Araf 6, Nisa 41, Maide 116 ve 117. Ayetlere Lütfen Dikkat!

2016-06-15 18:55:00
HAZİRAN
 
ARAF 6, NİSA 41, MAİDE 116-117 AYETLERE LÜTFEN DİKKAT!
 

 

Bu yazımda sizleri, düşünmeye davet etmek istediğim konu, peygamberlerin gönderildiği topluma, mahşer günü, hesabın görüleceği o çetin gün, şahitlik yapacakları konusu üzerine olacak. Allah yarattığı tüm kullarını hesaba çekeceğini söyledikten sonra, görev verdiğim elçilerimi de sorguya çekeceğini, çok açık bir şekilde bizlere bakın nasıl bildirmiştir. 
 
Araf 6: Elbette kendilerine peygamber gönderilen kimseleri de,GÖNDERİLEN PEYGAMBERLERİ DE MUTLAKA SORGUYA ÇEKECEĞİZ! (Diyanet vakfı meali) 
 
Bu ayetten anlıyoruz ki, kendilerine Allah ın tebliği ulaşmış herkes sorumlu olduğu gibi, Allah bir konuda elçilerin de sorumluluğundan bahsediyor. Peki, bu sorumluluk ne olabilir? Gelin bu konu üzerinde birlikte düşünelim. Önce bir ayet hatırlatmak istiyorum.
 
Nisa 41: Her ümmetten bir şahit getirdiğimiz ve SENİ DE ONLARIN ÜZERİNE BİR ŞAHİT YAPTIĞIMIZ ZAMAN, bakalım onların hâli nice olacak! (Diyanet meali)
 
Demek ki Allah, tebliğ görevi verdiği elçilerine ayrıca bir görev yüklüyor ve diyor ki, sizler hesabın görüleceği mahşer günü, kitabı tebliğ ettiğinizÜMMETİN/TOPLUMUN ŞAHİTLERİ OLACAKSINIZ. Sizce hangi konuda peygamberimiz şahit olacak, işte bu konu çok önemli. Çünkü bizler bu konuyu dikkate almadan imanımızı yaşıyoruz ve hataların en büyüğünü yapıyoruz. 
 
Bahsettiğim konunun daha iyi anlaşılması için, yine Allah ın Kur’an da bizlere verdiği kıssadan hisse alalım diye gönderdiği iki ayeti hatırlatmak istiyorum. Bildiğiniz gibi, cahiliye döneminde de, bu günde Hıristiyanlar Meryem anamızı ve Hz. İsa yı Allah ın oğlu, yani Tanrı olarak kabul ediyorlar. Yaradan bu konuyu ele alarak, bakın bizlere nasıl bir ders veriyor. Aşağıda yazacağım iki ayette geçen sözler, DAHA GERÇEKTE SÖYLENMEMİŞ, AMA MAHŞER GÜNÜ, HESABIN GÖRÜLECEĞİ O ÇETİN GÜN SÖYLENECEK. AMA ALLAH BİZLER DERS ALALIM, GEÇMİŞ ÜMMETLERİN YAPTIĞI HATALARA DÜŞMEYELİM DİYE, DAHA ŞİMDİDEN BİZLERE BİLDİRİYOR. Lütfen dikkatle okuyup, üzerinde düşünelim.
 
Maide 116: Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, «BENİ VE ANAMI, ALLAH'TAN BAŞKA İKİ TANRI BİLİN» DİYE SEN Mİ DEDİN, BUYURDUĞU ZAMAN o, «Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, hâlbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin. (Diyanet vakfı meali)
 
Maide 117: BEN ONLARA, ANCAK BANA EMRETTİĞİNİ SÖYLEDİM: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyla görensin. (Diyanet vakfı meali)
 
Yüce Rabbime şükürler olsun, bizlere öyle bir rehber göndermiş ki, Kur’an ı rehber alıp, ders ve ibret alan tüm gerçekleri görebiliyor. Bugünde Hıristiyanlar, aynı yanlışı yapmaya devam ediyor ve Meryem anamızı ve Hz. İsa yı Allah ın oğlu, yani Tanrı olarak kabul ediyorlar. İşte Rabbimizde hem onların, hem de biz Müslümanların ders alacağı bir uyarıda bulunuyor. Bu ayetler üzerinde düşünelim şimdi de. 
 
Allah ın mahşer günü Hz. İsa ya soracağı, “Beni ve anamı Allah ın yanında Tanrı bilin” sözünü sen mi söyledin dediğinde, Hz. İsa nın vereceği cevap üzerinde, çok dikkatle düşünmeliyiz. İsa peygamberimiz, benim böyle bir şey söylemem mümkün değildir, ben zaten söylesem sen bunu bilirdin dedikten sonra söyleyecekleri, aslında bugün bizlerin de bunlara benzer yaptığımız yanlışlara, güzel bir örnek teşkil ediyor. Bakın nasıl bir cevap veriyor. 
 
