NAMAZLARIN REKAT SAYILARI SABİT MİDİR?

2015-09-08 19:02:00
 
Namazların Rekat Sayıları Sabit Midir.
 

 

Geçen gün bir televizyon konuşmasında, Diyanet İşleri Başkanımız, dinde öyle konular vardır ki, asla değiştirilemez dedikten sonra, şöyle bir örnek verdi.  Sabah namazı 2 rekât fazdır, bunu birisi çıkıp ta, dört rekât kılalım diyemez dedi. 
 
Gerçekten de sabah namazını, iki rekât farz namaz kılmak yerine, dört rekât farz kılamaz mıyız? İki rekât kılınması Allah emrimidir? Gelin bu konuyu birlikte, elimizdeki Kur’an ve diğer bilgiler ışığında birlikte düşünelim. 
 
Önce şunu söylemeliyim ki Allah, biz Kur’an da her şeyden nice örnekleri, değişik misallerle açıkladık ki anlayasınız der. Ayrıca yine bir ayetinde, biz Kur’an da hiç bir eksik bırakmadık, Allah unutucu değildir diyerek, bizlerin Kur’an ın ipine sarılmamızı emreder. Çok daha önemlisi Zühruf 44. ayetinde bakın çok açık bir hüküm verir.
 
Zühruf 44: Doğrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve SİZ ONDAN SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ.
 
Bu bilgiler ışığında, namazın rekât sayıları konusunu gelin önce Kur’an a soralım. Bakalım bizlere nasıl bilgiler verecek, çünkü Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyor. Tabi aşağıdaki ayeti de unutmadan.
 
Hud 1: Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri önce sağlam kılınmış, SONRA DA DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR.
 
Allah namazı kılarken, ses tonumuzun bile nasıl olacağının örneğini vermiş ise, namazımızın uzunluk ya da kısalığı hakkında da, bizlere mutlaka bir bilgi vermiştir. Allah Kur’an da yeni doğan bir bebeğin, kaç ay anne sütünü emmesi gerektiği konusunda bile bilgi veriyorsa, Kur’an ın üzerinde çok durduğu namaz konusunda, EĞER SABİT VE DEĞİŞTİRİLEMEZ BİR REKÂT SAYISI OLSAYDI, ONU DA BİZLERE BİLDİRMEZ MİYDİ? Konu üzerinde düşünmeye ve araştırmaya devam edelim.
 
Nisa suresi 102. ayetinde Allah, zor bir anımızda, korku ve savaş halinde kılacağımız namazımızın tarifini yapıyor. Peygamberimizin imamlığında, askerin bir bölümünün namaza durması ve kıyam, rükû, secdeden sonra namazın bittiğini, daha sonra da geri kalan askerle aynı şeklide diğerlerine de namazı peygamberimizin kıldırdığı örneği verilir.
 
Buradan da anlıyoruz ki, kısaltılmış namaz bir rekâttır. Şöyle düşünenler de var. Normal şartlarda ise tüm namazlar, Kur’an a göre iki rekâttır. Çünkü peygamberimiz askerlerinin her iki yarısı ile ayrı ayrı kılarak, iki rekâtı tamamlamıştır. Bu örnekten bu sonucu çıkarmak, bana göre çok zorlayıcı olur. Kur’an ın anlatım mantığını da uymaz. Peki, o zaman normal kılacağımız namazlarımız kaç rekât olmalıdır? SINIRLAMA VAR MIDIR?
 
Allah kısaltılmış rekâtı tarif ettikten sonra, normal namazlarımızı kılma konusunda ise şöyle söyler. 
 
Nisa 103: Namazı kıldınız mı, gerek ayakta, gerek otururken ve gerek yan yatarak hep Allah’ı anın. GÜVENE KAVUŞTUNUZ MU NAMAZI TAM OLARAK KILIN. Çünkü namaz, müminlere belirli vakitlere bağlı olarak farz kılınmıştır.
 
