ALLAH IN ORUCU BİZLERE EMRETMESİNİN ASIL NEDENİ.

2017-06-13 18:51:00
ALLAH IN ORUCU BİZLERE EMRETMESİNİN ASIL NEDENİ. |  görsel 1

ALLAH IN ORUCU BİZLERE EMRETMESİNİN ASIL NEDENİ, BİLİM ADAMLARI TARAFINDAN KEŞFEDİLDİ. LİNKTEKİ VİDEOYU İZLEYİNİZ.   https://www.youtube.com/watch?v=4uuOKXMEdCE   https://www.youtube.com/watch?v=4uuOKXMEdCE Devamı

HAC KONUSUNDA ALDATILIYORUZ. KUR'AN I OKUYALIM VE ONA UYALIM.

2017-02-27 19:03:00
HAC KONUSUNDA ALDATILIYORUZ.  KURAN I OKUYALIM VE ONA UYALIM. |  görsel 1

Bizler Kur’an dan o kadar uzaklaştık ki, İslam ı ne yazık ki Allah ın kitabından uzak, rivayet ve sanı bilgiler ışında yaşıyoruz. Daha da kötüsü Allah ın ayetlerini, batıl inançlarımızı aklamak adına feda etmekten de çekinmiyoruz. Elbette tüm bunları yapanları ve bu kişilerin sözlerinin ardına düşenleri, Allah affetmeyecek, dualarına karşılık vermeyecektir.    Allah Kur’an da, ruhban sınıfı diye bir sınıfın olmadığını açıkça bildirir. Diğer ayetlerde de yemin ederek, Kur’an ı sizler için kolaylaştırdım, nice örneklerle açıkladım ki anlayasınız der. Yani sizlerin ruhban kişilere ihtiyacınız yok uyarısını yapar. İslam dininde, ellerimizle yarattığımız ruhban sınıfı, hükümranlığını sürdürebilmek için, bizlerin Kur’an dan irtibatımızı kestiler. Siz Kur’an dan anlayamazsınız, herkes Kur’an ı anlayamaz günaha girersiniz dediler. Buna inanan toplum ne yazık ki Kur’an ile irtibat kurmaktan, onu bizzat kendisi anlamak adına okumaktan korktu ve çekindi.    Böyle yapınca da kendilerinin dini en doğru anladığını, anlattığını söyleyen kişiler, Allah ın kolaylaştırdığı güzelim dinini, kendi batıl inançları doğrultusun da zorlaştırdılar, ama toplum bunun ne yazık ki farkında bile değil. Bu konuda sizlere bir örnek vermek istiyorum.   Günümüzde Allah ın emrettiği, Hac görevini yerine getirebilmemiz için, yalnız Zilhicce ayının ilk on gününün, Hac ibadetimize ayrıldığını topluma anlattılar. Bunun dışında Hac ibadetinizi yerine getiremezsiniz dediler. Tabi böyle olunca da, milyonlarca insan arasında izdiham ve birikme oldu. Allah ın emrettiği ibadeti, toplum sıra gelmediği için yerine getiremedi, getirmek içinde adeta çırpınıyorlar. Üzüntülerinden hasta olanları bilirim... Devamı

NAMAZ VAKİTLERİ KONUSU VE KUR'AN.

