KUR'AN DA GEÇEN KIBLE SÖZÜNDEN NE ANLAMALIYIZ.

2015-09-08 18:41:00
 
Kur’an ayetlerini doğru anlayabilmemiz için, ilk önce Kur’an ın diğer ayetlerine müracaat etmeli, onlardan yardım almalıyız. Çünkü Yaradan, Kur’an ın kendisini açıklayan, eşi benzeri olmayan bir nur, ışık olduğunu söyler bizlere. Sakın emin olmadığınız bilgilerin, ardına düşmeyin diye de uyarır. Allah ın ayetlerinde, bizlere ne anlatmaya çalıştığını, Kur’an dan değil de, rivayet kaynaklardan anlamaya çalışırsak, asla doğru anlamamızın, mümkün olamayacağını bilmeliyiz.
 
Kur’an ın en çok zikrettiği ve bizlerden isteği ibadetlerden birisi de, namaz kılmaktır. Günümüzde namazımızı kılarken, Mescid-i Haram a dönerek kılarız. Peki, bu yöne dönerek namaz kılmamızı, Allah mı Kur’an da emretmiştir? Gelin bu konuyu, hiçbir etki altında kalmadan, önce Kur’an a danışalım, daha sonrada rivayet hadisler bu konuda neler söylüyor, bu söylenenleri akıl ve Kur’an süzgecinden geçirelim ki, gerçek doğrulara ulaşabilelim.
 
Önce Mescid-i Harama dönerek, namazlarımızı kılmamız gerektiğine delil gösterdikleri ayetlere bakalım. Gerçekten Allah, namazlarınızı kılarken, bu yöne dönerek mi kılın diyor? Yoksa bizlere, başka bir şeyler mi anlatıyor ayet.
 
Bakara 144: Biz senin, YÜZÜNÜN HABİRE GÖĞE DOĞRU ÇEVRİLDİĞİNİ ELBETTE GÖRÜYORUZ. HOŞLANACAĞIN BİR KIBLEYE SENİ ELBETTE DÖNDÜRECEĞİZ. Artık yüzünü Mescid-i haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.
 
Önce yukarıdaki ayeti anlamaya çalışalım. Siz yukarıda yazılan ayette namaz ( salât) kelimesini gördünüz mü? Yani namazlarınızı kılarken, şu istikamete dönerek mi kılın diyor? Lütfen bu konu üzerinde düşünelim. Bakın aynı ayeti başka bir mealden nakletmek istiyorum.
 
Bakara 144: (Ey Muhammed!) Biz senin çok defa yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu (vahiy beklediğini) görüyoruz. (Merak etme) elbette seni,hoşnut olacağın kıbleye çevireceğiz. (Bundan böyle), yüzünü Mescid-i Haram yönüne çevir. (Ey Müslümanlar!) Siz de nerede olursanız olun, (NAMAZDA) yüzünüzü hep onun yönüne çevirin. Şüphesiz kendilerine kitap verilenler, bunun Rablerinden (gelen) bir gerçek olduğunu elbette bilirler. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.
 
Dikkat ettiyseniz, ayette namaz kelimesi geçmediği halde, ayeti tercüme edenler, parantez içine özellikle NAMAZ sözcüğünü koymuşlar. Yani Allah zikretmemiş, açıklamamış ama aslında Allah namazlarınızda, Mescid-i Harama dönün namaz kılarken demek isteniyor anlamı verilmiş. HÂŞÂ YOKSA BİRİLERİ, EKSİK Mİ TAMAMLAMA PEŞİNDE.
 
İşte bizler ayetleri, Allah zikretmediği halde, böyle kendi rivayet düşünce ve itikatlarımız doğrultusunda, bakın nasıl da yönlendiriyoruz. Böylece asıl anlamından da sapmış oluyor. Konuyla ilgili diğer ayetlere bakmaya devam edelim.
 
Bakara 145: Yemin olsun, Ehlikitap'a sen her türlü mucizeyi getirsen de onlar SENİN KIBLENE UYMAZLAR; sen de ONLARIN KIBLESİNEuymayacaksın. ONLAR BİRBİRLERİNİN KIBLESİNE DE UYMAZLAR. Eğer sen, ilimden nasibin sana geldikten sonra onların boş ve iğreti arzularına uyarsan, işte o zaman kesinlikle zalimlerden olursun.
 
