kuranyolu 0 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

GENEL İSLAMİ YAZILAR.

KUR AN İLE İLGİLİ YAZILAR.

KUR AN DAN AYETLER.

BAŞÖRTÜSÜ VE KUR AN.

ANA DİLDE İBADET.

İMAM I AZAM EBU HANİFE Yİ TANIYALIM.

HURAFELERİN ANA KAYNAĞI.

KUR AN DA ZEKAT VE MİRAS KONUSU.

MEZHEP, HADİSLER VE BATIL KONULAR.

NAMAZ, ORUÇ VE HAC KONULARI.

KATILIM BANKACILIĞI TUZAĞI.

PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.

ÇOK EŞLİLİK VE KABİR AZABI.

KUR AN DA MİRAÇ VE KADER KONUSU

RİSALE İ NUR ÖĞRETİSİNE DİKKAT!

ATATÜRK VE İSLAM ANLAYIŞI.

MEHDİ VE MESİH KONUSU

ÖN SÖZ

Diğer İçeriklerim (442)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (0)

KUR'AN IN EMRETTİĞİ, NAMAZ,ORUÇ VE ZEKATIN ÖZÜNÜ AMACINI DOĞ

2015-09-08 18:54:00

Kur’an ı anlamadan doğru yaşamamız mümkün olamaz. Belki birilerinden, Kur’an hakkında çok şeyler öğrenebiliriz, ama doğruluğundan asla emin olamayız. Emin olabilmek içinde, önce kendimiz mutlaka Kur’an ile buluşmalı ve onu anlamak adına çaba harcamalıyız. Çaba harcamadan, kendimizden bir uğraş vermeden, imtihanımızda başarılı olacağımızı da düşünmemeliyiz.  Eğer birileri siz Kur’an ı anlayamazsınız, onu veli insanlar ancak anlayabilir diyorlarsa, şunu unutmayınız ki, BUNU SÖYLEYENLERİN KUR’AN DAN GİZLEMEYE ÇALIŞTIKLARI BİR ŞEYLER VAR DEMEKTİR. Allah sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum dedikten sonra, asla kullarının anlayamayacağı bir rehber gönderip, daha sonrada ondan sorumlu tutmaz. Bugün sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, acaba Allah ın Kur’an da bolca bahsettiği, bizlere önerdiği, NAMAZ, ORUÇ, ZEKÂT GİBİ İBADETLER, bizlerin Allah a borcumudur? Çünkü günümüzde namaz her Müslüman ın Allah a borcudur denir. Gerçekten Yaradan ın bizlere Kur’an da zikrettiği, ibadetleri Allah a borcumuzu ödemek için mi yapıyoruz? Ya da onun için mi yapmalıyız? Bu önemli konuyu, gelin birlikte Kur’an ışığında düşünelim, anlamaya çalışalım. Önce namazı ele alalım. Eğer namaz bizlerin Allah a borcumuz olsaydı, borç alacak ilişkisini Yaradan la kurmamız gerekirdi ki, sanırım bu borcu bizlerin ödemesi çok zor olurdu. Borç alacak ilişkisi, aynı değerde kişiler arasında olur. YARADAN LA BİZ ACİZ KULLARININ ARASINDA, SİZCE BÖYLE BİR ALIŞ VERİŞ OLABİLİR Mİ? BORÇ ALACAK İLİŞKİSİ İLE ALLAH A YAKLAŞIRSAK, ONUN YÜCELİĞİNE, EŞİ BENZERİ OLMAYAN MAKAMINA, SAYGISIZLIK YAPMIŞ OLURUZ.  Namazı Kur’an da bolca zikreden Allah, bu yolu bizlere ne... Devamı

MÜBAREK RAMAZAN AYINI, GEREĞİ GİBİ YAŞAYABİLMEK.

2015-09-08 18:45:00

        Bereketli Ramazan ayına ulaşmayı, hepimize nasip etsin inşallah Rabbimiz. Allah bizlere ve bizden önceki toplumlara, oruç tutmamızı özellikle önermiştir. Peki neden? İşte önce bu sorunun doğru cevabını mutlaka bulmalıyız ki, orucun faziletlerinden gereği gibi faydalanabilelim.    Allah Kur’an da indirdiği ayetlerin üzerinde, bizlerin özellikle düşünmemizi, aklımızı kullanmamızı ister. Eğer Allah ın emirlerini, düşünmeden yerine getirirsek, ayetlerin bizlere vermek istediklerinden, gereği gibi faydalanamayız. Çünkü akıl devre dışı bırakıldığında, inancımızı da güçlü ve doğru yaşayamayız. Onun içindir ki Kur’an ın onlarca ayetinde, Allah bizleri düşünmeye davet eder.   Allah bizlerin, sırf kendisi için aç kalmamızı istemeyeceğine göre, demek ki bu bedenin, ruhun ve nefsin oruca ihtiyacı var demektir. Oruç tutan sıhhat bulur, tutmayan sıhhatten mahrum kalır.   Oruç Allah ın bizlere emanet ettiği, bedenimizin dinlenmeye alındığı, ruhumuzun ve nefsimizin de terbiye edildiği aydır. On bir ay bizlere hizmet eden, bedenimiz ve onun çalışan organlarının oruç ayında, bakıma alındığı, tabiri caizse bedenin ve organlarının yavaşlatılmış bir çalışmaya girdiği aydır. Tıpkı fabrikaların bakıma alınması gibi. Elbette bu ayda, yalnız bedenimiz ve organlarımız değil, ruhumuzun ve nefsimizin de, çok önemli bir eğitimden geçtiği aydır.   Bu ayın önemini idrak edip, nefsine akılla hükmederek, gereği gibi bu aydan faydalananlara ne mutlu. Ömrünün geri kalan zamanı içinde, daha sağlıklı ve mutlu yaşamak isteyen, Ramazan ayını iyi bir şekilde değerlendirir. Bakın Allah oruç ile ilgili bizlere ne söylü... Devamı

KUR'AN DA GEÇEN KIBLE SÖZÜNDEN NE ANLAMALIYIZ.

