ALLAH NAMAZI BİZLERE, NEDEN EMRETMİŞ OLABİLİR?

2016-06-07 19:05:00
HAZİRAN
Allah bizlere namaz kılmamızı, neden emretmiştir? Bu soruyu bir okurum sormuştu bana. Aslında çok doğru ve yerinde bir soru. Çünkü namazın amacını doğru anlayamazsak, yerine getirirken özünden uzak kalırız, ya da yerine getirmekte özen göstermeyiz. Bizler namazı, Allah a bir borç olarak görürüz. Borç alacak ilişkisi, eşit şartlarda insanlar arasında olur. Namaz Allah a borç değil, saygıdır, bağlılığımızın göstergesidir. Onun içinde namazın kazasından Kur’an bahsetmez, geçmiş yaşanmış ve bitmiştir kayda alınmıştır, geri dönüş yoktur. ÇÜNKÜ NAMAZ O GÜNÜN SİGORTASIDIR, O ANIN DEĞERLENDİRİLMESİDİR.
 
Önce şunu belirtmek isterim. Namaz(salât) biz insanların Allah a karşı kulluk görevidir. Diğer ibadetler namazdan daha farklıdır. Örneğin bizler orucu tutarken, Allah a kulluk görevimizi yapmış olmayız. Çünkü orucu tutamayan insanlar olabilir. Ama namazı/duayı her şartta ve koşulda yerine getirebiliriz. Oruç bizlerin bizzat sağlığı ile ilgilidir, bedenimizin ve ruhumuzun ihtiyacı vardır. Ayrıca Oruç tutarak, Allah ın emrini, tavsiyesini de yerine getirmiş oluruz. 
 
Namaza gelince, namaz Allah a karşı kulluk görevimizin, ona karşı saygımızı, sevgimizi göstermemizin bir yolu ve yöntemidir. Bu yolu gösterende Kur’an dır. Hatta bizler namazla/salatla, duayla Allah dan yardım dileriz, dertlerimize şifa isteriz. Bundan güzel rahatlama olabilir mi? Psikiyatrinin ana kaynağı ve ilacıda inançtır, imandır. Düşünebiliyor musunuz, gözle görünmeyen hastalığın tedavisi, Allah a gönülden iman etmektir. 
 
Allah ın bizlerden namaz kılmamızı istemesinin, elbette çok daha önemli nedenleri vardır. Bu konuda herkes, birçok şey söyleyebilir. Ben iki konu üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce şunu unutmamalıyız. Biz insanlar Allah dan bir parçayız, çünkü Allah bizleri yaratırken kendi ruhundan üflemiştir. Buradan yola çıkarak da bir bağlantı kurabiliriz. 
 
Bizler yetiştirdiğimiz evlatlarımızdan, farklı şekillerde mutlaka saygı bekleriz. Göremediğimizde de kızar ve tepki veririz. Bir öğretmen, öğrencilerinden saygı bekler. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Eğer bizler emek verdiğimiz bir kişiden, saygı bekliyorsak, Allah da yarattığı ve her nimeti sunduğu kullarından, saygı beklemesi çok doğaldır. Demek ki namazla bizler, Yaratıcımıza karşı saygımızı ve ona karşı bağlılığımızı gösteriyoruz. NAMAZ ALLAH A AÇILAN BİR KAPIDIR. Allah ın kapısını kim çalmak istemez ki. ASLINDA NAMAZ, DEĞERİNİ BİLENLER İÇİN BİR TERAPİDİR, RUH TEMİZLİĞİDİR. 
 
Acaba namazı Allah, yalnız kendisine saygı duymamız için emretmiş olabilir mi? Hiç sanmıyorum. Herhangi bir konuda eğitim alırken, eğitimin amacını, konusunu özümsemek ve unutmamak, daima hatırımızda kalması adına, sürekli tekrar ederiz ve böylece unutmayız, uyanık konumda oluruz. Askerde eğitiminde amacı budur. Allah namaz ile bizleri her zaman uyanık tutmaya çalışıyor.
 
Sabah kalktığımızda, işimize gitmeden önce Allah ın huzuruna durup, ona bağlılığımızı göstererek, Ona yardım dileklerimizi, şükranlarımızı sunarak, bazı sözler veriyoruz. Böyle güne başlayan bir insanı düşünün lütfen. Böyle bir insanın davranışları, hal ve hareketleri, morali, topluma karşı tavrı sizce daha farklı olmaz mı? Günün sonunda, yorgun argın işinden evine dönen bir insan, ya da evinde çalışan evlatları ile ilgilenen ev hanımı, Allah ın huzuruna durup ona şükranlarını sunarak, bağlılığını zikretmesi onu tespih etmesi, sizce o kişiye mutluluk vermez mi? ALLAH BÖYLE KULLARI İÇİN, HER TÜRLÜ YARDIMI YAPACAĞINI SÖYLÜYOR. Furkan suresi 77. ayetinde de bakın ne diyor. (DUANIZ OLMASA, RABBİM SİZE NE DİYE DEĞER VERSİN.)
 
