kuranyolu 0 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

GENEL İSLAMİ YAZILAR.

KUR AN İLE İLGİLİ YAZILAR.

KUR AN DAN AYETLER.

BAŞÖRTÜSÜ VE KUR AN.

ANA DİLDE İBADET.

İMAM I AZAM EBU HANİFE Yİ TANIYALIM.

HURAFELERİN ANA KAYNAĞI.

KUR AN DA ZEKAT VE MİRAS KONUSU.

MEZHEP, HADİSLER VE BATIL KONULAR.

NAMAZ, ORUÇ VE HAC KONULARI.

KATILIM BANKACILIĞI TUZAĞI.

PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.

ÇOK EŞLİLİK VE KABİR AZABI.

KUR AN DA MİRAÇ VE KADER KONUSU

RİSALE İ NUR ÖĞRETİSİNE DİKKAT!

ATATÜRK VE İSLAM ANLAYIŞI.

MEHDİ VE MESİH KONUSU

ÖN SÖZ

Diğer İçeriklerim (437)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (0)

TERAVİH NAMAZI VE PEYGAMBERİMİZ.

2015-09-08 18:17:00

        Ramazan geldiğinde çok konuşulan bir konuda, teravih namazının İslam dininde olup olmadığı konusudur. Allah kendisine kulluk görevimizi yapmak ve ona saygımızı, bağlılığımızı bildirmek, ondan yardım istemek adına kıldığımız namazın, zorunlu olan vakitlerini Kur’an da açıkça bizlere bildirmiş ve SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM diyerek, Kur’an ın sınırlarını aşmayın diye de uyarmıştır.   Elbette Kur’an ın emrettiği vakitler dışında da, Allah dan istekte bulunacağımız, ona şükranlarımızı ileteceğimiz  Allah a açılan namaz kapısını, her zaman açıp, yaradan a ulaşabiliriz. Bunun sınırını kimse koyamaz. Gelelim Ramazan ayında kılınan ve neredeyse Ramazan ın olmazsa olmaz ibadeti olarak gösterilen Teravih namazına.   Kur’an namazı kılarken bizlerin, huşu içinde olmamız örneğini verir. Eğer bugün toplum içinde 20 rekât kılınan teravih namazı kılarken dikkatimizi kaybedip, huşu içinde olamıyorsak, üzerinde dikkatle düşünmemiz gerekir.  Toplum arasında Ramazan ayında çok konuşulur, bilmem şu camide iman teravih namazını hızlı kıldırıyormuş, oraya gidelim diyenleri duyarız. Bu şartlarda, insanları bu türlü düşüncelere sevk ettiren namaz, Allah ın emrettiği namaz olmanın şartlarından çok uzaktır. Peygamberimiz huşudan uzaklaşabilinecek, çok uzun olan bir namazı ne kılmıştır, nede kıldırmıştır. Peygamberimizin kendi evinde, Ramazan ya da diğer gecelerde 11 rekâtı aşan bir namaz kılmadığı, yine rivayetler arasında geçer.   Allah fecir vaktinde, yani sabah namazında kılınacak namazın, okunacak Kur’an ın şahitli olduğunu söyler ve bu vaktin öneminden bahseder. Öyle olduğu halde bu vakitte, 2 rekât farz sabah namazı kılınır, Kur&... Devamı

RAMAZAN AYININ BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN.

2015-09-08 15:07:00

        Bolluk ve bereket Kur’an ayı, hepimize sağlık ve huzur getirmesi dileklerimle sözlerime başlamak istiyorum. Kur’an bu ayda indirilmeye başlanmıştır, onun içinde bizler bu ayda Kur’an ı, anladığımız dilden bolca okuyarak, Allah ın uyarı, ikaz ve önerilerini mutlaka anlamaya çalışmalıyız. Birilerinin din adına, tuzağına düşmek, Allah ile aldatılmak istemiyorsak, Kur’an ile direk irtibatı, aramıza kimseyi sokmadan mutlaka önce kurmalıyız.   Allah orucu Kur’an da, bizden önceki toplumlara da emrettiğini söyler ve orucun BİZLERİN KORUNMASI ADINA emredildiği açıklamasını yapar. Her konuda olduğu gibi, oruç konusunda da gereken detayları Kur’an verir. Ama bizlere Kur’an ın din adına yeterli olmadığı öğretildiği içindir ki, emin olamayacağımız onca bilgiler ışığında inançlarımızı yaşamaktan çekinmeyiz. Ramazan ve O ayda tuttuğumuz oruç konusunda da, ne yazık ki Kur’an ı referans almadığımız için, yaptığımız çok büyük yanlışları göremiyoruz.   Kur’an oruç konusunda gereken bilgiyi verir ve ne zaman oruca başlamamız gerektiği konusuna herkesin anlayacağı, çok açık ve basit bir örnek vererek, Bakara 187. ayetinde derki;   (TAN YERİNİN BEYAZ İPLİĞİ, SİYAH İPLİĞİNDEN SİZCE SEÇİLİNCEYE KADAR YİYİN İÇİN; SONRA DA ORUCU GECE OLUNCAYA DEĞİN TAMAMLAYIN.)   Bu sözlerden şunu anlıyoruz. Kur’an tıpkı sabah namazını tarif ettiği gibi, fecir vaktinde yani gecenin karanlığı sona erdiği, günün aydınlığının yavaş yavaş başladığı o vakitten bahsediyor. Verdiği örnekle de tarifini netleştiriyor ve beyaz iplikle, siyah iplik fark edilmeye başlandığı zaman, yemeyi içmeyi kesin, akşam oluncaya kadar yemeyin,... Devamı

HAC AREFE VE KURBAN BAYRAMI.

