BAKARA SURESİ 236 VE 237. AYETLERİ NASIL ANLAMALIYIZ.

2016-11-05 15:58:00
 
 
 
Bakara Suresi 236 Ve 237. Ayetleri Nasıl Anlamalıyız.
 

 

Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim iki ayet olacak. Bakara 236 ve 237. ayetler. Bu ayetlere günümüzde, hala farklı anlamlar verilmektedir. Gelin birlikte hem Kur’an bütünlüğünde, hem de üzerinde düşünerek, bizlerde ayetleri anlamaya çalışalım.
 
Bakara 236: Eğer kadınları, KENDİLERİNE DOKUNMADAN VEYA ONLARA BİR MEHİR TAKDİR ETMEDEN BOŞARSANIZ (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçtur. (Elmalı meali)
 
Önce şunu söylemeliyim ki evlenme sözleşmesinin tamamlanması, evliliğin başlaması için, nikâh sözleşmesinin gerçekleşmesi ve anlaşmanın bitmiş olması gerekir. Dikkat ederseniz evlenme konusunda söz verilmiş ama burada kadına verilmesi gereken, Allah ın hükmü yerine getirilmemiş ve MEHİR daha belirlenmemiş. Elbette erkek ve kadın da zaten birleşmediği için, evlilik başlamamış tamamlanmamış bir örnek veriliyor. 
 
Kendi geleneklerimizden örnek verirsek sanki bu durum, evlenmek için bir araya gelmiş, nişan yapılmış, toplum tarafından bunlar evlenecekler artık denen, çiftlerin durumu gibi olduğunu anlıyorum. Bu durumda ayrılma gerçekleşirse bir vebalin, sorumluluğun gerçekleşmediği açıklaması var ayette. Fakat dikkat ederseniz bu durumda bile, yine kendi geleneklerimizden örnekle açıklamak gerekirse, evliliğe hazırlık aşamasında nişanda olduğu gibi, kadına verilenleri geri almayın, hatta yardımcı olun diyor. Şimdi de farklı anlamlar verilen, devamında geçen Bakara suresi 237. ayete bakalım.
 
Bakara 237: Eğer onlara mehir tespit eder de kendilerine el sürmeden boşarsanız, TESPİT ETTİĞİNİZ MEHRİN YARISI ONLARINDIR. Ancak kadının, ya da NİKÂH BAĞI ELİNDE BULUNANIN (kocanın, paylarından) vazgeçmesi başka. Bununla birlikte (ey erkekler), sizin vazgeçmeniz takvaya (Allah’a karşı gelmekten sakınmaya) daha yakındır. Aranızda iyilik yapmayı da unutmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir. (Diyanet meali)
 
Farklı anlamlar verilen, aynı noktada buluşulamayan bu ayeti birlikte düşünelim. İlk çözmemiz gereken konu, NİKÂH BAĞINI ELİNDEN BULUNDURAN KİM.Sorun bu cümlede yatıyor. Ayeti tercüme eden Diyanetin mealine bakalım. Mehir tespit edilmiş, ama kadına el sürülmemiş bir durumda boşanmak istendiğinde, nasıl bir tavır takınılması gerektiğine açıklık getiriyor ayet. Bu durumda kadın, tespit edilen mehrin yarısını almaktan isterse vazgeçebilir diyor. 
 