BÖYLECE ALLAH NAMAZ İLE KULLARINI, BELİRLİ BİR SEVİYEDE TUTARAK, KONTROL ALTINA ALMAYI PLANLAMIŞTIR. Her sabah ve akşam Yaradan ı anarak işine giden ve gelen bir insan, ya da bir ev hanımı, çok daha dikkatli olacak ve hareketlerini kontrol altında tutacaktır. Demek ki namazla belki bizler Allah a kulluk görevimizi yapıyoruz ama bu sayede NAMAZ, BİZLERİN DAVRANIŞINDA BİR SİGORTA GÖREVİ YAPIYOR. 
 
Tabi namaz konusu, ne yazık ki günümüz mezheplerinin ve FIKIH inançlarının sayesinde, çok farklı yönlere çekilmiş zorlaştırılmış ve toplum namazdan uzaklaştırılmıştır. Unutmayalım Allah bizlere, kaldıramayacağımız bir yük asla yüklemez. Bizleri zorda bırakmaz. Onun için gelin rivayet ve sanı bilgilerin değil, Kur’an ın ipine sarılalım. Eğer böyle yaparsak, namazın gerçek değerini, bakın o zaman nasıl anlayacağız. 
 
Allah Kur an da, toplumların uyması gerektiği genel konularda cezalar hükmetmiş, ama kişisel konularda, böyle bir hüküm vermemiş bizzat bizlerin kendisine bırakmıştır. Bir arkadaşımız, ben Kur’an da namaz kılmayana, Allah ın vereceği bir cezadan bahsettiğini görmedim. Varsa siz bana lütfen gösterir misiniz diye sordu. Evet, Kur’an da namaz kılmayana, oruç tutmaya, zekât vermeyene Allah, şu cezayı veririm dememiştir. Çünkü tüm bu uyarılar, ikazlar imtihanımızın gereğidir. Zorla imtihan olmaz. Allah ın bu tavsiyelerine, önerdiği yola uymayanlar, kendi cezalarını bizzat kendileri vermiş olurlar. Onun için Allah ın ayrıca bir ceza vermesine gerek kalmıyor. Nasıl mı, izah edeyim.
 
Namaz kılmayan bir insan, Allah a karşı saygısını göstermiyor, onu tespih etmiyorsa, Allah ı muhatap almıyor demektir. Allah da kendisini muhatap almayanı, bu dünyada yalnız bırakıyor, yardım etmiyor ilgilenmiyor. ALLAH IN YARDIMI OLMADAN, HANGİMİZ BU DÜNYANIN ACILARI VE ZORLUKLARI İLE BAŞ EDEBİLİRİZ? Ederiz diyene, sorum yok. Onun içindir ki, Allah ın yardımını bekliyorsak, onunla muhatap olmalıyız, onun huzuruna durup, ondan yardım dilemeliyiz. Bunu yapmayanla Allah, asla muhatap olmayacağını açıkça bildirmiştir. Bundan büyük ceza mı olur,  ne dersiniz?
 
Oruç tutmayan bir kişiye de cezadan bahsedilmez. Oruç bedenimizin sağlığı içindir. Tutmayan, tutmak istemeyen, sağlıklı yaşamı elleriyle tepiyor demektir. Bundan başka cezaya gerek var mı? Zekât vermek sağlıklı, adaletli, huzurlu bir toplum yaratmak adınadır. Genel çoğunluk zekât vermiyorsa, huzursuz, adaletsiz, bir birine düşman bir toplumda yaşarsınız. Ayrıca bizzat kendimizde zor bir anımızda, hiçbir yardım elini uzatanı göremeyiz. Başka cezamı arıyoruz, bundan büyük cezamı olur. 
 
Lütfen Allah ın tavsiyelerine, uyarılarına kulak verelim. Nedenini, sebeplerini araştıralım. Allah aklını kullanamayanı, pislik içinde bırakırım diye boşuna demiyor. Kur’an alkolden ve kumardan uzak durmamızı tavsiye ediyor, peki neden? Çünkü alkol müptelası olan bir insan, zaten kendi elleriyle kendi cezasını veriyor ve sağlıksız yaşam sürüyor. Kumarda aynı, kumar alışkanlığı olan bir insanın yuvası dağılır, varı yoğu yok olur. Siz başka cezamı bekliyorsunuz Allah dan. Allah birden fazla evlenmeyi yasaklamamış ama tavsiye etmemiştir. Nedenini de söyler. Ne kadar isterseniz isteyin, eşleriniz arasında adaleti sağlayamazsınız. Sizce Allah, adaletin olmadığı bir evliliği bizlere önerir mi? Ne yazık ki bu gerçekleri, uyarıları gerçek anlamda değerlendiremiyoruz. Çünkü imanımızı Kur’an dan yaşamıyoruz. Anne babalarda evlatlarına tavsiyelerde bulunur. Büyüklerin tavsilerini dinleyenler, hayatlarında çok daha az sorunlarla karşılaşırlar. Dinlemeyenler, büyüklerin yaşadığı acıları, hataları yaşarlar, yani hatalardan yaşayarak ders alırlar. 
 
Dilerim toplum olarak bir gün, namazın (salâtın) gerçek değerini anlayan, onu bir borç ödemek maksadıyla yapmak yerine, saygımızın ve içtenliğimizin gereklerini yerine getirmek maksadıyla yapan, Allah ın halis kullarından oluruz.  
 
Saygılarımla
 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/
 
 

 

 

 

 

104
0
0
Yorum Yaz