kuranyolu 0 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

GENEL İSLAMİ YAZILAR.

KUR AN İLE İLGİLİ YAZILAR.

KUR AN DAN AYETLER.

BAŞÖRTÜSÜ VE KUR AN.

ANA DİLDE İBADET.

İMAM I AZAM EBU HANİFE Yİ TANIYALIM.

HURAFELERİN ANA KAYNAĞI.

KUR AN DA ZEKAT VE MİRAS KONUSU.

MEZHEP, HADİSLER VE BATIL KONULAR.

NAMAZ, ORUÇ VE HAC KONULARI.

KATILIM BANKACILIĞI TUZAĞI.

PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.

ÇOK EŞLİLİK VE KABİR AZABI.

KUR AN DA MİRAÇ VE KADER KONUSU

RİSALE İ NUR ÖĞRETİSİNE DİKKAT!

ATATÜRK VE İSLAM ANLAYIŞI.

MEHDİ VE MESİH KONUSU

ÖN SÖZ

Diğer İçeriklerim (493)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (0)

HAC KONUSUNDAKİ GERÇEKLER.

2015-09-08 14:13:00

      Bu yazımda sizleri, Allah ın farz emri olan, HAC konusunda düşünmeye davet etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi HAC vakti olarak, kurban bayramı arefesi ve bayram günleri olarak, beş gün olduğu kabul edilir. Bu günde yani zilhiccenin 9. gününde Hacda bulunmayanın, Haccı kabul edilmeyeceği söylenir.   Çok kısa bu bilgiler ışığında, önce düşünelim. Sizce Yaradan, yemin ederek birçok kez, bu kitabı yani bu dini kolaylaştırdık dedikten sonra, 365 gün içinde bir gün, bizlere hac vaktini ayırmış olabilir mi? Birde bu zamanın yüzlerce yıl öncesini lütfen hayal ediniz ve ulaşım şartlarını düşününüz. Sanırım yalnız bunu düşünen, bugün kabul edilen bilgilerin, doğru olamayacağını anlar.    Gelelim konumuza. Bildiğiniz gibi bahsedilen Kurban bayramı ve onun arefe günü, zaten Kur’an da hiç bahsedilmeyen bir konudur. Bayram peygamberimizin ümmetine hediyesidir. Öyle olunca da bugünde, kabede bulunmayanın, Haccı kabul edilmez demek, çok büyük yanılgıdır, iftiradır. Bakın Allah elçisine ne diyor.   Hac 27: İnsanlar arasında haccı ilan et ki, GEREK YAYA OLARAK, GEREK UZAK YOLLARDAN GELEN YORGUN DEVELER ÜZERİNDE sana gelsinler. (Diyanet meali)   Ne dersiniz yaya ya da deveyle, uzak ülkelerden yüzlerce yıl önce, zilhiccenin 9. günü yani arefe günü, insanlar zamanında ulaşabilir mi kabeye? Böyle bir zorluğu Allah kullarına, reva görür mü? Gelin hiçbir etki altında kalmadan, Kur’an a danışalım. Acaba Kur’an, Haccı ne zaman yapabileceğimizi söylüyor ona bakalım.   Bakara 197: HAC, BİLİNEN AYLARDADIR. HER KİM O AYLARDA HACCA BAŞLAYIP kendisine farz ederse... Devamı

KUR'AN IN NAMAZ KONUSUNDA VERDİĞİ DETAYLAR.

2015-09-08 13:58:00

Bugün sizlerle Kur’an dan araştırmaya çalışacağımız konu, acaba Rabbimiz Kur’an da en çok bahsettiği, namaz kılın emrini verip, nasıl namaz kılacağımızdan ve detaylarından, bazılarının söylediği gibi, Kur’an da yeteri kadar bahsetmemiş olabilir mi, onu birlikte araştırmaya çalışalım. Konu doğru anlaşılabilmesi için, detaylı ele alındığından biraz uzun. Lütfen sabırla okuyunuz. Önce aşağıdaki ayeti dikkatle okuyalım ve üzerinde düşünelim ki, bahsettiğimiz konuda yanılma ihtimalimizi, en aza indirmiş olalım.   Hud 1: Elif, lâm, râ. Bu, hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan Allah tarafından ayetleri önce sağlam kılınmış, SONRA DA DETAYLANDIRILIP AÇIKLANMIŞ BİR KİTAPTIR.   Hatırlatmak isterim, Allah namaz kılma, oruç tutma, zekât verme, Hacca gitme konusunu, İbrahim peygamberden bu yana, tüm dinlere emrettiğini bizlere açıklıyor. Hatta Kabenin kurulmasını, İbrahim Peygamberimize emrettiğini ve tüm inananların ziyaret edip, çevresinde hep birlikte namaz kılmalarını, tavaf etmelerini emrediyor. Hud suresi 1. ayette de Allah Kur’an için, açık bir hüküm veriyor ve ayetler önce sağlamlaştırıldı, daha sonrada DETAYLANDIRILIP AÇIKLANDI DİYOR. Ama bizler Kur'an da detay yoktur diyoruz ve fıkıh inancının namaza ilaveleri olmasaydı, namazımızı kılamazdık diyebiliyoruz.Sizce bu ayetleri gördüğümüz halde, bunları düşünmeden, söylememiz doğrumu?   Bu durumda, Allah namaz kılın diye emir verdiyse, nasıl kılınacağını açıklamamış olduğunu söylememiz doğru olmaz, önce bunu kabul edelim ve araştırmalarımızı bu yönde yapalım. İsterseniz şimdide aşağıdaki ayete bakalım.    Bakara 239: Eğer korkarsanız, yaya veya binekte iken... Devamı

KUR'AN DIŞINDAN HARAMLARA, GÜNAHLARA İNANMAK DOĞRU MUDUR?