Şimdi de bu ayet üzerinde düşünelim. Bahsedilen kıblenin anlamı, sizce namaz kılarken döneceğimiz bir yer mi, yoksa KIBLE SÖZCÜĞÜNÜN çok daha farklı bir anlamı mı var. Ayetlere baktığımızda tek bir kelime bile salât, yani namazdan bahsetmiyor. Peki, kıbleden kasıt ne olabilir?
 
KIBLE SÖZCÜĞÜNÜN ANLAMINA BAKTIĞIMIZDA, DOĞRU TARAF, İZLENECEK İSTİKAMET, SIKINTILI BİR DURUMDA YARDIM UMARAK BAŞVURULAN, TAKİP EDİLECEK DOĞRU YÖN OLDUĞUNU GÖRÜRÜZ.
 
Bu bilgiler ışığında, yukarıdaki iki ayeti anlamaya çalışalım şimdi de. Peygamberimiz gökyüzüne başını çevirip, sık sık dua ettiğini anlıyoruz ayetten. Peki, ne için dua ediyor olabilir peygamberimiz? Elbette bulunduğu ortamda ki yaşanan yanlışlara, sapkın hurafe itikatlara üzülüp, Allah dan istediği yardım, kendisini doğruya yönlendirmesi arzusu ile dua ettiği çok açık değil mi? Allah da bu isteğini karşılayıp ne diyor elçisine? SENİN HOŞLANACAĞIN BİR KIBLEYE, YANİ YÖNE SENİ DÖNDÜRECEĞİZ.
 
Dikkat ederseniz ben ayetleri rivayetlere göre değil, Kur’an ın bütünlüğünde anlamaya çalışıyorum. Peki, rivayetlere göre anlamaya çalışanlar bu sözlerden ne anlamışlar, şimdide ona bakalım.
 
(Eskiden namazlar Yahudilerin kutsal yeri olan Mescidi Aksaya (Beytul Makdis e) dönerek kılınıyormuş. Yahudiler bununla da öğünüyorlarmış. Bu Allah ın elçisinin hiç hoşuna gitmediği için Allah a yalvarıp, kendisinin de istediği Mescidi Harama yönelip, namaz kılmayı istediğinden Allah, elçisinin isteğini duyarak bu ayeti gönderdiği söyleniyor ve bu ayetten sonra namazlar M.Aksaya değil M. Harama a dönerek kılınmaya başlandığı anlatılıyor.)
 
Peki, dostlar, bu bilgiler nereden alınmış diye neden sormuyoruz. İşte ayetlere kendimizce anlamlar yüklersek, böylece Rabbin asla Kur’an da bahsetmediği bir sonuca varırız. BU BİLGİLER NEDEN KUR’AN DA YOK, DİYE NİÇİN SORAN YOK. 
 
Bakara 145. ayette, aslında KIBLE konusundan Kur’an ın neyi kast edildiği, çok açık anlaşılıyor. Eğer ayetleri rivayetlerle anlamaya çalışmazsak tabi ki. Ehli Kitap dan bahsederek Allah, onlara ne kadar mucize bile getirsen, SENİN KIBLENE YANİ SENİN İZLEDİĞİN YOLUNA, SANA EMREDİLENE UYMAZLAR DİYOR. SENDE SAKIN ONLARIN KIBLESİNE YANİ ONLARIN TAKİP ETTİKLERİ YOLA,  UYMA DİYEREK İKAZ EDİYOR. DİKKAT ÇEKİCİDİR, EHLİ KİTAP BİR BİRİNİN KIBLESİNE BİLE UYMADIĞI BİLDİRİLİYOR. 
 
Kıbleden kasıt namazda yöneleceğimiz istikamet olsa, Allah neden bu sözleri söylesin. Allah kitap ve resul gönderdiği, her topluma farklı bir kıble emredip, tek din olan İslam ın en önemli ibadetinde, Ehli Kitap arasında ayrım yapar mı?
 
Allah Ehli Kitaptan bahsederek, onlar birbirilerinin de kıblesine uymazlar, çünkü onlar kendi aralarında FARKLI YOL, KIBLE, İNANÇ üzerinde oldukları bilgisini vurguluyor. Ayetin sonunda Allah ın söylediği ise, KIBLE sözünden neyi kast ettiği çok açık anlaşılıyor ve bakın ne diyor.
 