2016-11-17 09:49:00

  Namaz vakitleri konusu İslam âleminde, rivayet hadislerin de etkisiyle, Kur’an ayetleri üzerinde farklı yorumlar yapılarak, farklı anlaşılmalara neden olmuştur. Gelin bu yazımda, hiçbir etki altında kalmadan, bu konuyu birlikte düşünelim. Ama yalnız Kur’an ın uyarılarını dikkate alarak, konuyu anlamaya çalışalım.   Allah ne diyordu bizlere? Biz sizlerin sorumlu olduğunuz ayetleri, MUHKEM bir şekilde gönderdik. Yani okuduğunuzda, HİÇ ŞÜPHE DUYMAYACAK KADAR AÇIK VE ANLAŞILACAK BİR ŞEKİLDE, konuları nice örneklerle açıkladık. Allah ın bu ayetlerine, Kur’an için verdiği bilgilere iman ediyorsak, namaz konusunu da bu bilgiler ışığında anlamaya çalışmalıyız. Lütfen MUHKEM konusunu unutmayalım. Birileri bu ayet aslında, şunları ve de bunları da anlatıyor diyor da, sizler o söylenenleri ayetten anlayamıyorsanız, söylenenler asla doğru olamaz, önce bunu unutmayalım.   Geleneksel FIKIH inancı, bildiğiniz gibi beş vakit namazın Kur’an ile değil, Kur’an da bahsedilmeyen MİRAÇ ile bizlere farz olduğunu anlatır. Allah ın sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum hükmünden tedirgin olanlar da, Kur’an da geçen SALAT/namaz, dua kelimelerinden yola çıkarak, beş vakit namazın açık olmasa da, dolaylı bir şekilde Kur’an dan çıkartılabileceğini söyleyerek, ayete kendi fikirlerini ilave ederek anlatmaya çalışmışlardır. Önce hatırlatmak istediğim çok önemli konu, Allah Kur’an da bizlerin sorumlu olduğu ayetlerde, DOLAYLI BİLGİLER VERMEDİĞİ, AÇIK VE ANLAŞILIR BİR ŞEKİLDE VERDİĞİ KONUSUDUR. Zaten sorumlu olduğumuz ayetlerin, MUHKEM olma özelliğine de ters düşer bu düşünce. Makalemde örneklerini vereceğim ayetler öne sürülerek, bakın bu ayetler namazın beş vakit... Devamı

CEMAATLE NAMAZ KILMAK, TEK BAŞINA NAMAZ KILMAKTAN DAHA MI SEVAPT

2016-10-27 11:39:00

EKİM       Bizler kendi menfaatlerimiz, çıkarımız konusu olduğunda, enine boyuna iyice araştırır, daha sonrada zarara uğramamak için, en karlı ve en doğru olanı yapmaya çalışırız. Her ne hikmetse, iş inancımıza gelince, aynı titizliği göstermeyiz. Bunun çok büyük yanılgı olduğunu, hesap günü anlayacağız.   Bu hatamızı, yanlışımızı bilenler, bizleri her zaman Allah ile aldatmışlar ve bunu bizlerin fark etmemesi içinde önlemler almışlardır. Bugünkü makalemin konusu camilerin, ibadet yerlerinin bazı kişi ve düşünce gruplarının, hükümranlıklarının devam etmesi için adeta, toplumun özellikle Kur’an gerçeklerini fark etmemesi, ayetlerin üstünün örtülmesi adına, kullanılan merkezlere nasıl dönüştürüldüğü hakkında olacaktır.   Peygamberimizin ölümünden ve dört halife dönemin sona ermesinden sonra, ne yazık ki ibadet yerleri camiler/mescitler devleti yönetenler tarafından, Müslümanların bir araya toplanarak, onları istedikleri gibi bir toplum haline dönüştürülmesinde, çok büyük etken olmuştur.  Özellikle dinin mezheplere bölünmesi, FIKIH inancının adeta, dinin ana temel hükümlerinin içine sokulması, toplum üzerinde etkili olmuştur. Kur’an normal vakit namazlarının camiye giderek kılınmasından bahsetmez ve namaz vakti geldiğinde, bulunduğumuz yerde, hatta özellikle evlerimizde kılınacağı örneğini dahi verir. Toplu ibadet, Kur’an da açıklandığı gibi, Cuma yani toplantı namazıdır.    Kur’an ın bu gerçeğini toplumdan gizleyenler, halkı istedikleri gibi yönlendire bilmek adına, Allah ın hüküm vermediği ö... Devamı

HACER'ÜL ESVED TAŞI VE GERÇEKLER.....