2015-09-08 18:41:00

  Kur’an ayetlerini doğru anlayabilmemiz için, ilk önce Kur’an ın diğer ayetlerine müracaat etmeli, onlardan yardım almalıyız. Çünkü Yaradan, Kur’an ın kendisini açıklayan, eşi benzeri olmayan bir nur, ışık olduğunu söyler bizlere. Sakın emin olmadığınız bilgilerin, ardına düşmeyin diye de uyarır. Allah ın ayetlerinde, bizlere ne anlatmaya çalıştığını, Kur’an dan değil de, rivayet kaynaklardan anlamaya çalışırsak, asla doğru anlamamızın, mümkün olamayacağını bilmeliyiz.   Kur’an ın en çok zikrettiği ve bizlerden isteği ibadetlerden birisi de, namaz kılmaktır. Günümüzde namazımızı kılarken, Mescid-i Haram a dönerek kılarız. Peki, bu yöne dönerek namaz kılmamızı, Allah mı Kur’an da emretmiştir? Gelin bu konuyu, hiçbir etki altında kalmadan, önce Kur’an a danışalım, daha sonrada rivayet hadisler bu konuda neler söylüyor, bu söylenenleri akıl ve Kur’an süzgecinden geçirelim ki, gerçek doğrulara ulaşabilelim.   Önce Mescid-i Harama dönerek, namazlarımızı kılmamız gerektiğine delil gösterdikleri ayetlere bakalım. Gerçekten Allah, namazlarınızı kılarken, bu yöne dönerek mi kılın diyor? Yoksa bizlere, başka bir şeyler mi anlatıyor ayet.   Bakara 144: Biz senin, YÜZÜNÜN HABİRE GÖĞE DOĞRU ÇEVRİLDİĞİNİ ELBETTE GÖRÜYORUZ. HOŞLANACAĞIN BİR KIBLEYE SENİ ELBETTE DÖNDÜRECEĞİZ. Artık yüzünü Mescid-i haram yönüne çevir. Nerede olsanız yüzünüzü Mescid-i haram yönüne döndürün. Kendilerine kitap verilenler, onun, Rablerinden bir gerçek olduğunu çok iyi bilirler. Allah onların yapıp ettiklerinden habersiz değildir.   Önce yukarıdaki ayeti anlamaya &cc... Devamı

İSLAM İNANCINDA GEÇEN AREFE GÜNÜ VE KUR'AN......

2015-09-08 18:28:00

      Bugün geleneksel İslam inancında, çok önemli bir yeri olduğu anlatılan, AREFE günü konusunu konuşmak ve sizleri bu konu üzerinde düşünmeye davet etmek istiyorum.   Kur’an a baktığımızda, bizlere öneminden bahsedilen, Arefe gününden hiç bahsedilmez, tek kelime dahi geçmez Kur’an da. Fakat bizlere ulaşan rivayetlerde ise, bu güne atıfta bulunarak, çok şeyler anlatılır. Bizlere bu konu ile ilgili anlatılan, dikkat çekici ve düşündürücü bir örnek vermek istiyorum.   (Arefe gününe hürmet ediniz! ÇÜNKÜ AREFE, ALLAHÜ TEÂLÂNIN KIYMET VERDİĞİ BİR GÜNDÜR. (Hadîs-i şerîf-Riyâd-un-Nâsihîn)   Bu rivayet hadis üzerinde dikkatle düşünelim. Allah sizlere rehber olsun diye gönderdim dediği Kur’an da, her şeyden nice örnekleri verdim dediği halde, ALLAH IN KIYMET VERDİĞİNİ SÖYLEDİKLERİ AREFE GÜNÜ HAKKINDA, YARADAN KUR’AN DA HİÇ SÖZ ETMEMESİ NORMAL MİDİR?     Arefe günü Allah ın, çok özel ve kıymet verdiği bir gün olsaydı, bizlere bu konuda KUR’AN da gerekli, detaylı açıklama yapmaz mıydı sizce? Eğer günümüzde bizlere öğretilen, Kur’an da her şey yazmaz, O özet bilgidir, fikrine inanmış isek, bu düşüncenin, inancın bizleri nerelere götüreceğini, kimlerin oyuncağı yapacağını lütfen iyi düşünelim.   Allah ne diyordu Kur’an ayetleri için? Biz Kur’an da her şeyden nice örnekleri, sizlere sıraladık ki anlayasınız, ders alasınız demiyor muydu? Allah ayetlerini, detaylı açıkladığı örneklerini veriyordu. Hiçbir ... Devamı

KUR'AN IN EMRETTİĞİ İBADETLERİN, BİZLERE FAYDALARI.