2015-09-08 13:33:00

      Bizler ne yazık ki, Kur’an ın özünü, onu anlamanın yolunu, yöntemini tam olarak kavrayamadığımız içindir ki, bizlere anlatılanlar ile Kur’an arasındaki bağıda doğru kuramıyoruz. Elbette bu yanlışı yapmamızdaki neden, Kur’an ile gereken bağımızın olmadığı, onunla aramızda edindiğimiz velilerin, şeyhlerin, efendilerin oluşu, bizlerin büyük hatalar yapmamıza neden olmuştur. Bakın bir arkadaşımız bana şöyle bir soru soruyor ve diyor ki;   (Erkeğin Evlendiği veya evleneceği kadının halası ve teyzesi ile aynı anda evlenebilmenin hükmü kuranda yok. Varsa siz gösterin BİZE. AMA PEYGAMBER BÖYLE HÜKÜM KOYMUŞ. Şimdi siz peygamberin bu hükmü yok ve olamaz mı diyorsunuz? Mademki kuranda yok.)    Bu düşünce aslında, bugün yaşadığımız İslam ın izlediği yöntemin, ne derece yanlış bir yol üzerinde olduğunun açık kanıtıdır. Acaba bizler Kur’an ın hükümlerinin dışından da sorumlu muyuz? Eğer bu soruya Kur’an öğretisi ile cevap alabilseydik zaten böyle bir soruda sormazdık.   Allah birden fazla evlenmeyi yasaklamamıştır, ama asla önermemiştir. ÇÜNKÜ NE KADAR İSTESENİZ DE, ADALETİ ASLA EŞLER ARASINDA SAĞLAYAMAZSINIZ DİYEREK, TEK EŞLİLİĞİ ÖNERMİŞTİR. Önce bunu hatırlatalım. Gelelim arkadaşımızın sorduğu konuya. Allah her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle sizlere sundum der Kur’an da. Elbette bunu söyleyen Rahman, kimlerle evlenmemizi istemediğini, eksiksiz yazmış olmalı değil mi? İçinizden eksik bırakmış olabilir diye, aklından geçireniniz oldu mu? Hiç sanmıyorum. Gelin şimdide ona bakalım.   Nisa 23: SİZE, ŞU KADINLARLA EVLENMEK HARAM KILINMIŞTIR: Analarınız, kızlarınız, kız kardeşleriniz, halalarınız, teyzeleri... Devamı

SAY. HEKİMOĞLU İSMAİL İN YAZISINDAKİ,ACI GERÇEKLERİMİZ.

2015-09-08 13:27:00

      Zaman Gazetesi yazarı, Sayın Hekimoğlu İsmail in, 31 Ocak 2009 tarihli köşe yazısını okuduktan sonra, günümüz de İslam inancının kimler tarafından ve ne şekilde yönlendirildiğini çok daha iyi anladım. Yazının başlığı MÜSTAKİLLER, yani hiçbir yere bağlı olmayanlar anlamını taşıyordu.    Yazının tamamını okuduğumda, bir yere bağlı olmayan, tabiri caizse tahsilli, eğitimli bazı kişilerin, yalnız tenkitten başka bir şey bilmedikleri, fayda yerine yalnız tenkitte bulundukları için faydalarının olmadığını, hiçbir yere bağlı olmadıkları tezinden yola çıkarak, yazıda tenkit edilmiş. Hatta müstakillerin bağlı olduğu yerler konusunda da, şöyle söyleniyor.   (MÜSTAKİLLERİN İKİ ÖZELLİĞİ VARDIR. BİRİNCİSİ, BİR YERE BAĞLI DEĞİLLER. İKİNCİSİ, KENDİLERİNE BAĞLILAR.)   Daha da ileri giderek, bu kişilerin nelere bağlı olmadığı açıklaması da yapılıyor.    (MÜSTAKİLLER, HİÇBİR HOCAYA, ÂLİME, ŞEYHE BAĞLI DEĞİL, SADECE KENDİLERİNE BAĞLIDIRLAR.)    Demek ki bağlılık konusunu, din ve iman adına bağlanmak, ardı sıra gitmek adına kullanıyor. Çünkü bahsettiği kişilere bağlı olmayanları, tenkit ediyor. İslam ı yaşamak içinde, birilerine mutlaka bağlanılması gerektiğini, onlara tabi olunmasının gerekliliğinden bahsediliyor. Gerçektende bugün, velisi olmayan cennete gidemez diye inanan, büyük bir topluluk var. Bu sözlerde onun eseri.   Acaba Allah dan başka bağlanılacak, ardı sıra gidilecek, hiç şüphe duymadan güvenilecek birisinden Kur’an bahsediyor mu? Sanırım Yaradan ın Kur’an dan uyarıları göz ardı edilmiş, hatta batıl inançlarını yaşamak için, Kur’an ın yüzlerce ayeti görmezden gelin... Devamı

İSLAM I YAŞARKEN........