2016-06-26 09:33:00

HAZİRAN         Bugünkü yazımın konusu, Kâbe yi tavaf ederken elle selamlanan ve kutsallığına inanılan, Hacer’ül Esved taşı hakkında olacaktır. Gelin önce geleneksel İslam ın, bu konuda kabul ettiği rivayetlere bakalım kısaca.    (Rivayete göre, Hz. İbrahim, Kâbe’nin inşasını bitirdikten sonra, oğlu İsmail ile tavafa başlangıç sırasını bildirmek için: “İsmail, bana bir taş getir de tavafın nereden başlayacağını işaret edeyim.” dedi. Hz. İsmail de Cebel-i Kubeys'ten bir taş alıp babasına verdi. O da tavafın başlayacağı bugünkü Kâbe’nin köşesine taşı koydu.)   (Rivayete göre İbrahim peygamberimiz, bu taşı Kâbe nin köşesine yerleştirmiştir. Ebu Davud un rivayet ettiği bir hadise göre, HACER’ÜL ESVED ALLAH IN SAĞ ELİDİR. Hacılar tavafında selamlaşmasını onunla yapar, ellerini kaldırarak ona selam verirler. Tirmizi nin Sünen’ inde kaydedilen bir hadise göre, TAŞIN CENNETTEN İNDİĞİ, ilk zamanlar bembeyaz olduğu, ancak günahkârların günahlarıyla karardığı ifade edilir. )   (Hacer’ül-Esved, melekler tarafından, peygamberler tarafından ve Efendimiz Muhammed Aleyhisselam tarafından öpülmüştür. Hacer’ül-Esved'i öpmek, Cenab-ı Hakk'ın saltanat-ı İlahiyesine kurbiyete (yakınlığa) bir işaret olması itibariyle hürmet, teslim ve ikrar manasını ifade eder. İşte bunun içindir ki, Hz. Ömer Efendimiz “Vallahi seni öpüyorum. Senin taş olduğunu, zarar ve fayda veremeyeceğini de biliyorum. Eğer Resulullah'ın seni öptüğünü görmeseydim, seni öpmezdim.” demiştir.)  ... Devamı

ALLAH NAMAZI BİZLERE, NEDEN EMRETMİŞ OLABİLİR?

2016-06-07 19:05:00

HAZİRAN         Allah bizlere namaz kılmamızı, neden emretmiştir? Bu soruyu bir okurum sormuştu bana. Aslında çok doğru ve yerinde bir soru. Çünkü namazın amacını doğru anlayamazsak, yerine getirirken özünden uzak kalırız, ya da yerine getirmekte özen göstermeyiz. Bizler namazı, Allah a bir borç olarak görürüz. Borç alacak ilişkisi, eşit şartlarda insanlar arasında olur. Namaz Allah a borç değil, saygıdır, bağlılığımızın göstergesidir. Onun içinde namazın kazasından Kur’an bahsetmez, geçmiş yaşanmış ve bitmiştir kayda alınmıştır, geri dönüş yoktur. ÇÜNKÜ NAMAZ O GÜNÜN SİGORTASIDIR, O ANIN DEĞERLENDİRİLMESİDİR.   Önce şunu belirtmek isterim. Namaz(salât) biz insanların Allah a karşı kulluk görevidir. Diğer ibadetler namazdan daha farklıdır. Örneğin bizler orucu tutarken, Allah a kulluk görevimizi yapmış olmayız. Çünkü orucu tutamayan insanlar olabilir. Ama namazı/duayı her şartta ve koşulda yerine getirebiliriz. Oruç bizlerin bizzat sağlığı ile ilgilidir, bedenimizin ve ruhumuzun ihtiyacı vardır. Ayrıca Oruç tutarak, Allah ın emrini, tavsiyesini de yerine getirmiş oluruz.    Allah oruçtan bahsederken, bu sayede korunmanız umulmaktadır der. Demek ki oruç bizler için faydalı. Tutamayacağımız oruçları, daha sonra tutabiliyorsanız tutmamızı ister Allah. Bunun bilgisini Kur’an da verir. Namaza gelince, namaz Allah a karşı kulluk görevimizin, ona karşı saygımızı, sevgimizi göstermemizin bir yolu ve yöntemidir. Bu yolu gösterende Kur’an dır. Hatta bizler namazla/salatla, duayla Allah dan yardım dileriz, dertlerimize şifa isteriz. Bundan güzel rahatlama olabilir mi? Psikiyatrinin ana kaynağı ve ilacıda ... Devamı

MESCİD-İ HARAM ZİYARETİMDEN İZLENİMLERİM.