2015-09-08 18:24:00

         Bugün sizleri, Kur’an da Allah ın emrettiği ve bizlerin yapmasını istediği namaz kılmak, oruç tutmak, zekât vermek gibi konuların üzerinde konuşmak ve sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Aşağıda yazacaklarıma bizlere fayda sağlayan, sizlerde kim bilir ne güzel şeyler düşüneceksiniz. Çünkü saymakla, yazmakla bitmez.   Acaba Yaradan bu ibadetlerin yapılmasını kendisi için mi istiyor, yani benim için namaz kıl, benim için oruç tut, ya da benim için zekât ver mi diyor?    Elbette hayır. Tam tersine ne keseceğiniz kurbanın kanı bana ulaşır, nede ben sizlerin kılacağınız namaza da oruca da muhtaç değilim der. Peki, bizlere yapılmasını emrettiği bu görevlerin ne faydası olabilir hiç düşündük mü? Şunu da söylemeden geçmemek gerekir, Rabbimiz bizlerden kendisi için istediği tek bir şey var, oda kendisini inkâr etmeden yüceltmemizi ve bol bol hatırlamamızı, kendisinden yardım dilememizi istiyor, işte büyüklüğün şanı da burada.    Önce namaz kılın emrini birlikte düşünelim. Namazın bizlere ne faydası olabilir. Namazı günün belirli saatlerinde kılarız ve her kılışımızda Allah gelir aklımıza, çünkü onun huzurunda saygıyla kıyam ederiz, ona yönelir ondan isteklerde bulunuruz. Onu aklımızdan çıkarmadığımız içinde, her zaman yanımızda olduğu bilinciyle, atacağımız her adıma dikkat ederiz.   İşte en büyük faydası bana göre bu olsa gerek. Elbette birçok faydası var, üstünde durmamız gereken en önemli konu, Yaradan ı her an hatırlamak ve onun gücünü benliğimizde hissetmektir. Peki, bunun anlamı nedir diye bir ... Devamı

RAMAZANDA İTİKAFTA BULUNMAK

2015-09-08 18:20:00

EKİM       ALLAH ın Kur’an da emrettiği bu emrini, gerçekten çoğumuz bilmeyiz. Bilenlerde görmezden gelir, sözünü bile edeni duymazsınız. Geçen gün televizyonda gündeme geldi. Camilerde kalma konusundan bahsedilirken, emniyet olarak pek uygun değil, ama biz bunların emniyetini almalıyız, gibi sözlerle geçiştirildi. Gelelim bahse konu ayete.   Bakara 187: Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tövbenizi kabul edip bağışladı. Artık Ramazan gecelerinde hanımlarınıza yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyiniz. Sabahın beyaz ipliği siyah ipliğinden ayırt edilinceye kadar yiyiniz, içiniz, sonra akşama kadar orucu tamamlayınız. MESCİTLERDE İTİKÂFA ÇEKİLMİŞ OLDUĞUNUZ ZAMANLARDA KADINLARLA BİRLEŞMEYİNİZ. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayınız. İşte böylece Allah, âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar.   Bizleri ilgilendiren ve ayette geçen kısmını hatırlayalım.   (MESCİTLERDE İTİKÂFA ÇEKİLMİŞ OLDUĞUNUZ ZAMANLARDA, KADINLARLA BİRLEŞMEYİNİZ.)   Ayette bahsedilen itikâfa çekilmenin, Ramazan ayında olduğunu önce unutmayalım. Peki, İtikâfa çekilmek, kelime anlamıyla ne anlama geliyor. İTİKÂF BİR KONU ÜZERİNDE DERİNLEMESİNE DURMAK VE ORTALIKTA GÖRÜNMEMEK, KENARA ÇEKİLMEK ANLAMINDA KULLANILIR.Ayette de bu anlamda kullanılıyor.   Dikkat ederseniz, itikâfta bulu... Devamı

TERAVİH NAMAZI VE PEYGAMBERİMİZ.

2015-09-08 18:17:00

Ramazan geldiğinde çok konuşulan bir konuda, teravih namazının İslam dininde olup olmadığı konusudur. Allah kendisine kulluk görevimizi yapmak ve ona saygımızı, bağlılığımızı bildirmek, ondan yardım istemek adına kıldığımız namazın, zorunlu olan vakitlerini Kur’an da açıkça bizlere bildirmiş ve SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM diyerek, Kur’an ın sınırlarını aşmayın diye de uyarmıştır.   Elbette Kur’an ın emrettiği vakitler dışında da, Allah dan istekte bulunacağımız, ona şükranlarımızı ileteceğimiz  Allah a açılan namaz kapısını, her zaman açıp, yaradan a ulaşabiliriz. Bunun sınırını kimse koyamaz. Gelelim Ramazan ayında kılınan ve neredeyse Ramazan ın olmazsa olmaz ibadeti olarak gösterilen Teravih namazına.   Kur’an namazı kılarken bizlerin, huşu içinde olmamız örneğini verir. Eğer bugün toplum içinde 20 rekât kılınan teravih namazı kılarken dikkatimizi kaybedip, huşu içinde olamıyorsak, üzerinde dikkatle düşünmemiz gerekir.  Toplum arasında Ramazan ayında çok konuşulur, bilmem şu camide iman teravih namazını hızlı kıldırıyormuş, oraya gidelim diyenleri duyarız. Bu şartlarda, insanları bu türlü düşüncelere sevk ettiren namaz, Allah ın emrettiği namaz olmanın şartlarından çok uzaktır. Peygamberimiz huşudan uzaklaşabilinecek, çok uzun olan bir namazı ne kılmıştır, nede kıldırmıştır. Peygamberimizin kendi evinde, Ramazan ya da diğer gecelerde 11 rekâtı aşan bir namaz kılmadığı, yine rivayetler arasında geçer.   Allah fecir vaktinde, yani sabah namazında kılınacak namazın, okunacak Kur’an ın şahitli olduğunu söyler ve bu vaktin öneminden bahseder. Öyle olduğu halde bu vakitte, 2 rekât farz sabah namazı kılınır, Kur’an okunur. Tabi d... Devamı

RAMAZAN AYININ BEREKETİ ÜZERİNİZE OLSUN.

