NAHL VE ANKEBUT 43. AYETİ NASIL ANLAMALIYIZ.

2015-09-06 11:50:00

Nahl Ve Ankebut 43. Ayeti Nasıl Anlamalıyız.

 

 

 
Günümüzde ne yazık ki Kur’an ı tercüme edenler, ayetlere öyle farklı anlamlar veriyorlar ki, bilgi edinmek, Allah ın tebliğini ilk elden alabilmek adına okuyanlar, tedirgin oluyorlar. 
 
Bir kelimeye Kur’an ın onay vermediği, hiç bahsetmediği bir anlam yükleyerek, Kur’an da çelişkiler yaratıldığının farkına varmak, gerçek bir Müslüman’ın görevi olmalıdır. DAHA AÇIKÇASI BU BİZLERİN ZORLU BİR İMTİHANIDIR. Hiç birimiz bilmem kim öyle yazmış ya da öyle söyledi diyerek, bu yanlıştan kurtulamayız. Hepimiz inancımızda çok titiz olmalıyız. Bu konuda elimizin yetişebildiği ölçüde araştırmalı ve mücadele vermeliyiz. 
 
Bu konu ile ilgili iki örnek vermek istiyorum. Önce ayetlere bakalım. Nahl 43 ve Ankebut 43. ayetler. 
 
Nahl 43. ayeti birkaç mealden alıntı yaparak örnek yazalım.
 
Diyanet Meali: Senden önce de, kendilerine vah yettiğimiz kişilerden başkasını peygamber olarak göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, bilenlere sorun.
 
Süleyman Ateş meali: Biz senden önce de, kendilerine vah yettiğimiz erkeklerden başkasını elçi göndermedik. Sorun, Zikir ehline; eğer bilmiyorsanız.
 
Yaşar Nuri Öztürk: Biz senden önce de elçi olarak kendilerine vah yettiğimiz erkeklerden başkasını göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir/Kur'an ehline sorun.
 
Ali Bulaç meali: Biz senden evvel kendilerine vah yettiğimiz erkeklerden başka (peygamberler) göndermedik. Eğer bilmiyorsanız, zikir ehline sorun.
 
Suat Yıldırım meali: Senden önce de, gönderdiğimiz elçiler, kendilerine vah yettiğimiz bir kısım adamlardan başka bir varlık değildiler. Eğer bu konuları bilmiyorsanız ilim adamlarına sorunuz.
 
Aynı ayeti değişik meallerden yazdım. Allah ın ne söylediğini anlamaya çalışalım şimdide. Allah peygamberimize, senden öncede erkek olan peygamberler gönderdiğini söylüyor. Onlara da sana vah yettiklerimizi bildirmiştik, diye de açıklama yapıyor.
 
Peki, bu izahı, açıklamaları bildiriyi nerede yapıyordu Allah? Elbette sizlere rehber olsun, güneş ve gönül gözünüz olsun diye gönderdim dediği KUR’AN DA bildiriyordu. Gelelim ayetin sonundaki cümleye. Önce en son yazdığım Suat Yıldırımın mealine bakalım, orada bakın ne diyor? EĞER BU KONULARI BİLMİYORSANIZ, İLİM ADAMLARINA SORUNUZ. Peki diğer meallerde ne yazıyordu? Bilmiyorsanız zikir ehline, yani Kitap ehline sorun. BU AYETTEKİ ZİKİR EHLİNDEN KASIT, ASLINDA KUR’AN VE ONDAN ÖNCE İNDİRİLEN KİTAP EHLİ, YANİ EHLİ KİTAP TOPLUMUNDAN BAHSEDİYOR.
 
Bunun da apaçık anlamı, benim gönderdiğim tüm kitaplara bakın, onlara inananlara sorun, benim vah yettiklerimi göreceksiniz diyor Rabbimiz. Gerçektende bizler bugün Kur’an a baktığımızda, geçmiş ümmetlere gönderilen bilgileri dahi görüyoruz. 
 
Bizler bu ayetten eğer farklı bir anlam çıkartırda, İslam ı, Kur’an ı anlayabilmek, yaşayabilmek için âlimlerine, velilere, şeylere, efendilere mutlaka sormalıyız, bizler Kur’an ı kendimiz anlayamayız dersek, Kur’an ın yüzlerce ayetine taban tabana zıt, bir anlam yüklemiş oluruz. Ne yazık ki bu ayeti kötü amaçlarına alet edenler var. Böylece İslam dininde ruhban sınıfı oluşturulmuş ve onlarda hükümranlığını kaybetmek istemiyor. Bu konuda bazı makamların, inanılmaz direnişleri var günümüzde.
 
Gelelim Ankebut 43. ayete, onu da yine değişik meallerden önce yazalım.
 