2016-05-08 10:17:00

MAYİS               Şükürler olsun ki, Mescidi  Haram ziyaretimi, İbadetlerimi gerçekleştirmeyi, Rabbim nasip etti. Bu ziyaretim ile ilgili izlenimlerimi, sizlerle paylaşmak istiyorum.  Bu ziyaretimi özellikle haram ayda yapmayı planlamıştım ve Recep ayının ilk günlerinde yolculuğum başladı.   İlk önce Mekke ye gideceğimizden, daha uçağa binmeden hava alanında, bizleri mezheplerin ve fıkıh inancının şekillendirdiği, Kur’an ın hiç bahsetmediği, örneğini bile vermediği, İHRAM kıyafetini giydik. Bildiğiniz gibi ihram iki parçadan oluşan, dikişsiz iki parça havludan oluşuyor.     Bu elbiseye farklı anlamlar yüklenmiş, insanların aynı koşullarda eşit bir şekilde ibadet ettikleri, kefene benzeyen bir kıyafet giyerek o anı yaşamak şeklinde açıklandığı gibi, ihram elbisesi egoizm ve bencilliği reddetmenin bir tür göstergesidir diye de izah edildiğini görürüz. Kendimize şu soruyu nedense sormuyoruz, tüm bu özellikler neden yalnız erkekler içindir de kadınları kapsamaz. Çünkü kadınlar normal kıyafetleri ile Hac ve Umre ziyaretlerini yapıyorlar. Yalnız erkekler mi Mescidi Haramda eşit olduklarını hatırlayacaklar. Ya da bu kıyafete yüklenen duygu ve düşünceleri, kadınların hissetmesi gerekmez mi?   İşte fıkıh inancı, dini böyle şekillendiriyor. Sorgulamak yok, itiraz etmek yok, ne söylenirse yap anlayışı hakim. Hâlbuki Allah Kur'an da, İHRAMA GİRMEK sözleriyle, asla belirli bir kıyafetten bahsetmemiş, HACCA VE UMREYE NİYET ETMEK ANLAMINDA KULLANMIŞTIR. Eğer bir kıyafetten bahsetmiş olsaydı, onun da aç... Devamı

KUTUPLARDA ORUÇ NASIL TUTULUR?

2015-09-08 23:32:00

      Değerli din kardeşlerim,  dünyanın az da olsa bazı bölgelerinde altı ay gece, altı ay gündüz yaşanıyor. Bu durumda oruca nasıl başlayacağız, nasıl bitireceğiz sorusu karşımıza çıkıyor.    Kur’an akıl ve mantık dinidir. Ayrıca bir sorunumuzu Kur’an a arz ettiğimizde, ayetlerde verilen örneklerin anlamlarını, bizlere zikrediliş şekilleri ve asıl amacı üzerinde dikkatle düşündüğümüzde, bu bölgede olan Müslümanların oruca nasıl başlayacaklarına, çok kolay karar vereceklerini düşünüyorum. Tabi bizler ayetlerin anlamlarını daraltıp, kendi nefislerimizce ayetlerin anlamlarını değiştirmiyorsak bunu yapabiliriz.   Bizlere oruca başlama, ya da namaz vakitleri öyle dakika hesabı yapılarak öğretilmiştir ki, bizde zannediyoruz bunun esnekliği yok. Hâlbuki ayetlere dikkatle baktığımızda, yaradan çok sınırlı bir zamandan asla bahsetmemiştir. Allah yemin ederek, bu dini/kitabı sizler için kolaylaştırdım diyorsa birçok kez, sizce çok kısıtlı bir zamanı, bu konular için ayırmış olabilir mi?   Diyelim ki biz o bölgede yaşıyoruz ve bilim adamlarının bu bölgenin istisnai konumu hakkında detaylı bilgisi yok. O zaman bu konularda, ne yapmamız gerekir? Ya da bu bölgede yüzlerce yıl önce yaşadığımızı kabul edelim. Allah oruca ne zaman başlayıp, ne zaman bitirmemizin tarifini nasıl yapıyor önce ona bakalım. Bakara suresi 187. ayetinde, iki farklı mealden yazdım, örnek alarak bakın ne diyor.   ( Tan yerinde, beyaz iplik siyah iplikten sizce ayırt edilinceye kadar, yiyin için, sonra orucu geceye kadar tamamlayın.)   (Gecenin karanlığından tanyerinin aydınlığı fark edilinceye kadar yiyip içebilirsiniz. ... Devamı

