi bir konuda, karşısındaki kişiye düşüncelerini zorla, hakaretle kabul ettirmeye çalışıyorsa, ya cahildir, konu hakkında doğru bilgisi yoktur, ya da inatla yanlışta ısrar ettiğinden, psikolojisi bozulmuştur. Psikolojide buna YANSITMA deniyor. BU ASLINDA RUHSAL BİR RAHATSIZLIKTIR. Tedavisi gerekir, ama kişi bunun farkında değildir. Bu rahatsızlık hakkında size kısaca bilgi vermek istiyorum, çünkü bu psikolojik rahatsızlık, ne yazık ki toplumuzu sarmış durumda.   “Özellikle paranoid bozukluklarda görülen, kişinin kendisinin çevresindekilere yönelik hissettiği öfkeyi “herkes bana karşı, bana düşmanlık besliyorlar” şeklinde ifade etmesidir. KENDİSİYLE YÜZLEŞEMEYEN KİŞİLERİN, BAŞVURDUĞU BİR KAÇIŞ YÖNTEMİDİR. ZAYIFLIĞINI, HATASINI KABULLENMEK İSTEMEYEN KİŞİLERİN, KAÇMAK İSTEDİKLERİ DUYGULARINI KARŞISINDAKİLERE AİTMİŞ, ONLARDAN KAYNAKLANAN BİR PROBLEMMİŞ GİBİ GÖRÜP, İŞİN KOLAYINA KAÇMAK İSTEMELERİDİR. Yansıtma kendisini iki şekilde gösterir:   1- Kendi eksikliklerimiz ve beceriksizliğimizden doğan aksaklıkları, başkalarına yüklem... Devamı

KUR'AN DA GEÇEN ÜMMET SÖZÜNDEN NE ANLAMALIYIZ.

2017-10-18 11:48:00
KURAN DA GEÇEN ÜMMET SÖZÜNDEN NE ANLAMALIYIZ. |  görsel 1
KURAN DA GEÇEN ÜMMET SÖZÜNDEN NE ANLAMALIYIZ. |  görsel 2

Ümmet kelimesi, çok yanlış anlamlarda kullanılarak, toplumlar adeta kendi ırklarından, milliyetlerinden, uzaklaştırmaya çalışılmaktadır. Ümmet kelimesi Kur’an da çok geçer. Bu kelime Allah ın gönderdiği peygambere ve kitabına uyan, onun ardı sıra giden kişiler anlamında kullanılmıştır. Kur’an da bu kelime bakın, ne şekilde kullanılmış.   Nisa 41: HER ÜMMETTEN BİR ŞAHİT GETİRDİĞİMİZ ve seni de onlara şahit olarak tutacağımız zaman, halleri nice olacaktır. ( Bayraktar Bayraklı meali)   Müminun 43: HİÇBİR ÜMMET, ECELİNİ NE ÖNE ALABİLİR, NE DE ERTELEYEBİLİR. (Bayraktar Bayraklı meali)   Asiye 28: O GÜN HER ÜMMETİ DİZ ÇÖKMÜŞ GÖRÜRSÜN. Her ümmet kendi kitabına çağrılır. (Onlara şöyle denilir:) “Bugün (yalnızca) yaptıklarınızın karşılığı verilecektir.” (Diyanet meali)   Bu ayetlerden de anlıyoruz ki, ümmet kelimesi hem tekil hem de çoğul olarak, Allah ın elçisine ve kitabına uyan kişi ya da toplumlar için kullanılmış. Burada dikkat etmemiz gereken konu ise, öncelikle bizleri kişisel olarak ilgilendirdiği ve bizi bağlayan konunun inancımız olduğudur. Kur’an ın diğer ayetlerinden de öğrendiğimiz gibi iman Allah ile kulu arasındadır, yani kişiseldir. Onun içinde ümmet olmak, yani Allah ın resulüne tabi olmak kişinin inanç, iman seçimidir. Çünkü dinde zorlama yoktur.    Peki, günümüzde ümmet kelimesi nasıl anlatılıyor ve toplum nasıl yanlış yönlendirilmeye çalışıyor ona bakalım. Millet, ırk, ulus kavramlarını asla kabul etmeyen ve dünya üzerinde yaratılmış farklı toplumların gerçeğini görmezden gelmeye çalışanlar, bakın neler söylüyor ve inanıyorlar. &nb... Devamı

HZ. ADEM VE EŞİNİN CENNETTEN KOVULMASI KONUSU.

2017-10-09 11:11:00
HZ. ADEM VE EŞİNİN CENNETTEN KOVULMASI KONUSU. |  görsel 1
HZ. ADEM VE EŞİNİN CENNETTEN KOVULMASI KONUSU. |  görsel 2

Bu makalemde, sizleri üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, HZ. ÂDEM VE EŞİNİN CENNETTEN KOVULMASI KONUSU ÜZERİNE OLACAKTIR. İlginçtir, bizlere Hz. Âdem ve eşinin cennetten kovulmasına sebep olan, Âdem in eşi olduğu anlatılır. Onun içinde FIKIH inancının öğretisinde, kadın aşağılanır ve adeta şeytanla eş tutulur. Bu bilgiler gerçekten doğrumudur? Asla doğru değildir, bu inanç Kur’an a iftiradır.   Önce şunu söylemek isterim. KUR’AN DA ÂDEM İSMİ ÇOKÇA GEÇER, AMA EŞİ OLARAK HAVVA İSMİ ASLA GEÇMEZ, Âdemin eşi olarak bahsedilir Kur’an da. Hz. Âdemin eşi, isim olarak, Havva anamız olduğu konusunda, bizlere anlatılan rivayetlerin tamamı, günümüzde tahrif edilmiş ve bizlerin sorumlu olmadığı, Yahudilerin ellerinde bulunan ve adına Tevrat dedikleri kitapta geçer. Allah ın indirdiği Tevrat a elbette inanıyoruz, ama tahrif edilmiş, Kur’an da bahsedilmeyen, doğruluğundan emin olmadığımız, batıl ve yanlış bilgilerle karıştırılmış olana, asla inanmamız mümkün değil. Çünkü Allah bizleri, Kur’an dan sorumlu tutacağına, açıkça hükmetmiştir.   Hz. Âdemin ve eşinin, Kur’an da anlatılan, şeytan ın sözlerine inanıp, yasaklı ağacın meyvesinden yemesi ve cennetten kovulması konusu üzerinde birlikte düşünelim. Allah geleceği bildiği halde, Hz. Âdemin ve eşinin bu yasağa, nefsinin esiri olarak uymayacağını ve günaha gireceğini bilmiyor olabilir mi? Elbette mümkün değil, biliyordu. Demek ki Allah özellikle buna engel olmayıp, olayların yaşanmasına izin verdiği anlaşılıyor. Çünkü Allah çok affedicidir, bağışlayıcıdır, istese affedebilirdi. Affetmeyip cennetten kovduysa ceza verdiyse, bu kısadan bizler nasıl bir kıssadan his... Devamı