Allah bu ayetinde, aslında sorduğumuz sorunun cevabını veriyor ve güvenli bir ortamda, NAMAZINIZI TAM OLARAK KILIN diyor. Sizler tam olarak kılın sözünden ne anladınız? Kur’an da Allah güvensiz bir ortamda kılınacak kısaltılmış namazın tarifini, uzunluk-kısalık örneğini verdiği halde, güvenli sakin bir zamanımızda kılacağımız bir namazın sınırlandırılmış örneğini vermiyor, herhangi bir sınır koymuyor. Peki, bizler bu sözlerden ne anlamalıyız? 
Allah mümin un suresi 2. ayetinde bakın ne diyor.
 
(ONLAR Kİ, NAMAZLARINDA HUŞU İÇİNDEDİRLER.)
 
DEMEK Kİ HUŞU İÇİNDE, ALLAH IN HUZURUNA DURACAĞIMIZ ZAMAN BİZLERE BIRAKILMIŞ, ALLAH TARAFINDAN BİR SINIRLAMA ASLA KONMAMIŞTIR. Eğer bir sınırlama konmuş olsaydı, her şeyden nice örnekler verdim diyen Rabbimiz, bunu da açıklar ve kısaltılmış namazında izah ettiği gibi, bunu da bizlere örneklerle bildirirdi.
 
Allah Enam suresi 57. ayetinde, hüküm yalnız ve yalnız Allah ın der. Bu demektir ki normal şartlarda kılacağımız namazlarımızın rekât sayısını Allah sınırlamamış, bu konuda hiçbir hüküm vermemiştir. Allah ın hüküm vermediği bir konuda bizlerin konuşması, bunlar Allah katındandır demesi haramların, günahların en büyüğüdür.
 
Şimdide bu konuyu kısaca, rivayet hadislerde araştıralım. Önce peygamberimizin birçok kez tekrar ettiği hadisini/sözünü size hatırlatmak istiyorum.
 
4107 - Ebu Sa'idi'l-Hudri radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm şöyle emrettiler: "BENDEN KUR'AN DIŞINDA BİR ŞEY YAZMAYIN. KİM, KUR'AN'DAN BAŞKA BİR ŞEY YAZMIŞ İSE, ONU İMHA ETSİN."
Müslim, zühd 72, (3004).
 
Demek ki peygamberimiz, asla Kur’an ın dışına çıkmamış bu çok açık. Zaten Allah elçisine, sana indirdiğimle kullarıma hükmet, diye ayet indirmişti hatırlayınız. Sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum diyen Yaradan, daha sonra Kur’an dışından, Kur’an ın hiç bahsetmediği bilgilerden, hükümlerden, sınırlamalardan da, bahsetmediği REKAT SAYILARINDAN sorumlu tutar mı? Rivayet hadislerden bir örnek daha vermek istiyorum.
 
2308 - Hz. Aişe (radıyallâhu anhâ) anlatıyor: "ALLAH NAMAZI (İLK DEFA FARZ ETTİĞİ ZAMAN İKİ REKÂT OLARAK FARZ ETMİŞTİ. SONRA ONU HAZER İÇİN (DÖRDE) TAMAMLADI. Yolcu namazı ilk farz edildiği şekilde sabit tutuldu."
Buhârî, Salât 1, Taksîru's-Salât 5, Menâkıbu'l-Ensâr 47; Müslim, Salâtu'-Müsâfarî 2, (685); Muvatta, Kasru's-Salât 8, (1,146; Ebü Dâvud, Salât 270, (1198); Nesâî, Salât 3, (1, 225).
 
Yukarıda sizlere verdiğim rivayet hadiste, namazın ilk önce iki rekât farz olduğunu, daha sonrada Allah hazerde dörde tamamlandığını söylüyor. Yolcu ya da korku halindeki namaz ise aynı kaldığı anlatılıyor.
 
Bu bilgiler ışığında hemen kendimize soralım. BÖYLE DETAYLI BİR BİLGİ KUR’AN DA YOK. PEKİ, BU BİLGİ NEREDEN ALINMIŞ DA, ALLAH NAMAZIN REKÂT SAYISINI, ÖNCE İKİ REKÂT FARZ KILDI, DAHA SONRA DÖRDE ÇIKARDI DİYEBİLİYORUZ. İşte bizler İslam ı böyle yaşıyoruz. Rabbimiz emin olmadığınız bilgilerin ardına düşmeyin diye uyardığı halde, hiç sorgulamadan iman edip gidiyoruz. RİVAYETLERDE BÖYLECE, DEĞİŞMEZ ALLAH EMRİ OLUVERİYOR.
 