2015-09-08 13:21:00

    Değerli din kardeşlerim. Bir işe başlamadan önce, o işle ilgili doğru ve kesin kaynaklardan bilgiler alırız, ondan sonra araştırırız ve öyle yaparız. Çünkü doğru kaynaklardan araştırmadan başladığımız iş, mutlaka bizlere zarar verir.   Bu düşünceden yola çıkarak inancımızı nasıl yaşamalıyız, dinimizi öğreneceğimiz asıl kaynak nedir diye, kendimize önce sormalıyız.  Sizce dinde hüküm veren ve sorumlu olduğumuz makam kimdir? Elbette yalnız Allah tır. Bugün söylendiği gibi, dinde hüküm veren Allah ve elçisidir dersek, Rabbimizi peygamberimiz ile eş tutarız ki, bu düşünce Kur’an ın tamamına ters düşer.   Eğer buna inanırsak, İslam dininde hüküm koyan iki makam ortaya çıkar. Bunun da bizleri nerelere götürdüğünü, hepimiz çok iyi biliyoruz. Dinde bölünme, düşmanlık ve aynı kitaba inananlar arasında, bir birine duydukları kin ve nefret. Konumuzu araştırmaya geçmeden önce, samimiyetine inandığım bir kardeşimiz, bir yazıma verdiği cevabında, bana göre günümüz inancını çok güzel yansıtan bir cevap vermiş. Önce onu sizlere nakletmek istiyorum ki, konumuzu düşünürken bizlere çok faydası olacaktır.   (Her birimizin birer din âlimi olmadığını hesaba katacak olursak, Efendimizin sünnetini kuran ölçüleriyle değerlendiremeyeceğimiz gerçeği ortaya çıkar. Bu yüzden din âlimlerinin ittifak ettiği ve SAHİH DİYE TABİR EDİLEN HADİSLERİ KABUL ETMEK DURUMUNDAYIZ. Kaldı ki günümüzde dinin sadece Kur andan ibaret olduğunu söyleyip, Efendimizin sünnetini hiçe sayan dalkavukların ekmeğine yağ sürmek gibi anlamlar çıkarılabilir. )   ... Devamı

EHLİ SÜNNET ANLAYIŞI BU MUDUR?

2015-09-08 13:15:00

          Yazılarımı yayınladığım bir siteye, yeni bir yazı yayınlamak için girmek istediğimde, bakın nasıl bir uyarı ve ikazla karşılaştım ve siteye giremedim.   (Aşağıdaki sebep´ten dolayı yasaklandınız: Ehl-i Sünnet dışı fikirlerin paylaşımı üye ve ziyaretçilerimizin aklını karıştırdığı için yönetim olarak buna izin veremiyoruz.)   Yukarıdaki yazıyı, elbette görünce çok üzüldüm. İnsan ister istemez, acaba gerçekten ben Allah ın emirlerine, ayetlerine ters düşen sözler mi yazdım da, bu siteye girişim yasaklandı. Acaba bu sitedeki ziyaretçilerin, okurlarının, aklını Kur’an dışından, Kur’an ın emretmediği, Allah ın hüküm vermediği konuları söyledim de mi, din kardeşlerimizin kafaları karıştı diye, inanın çok düşündüm.    Siteye göz attığımda, sanırım tüm yazılarımı silmişler. Hepimiz hata yapabiliriz, ama peygamberimizin yolundan giden, kimseyi dışlamaz, özellikle onu yakınında tutarak gerçek İslam ı anlatır. Ben yanılıyorsam beni dışlama ki, gerçekleri bana öğretebilesin. Tabi kendi inancından eminse, emin değilse o düşünceyi hemen uzaklaştırması çok normal. Cemaat ve tarikatlarda, asla farklı düşünceye müsaade edilmez, çok ilginç değil mi?   Benim yaptığım Kur’an ayetlerini hatırlatmak ve onları anlamaya çalışmak, hurafe ve batılı Kur an yardımıyla, içimizden temizlemekten başka bir amacım yok. Eğer bir Müslüman ın yanlışı varsa, onu uzaklaştırmak mı gerekir, yoksa Kur’an a davet etmek, bilgilendirmek mi gerekir?   Beni sitelerinden atma nedeni olarak, yazdıkları sözlerin üzerinde inanın çok düşünd&u... Devamı

ŞEFAAT KONUSUNDA, GÜNÜMÜZDE YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR.

