HACER'ÜL ESVED TAŞI VE GERÇEKLER.....

2016-06-26 09:33:00
HAZİRAN
 
Hacer ül Esved Taşı Ve Gerçekler......
 

 

 
Bugünkü yazımın konusu, Kâbe yi tavaf ederken elle selamlanan ve kutsallığına inanılan, Hacer’ül Esved taşı hakkında olacaktır. Gelin önce geleneksel İslam ın, bu konuda kabul ettiği rivayetlere bakalım kısaca. 
 
(Rivayete göre, Hz. İbrahim, Kâbe’nin inşasını bitirdikten sonra, oğlu İsmail ile tavafa başlangıç sırasını bildirmek için: “İsmail, bana bir taş getir de tavafın nereden başlayacağını işaret edeyim.” dedi. Hz. İsmail de Cebel-i Kubeys'ten bir taş alıp babasına verdi. O da tavafın başlayacağı bugünkü Kâbe’nin köşesine taşı koydu.)
 
(Rivayete göre İbrahim peygamberimiz, bu taşı Kâbe nin köşesine yerleştirmiştir. Ebu Davud un rivayet ettiği bir hadise göre, HACER’ÜL ESVED ALLAH IN SAĞ ELİDİR. Hacılar tavafında selamlaşmasını onunla yapar, ellerini kaldırarak ona selam verirler. Tirmizi nin Sünen’ inde kaydedilen bir hadise göre, TAŞIN CENNETTEN İNDİĞİ, ilk zamanlar bembeyaz olduğu, ancak günahkârların günahlarıyla karardığı ifade edilir. )
 
(Hacer’ül-Esved, melekler tarafından, peygamberler tarafından ve Efendimiz Muhammed Aleyhisselam tarafından öpülmüştür. Hacer’ül-Esved'i öpmek, Cenab-ı Hakk'ın saltanat-ı İlahiyesine kurbiyete (yakınlığa) bir işaret olması itibariyle hürmet, teslim ve ikrar manasını ifade eder. İşte bunun içindir ki, Hz. Ömer Efendimiz “Vallahi seni öpüyorum. Senin taş olduğunu, zarar ve fayda veremeyeceğini de biliyorum. Eğer Resulullah'ın seni öptüğünü görmeseydim, seni öpmezdim.” demiştir.)
 
(Rivayete göre HACER’ÜL ESVED KIYAMET GÜNÜNDE KÂBE’Yİ TAVAF EDENLERE ŞAHİT OLACAĞINDAN bunu aşk ile yapmak gerekir. Ellerini kaldırıp ona selam verenlerin parmak izlerinin kayıt altına alınacağı ve mahşer günü bu yolla kayıt altına alınan bu kişiye Hacer’ül Esved in şahit ve şefaatçi olacağına inanılmaktadır.)
 
(Kâbe-i muazzamanın doğu köşesinde bir buçuk metre kadar yükseklikte bulunan ve Cennet yakutlarından olan parlak, siyah taş.  İbrahim Aleyhisselam ile oğlu İsmail Aleyhisselâmın birlikte Kâbe'yi inşa ettikleri sırada, melekler taş getirerek İsmail Aleyhisselâma yardım ettiler. Sıra Hacer’ül-Esved e gelince, İbrahim Aleyhisselâm; "Ey İsmail! İyi bir taş getir ki, hacılara işaret olsun" buyurdu. İsmail Aleyhisselâm bir taş getirdi. İbrahim Aleyhisselâm; "Bundan daha iyi bir taş getir" buyurunca; EBÛ KUBEYS DAĞINDAN; "CEBRAİL ALEYHİSSELÂM, TUFANDA BANA BİR TAŞ EMANET ETTİ. GEL ONU AL!" DİYE BİR SES İŞİTTİ. Bunun üzerine Hacer’ül-Esved taşı Ebû Kubeys dağından alınıp, Kâbe'deki yerine yerleştirildi. )
 
Yukarıda birbirinden farklı örneklerini verdiğim, rivayetleri okudunuz. Şimdide bu rivayetlerin doğru olup olamayacağını gelin birlikte, Allah ın bizlere, rehber olsun diye gönderdiği Kur’an ile karşılaştıralım. Lütfen unutmayalım, tüm söylenenler ve inanılan bilgiler RİVAYETRivayetler imanımızı ne kadar çok etkiliyor, düşündürücü değil mi? Ama Kur’an gerçeklerinin, farkında olan bile yok.Acaba tüm bu söylenenleri, peygamberimiz kabul etmiş ve bu taşın kutsallığına inanmış olabilir mi?
 