(BEN ONLARA, ANCAK BANA EMRETTİĞİNİ SÖYLEDİM.)
 
İşte üzerinde, bizlerinde dikkatle düşünmemiz gereken cevap. Demek ki Allah elçisi olarak gönderdiği resulüne, İncil de ne vah yettiyse, O da onları ümmetine tebliğ etmiş. Onun dışında hiçbir şey söylemediğini apaçık, mahşer günü söyleyeceğini şimdiden Yaradan bizlere ders alalım diye bildiriyor. 
 
Ayetin devamında, yine bizlerin ders alması gereken konularda açıklamalar yapıyor ve Hz. İsa peygamberimiz diyor ki; İçlerinde yaşadığım müddetçe,  onları kontrol ediyor ve batıla sapmalarını önlüyordum diyor. Beni vefat ettirdikten sonra, onlar üzerinde gözetleyici yalnız sen kaldın diye de belirtiyor. 
 
Kur’an da geçen bu kıssadan hisseden, bizler nasıl dersler almalıyız, şimdide ona bakalım. Hz. İsa nın bana ne emrettiysen, ben onlara onu söyledim sözleri, bizlere Kur’an dan çağrışımlar yapmalı. Mesela Allah, yalnız Kur’an ın ipine sarılın emri. Yada sizleri Kur’an dan sorumlu tutacağım uyarısı. Emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin, sorumlu tutarım ikazları. 
 
Şimdide Allah ın örneğini verdiği bu kıssayı, gelin bizlerin yaptığı yanlışlarla karşılaştıralım. İsa peygamberimiz yalnız Allah ın gönderdiği İncil ile toplumu uyardıysa, peygamberimiz Hz. Muhammed de aynısını yaptığı çok açıktır. Çünkü ne diyordu Kur’an da Allah elçisine, SANA İNDİRDİĞİMLE ONLARA HÜKMET. 
 
Peki, bizler bu uyarılardan ders aldık ve aynı yanlışları yapmıyor muyuz? Keşke yapmıyoruz diyebilseydim. Çok daha kötüsünü yapıyoruz ve diyoruz ki, “Yalnız Kur’an ile din yaşanmaz. Peygamberimize Allah, bir Kur’an kadar, hatta daha fazlasını dine hüküm koyma yetkisi vermiştir.“ 
 
Şimdide daha gerçekleşmeyen, mahşerde Hz. İsa ve Rabbimizin konuşacağı örneğinden yola çıkarak şöyle düşünelim. Peygamberimizde bizler için Mahşer günü şahit olarak çağrılacak ve Allah tarafından, şu sorular mutlaka sorulacak değil mi sizce?
 
“Ey resulüm, ben şefaat tümden bana ait dediğim halde, sen mi dedin ümmetine, bende şefaatçiyim diye.”
 
“Ey resulüm, hükmüme hiç kimseyi ortak etmem, Kur’an ın sınırlarını aşmayın, Kur’an ın haram dedikleri haram, sizler için her temiz şey helaldir dediğim halde, seninde helal, haram hükmü verme, Kur’an da bahsedilmediği halde, dine hüküm koyma yetkinin olduğunu, sen mi söyletin.”
 
Dediğinde Rabbimiz, acaba peygamberimiz nasıl bir cevap verecektir, hiç düşündünüz mü? İsterseniz gelin düşünelim. Başöğretmenimiz, örnek insan Allah ın elçisi de tıpkı Hz. İsa nın vereceği cevabı verecektir. Yani şöyle diyecektir bunda hiç şüphe yok.
 
“Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. : BEN ONLARA ANCAK, BANA TEBLİĞ ET DEDİĞİN KUR’AN I BİLDİRDİM.” İçlerinde bulunduğum müddetçe bu konuda onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince, artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun.”
 
Ben Allah ın verdiği, kısadan hissemi böyle aldım. Rabbim yanıltmasın, doğru yoldan ayırmasın. Rabbimiz Kur’an da bu örnekleri boşuna vermiyor, düşünelim ders alalım diye veriyor. Apaçık örnekleri gördüğümüz halde, günümüzde İslam ı öyle yanlış ve batıl inançlarla yaşıyoruz ki, ne yazık ki artık bizler için KUR’AN REHBER OLMAKTAN ÇIKMIŞ, BATILIN RİVAYETLERİ REHBER OLMUŞ
 
Son olarak Hatırlatmak isterim, bu ibretlerden ders almayanlar, mahşer günü çok pişman olacaktır. Son pişmanlık fayda etmez, lütfen gelin rivayet ve sanı inançların ardı sıra değil, yalnız ve yalnız KUR’AN IN İPİNE SARILALIM ve onun emirlerini hayatımıza geçirelim.
 
Saygılarımla
 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
 
 

12
0
0
Yorum Yaz