2015-09-08 15:05:00

      İnancımızı yaşarken, yaptığımız yanlışları her nedense görmek istemiyoruz. Her zaman ki gibi, Hac konusunda yaşanan karmaşa, bizlere öğretilen rivayetleri ne derece dikkatle düşünmemiz gerektiğini, bir kez daha bizlere gösteriyor.    Yaradan yıl 12 ay, dördü haram aydır der ve bu haram aylarda savaşmanın yasaklandığını anlatır. Ayrıca savaş yasağının nedenini de açıklayarak, Bakara suresi 217. ayetinde bakın nasıl bir açıklama yapar.   (Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, MES-CİD-İ HARAM'IN ZİYARETİNE MÂNİ OLMAK ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır.)    Demek ki haram ayların konmasının nedeni, Allah ın Hac emrini yerine getirmek maksadıyla, Mescidi Harama ziyarete gelenlerin, engellenmeden rahatça ibadetlerini yapabilmeleri için, özellikle Rabbin tahsis ettiği aylar olduğu anlaşılıyor. BU AYLAR HZ. İBRAHİM DEN PEYGAMBERİMİZ DÖNEMİNE KADAR, HAC MAKSADIYLA KULLANILMIŞ İSE, PEYGAMBERİMİZDEN SONRADA AYNI AMAÇLA KULLANILACAĞI ÇOK AÇIKTIR. Yine Bakara suresi 189. ayetinde özellikle çoğul kullanarak, bakın ne diyor.   (Sana, HİLAL ŞEKLİNDE YENİ DOĞAN AYLARI SORARLAR. De ki: Onlar, insanlar ve ÖZELLİKLE HAC İÇİN VAKİT ÖLÇÜLERİDİR.)   Demek ki, haram aylar içinde, hac vaktinin nasıl başlayacağı detayı da veriliyor.  Dikkat ederseniz çoğul kullanılarak, hac için vakit ölçüsüdür diyor.   Bildiğiniz gibi, hac vakti belli aylarda yapılacak olup, diğer zamanlarda ise umre yapılabiliyor. Bunun da açıklamasını K... Devamı

NAMAZ (SALAT) KONUSU VE GÜNÜMÜZE YANSIMALARI.(NAMAZ VAKİTLERİ,KO

2015-09-08 15:02:00

EKİM       Değerli din kardeşlerim. Kur’an ı okuduğunuzda, Allah ın en çok önem verdiği konulardan birisinin de, namaz olduğunu görürüz. Bu konulara açıklık getiren, birçok ayet de vardır Kur’an da. Fakat bizler Kur’an ile yetinmeyip, her konuda batılı inancımıza sokmaktan çekinmeyiz.   Bakın bu konuda sizlere bir örnek vermek istiyorum. Bazı rivayet hadis örneklerini vererek, peygamberimizin genelde namazlarını üç vakitte cem ettiği, yani birleştirdiği anlatılıyor, aktarılan rivayet hadisler doğrultusunda. Bunlardan örnekler vermek istiyorum konuyu anlamak için.    ( Ebu Tufeyl diyor ki; Muaz b. Cebel radiyellahu an şöyle dedi: “Tebuk savaşında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte çıktık. Öğle ile ikindiyi bir, akşam ile yatsıyı da bir kılardı. «Neden böyle yaptı?» dedim. Dedi ki; «ÜMMETİNİ SIKINTIYA SOKMAK İSTEMEDİ.»)   (İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de öğle ile ikindiyi birlikte kıldırdı. Ne korku vardı, ne yolculuk.)    (Müslim’in ibni Abbas’tan yaptığı bir diğer rivayet şöyledir: “Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında iki namazı birleştirirdik.)    Halbuki Allah ayetinde namaz konusunda zamen ve vakit belirten apaçık ayetini bizlere nasıl bildiriyor.    Hut 114: Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt kabul edenlere bir ... Devamı

NAMAZ KONUSUNDA DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN BİR AYRINTI.

2015-09-08 14:57:00

    Bugün sizlere, belki hiç aklınıza gelmeyen bir konuyu, düşünmenize vesile olmak istiyorum. Camide namaz kılanlar bilir, öğlen ve ikindi namazlarında yani gündüz namazların farzını kılarken imam, sesli olarak ayetleri okumaz, ama gece namazları yani sabah, akşam ve yatsı namazların ilk iki rekâtında, yüksek sesli okuyarak namazı kıldırır. Peki, bu fark nedendir diye hiç düşündünüz mü?   Bizler Kur’an ayetlerini ve İslam ı rivayet ve sanı bilgiler eşliğinde anlamaya, yaşamaya çalıştığımız sürece, Kur’an ı doğru anlamamız asla mümkün olamayacağını lütfen unutmayalım. Bakın hangi rivayet bilgilere dayanıyormuş bu farklılık.   (Efendimiz Hazretleri, namazın farz kılındığı Miraç gecesinden sonra, Mekke’de kıldığı namazlarında gece gündüz demeyip hepsinde de sesli okuyordu. Gizli okuma yoktu başlangıçta. Ancak gelip Efendimiz ’in sesli okuyuşunu dinleyen müşrikler, işittikleri ayetlere kendi şiirlerini de karıştırarak şurada burada şiirli ayet okuyarak zihinleri bulandırmaya çalışıyorlardı. Bundan ise Efendimiz Hazretleri rahatsızlık duyuyordu. O SIRALARDA İSRA SURESİ AYET 110 NAZİL OLDU. BU AYET GÜNDÜZLERİ GİZLİ OKUMAYI, GECELERİ İSE SESLİLİĞİ SÜRDÜRMEYİ İŞARET EDİYORDU...)   Yazıda bahsedilen İsra suresi 110. ayete bakalım, acaba bu ayette namaz kılarken gündüz sesli okumayın, gece sesli okuyun bilgisi mi veriyor?   İsra 110: De ki: “İster Allah deyiniz, ister Rahmân deyiniz! Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler, O'na aittir. NAMAZINDA YÜKSEK SESLE OKUMA; ONDA SESİNİ FAZLA DA KISMA; İKİSİNİN ARASI BİR YOL TUT!”   Ayeti okudunuz, bahsedilen konuyla hiçbir ilgisi yok. Namazlar... Devamı