(EĞER SEN, İLİMDEN NASİBİN SANA GELDİKTEN SONRA ONLARIN BOŞ VE İĞRETİ ARZULARINA UYARSAN, İŞTE O ZAMAN KESİNLİKLE ZALİMLERDEN OLURSUN.)
 
Buradan da anlaşılıyor ki Allah elçisine, SANA İNDİRDİĞİM İLİM YANİ KUR’AN SENİN KIBLENDİR, İZLEYECEĞİN YOLDUR DİYOR. Sakın sana indirdiğim kıblenden, KUR’AN DAN sapma diyerek uyarıyor. Şimdide ayette geçen, şu sözlerden ne kast ediliyor ona bakalım.
 
(Artık yüzünü Mescid-i haram yönüne çevir. Nerede olsanız, yüzünüzü Mescid-i haram yönüne döndürün.)
 
Hemen düşünelim. M. Haram neyin sembolüydü? İbrahim i tüm dinlerin sembolü. Allah ne diyordu bize? İbrahim peygamberimiz, bizlerin atası olduğu ve bizlerin Hanif İbrahim in dininden olduğumuz anlatılıyordu ayetlerinde. Hatta bizlere farklı bir din gönderilmediği, M. Haram ın İbrahim peygamberden bu yana, tüm Ehli Kitabın burada birleştiği, birlikte ibadet ettikleri anlatılıyor ve M. Haram ın Allah ın doğru yolunun, bir merkezi, sembolü olduğu anlatılamaya çalışıyordu. Bu konu ile ilgili bir ayet hatırlatmak istiyorum sizlere.
 
Nisa 125: İyilik yaparak KENDİSİNİ ALLAH'A TESLİM EDEN ve İbrahim'in dinine dosdoğru olarak tâbi olan kimseden, din bakımından daha iyi kim olabilir? Allah, İbrahim'i dost edinmişti.
 
Ali imran 68: Doğrusu onların İbrahim'e en yakın olanı, ona uyanlar, şu Peygamber ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin dostudur(Velisidir). 
 
Allah özellikle İbrahim peygamberimize atıfta bulunarak bizlere çok önemli bir işaret veriyor.
 
Bakın ayette bahsedilen, nerede olursanız olun, yüzünüzü M. Haram a çevirin sözünün asıl amacı, böylece ortaya çıkıyor. NEREDE YA DA KİMLERDEN,  OLMAMIZIN HİÇBİR ÖNEMİ YOKTUR. ÖNEMLİ OLAN TÜM İMAN EDENLERİN, HANİF İBRAHİM İN DİNİNDE ÖZDE BİRLEŞMESİ BÖLÜNMEDEN, PARÇALANMADAN ALLAH IN İPİNE SARILIP, TEK YOLDA GİTMESİDİR DİYOR. Lütfen tekrar dikkatle ayetleri okuyunuz, asla namaz kılarken, bu yöne dönün öyle namazlarınızı kılın diye Kur’an da geçmez. Sizlere bu konu ile ilgili, iki ayet daha hatırlatmak istiyorum.
 
Bakara 149: Nereden çıkarsan çık, YÜZÜNÜ MESCİD-İ HARAM'A DÖNDÜR. BU, ELBETTE RABBİNDEN GELEN GERÇEKTİR. Allah, yaptıklarınızdan habersiz değildir.
 
Bakara 150: Nereden çıkarsan çık, yüzünü Mescid-i haram'a çevir. NEREDE OLURSANIZ OLUN, YÜZÜNÜZÜ ONA DOĞRU ÇEVİRİN Kİ, İNSANLARIN ELİNDE SİZİN ALEYHİNİZE BİR DELİL BULUNMASIN. Onların zulme sapanları müstesna. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. YÜZÜNÜZÜ MESCİD-İ HARAM'A DÖNÜN Kİ, ÜZERİNİZDEKİ NİMETİMİ TAMAMLAYAYIM. VE BU SAYEDE GÜZELİ VE İYİYİ BULMANIZ DA UMULMAKTADIR.
 