2015-09-08 15:07:00

        Bolluk ve bereket Kur’an ayı, hepimize sağlık ve huzur getirmesi dileklerimle sözlerime başlamak istiyorum. Kur’an bu ayda indirilmeye başlanmıştır, onun içinde bizler bu ayda Kur’an ı, anladığımız dilden bolca okuyarak, Allah ın uyarı, ikaz ve önerilerini mutlaka anlamaya çalışmalıyız. Birilerinin din adına, tuzağına düşmek, Allah ile aldatılmak istemiyorsak, Kur’an ile direk irtibatı, aramıza kimseyi sokmadan mutlaka önce kurmalıyız.   Allah orucu Kur’an da, bizden önceki toplumlara da emrettiğini söyler ve orucun BİZLERİN KORUNMASI ADINA emredildiği açıklamasını yapar. Her konuda olduğu gibi, oruç konusunda da gereken detayları Kur’an verir. Ama bizlere Kur’an ın din adına yeterli olmadığı öğretildiği içindir ki, emin olamayacağımız onca bilgiler ışığında inançlarımızı yaşamaktan çekinmeyiz. Ramazan ve O ayda tuttuğumuz oruç konusunda da, ne yazık ki Kur’an ı referans almadığımız için, yaptığımız çok büyük yanlışları göremiyoruz.   Kur’an oruç konusunda gereken bilgiyi verir ve ne zaman oruca başlamamız gerektiği konusuna herkesin anlayacağı, çok açık ve basit bir örnek vererek, Bakara 187. ayetinde derki;   (TAN YERİNİN BEYAZ İPLİĞİ, SİYAH İPLİĞİNDEN SİZCE SEÇİLİNCEYE KADAR YİYİN İÇİN; SONRA DA ORUCU GECE OLUNCAYA DEĞİN TAMAMLAYIN.)   Bu sözlerden şunu anlıyoruz. Kur’an tıpkı sabah namazını tarif ettiği gibi, fecir vaktinde yani gecenin karanlığı sona erdiği, günün aydınlığının yavaş yavaş başladığı o vakitten bahsediyor. Verdiği örnekle de tarifini netleştiriyor ve beyaz iplikle, siyah iplik fark edilmeye başlandığı zaman, yemeyi içmeyi kesin, akşam oluncaya kadar yemeyin,... Devamı

HAC AREFE VE KURBAN BAYRAMI.

2015-09-08 15:05:00

      İnancımızı yaşarken, yaptığımız yanlışları her nedense görmek istemiyoruz. Her zaman ki gibi, Hac konusunda yaşanan karmaşa, bizlere öğretilen rivayetleri ne derece dikkatle düşünmemiz gerektiğini, bir kez daha bizlere gösteriyor.    Yaradan yıl 12 ay, dördü haram aydır der ve bu haram aylarda savaşmanın yasaklandığını anlatır. Ayrıca savaş yasağının nedenini de açıklayarak, Bakara suresi 217. ayetinde bakın nasıl bir açıklama yapar.   (Sana haram ayı, yani onda savaşmayı soruyorlar. De ki: O ayda savaşmak büyük bir günahtır. (İnsanları) Allah yolundan çevirmek, Allah'ı inkâr etmek, MES-CİD-İ HARAM'IN ZİYARETİNE MÂNİ OLMAK ve halkını oradan çıkarmak ise Allah katında daha büyük günahtır.)    Demek ki haram ayların konmasının nedeni, Allah ın Hac emrini yerine getirmek maksadıyla, Mescidi Harama ziyarete gelenlerin, engellenmeden rahatça ibadetlerini yapabilmeleri için, özellikle Rabbin tahsis ettiği aylar olduğu anlaşılıyor. BU AYLAR HZ. İBRAHİM DEN PEYGAMBERİMİZ DÖNEMİNE KADAR, HAC MAKSADIYLA KULLANILMIŞ İSE, PEYGAMBERİMİZDEN SONRADA AYNI AMAÇLA KULLANILACAĞI ÇOK AÇIKTIR. Yine Bakara suresi 189. ayetinde özellikle çoğul kullanarak, bakın ne diyor.   (Sana, HİLAL ŞEKLİNDE YENİ DOĞAN AYLARI SORARLAR. De ki: Onlar, insanlar ve ÖZELLİKLE HAC İÇİN VAKİT ÖLÇÜLERİDİR.)   Demek ki, haram aylar içinde, hac vaktinin nasıl başlayacağı detayı da veriliyor.  Dikkat ederseniz çoğul kullanılarak, hac için vakit ölçüsüdür diyor.   Bildiğiniz gibi, hac vakti belli aylarda yapılacak olup, diğer zamanlarda ise umre yapılabiliyor. Bunun da açıklamasını K... Devamı

NAMAZ (SALAT) KONUSU VE GÜNÜMÜZE YANSIMALARI.(NAMAZ VAKİTLERİ,KO

2015-09-08 15:02:00

EKİM       Değerli din kardeşlerim. Kur’an ı okuduğunuzda, Allah ın en çok önem verdiği konulardan birisinin de, namaz olduğunu görürüz. Bu konulara açıklık getiren, birçok ayet de vardır Kur’an da. Fakat bizler Kur’an ile yetinmeyip, her konuda batılı inancımıza sokmaktan çekinmeyiz.   Bakın bu konuda sizlere bir örnek vermek istiyorum. Bazı rivayet hadis örneklerini vererek, peygamberimizin genelde namazlarını üç vakitte cem ettiği, yani birleştirdiği anlatılıyor, aktarılan rivayet hadisler doğrultusunda. Bunlardan örnekler vermek istiyorum konuyu anlamak için.    ( Ebu Tufeyl diyor ki; Muaz b. Cebel radiyellahu an şöyle dedi: “Tebuk savaşında Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem ile birlikte çıktık. Öğle ile ikindiyi bir, akşam ile yatsıyı da bir kılardı. «Neden böyle yaptı?» dedim. Dedi ki; «ÜMMETİNİ SIKINTIYA SOKMAK İSTEMEDİ.»)   (İbni Abbas (R.Anhüma) şöyle dedi: “Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Medine’de öğle ile ikindiyi birlikte kıldırdı. Ne korku vardı, ne yolculuk.)    (Müslim’in ibni Abbas’tan yaptığı bir diğer rivayet şöyledir: “Biz Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında iki namazı birleştirirdik.)    Halbuki Allah ayetinde namaz konusunda zamen ve vakit belirten apaçık ayetini bizlere nasıl bildiriyor.    Hut 114: Gündüzün iki ucunda ve gecenin gündüze yakın zamanlarında namaz kıl. Doğrusu iyilikler kötülükleri giderir. Bu, öğüt kabul edenlere bir ... Devamı