ORUCA BAŞLAMA VAKTİ VE KUR'AN.

2015-09-08 23:29:00

      Ramazan bizler için çok önemli bir aydır, çünkü Kur’an bu ayda indirilmeye başlanmıştır. Rabbimiz yalnız bizlere değil, bizden öncekilere de oruç tutmayı farz kıldığını, Kur’an da şöyle anlatır.   Bakara 183: Ey iman sahipleri! Oruç sizden öncekiler üzerine yazıldığı gibi sizin üzerinize de yazılmıştır. BU SAYEDE KORUNMANIZ UMULMAKTADIR.   Bu ayetten de anlaşılıyor ki oruç, bizlerin korunması maksadıyla emredilmiştir. Allah yine bir ayetinde, orucun faydasını anlatmak içinde, şöyle söyler bizlere.   ( VE ORUÇ TUTMANIZ, EĞER BİLİRSENİZ, SİZİN İÇİN DAHA HAYIRLIDIR.)   Allah bizler için faydası olan, oruç konusunda Kur’an da, çok detaylı bilgilerde vermektedir. Benim üzerinde durmak istediğim konu ise, bugün bizlerin oruca başlama vaktinin, Kur’an ın emrettiği zaman ile aynı olup olmadığı konusunda, konuşmak ve sizleri bu konu hakkında, düşünmeye davet etmek olacaktır.   Her yıl dağıtılan imsakiyelerde, Diyanet İşleri Başkanlığının verdiği imsak ve namaz vakitleri yazılıdır. SABAH EZANI OKUNDUĞUNDA, ARTIK ORUCA BAŞLAMAMIZ GEREKTİĞİ ÖĞRETİLMİŞTİR BİZLERE.    Gerçekten bu bilgi doğrumudur. Allah ın rehberinde, oruca başlama vaktini izah ettiği örneğiyle, örtüşüyor mu bu bilgiler. Yine sabah ezanı günümüzde, Kur’an ın tarif ettiği vakitte mi okunuyor? İşte bir başka düşünmemiz gereken soru. Aslında konuyla da çok bağlantılı.   Bizlerin Kur’an ile irtibatımız kesik olduğu için, ne söyleniyorsa yapmak zorunda kalıyoruz. Din adına Kur’an dan konuşmak isteyenlere de, senin eğitimin ne ki ... Devamı

KUR'AN NAMAZ KONUSUNDA, DETAYLARI VERMEMİŞ OLABİLİR Mİ?