Diyanet vakfı meali. Ankebut43: İşte biz, bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; FAKAT ONLARI ANCAK BİLENLER DÜŞÜNÜP ANLAYABİLİR.
 
Elmalı Hamdi Yazır meali: İşte biz bu temsilleri insanlar için getiriyoruz; FAKAT ONLARI ANCAK BİLENLER DÜŞÜNÜP ANLAYABİLİR.
 
Yaşar Nuri Öztürk: Bunlar bizim, insanlara vermekte olduğumuz örneklerdir ki İLİM SAHİPLERİNDEN BAŞKASI ONLARA AKIL ERDİREMEZ.
 
Ali Bulaç meali: İşte bu örnekler; biz bunları insanlara vermekteyiz. Ancak ÂLİMLERDEN BAŞKASI BUNLARA AKIL ERDİRMEZ.
 
Muhammet Esed meali:  İşte Biz insanın önüne bu temsilleri koyuyoruz: AMA ONLARIN GERÇEK ANLAMINI ANCAK [BİZİ] TANIYANLAR KAVRAYABİLİR.
 
Muhammet Esed ayetin daha iyi anlaşılması için, bakın nasıl bir dip not yazmış.
 
( Allah'ın varlığından haberdar olmak, burada, Kur’ânî kıssaları (ve dolayısıyla, telmîhleri, temsîlleri de) tam anlamıyla kavramanın bir ön şartı sayıldığından, bu ayet, Kur’an'ın, “insan idrakini aşan bir hakikat[in varlığın]a inanan, Allah'a karşı sorumluluk bilincine sahip bütün insanlar için bir rehber” olduğu ifadesi ile birlikte okunmalıdır (bkz. 2:2).)
 
Örnek gösterdiği bakılmasını istediği ayet Bakara suresi 2. ayet bakın ayet ne diyor? 
 
(BU, KENDİSİNDE ŞÜPHE OLMAYAN, MUTTAKİLER İÇİN YOL GÖSTERİCİ BİR KİTAPTIR.)
 
Eğer bizler Rabbin verdiği Kur’an da ki örnekleri, yalnız âlimler anlar dersek, ya da sözleri çekip çekiştirerek, bu anlamları çıkarırsak, Kur’an ın onlarca ayetine ters düşmüş oluruz. En kötüsü insanları Kur’an a müracaat etmekten alıkoyar, onu bizzat okumalarına engel olup, onun nurundan aydınlanmalarını engellemiş oluruz. 
 
Buradan yola çıkarak Ankebut suresi 43. ayeti şöyle anlamalıyız ki Kur’an a ters düşmesin. Biz Kur’an da sizler için verdiğimiz bütün örnekleri düşünesiniz, ibret alasınız diye sizlere iletiyoruz, naklediyoruz. Fakat bu sözlerden, örneklerden ancak Kur’an dan nasiplenen, onun ilmiyle, nuruyla aydınlanan, verdiğimiz örneklerin ne maksatla verdiğimizi ve onlardan nasıl dersler alınması gerektiğini ancak Kur’an ehli anlar. Yani Kur’an dan nasiplenenler anlar. Bakın Allah ayetinde bizleri nasıl uyarıyordu.
 
Muhammed 24: Peki bunlar, KUR'AN'IN ANLAMINI İNCEDEN İNCEYE DÜŞÜNMÜYORLAR MI? Yoksa kalpler üzerinde o kalplerin kilitleri mi var?
 
Allah yalnız âlimlerin anlayacağı değil, inceden inceye anlayarak okuyup düşünen, elbette gözlerinde perde, kalplerinde mühür olmayan, tüm iman edenlerin anlayacağı bir rehber kitap gönderdiğini, sizce daha açık nasıl söylesin. Bir ayetin anlamını düşünürken, Kur’an ın diğer ayetleriyle mutlaka bağlantı kurmalıyız. 
 
Ne yazık ki günümüzde, ayetleri kendi çıkarlarımıza alet etmekten, rivayetleri doğrulamak adına ayetleri bile feda etmekten kaçınmıyoruz. Allah bizleri affetsin. Allah ın elçisi Başöğretmenimiz Hz. Muhammet ın yolundan gittiğimizi söylüyorsak, onun bizlere tebliğ etmekle yükümlü olduğu KUR’AN A, var gücümüzle sarılıp onu anlamaya çalışalım. Çünkü peygamberimizde yalnız Kur’an ın ipine sarılmış, onun sınırlarını asla aşmamıştı.
 
Allah cümlemizi zikir ehli olan ve Rabbin verdiği örneklerden dersler çıkaran, aklı ile düşünüp iman eden kulları arsına, bizleride alması dileklerimle. 
 
Saygılarımla
Haluk GÜMÜŞTABAK
http://halukgta.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/menudetay.php?id=461

10
0
0
Yorum Yaz