BAKARA SURESİ 196. AYETİN, HAC KONUSUNDA VERDİĞİ BİLGİLER.

2015-09-08 14:35:00
 
Bakara Suresi 196. Ayetin HAC Konusunda Verdiği Bilgiler.
 

 

Bu yazımda sizleri, Bakara suresi 196. ayet üzerinde, düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayeti yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim.
 
Bakara 196: Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir.
 

(Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdır. (Diyanet vakfı meali)

 
Bu ayeti iki bölümde anlamaya çalışmamız en doğrusu olacaktır. Birinci bölüm, Hac ve umreye gidemeyenlerin engellenenlerin, yapması gerekenleri anlatıyor. İkinci bölümde de, Hac ve Umreye gidebilecek şartların oluştuğu, engel ortadan kalktığı bir ortamdan bahsediliyor. Hac ya da Umreye gidemeyen, tabi bu gidemeyen kelimesinden birçok şey anlayabiliriz. Hastada olabilir, Ya da Hac ve Umreye gidebilecek ortam yoktur, savaş vardır engellenmişlerdir. Çünkü peygamberimiz devrinde iman edenler, savaş nedeniyle engelleniyordu. 
 
İlk bölümde, Hac ve Umreye gitmek isteyip de, önüne bir engel çıkanların yapması gerekenlerden bahsediyor ve bakın ne diyor. Böyle durumda olanlar kolayına gelen Kurban göndersin. Kurban yakınlık, yaklaşmak anlamındadır. Allah a sığınılacak, yaklaşılacak, onun rızasını kazanacak davranışlar arasında, Kurban kesmekte vardır. Elbette oruç tutmak, zekat vermek, bunlarda Allah a yaklaşmalıklar arasında sayabiliriz. Daha sonrada kurban, ulaştırılması gereken insanlara ulaşıncaya kadar, başlarınızı tıraş etmesin diyor. Dikkat ederseniz, Hacca niyet etmiş ama önünde çok uzun bir engel olmayan kişilerden bahsediyor gibi geldi bana. Devamında tıraş olma konusuna açıklık getiriyor.
 
Dikkatinizi çekmek istediğim konu, Kurban ın yani Allaha yaklaşmalık olarak gönderdiğimizin, yerine ulaşması ve daha sonra tıraş olunması, Hacca gitmiş olanlar için değil, tam tersine Hacca gitmek istemiş, ama önünde bir sorunla, engelle karşılaşmış kişilerin, en son yapması gerekenler içinde sayılıyor. Tabi tıraş olduktan sonra ne yapılır, bu konuda Kur’an da verilen örneği hatırlayalım. 
 
Şimdide ikinci bölüme bakalım. Hacca ya da Umreye gitme konusunda hiç bir engelimiz yoksa, engel ortadan kalkmışsa, bakın neler yapın diyor bu durumda. Hac yapmak niyetiyle gelenler içinden, her kim önce umre yapmak isterse, yani ziyaret maksadıyla gezerse, ona da kolayına gelen bir kurban gerekir diyor. Tabi kesilen Kurban, oraya gelen ziyaretçilere ikram etmek için.Yada daha önce söylediğimiz gibi, kurban kelimesinin Allah a yaklaşmalık olduğunu hatırlayalım ve bunların farklı yollarından kolayımıza gelenin yapılmasından bahsediliyor. Bunu bulamayanlar içinde üç gün Hac da, yedi günde döndüğünde oruç tutması gerektiğini açıkça bildiriyor. Oruç tutabileceklerin ise, yalnız Mescidi Haram dışından ziyarete gelenler olacağını da belirtiyor.
 
Şimdi düşünmenizi istediğim bir konu var. Siz ayeti okudunuz ve iki bölümde verilen bilgiler ışığında, Hacca gittiğinizde keseceğiniz kurbandan sonra başınızı tıraş edeceğinizi mi anladınız, yoksa Hacca, Umreye gidemeyenlerin Kurban kestikten yada kolayımıza gelen kurbanı gönderdikten sonra ve gönderilen kurban yerine ulaştıktan belirli bir zaman sonra, yapacakları bir emir olarak mı anladınız? Ayet çok açık bir şekilde Hac ve Umreden alıkonanların yapacakları içinde sayıyor bu uygulamayı. Peki, bizler ne yapıyoruz? Hacca ve Umreye gittiğimizde yapıyoruz. Hem de ibadetimizi, tavafımızı yapıp ihramdan çıkarken, yani Hac görevimiz bittikten sonra. Yorum ve karar sizlerin. 
 