Diyanetin tercümesinde, nikâh bağını elinde bulunduran sözünden kast edilen kişinin, erkek olduğu anlaşılmış ki, parantez içinde kocanın paylarından diye açıklık getirmiş. Sizce nikah bağını elinde bulunduran dan kast edilen, koca yani erkek mi kast ediliyor? Gördüğünüz gibi kadına verilecek mehirden vazgeçilmesi konu ediliyor. Ayetin devamında ise, yine parantez içinde ayette söylememesine rağmen EY ERKEKLER DİYEREK, SİZİN VAZGEÇMENİZ TAKVAYA DAHA YAKINDIR DİYOR. Çok ilginç değil mi, boşanma kararı veren erkek, Allah ın verdiği hüküm birlikte olunmadığı için tespit edilen mehrin, en az yarısını verin hükmü erkeğe söylenmiş, daha sonrada belirlenen bu miktarın vazgeçmenin erkek için daha takvalı olabileceğini nasıl söyleriz. ALLAH BİR MİKTAR BELİRLEMİŞ, ERKEK EVLİLİKTEN VAZGEÇTİĞİ İÇİN, BURADA BU MİKTARI ALMAKTAN VAZGEÇECEK OLAN, BELİRLENEN MİKTARI ALMA HAKKINA SAHİP OLANLARDIR. Burada anlam karmaşası var, tercüme edilen ayet gerektiği gibi anlaşılmıyor, hatta yanlış anlaşılıyor. Allah ayetlerini açık seçik bildirmiştir, yanlış anlaşılacak şekilde asla göndermez. Yanlış anlaşılmalara neden olan bizleriz, yanlış inançlarımızdır. Ayetin sonunda da Allah aranızda iyilik yapmayı unutmayın diyor lütfen dikkat. Şimdide farklı bir meale bakalım.  
Bakara 237: Kendilerine mehir tayin ederek evlendiğiniz kadınları, temas etmeden boşarsanız, tayin ettiğiniz mehrin yarısı onların hakkıdır. ANCAK KADINLARIN VAZGEÇMESİ VEYA NİKÂH BAĞI ELİNDE BULUNANIN (VELİNİN) VAZGEÇMESİ HALİ MÜSTESNA, affetmeniz (mehirden vazgeçmeniz), takvaya daha uygundur. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayın. Şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür. (Diyanet vakfı meali)
 
Bakın bu tercümede parantez içinde, daha farklı bir anlam verilmiş, NİKÂH BAĞI ELİNDE BULUNAN SÖZÜNE. Kadına verilecek paydan vazgeçebilecekleri sayarken, kadının bizzat kendisi ve birde kızın velisi, bakmakla yükümlü olduğu kişi, anne basından bahsediyor. Bu kişilerin, böyle bir durumda alacakları mehirden vazgeçmesinin, daha uygun olacağını söylüyor ayet.  Eğer nikâh bağından kasıt, evlilikte tek yetkili, söz sahibi, yalnız erkek olsaydı, boşanma konusunda kadın erkeğin izni olmadan eşini boşayamazdı. Ama Kur’an a baktığımızda, kadın kocasından memnun değilse boşanabileceğini söyler. 
 
Evliliğin ilk adımı, erkeğin ailesinden kızı istemekle başlar. Bu her toplumda, gelenekte genelde böyledir. Yani önce anne-babasından, ya da onu büyüten büyüğünden istenir, onların rızası, izni alınır. Hatta aileler aralarında konuşurlar çocuklara neler yapalım, ne kadar takı takacaksınız, ya da eski tabirle kızımıza ne kadar mehir vereceksiniz, konularını aile büyükleri konuşur ve evlilik kararını iznini onlar verir. 
 
Buradan da anlaşılıyor ki, çiftlerin ilk evliliklerine izin veren, yani ilk NİKÂH BAĞINI ELİNDE TUTAN AİLE BÜYÜKLERİDİR. Dikkat ederseniz cümlede, NİKÂHI ELİNDE TUTAN DEMİYOR, nikâh bağı tabirini kullanıyor. Buradaki nikâh bağı, nikâhın oluşumunda karar verenler, nikâhın bağlanmasını sağlayanlar, emeği geçenler anlamındadır. Ayette de bahsedilen şartlarda, boşanma durumunda MEHİR konusunda söz sahibi, boşanan kadın karar vereceği gibi, ailelere MEHİR KONUSUNDA söz verilmiş aile büyükleri de mehir konusunda söz sahibi olması gerekmez mi sizce? Elbette gerekir. Benimde ayetten anladığım, NİKÂH BAĞI ELİNDE OLAN SÖZÜNDEN, daha önce söz verilmiş ve kız alınmış konumundaki, aile büyükleri VELİLER kast ediliyor.  
 