2015-09-08 13:10:00

            Geçenlerde, İslam dininde şefaat konusunu anlatan, bir kitapçık dağıtılıyordu aldım ve okudum. Bu kitapçıkta anlatılan şefaat konusundan, sizlere önce örnekler vermek istiyorum. Daha sonrada anlatılan şefaatin, Allah ın emrettiği şefaatle aynı olup olmadığını, yine Kur’an ın rehberliğinden faydalanarak karşılaştıralım, anlamaya çalışalım. Kitapçıkta şefaat sözcüğünü tarif ederken, bakın şu açıklamalar yapılmış.   (Bir başkası adına ricada bulunmak, bir suçlunun affedilmesi için aracı olmak, birine yardımcı olmak, birinin önüne düşüp işini görmeye çalışmak, birinin aracılığını istemek, maddi ve manevi bir imkânı elde etmek için yetkili nezdinde aracılık yapmak, ihtiyaç sahibi için iyilik etmek” manalara gelir.)   Yukarıda tarif edilen şefaat ile gelin birde Kur’an ın bahsettiği şefaatin anlamına bakalım ve söylenenlerle karşılaştıralım. Eğer Allah ın bahsettiği şefaatle aynı şeyler kast ediliyorsa, elbette kabul edelim. Bakın Allah şefaat konusunda, çok kesin ve net bir şekilde, hatta adeta kesin bir uyarı verircesine ne söylüyor bizlere?   Zümer 44: DE Kİ: ŞEFAAT TÜMDEN ALLAH'INDIR. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döndürüleceksiniz   Zümer 43: YOKSA ALLAH'TAN BAŞKA ŞEFAAT EDİCİLER Mİ EDİNDİLER? De ki: 'Ya onlar, hiç bir şeye malik değillerse ve akıl da erdiremiyorlarsa?   Bu ayetlerde geçen, öyle bir şefaat anlamı var ki, asla bu yetki devredilemez, başkasına verilemez diyor. Bu çok net anlaşılıyor. Burada anlatılan şefaatinde, yukarıda anlatılan şefaatle hiçbir ilgisi yok. ... Devamı

BERAAT KANDİLİ VE KUR'AN.

2015-09-08 12:59:00

      Bu yazımda, Beraat kandili konusu üzerinde konuşmak istiyorum. Eğer bir gelenek, güzele ve doğruya yönlendiriyorsa, elbette kutlamaya devam edelim, ama içinde yanlışlar varsa da, düzeltelim bilinçli olalım.    Önce şunu belirtmeliyim ki, kutsak gecelerin hiçbirisi peygamberimiz zamanında yoktu. Yani bu geceler, peygamberimizden çok sonra kutlanmaya başlanmıştır. Bu gecelerde bolca ibadet yapılmasını önermenin, hiçbir sakıncası yoktur. Yanlış olan, bu gecelerde yapılan ibadetlerin, bilmem kaç gün oruca ya da namaz kılmaya bedel olduğunu söylemektir.      Önce Beraat Kandilinde, geleneksel İslam anlayışında, nelerin olduğu anlatılır, onları önce yazalım. Daha sonrada bu sözleri Kur’an ile karşılaştıralım, bakalım söylenenler Allah ın ayetlerine uygunluk gösteriyor mu?   1.Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.   2.Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.   3.Bu gecede yapılan ibadetlerin faziletleri çok büyüktür.   4.Bu gece peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban ın 13. günü, Üçte biri Şaban ın 14. günü, geri kalan üçte biride Şaban ın 15. günü verilmiştir.   5.Cenabı hak bu gece güneşin batmasıyla yeryüzüne iner ve şöyle der. Benden af dileyen yok mu? Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu? Rızık vereyim. Şifa isteyen yok mu? Şifa vereyim der.    6.Bu gecede hayır namazı adıyla 100 rekât bir namaz vardır ki kılan kimse o sene ölünce şehitlik mertebesine nail olur.   Değerli din kardeşlerim, aslında ... Devamı

SAY. HAYRETTİN KARAMAN A CEVABIMDIR.