NAMAZ KONUSUNDA DÜŞÜNMEMİZ GEREKEN BİR AYRINTI.

2015-09-08 14:57:00

    Bugün sizlere, belki hiç aklınıza gelmeyen bir konuyu, düşünmenize vesile olmak istiyorum. Camide namaz kılanlar bilir, öğlen ve ikindi namazlarında yani gündüz namazların farzını kılarken imam, sesli olarak ayetleri okumaz, ama gece namazları yani sabah, akşam ve yatsı namazların ilk iki rekâtında, yüksek sesli okuyarak namazı kıldırır. Peki, bu fark nedendir diye hiç düşündünüz mü?   Bizler Kur’an ayetlerini ve İslam ı rivayet ve sanı bilgiler eşliğinde anlamaya, yaşamaya çalıştığımız sürece, Kur’an ı doğru anlamamız asla mümkün olamayacağını lütfen unutmayalım. Bakın hangi rivayet bilgilere dayanıyormuş bu farklılık.   (Efendimiz Hazretleri, namazın farz kılındığı Miraç gecesinden sonra, Mekke’de kıldığı namazlarında gece gündüz demeyip hepsinde de sesli okuyordu. Gizli okuma yoktu başlangıçta. Ancak gelip Efendimiz ’in sesli okuyuşunu dinleyen müşrikler, işittikleri ayetlere kendi şiirlerini de karıştırarak şurada burada şiirli ayet okuyarak zihinleri bulandırmaya çalışıyorlardı. Bundan ise Efendimiz Hazretleri rahatsızlık duyuyordu. O SIRALARDA İSRA SURESİ AYET 110 NAZİL OLDU. BU AYET GÜNDÜZLERİ GİZLİ OKUMAYI, GECELERİ İSE SESLİLİĞİ SÜRDÜRMEYİ İŞARET EDİYORDU...)   Yazıda bahsedilen İsra suresi 110. ayete bakalım, acaba bu ayette namaz kılarken gündüz sesli okumayın, gece sesli okuyun bilgisi mi veriyor?   İsra 110: De ki: “İster Allah deyiniz, ister Rahmân deyiniz! Hangisini deseniz olur. Çünkü en güzel isimler, O'na aittir. NAMAZINDA YÜKSEK SESLE OKUMA; ONDA SESİNİ FAZLA DA KISMA; İKİSİNİN ARASI BİR YOL TUT!”   Ayeti okudunuz, bahsedilen konuyla hiçbir ilgisi yok. Namazlar... Devamı

HARAM AYLARIN ASIL AMACI NEDİR?

2015-09-08 14:48:00

            Kur’an da geçen haram ayların, asıl amacının ne olduğu, ne yazık ki günümüzde gizlenmekte ve üstü örtülmektedir. Allah ın Kur’an da birçok kez uyardığı, ataların dinini yaşamak ve yaşatmaya devam etmeye çalışanların, durumuna bizlerde düştük ne yazık ki.   Kur’an da geçen haram aylar konusuna, geçmişten bizlere ulaşan, hurafe ve yanlış bilgiler ışığında baktığımız için, gerçekleri göremedik, göremiyoruz. Çünkü din adına rehber Kur’an olmaktan çıkmış, onun yerini emin olamayacağımız rivayet ve sanı bilgiler almış. Bu ayların amacını bizlere anlatanlar, bu aylarda savaşın yasak olduğu, böylece geçicide olsa barışın sağlandığı aylar olarak anlatılır. Ticaretinde bu aylarda rahatça yapılabileceği söylenir. Tabi günümüzde bu aylarda, savaş yasağının olduğunu ne düşünen var, nede bu aylarda savaşa ara veren var. Daha da kötüsü, bu aylarda Müslüman, Müslüman ı bile öldürmekten çekinmiyor.   BÖYLECE HARAM AYLARIN, ALLAH TARAFINDAN OLUŞTURULMASINDA Kİ ASIL AMACINDAN SAPTIRILIP, TALİ AMAÇLARINA GÜNÜMÜZDE DİKKAT ÇEKİLMİŞTİR. YANİ ASIL AMAÇ GÖRMEZDEN GELİNMİŞTİR, GİZLENMİŞTİR.     Elbette İslam dini barışçı bir dindir, bunda şüphe yok. Ama Allah haram aylarda savaşmayın, diğer aylarda savaş serbest şeklinde algılanacak böyle bir izahın, Kur’an ın öğretisi olmadığını önce belirtmek isterim. Peygamberimizin savaşlarının tamamı, kendisine iman etmeyenlere karşı açılmış savaşlar değildir. Tam tersine kendisine ve Müslüman olanları yok etmek için, açılan savaşlara... Devamı

BAKARA SURESİ 196. AYETİN, HAC KONUSUNDA VERDİĞİ BİLGİLER.