HARAM AYLARIN ASIL AMACI NEDİR?

2015-09-08 14:48:00

            Kur’an da geçen haram ayların, asıl amacının ne olduğu, ne yazık ki günümüzde gizlenmekte ve üstü örtülmektedir. Allah ın Kur’an da birçok kez uyardığı, ataların dinini yaşamak ve yaşatmaya devam etmeye çalışanların, durumuna bizlerde düştük ne yazık ki.   Kur’an da geçen haram aylar konusuna, geçmişten bizlere ulaşan, hurafe ve yanlış bilgiler ışığında baktığımız için, gerçekleri göremedik, göremiyoruz. Çünkü din adına rehber Kur’an olmaktan çıkmış, onun yerini emin olamayacağımız rivayet ve sanı bilgiler almış. Bu ayların amacını bizlere anlatanlar, bu aylarda savaşın yasak olduğu, böylece geçicide olsa barışın sağlandığı aylar olarak anlatılır. Ticaretinde bu aylarda rahatça yapılabileceği söylenir. Tabi günümüzde bu aylarda, savaş yasağının olduğunu ne düşünen var, nede bu aylarda savaşa ara veren var. Daha da kötüsü, bu aylarda Müslüman, Müslüman ı bile öldürmekten çekinmiyor.   BÖYLECE HARAM AYLARIN, ALLAH TARAFINDAN OLUŞTURULMASINDA Kİ ASIL AMACINDAN SAPTIRILIP, TALİ AMAÇLARINA GÜNÜMÜZDE DİKKAT ÇEKİLMİŞTİR. YANİ ASIL AMAÇ GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR, GİZLENMİŞTİR.     Elbette İslam dini barışçı bir dindir, bunda şüphe yok. Ama Allah haram aylarda savaşmayın, diğer aylarda savaş serbest şeklinde algılanacak böyle bir izahın, Kur’an ın öğretisi olmadığını önce belirtmek isterim. Peygamberimizin savaşlarının tamamı, kendisine iman etmeyenlere karşı açılmış savaşlar değildir. Tam tersine kendisine ve Müslüman olanları yok etmek için, açılan savaşlara... Devamı

BAKARA SURESİ 196. AYETİN, HAC KONUSUNDA VERDİĞİ BİLGİLER.

2015-09-08 14:35:00

      Bu yazımda sizleri, Bakara suresi 196. ayet üzerinde, düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayeti yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim.   Bakara 196: Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir.   (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdır. (Diyanet vakfı meali)   Bu ayeti iki bölümde anlamaya çalışmamız en doğrusu olacaktır. Birinci bölüm, Hac ve umreye gidemeyenlerin engellenenlerin, yapması gerekenleri anlatıyor. İkinci bölümde de, Hac ve Umreye gidebilecek şartların oluştuğu, engel ortadan kalktığı bir ortamdan bahsediliyor. Hac ya da Umreye gidemeyen, tabi bu gidemeyen kelimesinden birçok şey anlayabiliriz. Hastada olabilir, Ya da Hac ve Umreye gidebilecek ortam yoktur, savaş vardır engellenmişlerdir. Çünkü peygamberimiz devrinde iman edenler, savaş nedeniyle engelleniyordu.    İlk bölümde, Hac ve Umreye gitmek isteyip de, önüne bir engel çıkanların yapması gerekenlerden bahsediyor v... Devamı

DİYANETİN NAMAZ KONUSUNDAKİ ÇELİŞKİSİ. (NAMAZ VAKİTLERİ KONUSU)

2015-09-08 14:29:00

  Bugün sizlere, Diyanet işleri başkanlığı sitesinden geçmiş yıllarda alıntı yaptığım, bir yazı üzerine konuşmak istiyorum. Yazıda geçenleri ve bizlere öğretilen diğer bilgileri bizzat kendimiz düşünüp ve de karşılaştırarak değerlendirmeyi öz irademizle yapmalıyız.   Bu yazımdaki amacım, namaz vakitlerinin neler olduğunu kanıtlamak değil, tam tersine Kur’an dan ayrıldığımızda, bizleri nerelere sürükleyeceğini anlatmaya çalışmaktır. Yoksa Rabbimize e günde beş vakit değil, on vakit namaz kılsak azdır. Amacımız Allah ın emirlerinin ne olduğunu doğru anlamaktır, yani haktan batılı ayırmaktır. Yazının yorumunu sizlere bırakıyorum. Çünkü Yaradan ın huzuruna çıktığımızda, yanımızda yardımcı hiç kimse olmayacak, herkes tek başına hesabını verecektir. Yazıda şöyle yazıyordu.   (İslâm'ın başlangıç yıllarında namaz, SABAH VE AKŞAMLEYİN KILINAN İKİŞER REKÂTTAN İBARET İKEN, YAYGIN KABUL GÖREN GÖRÜŞE GÖRE, Miraç olayından sonra beş vakit namaz farz kılınmıştır. "Kendi nefsinde bir yakarış ve ürperiş içinde ve pek yüksek olmayan bir sözle sabah ve akşam Rabbini an; gafillerden olma" (el-A`râf 7/205) ayeti namazın başlangıçtaki durumuyla ilişkili görülmektedir.YİNE YAYGIN KABULE GÖRE, Cibril’in Hz. Peygamber'e Kâbe'de, namazın vakitlerini göstermek üzere imamlık etmesi, Miraç olayının ertesi günü olmuştur.)    Yazıda dikkat ederseniz, namazın ilk yıllarında sabah ve akşam kılınması emredildiği, Kur’an da geçtiğini de örnek vererek yazmışlar. Daha sonra yazılana ise çok dikkat ediniz lütfen, Kur’an dan alınan bilgilere göre d... Devamı