Sizlere verdiğim bu bilgilerden sonra, sizler sabah namazının farzını iki rekât yerine, dört rekât kılamayız diyebilir misiniz? Bu bilgiyi Kur’an asla doğrulamıyor, önemli olan sorumlu olduğumuz KUR’AN dır. Bu konu ile ilgili bir rivayet hadis daha vermek istiyorum. Gerçi rivayetleri yazdıkça, kafanız daha çok karışacak, ama bazı gerçekleri görebilmek, fark edebilmek için, yanlış bilgiler bile bizlere ders verebiliyor.
 
2307 - İbnu Abbâs (radıyallâhu anhümâ) anlatıyor: "ALLAH, NAMAZI PEYGAMBERİNİZİN DİLİYLE HAZERDE DÖRT, SEFERDE İKİ, KORKU HALİNDE DE DÖRT REKÂT OLARAK FARZ KILMIŞTIR."
Müslim, Salât 5, (687); Ebü Dâvud, Salât 287, (1247); Nesâî, Taksir 1, (3,118,119).
 
Sanırım bu rivayet hadis, kafanızı iyice karıştırdı. Bizler Kur’an dan uzaklaşıp, rivayetlerle imanımızı yaşarsak, SANIRIM KAFAMIZ DAHA ÇOKKKK KARIŞACAKTIR. Halbuki bizler Kur’an dan, savaş halinde ve tedirgin olduğumuz zorlu bir anımızda, namazın ilk rekatta bittiğini öğrenmiştik. Ama burada tam tersi söylenmekte, hatırlatırım. Bahsedilen diğer bilgilere ise Kur’an asla onay vermez.
 
Allah fecir vakti kılınan, yani sabah namazından bahsederken, İsra 78. ayetinde, bu zamanın huşu içinde, Allah a kulunun zikir yapacağı, günün en huzur içinde yakardığı, bir zaman olarak bahseder. Bu zamanın, melekler tarafından şahitli olduğu bilgisi de verilmiştir.
 
Allah ın çok özel, namazın en uygun vakti olarak işaret ettiği, sabah namazının vaktinde, sizce Allah bana iki rekâttan fazla, namaz kılmayın demiş olabilir mi? Eğer demediyse bunu söylemekle, Müslümanları namazın en uygun zamanı olan fecir vaktinde, gerektiği kadar namaz kılmak isteyenleri, engellemek değil de nedir?
 
NAMAZ ALLAH İLE KULU ARSINDA BİR KAPIDIR. Kulunun Rabbinden istekte bulunma anıdır. Allah buna üst bir sınır koymadıysa, başka hiç kimse buna sınır koyamaz. Lütfen bunu unutmayalım. Önemli olan namazlarımızda, HUŞU VE CİDDİYETLE ALLAH IN HUZURUNDA KALABİLMEKTİR. 
 
Bugün namazlara konmuş olan rekât sınırlaması, toplumun cami kültürünün yaygınlaşmasıyla konmuştur. Elbette hiçbir sakıncası yoktur. Hatta camilerde kılarken, birliktelik sağlamıştır diyebiliriz. Peygamberimizin ümmetine, yalnız Kur’an ile hükmetmiş olduğu gerçeğini lütfen göz ardı etmeyelim. Çünkü Allah bu konuda birçok ayetiyle elçisine emir vermiştir. EĞER BİZLERİ BAĞLAYICI BİR REKÂT SINIRLAMASI OLSAYDI, ODA KUR’AN DA MUTLAKA AÇIKLANIRDI. 
 
Peygamberimiz Kur’an dışından asla hiçbir bilgi yazdırmamış, yazımını yasaklamış ve bizleri yalnız Kur’an a sarılmamızı istemiştir. Bu konuda birçok ayet zaten vardır. Bunun tersini düşünmek, Kur’an ın birçok ayetini inkâr etmek, üstünü örtmektir unutmayalım.
 
Peygamberimizin vefatından sonra, dört halife devrinde de, hadis yazımı ve nakli yasağı devam etmiştir. Bu konuda da dört halife devrinden, örnekler vermek istiyorum.
 