2015-09-08 23:26:00

      Yazdığım yazılara cevap veren kardeşlerimin, bir kısmının ortak bir noktada birleştiği konu, Peygamberimizin hadisleri olmasaydı, bizler namazı nasıl kılacağımızı bilemezdik, hatta Kur’an kapalı kalırdı düşüncesidir.   Gelin bu konuyu hem Kur’an dan, hem de bizlere ulaşmış rivayet hadislerden yola çıkarak, bu düşüncenin doğru olup olamayacağını anlamaya çalışalım.   Önce Allah ın rehberinde, namaz konusunda ne gibi bilgiler veriliyor ona bakalım. Allah birçok ayetinde, huzuruma durup namaz kılmaya başladığınızda, önce kıyam edin, yani huzurumda saygıyla durun diyor. Daha sonra rükû edin, yani saygıyla önümde eğilin, daha sonrada yine Yaradan a boyun eğdiğimizin işareti olarak ta, secde etmemizi emrediyor.    Nasıl dua edeceğimiz konusunda da, açıklama yaparak, kolayımıza geleni okuyabileceğimizi ve namazla kendisinden yardım isteyebileceğimiz, örneğini veriyor.    Peki bizler bugün, namazımızı nasıl kılıyoruz? Önce şunu söylemeliyim ki, Allah ın Kur’an da emrettiği farz olanları, yani kıyam, rükû ve secdeyi yerine getiriyoruz. Peki ya diğerleri?    Örneğin namaza başlarken yaptığımız ilk hareket,  kıyam duruşumuzdaki konumumuz, ikinci rekâtta oturuş şeklimiz ve namazımızın bitişindeki selam vermemizi nasıl yapıyoruz ve tüm bu hareketleri, peygamberimiz yaptığı için mi bizler yapıyoruz? Çünkü bu hareketler, söylendiği gibi Kur’an da yok. Bunlar yapılmadığında, Rabbimiz namazımızı kabul etmez mi?   Bizlere ulaşan rivayetlere baktığımızda, mezheplerde namazın teferruatları konusunda farklılıklar görürüz. Kesin bir birliktelik yoktur mezheplerde. Örneğin Kıyam duruşundan, bir kısım Müslümanlar ellerin bağlanması gerektiğini anlamış, ... Devamı

SEBEPSİZ BOZULAN ORUCUN KEFARETİ, 60 GÜN ORUÇ TUTMAK MIDIR?

2015-09-08 23:20:00

      Bizler İslam ı yaşarken, ne yazık ki söylenenleri, hiç araştırma gereği duymadan iman ediyor ve sonucunun ne olacağını bilmediğimiz yoldan gitmekte, hiç sakınca görmüyoruz. Hâlbuki Allah emin olmadığınız bilgilerin ardı sıra gitmeyin sorumlu tutarım, diye bizleri uyarmıyor muydu?    İşin daha da vahimi, Rahmanın sizler için kolaylaştırdım dediği kitabı, rehberi görmezden gelip, bizlere öğretilen rivayetlere, hiç kuşku duymadan, Allah ın kitabına danışmadan dini ÖYLE ZORLAŞTIRIYORUZ Kİ, doğrusu tüm bunların hesabını Rabbimiz e nasıl veririz bilemiyorum.    Allah yemin ederek birçok kez, acaba gönderdiği Kur’an ı kolaylaştırdım dedikten sonra, bizlerin bazı nefsi küçük hatalarından kaynaklanan suçlar için, büyük cezalar verir mi? Örneğin nefsimize yenilip sebepsiz bozduğumuz orucun karşılığı olarak, 60 gün oruç tutacaksın der mi? Yoksa bu derece fazla oruç cezaları, kendi şahsi ibadetlerimizin dışında, daha kötü büyük suçlar için mi örnekler verilmiş Kur’an da, gelin onları Allah ın zikrinden anlamaya çalışalım.   Hepimiz biliriz Ramazanda, orucumuzu rahatsızlık halinde bozmamız durumunda, daha sonra tutmamız gerektiği Kur’an da apaçık yazar. Yine oruçluyken hastalık ya da zorunlu bir neden yokken bozanlar içinde, 60+1=61 gün tutulması gerektiği hükmü Kur’an da hiç bahsedilmediği halde, rivayet hadislerde geçer. Bu bilgilerin, hükümlerinin de peygamberimize ait olduğu anlatılır. Acaba gerçekten nefsine yenilip, kasti orucunu bozan bir insan, 61 gün Kefaret orucu tutması gerekiyor mu? Bu sözler peygamberimize ait olabilir mi?   Gelin yine peygamberimizin bizlere öğütledi... Devamı