Nikâh bağı elinde bulunduran sözünden kasıt, ÇİFTLERİN İLK EVLENMELERİNDE, SÖZ SAHİBİ OLAN KİŞİLER OLARAK ANLAMALIYIZ.Yoksa çiftler kendi aralarında mutlu ve huzurlu yaşarken, aile büyüklerin kendi aralarında yaptığı münakaşadan ve kavgaları sonucu çiftleri ayırabilecek yetkilerin olduğunu, ayetten asla anlayamayız. AİLELERİN ÇOCUKLAR EVLENİRKEN, SÖZ SAHİBİ OLDUKLARINI, BAKARA 232. AYETTE GÖRÜYORUZ. Çiftler geçimsizlik yüzünden ayrılmış, daha sonra barışmışlar, tekrar evlenmek istiyorlarsa, bu durumda aile büyüklerinin, yani yakınlarının tekrar aynı kişiyle evlenmelerine, ENGEL OLMAYINIZ DİYE UYARIR. Demek ki istendiğinde evlenecek kıza, engel olabilecek, izinlerinin alınması gerektiği bir aile var. SİZCE DE ANNE BABANIN, YETİŞTİRDİĞİ EVLADI ÜZERİNDE, BÖYLE BİR İZNİNİN OLMASI GEREKMEZ Mİ?
 
Bu konuda ayete, daha farklı açıklamalar yapan, tercümelere de bakalım. Sayın Süleyman Ateş, o bölümü şöyle yazmış. ((Erkekler,) Sizin affetmeniz (müsamaha gösterip mehrin tümünü vermeniz) takvaya daha yakındır) demiş. Eğer böyle anlarsak, ayetin başında Allah ın verdiği hükme ters düşmüş oluruz. Allah ne diyordu? Kadınlara verilecek mehir tespit edilmiş olup, ama el sürmeden boşarsanız, tespit ettiğiniz mehrin yarısı onlarındır diye hüküm vermişti. Bu durumda Allah ilk önce takvaya uygun bir karar vermedi de hâşâ, daha sonra yarısını değil de, hepsini mi vermenin takvaya daha uygun olduğuna karar verdi. Bakın ayeti böyle anlarsak, kendi içinde çelişiriz.
 
Bu konu üzerinde tekrar fikir jimnastiği yapalım. Yanlış yapmaktan Allah a sığınırım. Ayette bahsedilen, erkek kadınla birleşmeden ayrılmak istiyorsa, mehir de belirlenmiş ise, belirlediğiniz mehir in yarısını verin diye hükmünü veriyor Allah. DÜŞÜNCEMİZİ VERİLEN HÜKÜM ÜZERİNDEN YAPMALIYIZ, HÜKMÜ YARGILARCASINA DÜŞÜNEMEYİZ. Devamında dikkat ederseniz, iki yetkili kişi var ve bu kişilerin bir şeyi bağışlayacağından, vazgeçmesinden bahsediliyor. Vazgeçmek bir şeyi çoğaltmak, artırmak anlamında değil, tam tersine hakkından vazgeçmesi anlamındadır unutmayalım. Her ikisi içinde dikkat ederseniz, aynı kelime kullanılıyor. Lütfen dikkat, BAĞIŞLAMAK YA DA ALACAĞINDAN VAZGEÇMEK, BİR İNSANIN KENDİ HAKKINI KARŞISINDAKİNE VERMESİDİR. Burada alacaklı olan kadın, hakkından vazgeçecekte kadın. Erkeğin hakkını Allah kesmiş ve daha önce belirlenen mehir in yarısını ver demiş.  Böyle bir durumda, Allah ın verilmesini emrettiği pay kimin hakkıdır ki ondan vazgeçsin? Hâşâ Allah kadına eksik bir mehir mi tespit etti de, tamamını vermenin daha uygun olduğu söyleniyor. Çünkü vazgeçmek ya da bağışlamak, kendi hakkı olan bir şeyi verirken geçerlidir. Bu haktan kadının vazgeçmesi, yani Allah ın tespit ettiği mehirin yarısını almaktan vazgeçerek, erkeğe bağışlayabileceğini söylüyor. Yani kadın kendi hakkından vazgeçiyor, almıyor. 
 