İlk önce sizlere, Kur’an dan bir örnek vermek istiyorum. Rabbimiz ne diyordu.SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM. KUR’AN IN İPİNE SARILIN.Eğer bu ve buna benzer yüzlerce ayete iman ediyorsak, yazacaklarımı lütfen dikkatle düşününüz. Cahiliye döneminde Ehli kitabın yaptığı çok büyük bir yanlış vardı hatırlayınız. O günkü toplumun kutsallaştırdığı, toplum tarafından çok sevilen üç kişinin heykelleri yapılıp, KABENİN İÇİNE KOYARAK, BUNLARDAN ŞEFAAT DİLİYORLARDI. Yani Allah ile aralarında aracı yapılıyordu. Bakın Allah bu konuda nasıl uyarıyor. Sanırım bu ayetten konumuzla ilgili, alacağımız çok ama çok büyük dersler var. 
 
Necm 19: Siz de gördünüz değil mi o LÂT VE UZZA'YI? 20. Ve üçüncü olarak da öteki (put) MENAT'I? 21. Size erkek O'na dişi öyle mi? 22. Öyle ise bu çok insafsızca bir taksim. 23. ONLAR HİÇBİR ŞEY DEĞİL, SIRF SİZİN VE BABALARINIZIN TAKTIĞINIZ (BOŞ) İSİMLERDİR. ALLAH ONLAR HAKKINDA HİÇBİR DELİL İNDİRMEDİ. Onlar yalnız zanna ve nefislerin sevdasına uyuyorlar. HÂLBUKİ ONLARA RABLERİ TARAFINDAN YOL GÖSTERİCİ GELMİŞTİR. (Elmalılı meali)
 
Allah ın ayette çok dikkatle, altını çizdiği uyarılara bakar mısınız lütfen. Sizin değer verdiğiniz, hatta şefaatçi edindiğiniz bu kişiler, sizlerin, atalarınızın nefislerinin uydurmalarıdır diyor. Devamında ise yazımızın asıl konusuna delil olacak bir bilgiyi de veriyor bizlere Rabbimiz ve bakın ne diyor.
 
(ALLAH ONLAR HAKKINDA, HİÇBİR DELİL İNDİRMEDİ.)
 
Bakar mısınız lütfen, Rabbimiz ne güzel açık örnekler veriyor bizlere, ama bizler gözlerimizi Kur’an a kapayıp, batıla, rivayetlere açtığımız için yanılmaya ve yoldan sapmaya devam ediyoruz. Ayetin sonunda bakın Allah bizleri nereye yönlendiriyor. Hâlbuki onlara, Allah tarafından yol gösterici kitaplar gönderilmiştir diyor. Tabi Kur’an a bakan, ona danışan varsa ancak, yapılan yanlışları fark edebilir. O günkü toplumlarda, bizim yaptığımız yanlışı yapmışlar, Allah ın gönderdiği kitaplara hiç bakmamışlardı. Buradan alacağımız kıssadan hisseye gelince. Allah ın Kur’an da açıklamadığı, bilgisini vermediği hiçbir şeyi peygamberimiz asla din adına kabul etmemiş ve hayatına geçirmemiştir. Bizlerde peygamberimizi örnek aldığımıza göre, izleyeceğimiz yol çok açıktır. Allah ın Kur’an da açıklamadığı, izah etmediği, hüküm vermediği hiçbir şey, bizleri din adına asla bağlamaz. Bu uyarıya uymazsak, Allah ın yolundan sapmış oluruz. 
 
Sonuç olarak şunu açıkça söyleyebiliriz. Hacer’ül Esved taşına nispet edilen bilgilerin, hiç birisi doğru değildir. Tüm bu söylenenleri kabul eden, Allah ın uyarı ayetlerini inkâr etmiş sayılır, hatırlatırım. Çünkü din adına bizlerin kanıtı yalnız Kur’an dır. Bunu ben söylemiyorum Kur’an söylüyor. Bir taşın, bizlerin el ve parmak izlerini kayıt altına alarak, mahşerde şefaat edeceğini, bu kişinin Hac görevini yaptığına şahit olacağını söylemek, cahiliye dönemi inançlarındandır ki, Allah bunu yaptıkları için, o günkü toplumu uyarmıştır. Yaptığımız her şeyi kayıt altına alan, yanı başımızda Meleklerin olduğunu unuttuk mu? 
 