Sizce yukarıdaki iki ayette bahsedilen, nerden çıkarsanız çıkın yüzünüzü M. Haram a döndürün sözüyle, ne kast ediyor olabilir? Namaz kılarken bu taraf dönün demiş olsaydı, bunu açıkça söylerdi ama ayetler çok farklı şeyleri anlatıyor. Çünkü Allah ayetlerini açık, anlaşılır ve birçok örneklerle verdik ki anlayasınız diyordu. Lütfen şu soruyu kendimize soralım. Allah namazlarınızı kılarken, daha önce M. Aksaya dönüyordunuz, artık değiştirdim, bundan sonra M. Harama dönerek kılın diye, tek bir bilgi dahi vermediği halde, bizlerin rivayetlerin öğretisiyle bunlara inanmamız doğru olur mu? M. Haram  tarafına dönmemiz, Allah dan gelen bir gerçek olduğu söyleniyor. Bu gerçek, bu kıble Allah ın Kur’an da emrettiği Yaradan ın doğru yolundan, Kur'an dan başka ne olabilir?  Bakara suresi 150. ayette;
 
(YÜZÜNÜZÜ ONA DOĞRU ÇEVİRİN Kİ, İNSANLARIN ELİNDE SİZİN ALEYHİNİZE BİR DELİL BULUNMASIN.)
 
İşte kıblenin manasının, ne olduğunun bir başka kanıtı. Yüzümüzü Allah ın doğru yoluna, Kur’an a çevirdiğimizde, Onun yolunu izlediğimizde, hiç kimsenin elinde bir koz bırakmamış oluyoruz. Çünkü Allah ne diyordu bir başka ayetinde? Sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim. Ayetin sonundaki bir cümle ise, sanırım son noktayı koyuyor bu konuda.
 
(YÜZÜNÜZÜ MESCİD-İ HARAM'A DÖNÜN Kİ, ÜZERİNİZDEKİ NİMETİMİ TAMAMLAYAYIM. VE BU SAYEDE GÜZELİ VE İYİYİ BULMANIZ DA UMULMAKTADIR.)
 
Kur’an ayetleri üzerinde biraz düşünen, gerçeği bu kadar açık görecektir. Dikkat ediniz lütfen, salâttan yani namazdan hiç bahsediliyor mu, M. Harama dönme konusu anlatılırken.  Tam tersine KIBLE konusu anlatılmaya çalışırken, izlenecek İbrahim i inanç, yani İslam ın doğru yolu ve bu sayede bizlere yardım edileceği, güzeli ve doğruyu KUR’ AN ile bulacağımız anlatılıyor.
 
Şimdide sizlerle bu konuya, farklı bir açıdan bakalım. Rivayet hadislerin kıble konusuna verdiği manayı, Kur’an da açıkça bulamadığımızdan olsa gerek, birçok Kur’an mealinde, parantez içinde namaz kelimesi ilave ederek verilmiştir.
 
Tüm bu bilgileri de gördükten sonra, kendimizce dikkatle düşünerek, bir karara varmalıyız. Çünkü herkes yaptıklarından, inandıklarından hesaba çekilecektir. Şunu da unutmayalım ve üzerinde düşünelim. Bizler ayetleri, emin olamadığımız rivayetler yoluyla mı anlamaya çalışmalıyız, yoksa Kur’an dan mı istifade ederek anlamalıyız.
 
6256 - el-Bera radıyallahu anh anlatıyor: "Resulullah aleyhissalatu vesselam'la birlikte BEYTU'L MAKDİS'E DOĞRU ONSEKİZ AY NAMAZ KILDIK. MEDİNE'YE GİRİŞİNDEN İKİ AY SONRA KIBLE İSTİKAMETİ KA'BE'YE ÇEVRİLDİ. Resulullah aleyhissalatu vesselam, Beytu'l Makdis'e müteveccihen namaz kılarken yüzünü çokça semaya çeviriyordu: Allah Teala hazretleri, Peygamberinin kalbinden geçeni yani, Ka'be'ye yönelme arzusunu bildi. 
 
Bir gün Cebrail aleyhisselam (göğe doğru) yükseldi. Resulullah aleyhisalatu vesselam, o yerle gök arasında yükselirken onu gözüyle takip etmeye başladı, onun nasıl bir vahiy getireceğini gözetliyordu. Derken aziz ve celil olan Allah "BİZ SENİN YÜZÜNÜN GÖĞE DOĞRU ÇEVRİLİP DURDUĞUNU GÖRÜYORUZ..." (Bakara 144) ayetini indirdi. Biz, Beytu'l-Makdis'e doğru farzın iki rek'atini kılmış tam rükûda iken, bir adam gelip: "Kıble, Ka'be'ye doğru çevrilmiştir!" haberini getirdi. Derhal yönlerimizi çevirdik. Namazımızı yenilemeyip kıldığımız kısmın devamını tamamladık. RESULULLAH ALEYHİSSALATU VESSELAM: "EY CİBRİL! BEYTUL-MAKDİSE DOĞRU KILDIĞIMIZ NAMAZLARIMIZIN HALİ NE OLACAK?" DİYE SORDU. BUNUN ÜZERİNE DE, ALLAH TEALA HAZRETLERİ: "ALLAH SİZİN (DAHA ÖNCE BEYTU'L-MAKDİS'E DOĞRU KILDIĞINIZ) NAMAZLARI ZAYİ ETMEYECEKTİR" (Bakara 143) ayetini inzal buyurdu."
 