SAY. HAKKI YILMAZ IN, KUR'AN DA GEÇEN NAMAZ(SALAT) KELİMESİNE VE

2015-09-08 23:08:00

      Geçen gün Sayın Hakkı Yılmazın SALÂT, yani günümüzde namaz, dua, destek anlamındaki Kur’an da geçen kelimeden ne anladığını anlattığı, yazısını okudum. Önce Sayın Yılmazın kur’an da ki salât kelimesinden ne anladığını, yazısından alıntı yaparak sizlere nakletmek istiyorum. Çünkü Sayın Yılmaz salât sözcüğünden, günümüzde kıldığımız namazı anlamadığını, çok daha farklı bir anlam vererek, anlatmaya çalışmış.   Bizler eğer birbirimize saygılı olmayı öğrenirde, karşı düşünceleri de dinlemesini bilirsek, inanıyorum ki, İslam ın içindeki başıbozukluğu, fitne ve fesat karıştıranları içimizden ayıklamakta, hiçte zorluk çekmeyeceğimize inanıyorum. Eğer kendi düşüncelerimizi, inançlarımızı karşımızdaki tüm insanların dinlemesini ve saygı göstermesini istiyorsak, bizlerinde onların düşüncelerini dinleyerek, saygı göstermemiz gerektiğini unutmamalıyız. Böyle yaparsak birlik ve beraberliğe daha yakın oluruz.    Gelelim Sayın Hakkı Yılmazın Kur’an daki SALÂT sözcüğünden ne anladığına. Düşüncesini iyi anlayalım ki, Kur’an bütünlüğünde tüm ayetleri analiz edip, doğru bir sonuca varabilelim. Çünkü her insan bizzat kendisinden ve yaptıklarından sorumludur. Bakın Sayın Yılmaz ne anlamış Kur’an da ki salât sözcüğünden.   (Sonuç olarak  [salât] sözcüğünün anlamını; “destek olmak, yardım etmek, sorunları sırtlamak; sorunların çözümünü üzerine almak” şeklinde özetlemek mümkündür.   Dolayısıyla  [salât] sözc&uu... Devamı

VEKALET YOLUYLA HACCA GİDİLİR Mİ?

2015-09-08 22:56:00

      Günümüzde bizlere Kur’an da bahsedilmeyen, Kur’an dışından aktardıkları bazı bilgiler vardır ki, biraz düşündüğünüzde ne Kur’an süzgecinden geçer, nede aklın mantığın süzgecinden. Bizler ne yazık ki nakledilen onca rivayeti, Kur’an ile karşılaştırmadan kabul ediyoruz, bu yaptığımız büyük bir hatadır. Buda bizleri Allah ın emrettiği İslam’dan uzaklaştırıyor. Bazı hurafe hadislere uyarak, adeta Kur’an ın çizdiği yoldan saptığımızın farkında bile değiliz.   Günümüzde Hac konusunda öyle bir inanç vardır ki, eğer paranız var fakat sağlığınız izin vermiyorsa, parasını vermek şartıyla bir başkasını kendi adınıza hac görevi yaptırabileceğinize inanılır. Bu konuda da yine her zaman olduğu gibi, peygamberimiz üzerinden sözler sarf edilip, açıkça Allah ın elçisine iftiralar atılmaktadır. Bakın buna inanan insanlar, bu konuda neler söylüyor?   (Bedel yolu ile hac, üzerine hac farz olmuş bir kişinin bu ibadeti yerine getirmekten aciz olması ve bu acizliğinin de devamlı olması sebebi ile kendisi yerine başka birisini göndermesiyle olur.   Veda haccı sırasında bir kadın; Ya Resulullah babam haccın farz oluşuna yetişti, ihtiyar olduğu için deve üzerinde duramıyor, ona vekâleten ben haccetsem olur mu? Deyince resulullah(s.a.v) Evet olur diye buyurdu. (Buhari)   Ya Resulullah Annem hac etmeyi adamıştı, fakat bunu yapamadan öldü. Onun yerine ben haccedebilir miyim? Diye sorunca şöyle buyurdular; Evet onun yerine hac yapamayanın üzerinde bir kul borcu olsaydı, onu öderdin değil mi? Allah a olan borçlarınızı veriniz. Zira o ödenmeye daha layıktır. (Buhari)   Vekâleten hacca gidilebileceğ... Devamı

MÜBAREK RAMAZAN AYINI İDRAK EDEBİLMEK.