Peygamberimizin bu taşı kutsal kabul etmesi, onu öperek kutsallaştırması mümkün değildir. Çünkü peygamberim ÜMMİYDİ. Söylendiği gibi ümmi olmak, okuryazar olmayan değil, Kur’an a göre, Ehli kitaba tabi olmayan anlamındadır. Peygamberimiz Ehli kitabın, yoldan çıkmış halini gördüğünden onlara tabi olmamış ve yapılan yanlışların, inançların hiç birisini de, daha sonra kabul etmemiştir. Çünkü Allah bu konuda elçisini uyarmıştır. 
 
Ne yazık ki bugün biz Müslümanlar, öyle yanlış bilgi ve rivayetlerle İslam ı yaşıyoruz ki, nelerin doğru, nelerin yanlış olduğunu Kur’an ile hiç sorgulamıyoruz. Çünkü her şey Kur’an da olmaz, fikrine inandırılmışız.  Mescid-i Haram ziyaretimde de şahit olduğum, Hacer’ül Esved taşını selamlama konusu, ne yazık ki tüm ziyaretçiler tarafından çok özenle yapılmakta, hatta bu taşa el sürmek ve öpmek için, inanılmaz gayretler sarf edilmektedir.  Bu durumda, bizlerin cahiliye döneminden ne farkımız var. O GÜNKÜ TOPLUMUN YAPTIĞI YANLIŞ, KABEDEKİ HEYKELLERDEN/PUTLARDAN ŞEFAAT-YARDIM BEKLİYORLARDI. BUGÜNDE AYNI YANLIŞI BİZLER YAPARAK, ALLAH IN TEK KELİME BİLE BAHSETMEDİĞİ BİR TAŞTAN, MEDET UMUYORUZ.
 
Lütfen birlikte şöyle düşünelim bir an. Kur’an ın diğer ayetlerinde verdiği kıssadan hisselerden örnek alarak, Allah mahşer günü bizleri hesaba çekeceği O çetin gün, şöyle bir soru sorsa peygamberimize şahit olarak çağırdığında, sizce Allah ın elçisi nasıl bir cevap verirdi. 
 
(Ey resulüm, sen mi söyledin ümmetine, Hac yapmaya geldiğinizde, Hacer’ül Esved taşı kutsaldır, cennetten gelmiştir, onu saygı ile selamlayın, sizleri kayıt altına alarak, mahşer günü sizlere şahit ve şefaatçi olacak diye. Onu ümmetine örnek olsun diye öptün mü?)
 
Sizce böyle bir soru karşısında, bizlere şahit olsun diye çağrılacak olan, örnek insan Hz. Muhammed nasıl bir cevap vermiştir Allah a? Lütfen bu sorunun cevabını önce herkes, kendi nefsine özellikle vermelidir. Ama benim içim rahat değil, Allah ın Kur’an da diğer örneklerinden yola çıkarak, elçisinin verebileceği cevabı tahmin ediyorum. Allah ın izniyle, şöyle cevap vereceğinden eminim.
 
(Hâşâ! Seni tenzih ederim Rabbim; Hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim, sen onu şüphesiz bilirdin. BEN ONLARA, SADECE BANA BİLDİRDİKLERİNİ SÖYLEDİM.)
 
Din kardeşlerime, tekrar hatırlatmak isterim. Böyle kutsal bir taş olsaydı, Allah Hac görevini yapanlar için, bu konu hakkında, mutlaka bizlere bahseder ve gereken bilgiyi Kur’an da verirdi. Hac konusunda bilgi veren Kur’an, öyle titiz davranıyor ve diyor ki, Safa ve Merve tepelerini ziyaret etmenizde, SİZLER İÇİN SAKINCA YOKTUR. Demek ki Allah ın zikretmedi konuları, bunlarda Haccın gerekleridir demek, Allah huzurunda sakıncalı demektir. 
 
Hatırlayınız lütfen, Rabbimiz bizleri nasıl uyarıyordu. EMİN OLMADIĞIN BİLGİNİN ARDINA DÜŞME, SORUMLU TUTARIM. Ne dersiniz bu uyarılar bizleri hiç mi ilgilendirmiyor. Batıl, rivayet ve sanı çok daha mı önemli bizler için? Yorum ve karar sizlerin. 
 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
 
 

31
0
0
Yorum Yaz