HAC KONUSUNDA YAPTIĞIMIZ BÜYÜK YANLIŞ.

2015-09-08 14:20:00

    Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, Allah ın gücü yetenlere farz kıldığı, HAC konusunda olacaktır. Bildiğiniz gibi, Hacca gitmek isteyen Müslümanlar, günümüzde birçok zorluklarla karşılaşıp gidemediği gibi, sıraya girip kuralar çekilmekte, çıkmayanlarda haklı olarak, farz bir emri yerine getiremediklerinden çok üzülmektedir.   Peki, bu kuraların, sıraya girmelerin nedenleri nelerdir? Bizlere öğretilen, Hacı olabilmek için Kurban bayramının bir gün öncesi, yani AREFE günü( zilhiccenin 9. günü) Arafat da olmamız gerektiği, geleneksel İslam anlayışı ile bizlere öğretilmişti. Örneğin hac vakti ne zamandır sorusunu sorduğunuzda, şöyle bir cevap alırsınız.   (Hac vakti, AREFE ve bayram günleri olmak üzere, beş gündür.)   Bir yılın içinde çok kısıtlı bir zaman, hatta Zilhiccenin 9. günü kabul edilen, AREFE günü haccın kabulü için, Arafat ta bulunulması gerektiğini söylediğimizde, elbette büyük izdihamlar olacaktır. Arefe günü konusuna öyle kutsallık yüklemişiz ki, bakın nelere inanıyoruz, hac konu ile ilgili.   (Arafat vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. ÇÜNKÜ SÜRESİ İÇİNDE ORADA BULUNAMAYANLAR, O SENE HACCA YETİŞEMEMİŞ SAYILIRLAR. Arafat vakfesinin zamanı, Zilhiccenin 9. günü, yani Arefe günü öğleyin Güneş’in tepe noktasına gelip Batı’ya meyletmeye başladığı andan (Zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecr-i sadık dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir.)   Bu durumda, çok kısıtlı bir zamana, hatta bir yıl içinde bir güne endekslediğimiz bir hac vakti, elbette b... Devamı

HAC KONUSUNDAKİ GERÇEKLER.

2015-09-08 14:13:00

      Bu yazımda sizleri, Allah ın farz emri olan, HAC konusunda düşünmeye davet etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi HAC vakti olarak, kurban bayramı arefesi ve bayram günleri olarak, beş gün olduğu kabul edilir. Bu günde yani zilhiccenin 9. gününde Hacda bulunmayanın, Haccı kabul edilmeyeceği söylenir.   Çok kısa bu bilgiler ışığında, önce düşünelim. Sizce Yaradan, yemin ederek birçok kez, bu kitabı yani bu dini kolaylaştırdık dedikten sonra, 365 gün içinde bir gün, bizlere hac vaktini ayırmış olabilir mi? Birde bu zamanın yüzlerce yıl öncesini lütfen hayal ediniz ve ulaşım şartlarını düşününüz. Sanırım yalnız bunu düşünen, bugün kabul edilen bilgilerin, doğru olamayacağını anlar.    Gelelim konumuza. Bildiğiniz gibi bahsedilen Kurban bayramı ve onun arefe günü, zaten Kur’an da hiç bahsedilmeyen bir konudur. Bayram peygamberimizin ümmetine hediyesidir. Öyle olunca da bugünde, kabede bulunmayanın, Haccı kabul edilmez demek, çok büyük yanılgıdır, iftiradır. Bakın Allah elçisine ne diyor.   Hac 27: İnsanlar arasında haccı ilan et ki, GEREK YAYA OLARAK, GEREK UZAK YOLLARDAN GELEN YORGUN DEVELER ÜZERİNDE sana gelsinler. (Diyanet meali)   Ne dersiniz yaya ya da deveyle, uzak ülkelerden yüzlerce yıl önce, zilhiccenin 9. günü yani arefe günü, insanlar zamanında ulaşabilir mi kabeye? Böyle bir zorluğu Allah kullarına, reva görür mü? Gelin hiçbir etki altında kalmadan, Kur’an a danışalım. Acaba Kur’an, Haccı ne zaman yapabileceğimizi söylüyor ona bakalım.   Bakara 197: HAC, BİLİNEN AYLARDADIR. HER KİM O AYLARDA HACCA BAŞLAYIP kendisine farz ederse... Devamı

KUR'AN IN NAMAZ KONUSUNDA VERDİĞİ DETAYLAR.