Hz. Ebu Bekir, peygamberin vefatından sonra Müslümanları toplayarak şöyle demişti: “SİZLER, PEYGAMBERDEN HADİS RİVAYET EDİYORSUNUZ VE BU HADİSLERDE İHTİLAFA DÜŞÜYORSUNUZ. SİZDEN SONRAKİLER İSE DAHA FAZLA İHTİLAF EDECEKTİR. PEYGAMBERDEN HİÇBİR ŞEY TAHDİS ETMEYİN. Size bir soru soran olursa, “Bilgimizle sizin aranızda Allah’ın kitabı var” deyin ve onun helal kıldığını helal, haram kıldığını haram kılın”
 
[Zehebi, “Teskiretu’l Huffaz, I, 2-3]
 
Hadisler Ömer döneminde çoğalmıştı. Ömer halktan beraberlerinde bulunan hadis sayfalarını getirmelerini istedi. SONRA BUNLARIN YAKILMASINI EMREDEREK ŞUNU SÖYLEDİ: KİTAP EHLİ’NİN MİŞNA’SI GİBİ MÜSLÜMANLARIN MİŞNASI’DIR BUNLAR. 
[İbn Sad/Tabakat 5/140]
 
Hz. Osman çok hadis nakletmelerinden ötürü Ebu Hureyre’yi Devş dağlarına göndermekle, Kab’ı Kırede dağlarına göndermekle tehdit etmiştir. 
 
[Tahzırul Havas 10b. ]
 
Hz. Ali’den rivayet edildiğine göre o yanında yazılı sahifeler bulunan kimseleri, bunlara müracaat etmekten sakındırmış ve “SİZDEN ÖNCEKİ İNSANLAR, RABB’LERİNİN KİTABINI TERK EDEREK ÂLİMLERİNİN SÖZLERİNE UYDUKLARI İÇİN HELAK OLMUŞLARDIR” DEMİŞTİR. 
 
[İbn Abdilberr, 108]
 
Peygamberimiz ve en yakın ashabı, hadis nakli konusunda çok titiz davranmış ve toplumu Kur’an a yönlendirmiştir. Peygamberimiz Kur’an dışından hiçbir bilgi yazdırmadıysa, bizleri bağlayan yalnız Kur’an olduğunu bilmeliyiz. Elbette Kur’an ın özüne ters düşmeyen, geleneklerimizin de yaşanmasında hiçbir sakınca yoktur. AMA GELENEKLERİMİZİ DİNLEŞTİRMEDEN, BUNLAR OLMADAN İSLAM I YAŞAYAMAYIZ DEMEDEN. 
 
Mahşer günü peygamberler, kendi ümmetine şahitlik yapacağını Kur’an söylüyor. Bu düşünceden yola çıkarak, şu soruyu kendimize lütfen soralım. Mahşer günü Rabbimiz elçisine dönerek, şöyle bir soru sorduğunu düşünelim.
 
( EY RESULÜM, SEN Mİ SÖYLEDİN KULLARIMA, BENİM HUZURUMA FECİR VAKTİNDE NAMAZA DURDUĞUNUZDA, YALNIZ 2 REKÂT FARZ NAMAZ KILIN, DAHA FAZLA OLMASIN DİYE?)
 
Sizce böyle bir soruyu Rabbimiz elçisine sorduğunda, Kur’an ile yatan, Kur’an ile kalkan, bizler için örnek peygamberimiz, nasıl bir cevap verebilir? Bu sorunun cevabını bizler mutlaka bulmalıyız. Tabi mahşer günü pişman olmak istemiyorsak. Sizce bu cevabı Kur’an da mı aramalıyız, yoksa emin olamadığımız rivayet hadislerde mi? Yorum sizlerin.
 
İslam dinine fitne ve fesat öyle bir girmiş ki, neyin doğru neyin yanlış olduğu birbirine karışmış. Çünkü Kur’an devre dışı kalmış. Dilerim Rabbimden elde Kur’an, aklıyla, düşünerek iman eden, O azınlık halis kullarından oluruz.
 
Saygılarımla 
Haluk GÜMÜŞTABAK
http://halukgta.blogcu.com/
http://hakyolkuran.com/menudetay.php?id=296

41
0
0
Yorum Yaz