2015-09-08 14:35:00

      Bu yazımda sizleri, Bakara suresi 196. ayet üzerinde, düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayeti yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim.   Bakara 196: Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir.   (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdır. (Diyanet vakfı meali)   Bu ayeti iki bölümde anlamaya çalışmamız en doğrusu olacaktır. Birinci bölüm, Hac ve umreye gidemeyenlerin engellenenlerin, yapması gerekenleri anlatıyor. İkinci bölümde de, Hac ve Umreye gidebilecek şartların oluştuğu, engel ortadan kalktığı bir ortamdan bahsediliyor. Hac ya da Umreye gidemeyen, tabi bu gidemeyen kelimesinden birçok şey anlayabiliriz. Hastada olabilir, Ya da Hac ve Umreye gidebilecek ortam yoktur, savaş vardır engellenmişlerdir. Çünkü peygamberimiz devrinde iman edenler, savaş nedeniyle engelleniyordu.    İlk bölümde, Hac ve Umreye gitmek isteyip de, önüne bir engel çıkanların yapması gerekenlerden bahsediyor v... Devamı

DİYANETİN NAMAZ KONUSUNDAKİ ÇELİŞKİSİ. (NAMAZ VAKİTLERİ KONUSU)

2015-09-08 14:29:00

  Bugün sizlere, Diyanet işleri başkanlığı sitesinden geçmiş yıllarda alıntı yaptığım, bir yazı üzerine konuşmak istiyorum. Yazıda geçenleri ve bizlere öğretilen diğer bilgileri bizzat kendimiz düşünüp ve de karşılaştırarak değerlendirmeyi öz irademizle yapmalıyız.   Bu yazımdaki amacım, namaz vakitlerinin neler olduğunu kanıtlamak değil, tam tersine Kur’an dan ayrıldığımızda, bizleri nerelere sürükleyeceğini anlatmaya çalışmaktır. Yoksa Rabbimize e günde beş vakit değil, on vakit namaz kılsak azdır. Amacımız Allah ın emirlerinin ne olduğunu doğru anlamaktır, yani haktan batılı ayırmaktır. Yazının yorumunu sizlere bırakıyorum. Çünkü Yaradan ın huzuruna çıktığımızda, yanımızda yardımcı hiç kimse olmayacak, herkes tek başına hesabını verecektir. Yazıda şöyle yazıyordu.   (İslâm'ın başlangıç yıllarında namaz, SABAH VE AKŞAMLEYİN KILINAN İKİŞER REKÂTTAN İBARET İKEN, YAYGIN KABUL GÖREN GÖRÜŞE GÖRE, Miraç olayından sonra beş vakit namaz farz kılınmıştır. "Kendi nefsinde bir yakarış ve ürperiş içinde ve pek yüksek olmayan bir sözle sabah ve akşam Rabbini an; gafillerden olma" (el-A`râf 7/205) ayeti namazın başlangıçtaki durumuyla ilişkili görülmektedir.YİNE YAYGIN KABULE GÖRE, Cibril’in Hz. Peygamber'e Kâbe'de, namazın vakitlerini göstermek üzere imamlık etmesi, Miraç olayının ertesi günü olmuştur.)    Yazıda dikkat ederseniz, namazın ilk yıllarında sabah ve akşam kılınması emredildiği, Kur’an da geçtiğini de örnek vererek yazmışlar. Daha sonra yazılana ise çok dikkat ediniz lütfen, Kur’an dan alınan bilgilere göre d... Devamı

HAC KONUSUNDA YAPTIĞIMIZ BÜYÜK YANLIŞ.

2015-09-08 14:20:00

    Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, Allah ın gücü yetenlere farz kıldığı, HAC konusunda olacaktır. Bildiğiniz gibi, Hacca gitmek isteyen Müslümanlar, günümüzde birçok zorluklarla karşılaşıp gidemediği gibi, sıraya girip kuralar çekilmekte, çıkmayanlarda haklı olarak, farz bir emri yerine getiremediklerinden çok üzülmektedir.   Peki, bu kuraların, sıraya girmelerin nedenleri nelerdir? Bizlere öğretilen, Hacı olabilmek için Kurban bayramının bir gün öncesi, yani AREFE günü( zilhiccenin 9. günü) Arafat da olmamız gerektiği, geleneksel İslam anlayışı ile bizlere öğretilmişti. Örneğin hac vakti ne zamandır sorusunu sorduğunuzda, şöyle bir cevap alırsınız.   (Hac vakti, AREFE ve bayram günleri olmak üzere, beş gündür.)   Bir yılın içinde çok kısıtlı bir zaman, hatta Zilhiccenin 9. günü kabul edilen, AREFE günü haccın kabulü için, Arafat ta bulunulması gerektiğini söylediğimizde, elbette büyük izdihamlar olacaktır. Arefe günü konusuna öyle kutsallık yüklemişiz ki, bakın nelere inanıyoruz, hac konu ile ilgili.   (Arafat vakfesi, haccın en önemli rüknüdür. ÇÜNKÜ SÜRESİ İÇİNDE ORADA BULUNAMAYANLAR, O SENE HACCA YETİŞEMEMİŞ SAYILIRLAR. Arafat vakfesinin zamanı, Zilhiccenin 9. günü, yani Arefe günü öğleyin Güneş’in tepe noktasına gelip Batı’ya meyletmeye başladığı andan (Zeval vaktinden) bayramın birinci günü fecr-i sadık dediğimiz tan yerinin ağarmaya başladığı ana kadarki süredir.)   Bu durumda, çok kısıtlı bir zamana, hatta bir yıl içinde bir güne endekslediğimiz bir hac vakti, elbette b... Devamı

HAC KONUSUNDAKİ GERÇEKLER.