2015-09-08 13:58:00

Bugün sizlerle Kur’an dan araştırmaya çalışacağımız konu, acaba Rabbimiz Kur’an da en çok bahsettiği, namaz kılın emrini verip, nasıl namaz kılacağımızdan ve detaylarından, bazılarının söylediği gibi, Kur’an da yeteri kadar bahsetmemiş olabilir mi, onu birlikte araştırmaya çalışalım. Konu doğru anlaşılabilmesi için, detaylı ele alındığından biraz uzun. Lütfen sabırla okuyunuz. Önce aşağıdaki ayeti dikkatle okuyalım ve üzerinde düşünelim ki, bahsettiğimiz konuda yanılma ihtimalimizi, en aza indirmiş olalım.   Hud 1: Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri önce sağlam kılınmış, SONRA DA DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR.   Hatırlatmak isterim, Allah namaz kılma, oruç tutma, zekât verme, Hacca gitme konusunu, İbrahim peygamberden bu yana, tüm dinlere emrettiğini bizlere açıklıyor. Hatta Kabenin kurulmasını, İbrahim Peygamberimize emrettiğini ve tüm inananların ziyaret edip, çevresinde hep birlikte namaz kılmalarını, tavaf etmelerini emrediyor. Hud suresi 1. ayette de Allah Kur’an için, açık bir hüküm veriyor ve ayetler önce sağlamlaştırıldı, daha sonrada DETAYLANDIRILIP AÇIKLANDI DİYOR. Ama bizler Kur'an da detay yoktur diyoruz ve fıkıh inancının namaza ilaveleri olmasaydı, namazımızı kılamazdık diyebiliyoruz. Sizce bu ayetleri gördüğümüz halde, bunları düşünmeden, söylememiz doğrumu?   Bu durumda, Allah namaz kılın diye emir verdiyse, nasıl kılınacağını açıklamamış olduğunu söylememiz doğru olmaz, önce bunu kabul edelim ve araştırmalarımızı bu yönde yapalım. İsterseniz şimdide aşağıdaki ayete bakalım.    Bakara 239: Eğer korkarsanız, yaya veya binekte iken salât edin (na... Devamı

KUR'AN DIŞINDAN HARAMLARA, GÜNAHLARA İNANMAK DOĞRU MUDUR?

2015-09-08 13:33:00

      Bizler ne yazık ki, Kur’an ın özünü, onu anlamanın yolunu, yöntemini tam olarak kavrayamadığımız içindir ki, bizlere anlatılanlar ile Kur’an arasındaki bağıda doğru kuramıyoruz. Elbette bu yanlışı yapmamızdaki neden, Kur’an ile gereken bağımızın olmadığı, onunla aramızda edindiğimiz velilerin, şeyhlerin, efendilerin oluşu, bizlerin büyük hatalar yapmamıza neden olmuştur. Bakın bir arkadaşımız bana şöyle bir soru soruyor ve diyor ki;   (Erkeğin Evlendiği veya evleneceği kadının halası ve teyzesi ile aynı anda evlenebilmenin hükmü kuranda yok. Varsa siz gösterin BİZE. AMA PEYGAMBER BÖYLE HÜKÜM KOYMUŞ. Şimdi siz peygamberin bu hükmü yok ve olamaz mı diyorsunuz? Mademki kuranda yok.)    Bu düşünce aslında, bugün yaşadığımız İslam ın izlediği yöntemin, ne derece yanlış bir yol üzerinde olduğunun açık kanıtıdır. Acaba bizler Kur’an ın hükümlerinin dışından da sorumlu muyuz? Eğer bu soruya Kur’an öğretisi ile cevap alabilseydik zaten böyle bir soruda sormazdık.   Allah birden fazla evlenmeyi yasaklamamıştır, ama asla önermemiştir. ÇÜNKÜ NE KADAR İSTESENİZ DE, ADALETİ ASLA EŞLER ARASINDA SAĞLAYAMAZSINIZ DİYEREK, TEK EŞLİLİĞİ ÖNERMİŞTİR. Önce bunu hatırlatalım. Gelelim arkadaşımızın sorduğu konuya. Allah her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle sizlere sundum der Kur’an da. Elbette bunu söyleyen Rahman, kimlerle evlenmemizi istemediğini, eksiksiz yazmış olmalı değil mi? İçinizden eksik bırakmış olabilir diye, aklından geçireniniz oldu mu? Hiç sanmıyorum. Gelin şimdide ona bakalım.   Nisa 23: SİZE, ŞU KADINLARLA EVLENMEK HARAM KILINMIŞTIR: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleri... Devamı

SAY. HEKİMOĞLU İSMAİL İN YAZISINDAKİ,ACI GERÇEKLERİMİZ.