Şimdide yukarıdaki rivayet hadis üzerinde düşünelim. Sizlere sormak istiyorum, lütfen hiçbir etki altında kalmadan düşünelim. Kur’an ın hiçbir yerinde namazlar ilk önce M. Aksa ya, yani Beytul Makdis dönerek kılınıyordu, daha sonra Allah peygamberimizin isteği üzerine, M. Haram a doğru dönerek kılın emri geldi diye tek bir açıklama, bilgi var mı? Asla bulamazsınız. Bu bilgiler rivayetlerde geçer ve bu bilgilere göre imanımızı şekillendiremeyiz. 
 
Hani Rabbimiz Kur’an da biz sizlere, her şeyden nice örnekleri verdik ki anlayasınız diyordu, ne oldu bu ayetlerin hükmü? Hani sizleri Kur’an dan hesaba çekeceğim diyordu? Emin olmadığın bilginin ardına düşme, hesap sorarım diyen Rabbimizi unuttuk mu? Yoksa bu ayetlere iman etmiyor muyuz?
 
Bahsedilen hadiste, Peygamberimiz Cebrail e soruyor ve diyor ki, daha önce Beytul Makdis e yani M. Aksa ya doğru kıldığımız namazlar ne olacak diye soruyor. Bu soru üzerine Allah ın cevap verdiğini söyleyerek, Bakara 143. ayet ile verdiği cevabın bakın ne olduğu söyleniyor.
 
("ALLAH SİZİN (DAHA ÖNCE BEYTU'L-MAKDİS'E DOĞRU KILDIĞINIZ) NAMAZLARI ZAYİ ETMEYECEKTİR.)
 
Gelin bahsettikleri ayete bakalım. Acaba siz peygamberimizin sorduğu söylenen, konunun ayette bahsedilmemesine rağmen, sorunun cevabını ayette buldunuz mu?
 
Bakara 143: Böylece sizi insanlara şahit ve örnek olmanız için tam ortada bulunan bir ümmet kıldık. Peygamber de size şahit ve örnektir. SENİN YÖNELDİĞİN YÖNÜ, PEYGAMBERE UYANLARI, CAYACAKLARDAN AYIRT ETMEK İÇİN KIBLE YAPTIK. Doğrusu Allah'ın yola koyduğu kimselerden başkasına bu ağır bir şeydir. Allah imanınızı boşa çıkaracak değildir. Doğrusu Allah insanlara şefkat gösterir, merhamet eder.
 
Peygamberimizin yöneldiği yönden bahsediliyor. Peki, daha önceki ayetlerde, peygamberimizin yönü neydi? İbrahim peygamberimizin yöneldiği, Hanif din üzerinde olduğunu görmüştük. İşte peygamberimizin yöneldiği yönü, yani senin izlediğin takip ettiğin dini, sana uyanlar ya da cayanlar için kıble olarak belirledik ki, uyanı uymayanı ayırt edelim diyor.
 
Allah ın istediği yoldan, belirlediği kıbleden sapmamak, gerçek anlamda iman edenlerin dışındakilere zor gelir diyor. Maun suresini hatırlayınız. Müslüman olduğu halde, gösteriş için namaz kılanların örnekleri veriliyordu. İşte gerçek iman edenle, etmeyenleri Allah ayırt edecek ve gerçek iman edenlerin ibadetlerini/imanını zayi edecek değildir diyor.
 
Sizler yukarıdaki ayeti okuduğunuzda, rivayet hadiste anlatılanlarla, bir bağlantı kurabildiniz mi? Yaradan daha önce bir hüküm verdiyse, bunu da değiştirme gereği duymuş ise, bu konuda mutlaka Kur’an da örnekler vererek bir açıklama yapmıştır. Eğer böyle bir açıklama yoksa buna inanmamız, iman etmemiz bizleri yanlışa götürecek yoldan saptıracaktır.
 