2015-09-08 14:13:00

      Bu yazımda sizleri, Allah ın farz emri olan, HAC konusunda düşünmeye davet etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi HAC vakti olarak, kurban bayramı arefesi ve bayram günleri olarak, beş gün olduğu kabul edilir. Bu günde yani zilhiccenin 9. gününde Hacda bulunmayanın, Haccı kabul edilmeyeceği söylenir.   Çok kısa bu bilgiler ışığında, önce düşünelim. Sizce Yaradan, yemin ederek birçok kez, bu kitabı yani bu dini kolaylaştırdık dedikten sonra, 365 gün içinde bir gün, bizlere hac vaktini ayırmış olabilir mi? Birde bu zamanın yüzlerce yıl öncesini lütfen hayal ediniz ve ulaşım şartlarını düşününüz. Sanırım yalnız bunu düşünen, bugün kabul edilen bilgilerin, doğru olamayacağını anlar.    Gelelim konumuza. Bildiğiniz gibi bahsedilen Kurban bayramı ve onun arefe günü, zaten Kur’an da hiç bahsedilmeyen bir konudur. Bayram peygamberimizin ümmetine hediyesidir. Öyle olunca da bugünde, kabede bulunmayanın, Haccı kabul edilmez demek, çok büyük yanılgıdır, iftiradır. Bakın Allah elçisine ne diyor.   Hac 27: İnsanlar arasında haccı ilan et ki, GEREK YAYA OLARAK, GEREK UZAK YOLLARDAN GELEN YORGUN DEVELER ÜZERİNDE sana gelsinler. (Diyanet meali)   Ne dersiniz yaya ya da deveyle, uzak ülkelerden yüzlerce yıl önce, zilhiccenin 9. günü yani arefe günü, insanlar zamanında ulaşabilir mi kabeye? Böyle bir zorluğu Allah kullarına, reva görür mü? Gelin hiçbir etki altında kalmadan, Kur’an a danışalım. Acaba Kur’an, Haccı ne zaman yapabileceğimizi söylüyor ona bakalım.   Bakara 197: HAC, BİLİNEN AYLARDADIR. HER KİM O AYLARDA HACCA BAŞLAYIP kendisine farz ederse... Devamı

KUR'AN IN NAMAZ KONUSUNDA VERDİĞİ DETAYLAR.

2015-09-08 13:58:00

Bugün sizlerle Kur’an dan araştırmaya çalışacağımız konu, acaba Rabbimiz Kur’an da en çok bahsettiği, namaz kılın emrini verip, nasıl namaz kılacağımızdan ve detaylarından, bazılarının söylediği gibi, Kur’an da yeteri kadar bahsetmemiş olabilir mi, onu birlikte araştırmaya çalışalım. Konu doğru anlaşılabilmesi için, detaylı ele alındığından biraz uzun. Lütfen sabırla okuyunuz. Önce aşağıdaki ayeti dikkatle okuyalım ve üzerinde düşünelim ki, bahsettiğimiz konuda yanılma ihtimalimizi, en aza indirmiş olalım.   Hud 1: Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri önce sağlam kılınmış, SONRA DA DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR.   Hatırlatmak isterim, Allah namaz kılma, oruç tutma, zekât verme, Hacca gitme konusunu, İbrahim peygamberden bu yana, tüm dinlere emrettiğini bizlere açıklıyor. Hatta Kabenin kurulmasını, İbrahim Peygamberimize emrettiğini ve tüm inananların ziyaret edip, çevresinde hep birlikte namaz kılmalarını, tavaf etmelerini emrediyor. Hud suresi 1. ayette de Allah Kur’an için, açık bir hüküm veriyor ve ayetler önce sağlamlaştırıldı, daha sonrada DETAYLANDIRILIP AÇIKLANDI DİYOR. Ama bizler Kur'an da detay yoktur diyoruz ve fıkıh inancının namaza ilaveleri olmasaydı, namazımızı kılamazdık diyebiliyoruz.Sizce bu ayetleri gördüğümüz halde, bunları düşünmeden, söylememiz doğrumu?   Bu durumda, Allah namaz kılın diye emir verdiyse, nasıl kılınacağını açıklamamış olduğunu söylememiz doğru olmaz, önce bunu kabul edelim ve araştırmalarımızı bu yönde yapalım. İsterseniz şimdide aşağıdaki ayete bakalım.    Bakara 239: Eğer korkarsanız, yaya veya binekte iken... Devamı

KUR'AN DIŞINDAN HARAMLARA, GÜNAHLARA İNANMAK DOĞRU MUDUR?

2015-09-08 13:33:00

      Bizler ne yazık ki, Kur’an ın özünü, onu anlamanın yolunu, yöntemini tam olarak kavrayamadığımız içindir ki, bizlere anlatılanlar ile Kur’an arasındaki bağıda doğru kuramıyoruz. Elbette bu yanlışı yapmamızdaki neden, Kur’an ile gereken bağımızın olmadığı, onunla aramızda edindiğimiz velilerin, şeyhlerin, efendilerin oluşu, bizlerin büyük hatalar yapmamıza neden olmuştur. Bakın bir arkadaşımız bana şöyle bir soru soruyor ve diyor ki;   (Erkeğin Evlendiği veya evleneceği kadının halası ve teyzesi ile aynı anda evlenebilmenin hükmü kuranda yok. Varsa siz gösterin BİZE. AMA PEYGAMBER BÖYLE HÜKÜM KOYMUŞ. Şimdi siz peygamberin bu hükmü yok ve olamaz mı diyorsunuz? Mademki kuranda yok.)    Bu düşünce aslında, bugün yaşadığımız İslam ın izlediği yöntemin, ne derece yanlış bir yol üzerinde olduğunun açık kanıtıdır. Acaba bizler Kur’an ın hükümlerinin dışından da sorumlu muyuz? Eğer bu soruya Kur’an öğretisi ile cevap alabilseydik zaten böyle bir soruda sormazdık.   Allah birden fazla evlenmeyi yasaklamamıştır, ama asla önermemiştir. ÇÜNKÜ NE KADAR İSTESENİZ DE, ADALETİ ASLA EŞLER ARASINDA SAĞLAYAMAZSINIZ DİYEREK, TEK EŞLİLİĞİ ÖNERMİŞTİR. Önce bunu hatırlatalım. Gelelim arkadaşımızın sorduğu konuya. Allah her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle sizlere sundum der Kur’an da. Elbette bunu söyleyen Rahman, kimlerle evlenmemizi istemediğini, eksiksiz yazmış olmalı değil mi? İçinizden eksik bırakmış olabilir diye, aklından geçireniniz oldu mu? Hiç sanmıyorum. Gelin şimdide ona bakalım.   Nisa 23: SİZE, ŞU KADINLARLA EVLENMEK HARAM KILINMIŞTIR: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleri... Devamı