2015-09-08 13:27:00

      Zaman Gazetesi yazarı, Sayın Hekimoğlu İsmail in, 31 Ocak 2009 tarihli köşe yazısını okuduktan sonra, günümüz de İslam inancının kimler tarafından ve ne şekilde yönlendirildiğini çok daha iyi anladım. Yazının başlığı MÜSTAKİLLER, yani hiçbir yere bağlı olmayanlar anlamını taşıyordu.    Yazının tamamını okuduğumda, bir yere bağlı olmayan, tabiri caizse tahsilli, eğitimli bazı kişilerin, yalnız tenkitten başka bir şey bilmedikleri, fayda yerine yalnız tenkitte bulundukları için faydalarının olmadığını, hiçbir yere bağlı olmadıkları tezinden yola çıkarak, yazıda tenkit edilmiş. Hatta müstakillerin bağlı olduğu yerler konusunda da, şöyle söyleniyor.   (MÜSTAKİLLERİN İKİ ÖZELLİĞİ VARDIR. BİRİNCİSİ, BİR YERE BAĞLI DEĞİLLER. İKİNCİSİ, KENDİLERİNE BAĞLILAR.)   Daha da ileri giderek, bu kişilerin nelere bağlı olmadığı açıklaması da yapılıyor.    (MÜSTAKİLLER, HİÇBİR HOCAYA, ÂLİME, ŞEYHE BAĞLI DEĞİL, SADECE KENDİLERİNE BAĞLIDIRLAR.)    Demek ki bağlılık konusunu, din ve iman adına bağlanmak, ardı sıra gitmek adına kullanıyor. Çünkü bahsettiği kişilere bağlı olmayanları, tenkit ediyor. İslam ı yaşamak içinde, birilerine mutlaka bağlanılması gerektiğini, onlara tabi olunmasının gerekliliğinden bahsediliyor. Gerçektende bugün, velisi olmayan cennete gidemez diye inanan, büyük bir topluluk var. Bu sözlerde onun eseri.   Acaba Allah dan başka bağlanılacak, ardı sıra gidilecek, hiç şüphe duymadan güvenilecek birisinden Kur’an bahsediyor mu? Sanırım Yaradan ın Kur’an dan uyarıları göz ardı edilmiş, hatta batıl inançlarını yaşamak için, Kur’an ın yüzlerce ayeti görmezden gelin... Devamı

İSLAM I YAŞARKEN........

2015-09-08 13:21:00

    Değerli din kardeşlerim. Bir işe başlamadan önce, o işle ilgili doğru ve kesin kaynaklardan bilgiler alırız, ondan sonra araştırırız ve öyle yaparız. Çünkü doğru kaynaklardan araştırmadan başladığımız iş, mutlaka bizlere zarar verir.   Bu düşünceden yola çıkarak inancımızı nasıl yaşamalıyız, dinimizi öğreneceğimiz asıl kaynak nedir diye, kendimize önce sormalıyız.  Sizce dinde hüküm veren ve sorumlu olduğumuz makam kimdir? Elbette yalnız Allah tır. Bugün söylendiği gibi, dinde hüküm veren Allah ve elçisidir dersek, Rabbimizi peygamberimiz ile eş tutarız ki, bu düşünce Kur’an ın tamamına ters düşer.   Eğer buna inanırsak, İslam dininde hüküm koyan iki makam ortaya çıkar. Bunun da bizleri nerelere götürdüğünü, hepimiz çok iyi biliyoruz. Dinde bölünme, düşmanlık ve aynı kitaba inananlar arasında, bir birine duydukları kin ve nefret. Konumuzu araştırmaya geçmeden önce, samimiyetine inandığım bir kardeşimiz, bir yazıma verdiği cevabında, bana göre günümüz inancını çok güzel yansıtan bir cevap vermiş. Önce onu sizlere nakletmek istiyorum ki, konumuzu düşünürken bizlere çok faydası olacaktır.   (Her birimizin birer din âlimi olmadığını hesaba katacak olursak, Efendimizin sünnetini kuran ölçüleriyle değerlendiremeyeceğimiz gerçeği ortaya çıkar. Bu yüzden din âlimlerinin ittifak ettiği ve SAHİH DİYE TABİR EDİLEN HADİSLERİ KABUL ETMEK DURUMUNDAYIZ. Kaldı ki günümüzde dinin sadece Kur andan ibaret olduğunu söyleyip, Efendimizin sünnetini hiçe sayan dalkavukların ekmeğine yağ sürmek gibi anlamlar çıkarılabilir. )   ... Devamı

EHLİ SÜNNET ANLAYIŞI BU MUDUR?

2015-09-08 13:15:00

          Yazılarımı yayınladığım bir siteye, yeni bir yazı yayınlamak için girmek istediğimde, bakın nasıl bir uyarı ve ikazla karşılaştım ve siteye giremedim.   (Aşağıdaki sebep´ten dolayı yasaklandınız: Ehl-i Sünnet dışı fikirlerin paylaşımı üye ve ziyaretçilerimizin aklını karıştırdığı için yönetim olarak buna izin veremiyoruz.)   Yukarıdaki yazıyı, elbette görünce çok üzüldüm. İnsan ister istemez, acaba gerçekten ben Allah ın emirlerine, ayetlerine ters düşen sözler mi yazdım da, bu siteye girişim yasaklandı. Acaba bu sitedeki ziyaretçilerin, okurlarının, aklını Kur’an dışından, Kur’an ın emretmediği, Allah ın hüküm vermediği konuları söyledim de mi, din kardeşlerimizin kafaları karıştı diye, inanın çok düşündüm.    Siteye göz attığımda, sanırım tüm yazılarımı silmişler. Hepimiz hata yapabiliriz, ama peygamberimizin yolundan giden, kimseyi dışlamaz, özellikle onu yakınında tutarak gerçek İslam ı anlatır. Ben yanılıyorsam beni dışlama ki, gerçekleri bana öğretebilesin. Tabi kendi inancından eminse, emin değilse o düşünceyi hemen uzaklaştırması çok normal. Cemaat ve tarikatlarda, asla farklı düşünceye müsaade edilmez, çok ilginç değil mi?   Benim yaptığım Kur’an ayetlerini hatırlatmak ve onları anlamaya çalışmak, hurafe ve batılı Kur an yardımıyla, içimizden temizlemekten başka bir amacım yok. Eğer bir Müslüman ın yanlışı varsa, onu uzaklaştırmak mı gerekir, yoksa Kur’an a davet etmek, bilgilendirmek mi gerekir?   Beni sitelerinden atma nedeni olarak, yazdıkları sözlerin üzerinde inanın çok düşünd&u... Devamı

ŞEFAAT KONUSUNDA, GÜNÜMÜZDE YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR.