2015-09-08 19:12:00

      On bir ayın sultanı, Kur’an ın indirilmeye başlandığı, O mübarek aya ulaşmayı, Rabbimiz bizleri nasip etsin inşallah. Dilerim bu ayda, Kur’an ı bolca anlayarak okuyup, ayetler üzerinde düşünerek, dinimize sokulan hurafe ve batıldan kurtuluruz. Bunu yapabilene ne mutlu. Oruç un bizden önceki Ehli kitaba da, farz olduğunu ve bakın orucu neden farz kıldığını söylüyor Yaradan.   Bakara 183: Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. UMULUR Kİ KORUNURSUNUZ.   Bir ayet sonrasında ise yine orucun önemini anlatırken, bakın nasıl bir bilgi veriyor. İki farklı meallerden yazalım ki, konuyu daha açık anlayabilelim.   (Zira oruç tutmak kendinize iyilik yapmaktır -keşke bunu bilseydiniz.)   (Eğer bilirseniz, oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır.)   Demek ki oruç tutmak, bizlerin sağlık bulması, korunması adına çok önemli.  Oruç tutabilecek durumda olanların, bu fırsatı kaçırmaması gerektiğini anlıyoruz ayetlerden. Kur’an hayatın şifrelerini verir ve yol gösterir. Bizlere düşen, bu gerçeklerin farkında olmak adına, çaba göstermek olmalıdır. Oruç bedenimize sağlık getirdiği gibi , ruhumuzunda bazı gerçeklerle buluşmasına vesile olmaktadır.   Oruç tutmaktaki asıl amaç aç kalmak değil, yokluğun ve bazı şeylere ulaşamamanın verdiği duyguyu da yaşamaktır. Bizler ne yazık ki orucun bu yönü üzerinde, fazla durmayız. Hatta orucumuzu mükellef, arzuladıklarımızın eksiksiz olduğu bir sofrada  açarak bozarız. Böyle oluncada hissetmemiz gereken duyguları, çok fazla hissetmeyiz. Oruç farklı gelirdeki insan... Devamı

NAMAZ KILMAYANA, KUR'AN IN ÖNGÖRDÜĞÜ BİR CEZA VAR MIDIR?

2015-09-08 19:09:00

      İnternette gezinirken, bir yazı dikkatimi çekti. Yazının konusu, namazı terkin dini cezası konusu ile ilgiliydi. Merak ettim ve okudum. Doğrusu okuduklarıma hiç şaşırmadım, çünkü bizler İslam ı Kur’an dan o kadar uzak yaşıyoruz ki, bu konuda da Kur’an ın onay vereceği bir bilgiyle karşılaşmayı, zaten beklemiyordum. Konuyla ilgili yazıdan alıntılar yapalım önce, daha sonra üzerinde, Kur’an ışığında birlikte düşünelim.   Namazı terkin dini cezası:   Namazı inkâr eden kâfir olur. Çünkü kat'i delille sabittir. Umursamayarak yani tembelliğinden dolayı kasten namazı terk eden fasık olur. (İbni Abidin, Reddü'l Muhtar, c. 2, s.7).    Farz olduğunu inkâr etmemekle birlikte beraber tembellikle namazı kılmaya uygulanacak dünyevi cezanın ne olacağı mezhepler arasında itilaflıdır.    Hanefîlere Göre; namazı kılmayan fasıktır. Namaz kılıncaya veya ölünceye kadar hapsedilir ve dövülür.    Mâlikîlere Göre; vaktin sonuna kadar beklenir, bu müddet zarfında kılarsa serbest bırakılır, kılmazsa ceza olarak (kâfir sayarak) öldürülür.    Şâfiîlere Göre; vaktin sonuna kadar beklenir, sonra tövbeye davet edilir. Tövbe edip namazını kılarsa, serbest bırakılır. Aksi halde ceza olarak öldürülür. Öğleyi ve ikindiyi terkten dolayı güneş batıncaya kadar, akşam ve yatsıyı terkten fecir, sabahı terkten dolayı da güneş doğuncaya kadar ceza tatbik edilmez. Ancak kendisinden namazı vaktinde eda etmesini istemek şarttır.    Hanbelîler Göre; namazı tembellik göstererek terk eden kimseyi devlet başkanı veya naibi nama... Devamı