SAY. HEKİMOĞLU İSMAİL İN YAZISINDAKİ,ACI GERÇEKLERİMİZ.

2015-09-08 13:27:00

      Zaman Gazetesi yazarı, Sayın Hekimoğlu İsmail in, 31 Ocak 2009 tarihli köşe yazısını okuduktan sonra, günümüz de İslam inancının kimler tarafından ve ne şekilde yönlendirildiğini çok daha iyi anladım. Yazının başlığı MÜSTAKİLLER, yani hiçbir yere bağlı olmayanlar anlamını taşıyordu.    Yazının tamamını okuduğumda, bir yere bağlı olmayan, tabiri caizse tahsilli, eğitimli bazı kişilerin, yalnız tenkitten başka bir şey bilmedikleri, fayda yerine yalnız tenkitte bulundukları için faydalarının olmadığını, hiçbir yere bağlı olmadıkları tezinden yola çıkarak, yazıda tenkit edilmiş. Hatta müstakillerin bağlı olduğu yerler konusunda da, şöyle söyleniyor.   (MÜSTAKİLLERİN İKİ ÖZELLİĞİ VARDIR. BİRİNCİSİ, BİR YERE BAĞLI DEĞİLLER. İKİNCİSİ, KENDİLERİNE BAĞLILAR.)   Daha da ileri giderek, bu kişilerin nelere bağlı olmadığı açıklaması da yapılıyor.    (MÜSTAKİLLER, HİÇBİR HOCAYA, ÂLİME, ŞEYHE BAĞLI DEĞİL, SADECE KENDİLERİNE BAĞLIDIRLAR.)    Demek ki bağlılık konusunu, din ve iman adına bağlanmak, ardı sıra gitmek adına kullanıyor. Çünkü bahsettiği kişilere bağlı olmayanları, tenkit ediyor. İslam ı yaşamak içinde, birilerine mutlaka bağlanılması gerektiğini, onlara tabi olunmasının gerekliliğinden bahsediliyor. Gerçektende bugün, velisi olmayan cennete gidemez diye inanan, büyük bir topluluk var. Bu sözlerde onun eseri.   Acaba Allah dan başka bağlanılacak, ardı sıra gidilecek, hiç şüphe duymadan güvenilecek birisinden Kur’an bahsediyor mu? Sanırım Yaradan ın Kur’an dan uyarıları göz ardı edilmiş, hatta batıl inançlarını yaşamak için, Kur’an ın yüzlerce ayeti görmezden gelin... Devamı

İSLAM I YAŞARKEN........

2015-09-08 13:21:00

    Değerli din kardeşlerim. Bir işe başlamadan önce, o işle ilgili doğru ve kesin kaynaklardan bilgiler alırız, ondan sonra araştırırız ve öyle yaparız. Çünkü doğru kaynaklardan araştırmadan başladığımız iş, mutlaka bizlere zarar verir.   Bu düşünceden yola çıkarak inancımızı nasıl yaşamalıyız, dinimizi öğreneceğimiz asıl kaynak nedir diye, kendimize önce sormalıyız.  Sizce dinde hüküm veren ve sorumlu olduğumuz makam kimdir? Elbette yalnız Allah tır. Bugün söylendiği gibi, dinde hüküm veren Allah ve elçisidir dersek, Rabbimizi peygamberimiz ile eş tutarız ki, bu düşünce Kur’an ın tamamına ters düşer.   Eğer buna inanırsak, İslam dininde hüküm koyan iki makam ortaya çıkar. Bunun da bizleri nerelere götürdüğünü, hepimiz çok iyi biliyoruz. Dinde bölünme, düşmanlık ve aynı kitaba inananlar arasında, bir birine duydukları kin ve nefret. Konumuzu araştırmaya geçmeden önce, samimiyetine inandığım bir kardeşimiz, bir yazıma verdiği cevabında, bana göre günümüz inancını çok güzel yansıtan bir cevap vermiş. Önce onu sizlere nakletmek istiyorum ki, konumuzu düşünürken bizlere çok faydası olacaktır.   (Her birimizin birer din âlimi olmadığını hesaba katacak olursak, Efendimizin sünnetini kuran ölçüleriyle değerlendiremeyeceğimiz gerçeği ortaya çıkar. Bu yüzden din âlimlerinin ittifak ettiği ve SAHİH DİYE TABİR EDİLEN HADİSLERİ KABUL ETMEK DURUMUNDAYIZ. Kaldı ki günümüzde dinin sadece Kur andan ibaret olduğunu söyleyip, Efendimizin sünnetini hiçe sayan dalkavukların ekmeğine yağ sürmek gibi anlamlar çıkarılabilir. )   ... Devamı