2015-09-08 13:10:00

            Geçenlerde, İslam dininde şefaat konusunu anlatan, bir kitapçık dağıtılıyordu aldım ve okudum. Bu kitapçıkta anlatılan şefaat konusundan, sizlere önce örnekler vermek istiyorum. Daha sonrada anlatılan şefaatin, Allah ın emrettiği şefaatle aynı olup olmadığını, yine Kur’an ın rehberliğinden faydalanarak karşılaştıralım, anlamaya çalışalım. Kitapçıkta şefaat sözcüğünü tarif ederken, bakın şu açıklamalar yapılmış.   (Bir başkası adına ricada bulunmak, bir suçlunun affedilmesi için aracı olmak, birine yardımcı olmak, birinin önüne düşüp işini görmeye çalışmak, birinin aracılığını istemek, maddi ve manevi bir imkânı elde etmek için yetkili nezdinde aracılık yapmak, ihtiyaç sahibi için iyilik etmek” manalara gelir.)   Yukarıda tarif edilen şefaat ile gelin birde Kur’an ın bahsettiği şefaatin anlamına bakalım ve söylenenlerle karşılaştıralım. Eğer Allah ın bahsettiği şefaatle aynı şeyler kast ediliyorsa, elbette kabul edelim. Bakın Allah şefaat konusunda, çok kesin ve net bir şekilde, hatta adeta kesin bir uyarı verircesine ne söylüyor bizlere?   Zümer 44: DE Kİ: ŞEFAAT TÜMDEN ALLAH'INDIR. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz   Zümer 43: YOKSA ALLAH'TAN BAŞKA ŞEFAAT EDİCİLER Mİ EDİNDİLER? De ki: 'Ya onlar, hiç bir şeye malik değillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?   Bu ayetlerde geçen, öyle bir şefaat anlamı var ki, asla bu yetki devredilemez, başkasına verilemez diyor. Bu çok net anlaşılıyor. Burada anlatılan şefaatinde, yukarıda anlatılan şefaatle hiçbir ilgisi yok. ... Devamı

BERAAT KANDİLİ VE KUR'AN.

2015-09-08 12:59:00

      Bu yazımda, Beraat kandili konusu üzerinde konuşmak istiyorum. Eğer bir gelenek, güzele ve doğruya yönlendiriyorsa, elbette kutlamaya devam edelim, ama içinde yanlışlar varsa da, düzeltelim bilinçli olalım.    Önce şunu belirtmeliyim ki, kutsak gecelerin hiçbirisi peygamberimiz zamanında yoktu. Yani bu geceler, peygamberimizden çok sonra kutlanmaya başlanmıştır. Bu gecelerde bolca ibadet yapılmasını önermenin, hiçbir sakıncası yoktur. Yanlış olan, bu gecelerde yapılan ibadetlerin, bilmem kaç gün oruca ya da namaz kılmaya bedel olduğunu söylemektir.      Önce Beraat Kandilinde, geleneksel İslam anlayışında, nelerin olduğu anlatılır, onları önce yazalım. Daha sonrada bu sözleri Kur’an ile karşılaştıralım, bakalım söylenenler Allah ın ayetlerine uygunluk gösteriyor mu?   1.Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.   2.Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.   3.Bu gecede yapılan ibadetlerin faziletleri çok büyüktür.   4.Bu gece peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban ın 13. günü, Üçte biri Şaban ın 14. günü, geri kalan üçte biride Şaban ın 15. günü verilmiştir.   5.Cenabı hak bu gece güneşin batmasıyla yeryüzüne iner ve şöyle der. Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim. Şifa isteyen yok mu? Şifa vereyim der.    6.Bu gecede hayır namazı adıyla 100 rekât bir namaz vardır ki kılan kimse o sene ölünce şehitlik mertebesine nail olur.   Değerli din kardeşlerim, aslında ... Devamı

SAY. HAYRETTİN KARAMAN A CEVABIMDIR.

2015-09-08 12:56:00

        Sayın Prof. Hayrettin Karamanın, bir sitede yazısına yazdığım tenkit yazıma, kendisine ulaştırılmasından sonra, yazıyı gönderene tenkit yazımdan alıntı yaparak, bir bölümüne verdiği cevabı ve ona yazdıklarımı, sizlerle de paylaşmak istedim. Yazı biraz uzun ve detaylı, lütfen sabırla sonuna kadar okuyunuz. Okuyunuz ki, din âlimi sıfatını taşıyanların, din adına neler söylediğine şahit olunuz.   İçinde bulunduğumuz anlayışın, zihniyetin açık bir fotoğrafını yansıttığından, faydalı olacağı düşüncesi ile sizlerle de paylaşıyorum. Önce Sayın Karaman ın, zaman ayırıp yazdığım tenkite cevap vermesi nezaketini gösterdiği için, kendisine teşekkür ediyorum. Sayın Karaman yazısında, benim vaktimin bol olduğuna dem vurarak, uzun uzun yazdığımdan bahsedip, ama kendisini anlamadığım sonucuna varmış ve Allah razı olsun cevap vermiş.    Bakın benim sorduğum şu soruma, nasıl cevap vermiş, önce buradan başlayalım.    ("Şimdide bir an söylediklerimi unutup onların söyledikleri gibi yapmayı, yani ulemaya danışmayı deneyelim. Şimdi bu durumda sizlere soruyorum hangi mezhep in ulemasına danışalım dersiniz?")    Diye sormuşum, bakın nasıl cevap vermiş.    (Hangi mezhebin olursa olsun, yeter ki, âlim olsun, ahlaklı olsun!)   Önce şöyle bir düşünelim isterseniz. Kimin din âlimi olduğunu, yani Rabbin sözlerini kimlerin doğru anladığını, bizler tespit edebilir miyiz? Kimin ahlaklı olduğuna, kim karar verecek? Daha düne kadar bir gazetede dini anlatan, dini konularda yazı yazan Allah ı, kitabı dilinden düşürmeyen ahlaklı dediklerimiz ve de insanların din adına sorular sorduğu kişi, çocuk istismarından ülkenin gazetelerinin baş... Devamı