Şimdide şöyle düşünelim. Acaba peygamberimiz, Yahudiler ya da Hıristiyanlar namaz kılarken, M Aksa ya ( Beytul Makdis ) yönelip namaz kıldıkları için, kendisinin de bu yöne doğru, namaz kılmasından üzüntü duyabilir mi? Gelin bu konu üzerinde düşünelim şimdi de.
 
Eğer diğer Ehli kitaba Allah, bu yöne dönerek namaz kılın diye hükmünü vermiş olsaydı, peygamberimiz bundan neden rahatsızlık duysun. Önce şunu unutmayalım, Allah ın hükümleri evrenseldir. Daha önceki kitaplarında nesih ettikleri yani hükmünü değiştirdiklerini de, bizlere Kur’an da açıklamıştır bizleri bilgilendirmiştir. Kur’an ın açıklamadıkları hurafedir, batıldır bunu lütfen unutmayalım.
 
Namaz, oruç, zekât ve Hac konusunda verdiği emirlerin, tüm ehli kitaba bunların daha öncede farz olduğu bilgisini verir Kur’an. Daha açıkçası bir değişiklik yapıldıysa, açıkça bu bilgi verilir Kur’an da. Namaz konusu da aynen böyledir. Eğer namaz kılarken, daha önce emrettiği bir yön olsaydı, onu değiştirdiğinde mutlaka Kur’an da bahsederdi. ALLAH BİZLERİN BU BİLGİYİ, RİVAYETLERDEN ÖĞRENMEMİZİ ARZU EDER MİYDİ SİZCE? BU DÜŞÜNCE KUR’AN IN YÜZLERCE AYETİNE TERS DÜŞER, LÜTFEN BUNU UNUTMAYALIM.
 
Peygamberimizi Yahudilere karşı, art niyetle-düşman gözle bakan bir peygamber olarak gösterilmesi, Allah ın resulünün mizacı asla değildir. Allah daha önce ki Ehli Kitaba, namazlarını kılarken bir yön tayin etmiş ise, bundan peygamberimizin rahatsız olması asla düşünülemez. Bakın bu konuda sizlere yine bir rivayet hadis nakletmek istiyorum. Hadislerden istifade ederken, elde Kur’an ve akıl birlikte anlamaya çalışırsak, nasıl faydalı oluyor anlayacaksınız. Aşure günü geleneklerimiz de, oruç tutulmasının sevap olduğu anlatılır. Acaba bu gelenek, nerden gelmiştir diye araştırdınız mı?
 
3126 - İbnu Abbâs (radıyallahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Medine'ye gelince, Yahudileri Aşüra günü oruç tutar gördü. Onlara: 
"Bu da ne, (niçin oruç tutuyorsunuz)?" diye sordu. 
"Bu, sâlih (hayırlı) bir gündür. Allah, o günde Beni İsrâil'i düşmanlarından kurtardı. (Şükür olarak) Hz. Musa o gün oruç tuttu '' dediler. Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm): 
"Ben Musa'ya sizden daha layığım" buyurup o gün oruç tuttu ve Müslümanlarda tutmalarını emretti.
Buhari, Savm 69, Enbiya 22, Fedailul-Ashab 52, Tefsir, Yünus 1, Tâ-hâ 1, M üslim, Sıyâm 127, (1130); Ebu Dâvud, Savm 64, (2444).
 
Buradan da anlaşılıyor ki, peygamberimiz elçilik görevi aldığında, Yahudilerin namazlarını, eğer Allah ın emriyle, Beytul Makdis e dönerek kılıyorlar idiyse, buna karşı çıkması, bundan gocunması asla düşünülemez. Tabı bu yazdığım hadisin doğru olup olmadığınıda bilemeyiz onuda hatırlatmak isterim. Allah bu konuda bir hüküm verdiyse de, makul bir neden olmadan değiştirmez. Değiştirmiş ise bunun açıklamasını yapar kullarına. BU AÇIKLAMAYI, YA DA BUNA BENZER BİLGİYİ,  ASLA KUR’AN DA GÖREMİYORUZ.  Yine bir rivayeti örnek vermek istiyorum. Bakın peygamberimiz, Ehli kitaba karşı nasıl bakıyormuş.
 