2015-09-08 12:56:00

          Sayın Prof. Hayrettin Karamanın, bir sitede yazısına yazdığım tenkit yazıma, kendisine ulaştırılmasından sonra, yazıyı gönderene tenkit yazımdan alıntı yaparak, bir bölümüne verdiği cevabı ve ona yazdıklarımı, sizlerle de paylaşmak istedim. Yazı biraz uzun ve detaylı, lütfen sabırla sonuna kadar okuyunuz. Okuyunuz ki, din âlimi sıfatını taşıyanların, din adına neler söylediğine şahit olunuz.   İçinde bulunduğumuz anlayışın, zihniyetin açık bir fotoğrafını yansıttığından, faydalı olacağı düşüncesi ile sizlerle de paylaşıyorum. Önce Sayın Karaman ın, zaman ayırıp yazdığım tenkite cevap vermesi nezaketini gösterdiği için, kendisine teşekkür ediyorum. Sayın Karaman yazısında, benim vaktimin bol olduğuna dem vurarak, uzun uzun yazdığımdan bahsedip, ama kendisini anlamadığım sonucuna varmış ve Allah razı olsun cevap vermiş. Bakın benim sorduğum şu soruma, nasıl cevap vermiş, önce buradan başlayalım.    ("Şimdide bir an söylediklerimi unutup onların söyledikleri gibi yapmayı, yani ulemaya danışmayı deneyelim. Şimdi bu durumda sizlere soruyorum hangi mezhep in ulemasına danışalım dersiniz?")    Diye sormuşum, bakın nasıl cevap vermiş.    (Hangi mezhebin olursa olsun, yeter ki, âlim olsun, ahlaklı olsun!)   Önce şöyle bir düşünelim isterseniz. Kimin din âlimi olduğunu, yani Rabbin sözlerini kimlerin doğru anladığını, hatta iyi ahlaklı olduğunu bizler tespit edebilir miyiz? Kimin ahlaklı olduğuna, kim karar verecek? Daha düne kadar bir gazetede dini anlatan, dini konularda yazı yazan Allah ı, kitabı dilinden düşürmeyen ahlaklı dediklerimiz ve de insanların din adına sorula... Devamı

BATILI REHBER EDİNDİĞİMİZDE.

2015-09-08 12:46:00

    Sizleri aşağıda yazacağım sözlerin, İmamı Şafi ye ait olup olamayacağını, düşünmeye davet ediyorum. Emin olamayacağımız sözlerin, bir başkasına isnat etmenin ve bunlara göre inancımızı yaşamanın, büyük yanlışlar getirdiğini, Kur’an ı rehber alan herkes çok iyi bilir.   (İmam Şafii Sadece Kur’an diyenlere karşı münazara da "sadece hadis üzere konuşun der, çünkü hadis olmazsa Kur’an ayetleri istenildiği gibi yorumlanabilir" ifadesini kullanır.)   Bu sözlerin söylendiğini önce kabul edelim. Eğer bu düşüncenin doğru olduğunu kabul edersek, Kur’an tek başına anlaşılmayan, mutlaka beşeri bilgilere muhtaç bir kitap durumuna düşer ki, bunu söylemek ve düşünmek, Kur’an a hem saygısızlık, hem de Kur’an a şirk koşmaktır hatırlatırım. Şu soruyu da kendimize sormalıyız. İMAM I ŞAFİ ACABA BU SÖZLERİ SÖYLEMİŞ MİDİR? Eğer söylemediyse ve bizler bunu söylüyorsak, iftira atmış oluruz.   Söylemiş olduğunu kabul edelim ve bu sözler üzerinde düşünmeye devam edelim. Bu durumda hangi mezhebin hadisleri en doğrudur da, Kur’an ı onlara göre anlamaya çalışalım? Çünkü bir mezhebin kabul ettiği, iman ettiği aynı konular, diğerlerinde çok farklı olabiliyor. BAKIN KOSKOCA BİR SORU İŞARETİ ÇIKTI KARŞIMIZA. Sırf bu yanlışlar yüzünden Müslümanlar, birbirini katletmekten çekinmiyorlar. Sizce Rabbimiz ve elçisi, bizlerin Kur’an ı bu yolla anlamamızı ister miydi? Hatırlatırım, hani Rabbimiz emin olmadığınız bilginin, ardına düşmeyin diyordu.   Buna inandığımızda, aklımıza bir soru daha geliyor. Madem Kur’an ı her okuyan farklı şeyler anlıyor, peygamberimiz Kur’an ı yazarken, bizlere iletirken, niç... Devamı

İSLAM ÜLKELERİNİN BUGÜNKÜ ACIKLI HALİNE NEDEN, NE OLABİLİR SİZCE

2015-09-08 12:42:00

    Günümüz İslam âleminin durumu, beni her zaman çok düşündürmüştür. Niçin İslam ülkelerinin genelinde, bir geri kalmışlık, düşmanlık, huzursuzluk, acı ve hüzün vardır? İşte bu soruya derinlemesine bir cevap aramadığımız sürece, soruna da çare bulunmamız mümkün olmayacaktır.    Bizler acaba İslam ı yaşarken, bir yerlerde yanlışlık mı yapıyoruz da, böyle bir sonuç çıkıyor ortaya? İşte kendimize sormamız gereken en önemli soru, bu olsa gerek. BU SORUNUN CEVABINI CESARETLE ARAYABİLİRSEK, SORUNUN ÇÖZÜMÜNDE ÇOK BÜYÜK YOL ALACAĞIMIZA İNANIYORUM.   Bizler Müslüman’ız diyoruz, ama gerçekten bir Müslüman ın taşıması gereken şartlarını taşıyor muyuz? İmanımıza yön veren kurallar, Allah ın rehberinde hüküm verdiklerimidir? Yoksa kendimize Kur’an dan çok uzak bir inanç mı yarattıkta, Allah bizleri cezalandırıyor?   Eğer bu soruların üzerine, hiç korkmadan gidebiliyor ve elimizdeki rehberden bunun cevabını almaya çalışıyorsak, tüm bu sorunların kaynağına inebiliriz. YOK, EĞER HALA BAZI TABULAR YIKILAMIYOR, HATTA KONUŞMAYI BIRAK, KONUSUNU AÇANLARI DAHİ DİN DÜŞMANI, SÜNNET İNKÂRCISI GİBİ SUÇLARLA SUÇLUYORSAK, daha çok acı çekmemiz ve başkalarının güdülenmesiyle yaşamamız, kaçınılmaz olacaktır.   Bizler niçin Müslüman ülkeler olarak, bir araya gelemiyoruz? Geliyoruz diyebilecek var mı aramızda. Şöyle bir düşünün isterseniz, hepsi neredeyse Hıristiyanların kontrolünde ve onların emirleri altında yaşıyorlar. İşin kötüsü onların kontrolünde, Müslüman ı Müslüman a düşürüyorlar. Bu acı... Devamı

KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?

2015-09-08 12:38:00

      KUR'AN MI TEMEL BELİRLEYİCİDİR, HADİSLER Mİ?       Allah tarih boyunca, çoğu defa birbirine karıştırılan, hakla bâtılın fark edilebilmesi adına, çeşitli dönemlerde elçiler  seçmiş ve onlara kullarının tâbi olmaları gereken ölçüleri bildirmiştir. Hz. Muhammed, hidayet önderi olarak seçilen son elçi, ona bildirilen Kur’an vahyi de, vahiy halkasının son temsilcisi olmuştur.    Hz. Peygamber ve beraberindeki ilk nesil, tüm benlikleriyle, âlemlerin Rabbi yüce Allah’ın, insanlığın kurtuluşu için yeryüzüne saldığı son ip olan Kur’an’a yönelmiş, tasavvur ve şahsiyetlerini onunla inşa etmişlerdir.   “Onlara bir ayet getirmediğin zaman: ‘Sen onu derleyip-toplasana' derler. De ki: Ben, yalnızca bana Rabbimden vahyolunana uyarım. Bu, Rabbinizden olan basiretlerdir, iman edecek bir topluluk için bir hidayet ve bir rahmettir.” (A’râf 7 / 203)  Kur’ani beyanında ve benzeri birçok ayette de ifadesini bulduğu üzere Hz. Peygamber, kendisine vahyolunan Kur’an’a tâbi olmaktan, onun hükümlerini pratize etmekten başka bir şey yapmıyordu.   Hz. Aişe validemizin, kendisinden Hz. Peygamber’i anlatmasını talep edenlere “Siz hiç Kur’an okumuyor musunuz? O’nun ahlâkı Kur’an’dı” şeklinde cevap vermesi de, bu gerçeğin ifadesinden başka bir şey değildi.   Hz. Aişe, Allah Resulü’nün (a. s.), Kur’an’ın ete kemiğe bürünmüş hali olarak yaşadığını çok iyi bildiği için, Allah Resulü’ne herhangi bir söz nispet edildiğini işittiğinde, hemen o sözü... Devamı

İDRAR SIÇRAMASI, KABİR AZABINA MI NEDEN OLUR?

2015-09-08 12:35:00

KASİM       Bu yazımda, peygamberimizin söylediği iddia edilen, rivayet bir hadisi üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Peygamberimiz aşağıdaki sözleri, sizce söylemiş olabilir mi?   6063 - Hz. Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Kabir azabının çoğu SİDİK sebebiyledir."   İdrar sıçramasından kaçının. ÇÜNKÜ KABİR AZÂBININ ÇOĞU, İDRAR SIÇRAMASINDAN OLMAKTADIR.   Gelin bu sözler üzerinde, birlikte düşünelim. Bu bilgiler eğer gerçekten doğru ise, Kur’an mutlaka bu bilgiyi bizlere vermiş olması gerekmez mi? Çünkü Rabbimiz ne diyordu hatırlayalım.   Zuhruf 44: Doğrusu o Kur'an, senin için de, kavmin için de bir öğüttür ve SİZ ONDAN SORGUYA ÇEKİLECEKSİNİZ.   Dikkat ederseniz ayette Allah,  sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum, Kur’an dan hesaba çekeceğim diyor. Allah böyle bir hüküm verdikten sonra, sizce Kur’an da hiç bahsedilmeyen, örneği bile verilmemiş bir hükümden sorumlu tutup, azap verir mi?     Allah Kur’an da birçok kez tekrar ederek, yemin olsun ki Kur’an ı, sizler için kolaylaştırdım der. Bu hükmü veren Rabbimiz, bizlerin farkında olmadan, elbisemize damlamış ya da sıçramış olan idrardan sorumlu tutup, bizlere sizce azap eder mi? Çünkü hiç kimse kasıtlı olarak, idrarını üzerine sıçratmaz. Kasıtlı olmadan yapılan hiç bir şeyden, Rabbimiz bizleri sorumlu tutmayacağını da söylüyorsa, sizce peygamberimiz böyle bir söz söylemiş ... Devamı

MERYEM ANAMIZIN, ASLINDA EVLİ OLDUĞUNU SÖYLEYEN.........