Şimdide bu konuyla ilgili vereceğim diğer bir ayete göz atalım. Ayette peygamberimizin ve iman edenlerin Mescidi Haram a girmekte zorlandıkları, engel olunduklarından bahsediyor ve bakın ne diyor.
 
Fetih 27: Andolsun ki Allah, Peygamberine rüyayı doğru çıkardı. Allah dilerse, MESCİD-İ HARÂM'A GÜVEN İÇERİSİNDE, BAŞLARINIZI TIRAŞ EDEREK VE SAÇLARINIZI KISALTMIŞ OLARAK KORKUSUZCA GİRECEKSİNİZ. Allah sizin bilmediğinizi bilir. Bu rüyadan sonra size yakın bir fetih nasip edecektir.( Bayraktar Bayraklı meali)
 
Buradan da anlaşılıyor ki, Mescidi Harama gitmek için engellenenler, tertemiz tıraş olmuş bir şekilde Kabeyi ziyarete girebileceklerini Allah müjdeliyor. BU AYETTE DE TIRAŞ OLMA KONUSU, MESCİDİ HARAMA GİDERKEN YAPILDIĞI ANLAŞILIYOR.
 
Bakara suresi 196. Ayetinde geçen, Hacca ya da Umreye gitmek için engellenen kişilerin, kurban göndermesi ve daha sonra gönderilen kurbanın yerine varıncaya kadar başlarının tıraş edilmemesi konusunu, Fetih suresi 27. Ayetle birlikte anlamalıyız. Fetih suresi 27. Ayetinde, Allah Resulünün rüyasını gerçekleştiriyor ve başları tıraş edilmiş bir şekilde Mescidi Harama girecekleri bilgisi veriliyor.
 
Demek ki Hac ya da Umreye gitmek isteyen, ama engellenen kişiler, kolaylarına gelen kurbanı gönderdikten, belirli bir zaman geçtikten sonra, kurbanın yerine varması sözlerinden çok uzun bir zaman değil, sanki engel kalkıncaya kadar geçen bir zamandan bahsediliyor. Yani Hac ve umreye niyet devam ediyor ki, bu arada bir zaman tanınıyor. Hacca ve Umreye gideceklerin engel ortadan kalktıktan sonra, Mescidi Harama gitmeden tıraş olunması isteniyor, diye ayeti anlamamız sanırım yanlış olmaz. Bu konunun, daha farklı anlamları da olabilir, bunları da araştırmalıyız. Çünkü Hacca ya da Umreye niyet edilmiş, geçici bir engelle karşılaşılmış, bu engel geçinceye kadar bir zaman tanınmış. 
 
Çünkü Kur’an ayetlerinin mutlaka akıl ve mantıklı bir açıklaması vardır. Allah bir emir veriyorsa, bunun akla ve mantığa uyan bir nedeni vardır. Yoksa Allah emir vermiş biz yapalım, araştırmaya gerek yok mantığıyla iman etmek, sağlam bir iman olmaz. ELBETTE ÖNCE VERİLEN EMRİ YERİNE GETİRMELİYİZ, AMA DAHA SONRA ONUN HİKMETİNİ, NEDENLERİNİ AYETİN NE ANLATMAK İSTEDİĞİNİ ARAŞTIRMALIYIZ.
 
Buradan da şunu anlıyoruz. Hacca ya da Umreye niyet ederek, İhrama giren bir insan, tırnaklarını kesecek, dış ve iç temizliğini yapacak, toplumun içine çıkmadan tertemiz tıraşını olarak gidecektir. Burada İhrama girmekden kasıt, bugün bahsedilen dikişsiz kıyafet elbette değildir. Bu FIKIH inancının, geleneklerin dine ilavesidir. Kur'an da geçen İhrama girmek sözünden, Hacca, Umreye niyet etmek, başlamak anlamındadır. Yoksa bugün kü İhram dedikleri kıyafetten, Allah Kur'an da hiç bahsetmez. Allah ın huzuruna tıraş olmadan, gereken temizliğini yapmadan çıkıp, tavafını, ibadetini yaptıktan sonra tıraş olunmasının hiçbir mantığı olmadığı gibi, Kur’an a da uymaz. Tavaf ve ibadetten sonra, saçların kesilmesini, Allah a kendi vücudumuzdan saçlarımızı kurban ettiğimizi söylemek, Kur’an öğretisine uymaz. Lütfen rivayetleri değil, Kur’an ın uyarılarını dinleyelim ve dikkate alalım.
 