BATILI REHBER EDİNDİĞİMİZDE.

2015-09-08 12:46:00

    Sizleri aşağıda yazacağım sözlerin, İmamı Şafi ye ait olup olamayacağını, düşünmeye davet ediyorum. Emin olamayacağımız sözlerin, bir başkasına isnat etmenin ve bunlara göre inancımızı yaşamanın, büyük yanlışlar getirdiğini, Kur’an ı rehber alan herkes çok iyi bilir.   (İmam Şafii Sadece Kur’an diyenlere karşı münazara da "sadece hadis üzere konuşun der, çünkü hadis olmazsa Kur’an ayetleri istenildiği gibi yorumlanabilir" ifadesini kullanır.)   Bu sözlerin söylendiğini önce kabul edelim. Eğer bu düşüncenin doğru olduğunu kabul edersek, Kur’an tek başına anlaşılmayan, mutlaka beşeri bilgilere muhtaç bir kitap durumuna düşer ki, bunu söylemek ve düşünmek, Kur’an a hem saygısızlık, hem de Kur’an a şirk koşmaktır hatırlatırım. Şu soruyu da kendimize sormalıyız. İMAM I ŞAFİ ACABA BU SÖZLERİ SÖYLEMİŞ MİDİR? Eğer söylemediyse ve bizler bunu söylüyorsak, iftira atmış oluruz.   Söylemiş olduğunu kabul edelim ve bu sözler üzerinde düşünmeye devam edelim. Bu durumda hangi mezhebin hadisleri en doğrudur da, Kur’an ı onlara göre anlamaya çalışalım? Çünkü bir mezhebin kabul ettiği, iman ettiği aynı konular, diğerlerinde çok farklı olabiliyor. BAKIN KOSKOCA BİR SORU İŞARETİ ÇIKTI KARŞIMIZA. Sırf bu yanlışlar yüzünden Müslümanlar, birbirini katletmekten çekinmiyorlar. Sizce Rabbimiz ve elçisi, bizlerin Kur’an ı bu yolla anlamamızı ister miydi? Hatırlatırım, hani Rabbimiz emin olmadığınız bilginin, ardına düşmeyin diyordu.   Buna inandığımızda, aklımıza bir soru daha geliyor. Madem Kur’an ı her okuyan farklı şeyler anlıyor, peygamberimiz Kur’an ı yazarken, bizlere iletirken, niç... Devamı

İSLAM ÜLKELERİNİN BUGÜNKÜ ACIKLI HALİNE NEDEN, NE OLABİLİR SİZCE

2015-09-08 12:42:00

    Günümüz İslam âleminin durumu, beni her zaman çok düşündürmüştür. Niçin İslam ülkelerinin genelinde, bir geri kalmışlık, düşmanlık, huzursuzluk, acı ve hüzün vardır? İşte bu soruya derinlemesine bir cevap aramadığımız sürece, soruna da çare bulunmamız mümkün olmayacaktır.    Bizler acaba İslam ı yaşarken, bir yerlerde yanlışlık mı yapıyoruz da, böyle bir sonuç çıkıyor ortaya? İşte kendimize sormamız gereken en önemli soru, bu olsa gerek. BU SORUNUN CEVABINI CESARETLE ARAYABİLİRSEK, SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE ÇOK BÜYÜK YOL ALACAĞIMIZA İNANIYORUM.   Bizler Müslüman’ız diyoruz, ama gerçekten bir Müslüman ın taşıması gereken şartlarını taşıyor muyuz? İmanımıza yön veren kurallar, Allah ın rehberinde hüküm verdiklerimidir? Yoksa kendimize Kur’an dan çok uzak bir inanç mı yarattıkta, Allah bizleri cezalandırıyor?   Eğer bu soruların üzerine, hiç korkmadan gidebiliyor ve elimizdeki rehberden bunun cevabını almaya çalışıyorsak, tüm bu sorunların kaynağına inebiliriz. YOK, EĞER HALA BAZI TABULAR YIKILAMIYOR, HATTA KONUŞMAYI BIRAK, KONUSUNU AÇANLARI DAHİ DİN DÜŞMANI, SÜNNET İNKÂRCISI GİBİ SUÇLARLA SUÇLUYORSAK, daha çok acı çekmemiz ve başkalarının güdülenmesiyle yaşamamız, kaçınılmaz olacaktır.   Bizler niçin Müslüman ülkeler olarak, bir araya gelemiyoruz? Geliyoruz diyebilecek var mı aramızda. Şöyle bir düşünün isterseniz, hepsi neredeyse Hıristiyanların kontrolünde ve onların emirleri altında yaşıyorlar. İşin kötüsü onların kontrolünde, Müslüman ı Müslüman a düşürüyorlar. Bu acı... Devamı