2015-09-08 12:30:00

    Geçen akşam bir televizyon sohbetinde, Sayın İhsan Eliaçık, Hz. İsa konusunu anlatırken,  Hz. İsa nın aslında babasız doğmadığı, Meryem anamızın evlendiği, ama bu evliliği Yahudi hahamlarının kabul etmediği için, babasız yakıştırması yapıldığını anlattı.   Doğrusu bu sözlere ben çok şaşırdım. Bu konuyu tekrar araştırma gereği duydum. Çünkü hepimiz beşeriz yanılabiliriz. Konuyu Kur’an dan, birlikte araştıralım.   Ali İmran 47: Meryem, “Ey Rabbim!” dedi, “BANA HİÇBİR ERKEK ELİ DEĞMEDİĞİ HALDE NASIL ÇOCUK SAHİBİ OLABİLİRİM?” Melek cevap verdi: “İşte öyle, Allah dilediğini yaratır, BİR ŞEYİN OLMASINI İSTEDİĞİNDE SADECE ‘OL' DER VE O ŞEY HEMEN OLUŞMAYA BAŞLAR.”    Bu ayet aslında Meryem anamızın, asla evlenmediğini açıkça söylüyor. Sayın İhsan Eliaçık ın isim vererek, Meryem anamızın şu kişiyle aslında evlendiğini ama hahamların, dini otoritenin bu evliliği kabul etmediği bilgisini merak ediyorum, hangi kaynaklardan öğrendi? Rivayet kaynaklara göre, inancımızı şekillendirmemiz doğru olur mu? Böyle yaparsak, Kur’an ı batıl, sanı ve rivayet kaynaklardan anlamaya çalışanlardan ne farkımız olur. Bu soruları mutlaka kendimize sormalıyız. Şimdide Kur’an da bolca geçen ve Hz. İsa dan bahsederken, özellikle nispet edilen bir sözü hatırlayalım.   MERYEM OĞLU MESİH ------ MERYEM OĞLU İSA.   Dikkat ederseniz Allah, anneye atıfta bulunarak Hz. İsa dan bahsediyor.  Eğer Meryem anamız evlenmiş ve Hz. İsa doğmuş olsaydı, baba nispet edilerek anılırdı. Çünkü soy erkeğe nispet edilerek anılır. Hahamların evliliği kabul etmemesi önemli değil, ÖNEMLİ OLAN ALLAH IN KABUL ETMESİDİR Kİ, BÖYLE BİR BİLGİDE KUR’AN DA YOK.    &Ou... Devamı

YAPTIĞIMIZ YANLIŞA ÇARPICI BİR ÖRNEK.

2015-09-08 12:25:00

      Bir kardeşimiz yazılarımdan, peygamberimizi devre dışı bıraktığım izlenimini almış.  Müslüman ım diyen bir insan, bunu aklından bile geçiremez.  Arkadaşımız bana verdiği cevabında, Kur’an ın peygamberimize itaati, örnek almamız gerektiğini söylüyor ve benim yazdığım yazılarda, bunu göremediği izlenimini aldığını da belirtmiş.   Bende bugünkü yazımı, bu konuya ayırdım. Ayrıca bu kardeşimiz, beni Kur’an a uymaya çağırmış, buna çok memnun olduğumu söylemeliyim. Yalnız tek bir şartla, KUR’AN I RİVAYETLERE GÖRE ANLAMAMAK ŞARTIYLA. Günümüzde bu şekilde Kur’an anlaşılmaya çalışıldığı için, dinde bölündük, parçalandık. Daha da kötüsü, Kur’an a uyduğumuzu zannederken, Kur’an ı kendimize uydurduk, bunun farkında bile değiliz.   Bizler eğer Kur’an, rivayet hadisler olmasaydı kapalı kalırdı, anlaşılmazdı diye inanırsak, bu peygambere uymak değil, RİVAYET VE SANIYA TABİ OLMAK OLUR, ÖNCE BUNU UNUTMAYALIM. Kur’an a uymak, onu bir bütün olarak anlamaya çalışmakla olur. Parçacı olarak kelimelere anlamlar vererek anlamak, Kur’an ı anlamak değil, Kur’an ı nefsimize uydurmaktır.   Arkadaşımızın söylediği gibi, Allah Kur’an da elçime uyun emrini vermiştir. Peki, peygamberimiz e nasıl bir görev, sorumluluk verilmiştir? İşte bunu görmezden gelip de, bizlere öğretilenleri doğru çıkarmak adına, Kur’an da asla bahsedilmeyen, birçok hükümleri de peygamberimiz koymuştur dine dediğimiz andan itibaren, Kur’an dan sapmış, Kur’an a değil RİVAYETLERE uymuş oluruz. Amacım, bunun fark edilmesi adınadır.   AKLA DEĞİL, KUR’AN A TESLİM OLALIM demiş kardeşimiz... Devamı

SINIR TANIMAYAN BİR DİN YARATTIK KENDİMİZE.