2106 - İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: Ehl-i Kitap, saçlarını alınlarına döküyorlardı, müşrikler de ayırıyorlardı. Resülullah (aleyhissalâtu vesselâm) (vahiyle) emir gelmeyen hususlarda Ehl-i Kitâb'a muvafakatı severdi. Saçını alnı üzerinde o da serbest bıraktı. Sonra (ortadan) ayırarak (sağ ve sola) taradı."
Buhârî, Libâs 70; Müslim, Fedâil 90, (2336); Ebü Dâvud, Tereccül 10, (4188); Nesâî, Zînet 62, (8,164).
 
Bakar mısınız lütfen. Peygamberimiz Allah emri olmadığı sürece, Ehli Kitaba uymayı sevdiğinden bahsediliyor. Hele birde Allah emri ise, Ehli kitabın namaz kıldığı yönü, nasıl olurda bunun değiştirilmesini arzu eder. Peygamberimiz aklını, mantığını kullanan örnek bir insandı. Ne kadar aynı konularda birliktelik yaşarsanız Ehli Kitapla, İslam a davet etmeniz daha kolay olacaktır, bu gerçeği göz ardı etmeyelim.
 
Bu bilgiler ışığında düşündüğümüzde, peygamberimiz sırf Yahudilerin namaz kılarken döndükleri yönden, farklı bir yönde namaz kılmak için, Allah a dua etmiş olacağını düşünemiyorum. Bunu destekleyen hiçbir ayet olmadığı gibi, birçok rivayet hadiste, bu düşüncede olamayacağını gösteriyor. Çünkü peygamberimiz, inanç adına Ehli kitap arasında zıtlıklar yaratmak yerine, birleştirici bir politika izlediği görülmektedir.
 
Gelelim bugün namazlarımızı kılarken, döndüğümüz kıbleye. Doğrusu şuanda özellikle toplu kıldığımız namazlarımızda, bir beraberlik olması adına, güzel bir durum, buna kimsenin itirazı da olamaz, bence olmamalıda. Fakat bunun Allah emri olduğunu söyleyerek, ayetlere farklı anlamlar vermemiz yanlıştır. Allah bizlerin namaz kılarken, her hangi bir yöne dönmemizi emretmemiştir, lütfen bu gerçeği görelim.
 
Allah eğer bu konuda açıkça bir kural koymamışsa, bu bizlerin kolaylığı içindir. Onun için bunu zorlaştırmak, çok büyük yanlış olur. Bazen haberlerini duyarız kıblesi yanlış cami tespit edildi diye. Kılınan bunca namazımız ne olacak diye, tedirgin olan insanlar vardır.  Namaz Allah ile kulunun sohbetidir, namaz Allah ile kulunun en mutlu anıdır. Namaz aciz biz kullarının, Yüce Rabbimizden istek ve dilek kapımızdır. BUNUN HANGİ YÖNDE OLMASININ NE ÖNEMİ OLABİLİR Kİ? 
 
Bizler bu gün döndüğümüz kıblemize dönerek, namazlarımızı kılmamızda elbette hiçbir sakınca yoktur. Fakat şunu bilmeliyiz ki Allah a yönelmek, onun huzuruna durmak için, ALLAH BİZLERE HİÇBİR ZORLUK ÇIKARMAMIŞ, MECBURİ BİR YÖNE DÖNEREK NAMAZ KILMAMIZI EMRETMEMİŞTİR.
 
Eğer böyle bir emir açıkça Rabbimiz vermiş olsaydı, sanırım yüzlerce yıl önce kılınan namazların, yönlerinin tespiti doğruluğu konusunda, tartışma konusu olurdu. Fakat dikkat ediniz, bu konuda ciddi bir tartışmaya hiç rastlanmaz.  Şunu düşünmenizi rica edeceğim sizlerden. Allah bu kitabı yemin ederek kolaylaştırdığını, birçok kez söylüyorsa Kur’an da, bundan yüzlerce yıl öncesinde, yönlerini dahi tespit etmekte zorlanan insanları bağlayıcı bir emir verip, Rabbin huzuruna durmamız da, çok zor bir tespitte bizleri bırakır mıydı? 
 
Bizlere namazlarımızda duracağımız yönün, mutlaka Mescidi Haram yönün de olması gerekir, yoksa kabul etmem deseydi, sanırım geçmişte kılınan ve gelecekte kılınacak onca namazın yönü konusunda sorun yaşardık ve her an korku içinde, tedirgin olurduk. ÇOK ŞÜKÜR RABBİMİZ BİZLERİ, ASLA ZOR BİR İBADETLE, TEDİRGİN OLACAĞIMIZ BİR DURUMLA, KARŞI KARŞIYA BIRAKMAMIŞTIR.
 