Burada nikâh bağını elinde bulunduran kelimesini, koca yani erkek olarak anlarsak, aynı kelimeyi bu sefer tam zıt anlamda kullanmış oluruz. Kadına gelince, Allah ın hükmettiği hakkını almamak, kocanın da Allah ın hükmettiği haktan fazla vermek anlamında kullanmış oluruz ki, bu anlam karmaşası yaratır. Ayetin sonunda ise bu iki yetkiliye tavsiyede buluyor Allah ve diyor ki, AFFETMENİZ, BAĞIŞLAMANIZ DAHA UYGUN BİR DAVRANIŞTIR. Bu tavsiye her iki kişiye de dikkat ederseniz, kelime olarak aynı anlamda kullanılmış. Eğer kadına hakkından vazgeç, bağışla erkeğe sende tamamını ver diye anlarsak, mantık hatası yaparız, ayeti de yanlış anlarız. Her iki tarafa Allah ın tavsiyesi, alacaklı olan tarafa hitaben, böyle bir durumda alacağınızı almaktan vazgeçin, bağışlayın, çünkü evlenme tam olarak gerçekleşmemiş tavsiyesinde bulunuyor. Allah ın belirlenen mehrin yarısına hükmetmesinin nedeni de, bu tür yollara yani boşanmalara yönelinmesini önlemek, caydırıcı olması adınadır. Bu durumdaNİKÂH BAĞINI ELİNDE BULUNDURAN sözünden, erkek yani koca olduğunu söyleyemeyiz. Çünkü erkek alacak durumda değil, veren durumunda. Alacaklı kız tarafı. Bağışlayan, affedende erkek olamaz, kız tarafı olduğu anlaşılıyor.
 
Sayın Bayraktar Bayraklı nın, parantez içinde kendi düşüncelerini yazmadan, verdiği meale bakalım şimdi de.
 
Bakara 237: Eğer onları, cinsel ilişkiye girmeden boşar da, mehir tayin etmiş bulunursanız, o vakit üzerinize düşen yükümlülük, TAYİN ETTİĞİNİZ MEHRİN YARISINI VERMEKTİR. ANCAK, KADINLARIN VAZGEÇMESİ VEYA NİKÂH BAĞI ELİNDE BULUNANIN VAZGEÇMESİ HALİ MÜSTESNA! MEHİRDEN VAZGEÇMENİZ TAKVAYA DAHA UYGUNDUR. Aranızda iyilik ve ihsanı unutmayınız. Şüphesiz ki Allah, yapmakta olduklarınızı hakkıyla görür. (Bayraktar Bayraklı meali)
 
Bu tercümeden ben şunu çıkardım. Parantez içine yazılanlar, bazen ne yazık ki ayetin anlamını değiştiriyor ve Allah ın bahsetmediği bir anlamı veriyor, okuyanında kafasını karıştırıyor. Yalnız bu ayeti okuyan bir insan, şunu anlar ayetten. Evlenmiş, birleşme olmamış ama mehir tespit edilmiş bir erkek, eşinden boşanırken, Allah ın koyduğu kanun, kadını korur niteliğinde ve caydırıcı olması adına konmuş bir hüküm olduğu anlaşılıyor. Devamında ise, boşanma durumunda, Allah ın koyduğu bu hükmü kaldıracak, vazgeçecek kişileri sayıyor ve diyor ki, BU HAKTAN ANCAK KADININ BİZZAT KENDİSİ VE NİKÂH BAĞI ELİNDE BULUNANLAR VAZ GEÇEBİLİR. Devamında da bu iki yetkili kişilere de seslenerek Allah,  mehrin tamamından vazgeçmeniz, takvaya daha uygundur diyor. Peki neden, çünkü evlilik tam olarak gerçekleşmemiş ve evliliğin gereği tamamlanmamış. Nikâh bağını elinde bulunduran dan neyi kast edildiğini, eğer doğru anlayamazsak, ayeti de tam anlayamayız. Bunu anlamak için, Kur’an ı bir bütün olarak düşünmeliyiz.
 
Bu ayet ile ilgili, hem kendi düşüncemi, hem de farklı düşünceleri sizlere sundum. Sizlere düşen kendi imtihanınızı kendiniz vermek adına araştırmak ve üzerinde düşünmek olmalıdır. Bende bir insanım, yanlış anlayabilirim, yanlışımı Rabbim affetsin. 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

 

59
0
0
Yorum Yaz