Allah emrettiği tüm ibadetleri, bizlere gerektiği kadar Kur’an da açıklamıştır. Bizler ne yazık ki İslam ı Kur’an sınırlarında değil, atalarımızdan intikal eden, rivayet ve sanı bilgilerin ışığında yaşadığımız için, ibadetlerimizi kendi ellerimizle zorlaştırmış ve sonunda işin içinden çıkamaz bir hale sokmuşuz. Kur’an Hac ibadetimizi yapabileceğimiz vakitleri açıklar. Haccın bilinen aylarda, yani haram aylarda, yapılacağını bildirir. İbrahim peygamberimiz döneminde de, bu aylarda yapılmasına rağmen, bugün Hac vakti olarak, yılın birkaç gününe indirgenmesini anlamak, hiç mümkün değildir. 
 
Değerli din kardeşlerim. Kur’an Hac aylarında, yani haram aylarda, savaşı yasaklıyor ve böylece Hac görevinin huzur içinde yapılması için ortamı sağlıyor. Bizler bugün, bu gerçekleri görmemekte ısrar ediyoruz. Haram aylar Recep, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem aylarıdır. Üçü Ramazan ayından sonra başlayıp, art arda gelir. Recep ise bunlardan üç ay önce gelen aydır. Farklı bir düşünce de bu ayların, hepsinin ard arda gelmesi gerektiğini, günümüzde ise farklı kabul edildiğinden bahsedilir. Doğrusunu Allah bilir. Bu konuda elimizde kesin bir kanıt yok. Onun için bugün kabul edileni, bizlerde kabul etmek durumundayız.
 
Allah Kur’an da bahsedilen, haram ayların yalnız sayısını belirlemiş, ama hangi aylar olduğunu, İbrahim peygamberimizden bu yana, değiştirmemek şartıyla, o günkü toplumun kararına bırakmıştır. Ama karar verildikten, mutabakat sağlandıktan sonrada, bir daha bu ayların yerlerinin değiştirilmesinin doğru olmadığı konusunda, Kur’an da bizleri uyarmıştır. Çünkü İbrahim Peygamberimiz zamanında belirlenen bu ayların, bazılarını daha sonraları kendi istedikleri gibi, sayısını sabit tutarak, yerlerini değiştirmeye çalışanların olduğunu, Kur’an da verilen örnekten anlıyoruz.
 
Günümüzde haram ayların, tüm İslam toplumları tarafından kabul gördüğü aylar bellidir. Buna kimsenin de itirazı bugüne kadar olmadığına göre, bizler bu ayları haram aylar kabul edip, Hac görevimizi bu aylarda yerine getirebiliriz. Bakara suresi 197. Ayetinde (Hac, bilinen aylardadır. Kim o aylarda hacca niyet ederse…) diye hükmünü veren Allah ın sözlerini, lütfen göz ardı etmeyelim Ben Kur’an dan bunları anladım. Sizlere de düşen, hiçbir batıl inancın etkisinde kalmadan, Kur’an ı rehber alarak, konuyu Kur’an ışığında anlamaya çalışmak olmalıdır. Lütfen unutmayalım, Allah yemin olsun ki bu kitabı sizler için kolaytlaştırdım diye hüküm verdiyse, Hac görevimizin, yılın bir kaç günü yapılabileceğine asla hükmetmez. Bizi Allah ile aldatanların tuzağına düşmeyelim, Kur'an ı rehber alalım.
 
Ne diyelim bizler Kur’an ı, öpüp başımıza koyuyoruz ve ona böylece saygı gösterdiğimizi zannediyoruz. AMA KUR’AN I AKLIMIZIN İÇİNE, BİR TÜRLÜ SOKAMIYORUZ. Onun içindir ki Allah, İslam toplumunun gönül gözlerini açmıyor, hatta gözlere perde çekiyor, gönülleri mühürlüyor. Lütfen unutmayalım, Rabbimiz sizleri Kur’an dan sorgu suale çekeceğim diye, apaçık hükmünü vermiştir.
 
Rabbimiz, biz İslam toplumları olarak, yaptığımız büyük yanlışımızın farkında olmamızı sağla ne olur. Yoksa bataklığın içinde debelenmekten ve daha da kötüsü namerde muhtaç olmaktan, asla kurtulamayacağız.
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

 

http://hakyolkuran.com/

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

 

 

7
0
0
Yorum Yaz