Geçen gün basından okudum, bir caminin kıblesinin, yanlış yöne baktığını tespit etmişler, yıllarca kimse farkında bile olmamış. Tabi o toplumun üzüntüsünü, orada namaz kılan cemaatin telaşını çok iyi tasavvur ediyorum. Ya Rabbimiz gerçekten, böyle kesin bir emir vermiş olsaydı, nice olurdu o camide namaz kılanların hali. İşte güzelim İslam ı, ne hale soktuğumuzun acıklı bir örneği.  Bizler bu kadar kolay bir dini, nasıl zorlaştırabiliriz onun yarışına girmişiz. Bakalım daha ne kadar zorlaştırıp, Rabbin hışmına uğrayacağız, bunu da zaman gösterecek.
 
Ben bu konuyu, Kur’an ayetlerini bir bütün olarak düşündüğümde bunları anladım. Yanılıyorsam Yüce Rabbime sığınırım. Benim yaptığım, Allah ın önerdiği, ayetleri düşünerek, aklımı kullanarak Rabbin ne söylemek istediğini, bizleri nereye yönlendirmeye çalıştığını, yine rehberine danışarak anlamaya çalışmaktır. Yaptığım ve yapacağım yanlışlarımı ne olur affet Rabbim.
 
Bu yazdıklarım benim Kur’an dan anladıklarımdır, yalnız beni bağlar. Sizlere de düşen, Kur’an ı anlayarak bol bol okuyup, Allah ın önerdiği yoldan, yani ayetler üzerinde düşünerek anlamaya çalışmak ve imtihanımızda bizzat kendimiz gayret göstermek olmalıdır. Ayetleri eğer Kur’an dan delil bulmadan, beşerin rivayetleri ile anlamaya çalışırsak, yolumuzun, KIBLEMİZİN nereye ulaşacağından, asla emin olamayız.
 
Bizler beşeriz her zaman hata yaparız, bunun unutulmaması gerektiği gerçeğinden yola çıkarak, Rabbin rehberinden, güneşinden, gönül gözünden elimizden geldiğince yararlanma yolunu seçmeliyiz, ona danışmadan hiçbir şey yapmamalıyız. Allah sizlere rehber olsun, gönül gözü olsun diye indirdim dediği kitap, asla anlaşılması zor bir kitap olamaz. 
 
Ben anlayamam diyen, anlayarak okumayıp üzerinde düşünmeyen bilmelidir ki, bu yolu izlemeyenlerin, gönül gözleri asla açık olamaz. Böylece de Kur’an gerçeklerini görmesi de mümkün değildir.
 
GÖNÜL GÖZÜMÜZÜN ANAHTARINI, GÖZLÜĞÜNÜ GELİN KUR’AN DAN ALALIM VE O KAPIYI AÇALIM. EĞER O KAPININ ANAHTARINI, GÖZLÜĞÜNÜ BEŞERDEN, RİVAYETLERDEN ALMA YOLUNU SEÇERSEK, ASLA O KAPIYI AÇAMAYACAĞIMIZI DA BİLMELİYİZ. ONUN ANAHTARI TAKLİT EDİLMESİ İMKÂNSIZ, FURKAN IN İÇİNDE SAKLIDIR.
 
Üzerinde düşünmenizi istediğim konu ise, Kur'an da geçen Mescidi Aksa yani uzak Mescitten neresinin kast edildiği asla açıklanmamıştır. Bugün Kudüste bulunan ve adına Mesciidi Aksa denilen caminin olduğu söylenmektedir. Bu jkonuda Kur'an da açık ve net bir bilgi yoktur. Bizler her doğru bilgiden yararlanmalıyız ama araştıurarak Kur'an ı referans alarak kabul etmeliyiz. Çünkü Kur’an ın onayından geçen her bilgi, örnek bizlere fayda sağlayacaktır. Tüm bu gerçeklerin, farkında olanlara ne mutlu. Dilerim farkın da olan ve Allah ın emrettiği KIBLEDE yol alan, Rabbin halis kullarından oluruz.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

http://hakyolkuran.com/

 

36
0
0
Yorum Yaz