2015-09-08 12:16:00

Allah Kur’an ın tümüne iman etmiş görünüp de, hurafe inançlarını yaşamaya devam etmek için, ayetlerin bir kısmının üstünü örten, görmezden gelenlere Kur’an KÂFİR der. Yani Kur’an ın tüm ayetlerine, koşulsuz ve şartsız iman etmemizi emreder.   Peygamberimiz e iman eden bir kısım Ehli kitap, kendi hurafe inançlarına da iman etmeye devam etmek istemişlerdi. Bunu Allah asla kabul etmedi ve Kur’an dan başka hangi söze inanacaklar, yada yine bir başka ayetinde, Allah dan ve onun ayetlerinden sonra, hangi söze inanacaklar diye uyarıp, bizlerin sorumlu olduğu yalnız Kur’an olduğu gerçeğini, çok açık bildirilmiştir.    Bu konuya çok önem veren Rabbimiz, imanımızın Kur’an ile sınırlandığını, asla sınırları aşmamamız gerektiği konusunda da bizleri uyarır. Kim ALLAH'IN SINIRLARINI AŞARSA İŞTE ONLAR ZALİMLERDİR diyerek, Allah Kur’an ile kendi sınırlarını çizmiş ve bizlerin bu sınırlar içinde İslam ı yaşamamızı emretmiştir.   Peki, bizler bu sınırlarda mı İslam ı yaşıyoruz? Bu soruyu lütfen kendimize soralım ve cevabını da titizlikle arayalım. Allah ın bizlerden istediği şu iki konu üzerinde birlikte düşünelim.   1. Kur’an ın tamamına ve hiçbir ayeti görmezden gelmeden, üstünü örtmeden iman etmek ve öyle yaşamak.   2. Kur’an ın sınırlarını tanımak ve o sınırları asla aşmamak.   Gerçektende bu iki konu, çok ama çok önemli. Acaba bugün bizler Allah ın bu emirlerini hayata geçiriyor muyuz, ne dersiniz? İlk yazdığımız konu üzerinde düşünelim. Bizlere sorulduğunda hepimiz Kur’an ın tamamına iman ediyoruz deri... Devamı

KUR'AN I HERKESİN ANLAYAMAYACAĞI BİR KİTAP İLAN EDEREK, YOLDAN S

2015-09-08 12:10:00

      Kur’an, Allah ın katından gelen, eşi benzeri olmayan, biz Rabbin kulları içinde, bir yaşam rehberi, güneşi, gönül gözüdür.   Bu kadar önemli, eşsiz bir kitabın, Allah tarafından gönderiliyor ve kullarına doğru yolu gösteriyor olması, daha da önemlisi, Allah bu kitaptan bizleri sorumlu tuttuğunu söylemesi, sizce hesabımızı vereceğimiz bu Kur’an ın, nasıl bir kitap, nasıl bir rehber olmasını gerektirir? Böyle bir kitabın özellikleri, nasıl olmalıdır? Anlaşılması zor mu, yoksa Yaradan ın hesap soracağı kitap, anlaşılması kolay mı olmalıdır?   İşte bu soruyu, lütfen nefsimize önce bir soralım. Daha sonra Kur’an a bakalım, acaba Kur’an kendisi hakkında neler söylüyor. Daha sonrada hiçbir etki altında kalmadan düşünelim, araştıralım. Eğer bizlere öğretilenler ile Kur’an ve mantığımız uyuşuyorsa, sorun yok demektir. Ya anlatılanlar, öğretilenler Kur’an ile uyuşmuyorsa? İşte o zaman imtihanımızın en zor bölümü, başlıyor demektir. Cevabını herkes kendisi verecektir, tabi sonucuna da katlanacağımızı, asla unutmayalım.   Allah bizlere rehber olsun diye gönderdiği kitap için, birçok kez yemin ederek bakın neler söylüyor. Sizce çok açık ve net değil mi? Kur’an ın en büyük özelliği, aşağıdaki ayetlerden anlaşılmıyor mu?   Kamer 17: Andolsun biz, Kuran'ı ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Öğüt alan yok mudur?   Kamer 22: Andolsun biz Kur'an'ı DÜŞÜNÜP ÖĞÜT ALINSIN DİYE KOLAYLAŞTIRDIK. Öğüt alan yok mu?   Kamer 32: Andolsun biz Kur'an'ı, ANLAŞILIP ÖĞÜT ALINMASI İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. O halde d&... Devamı

KADIN,ERKEKLERE İMAMLIK YAPAMAZ MI?

2015-09-08 12:06:00

Okuduğum bir yazıda, kadınların erkeklere imamlık asla yapamayacağını, bunun mümkün olmadığını yazıyordu. Kadının erkekli, kadınlı namaz kılan bir topluluğa imamlık yapamayacağı hükmünü veren düşünceyi, önce yazalım ve daha sonra Kur’an dan yola çıkarak, bu düşüncenin doğruluğu konusunda birlikte düşünelim.   Okuduğum yazı sonunda, şöyle bir cümleyle sona eriyordu. (KADININ ERKEKLERE İMAMLIK YAPABİLECEĞİNİ SÖYLEMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR.) Bunu söylemek için, Allah ın bu konuda hüküm vermesi gerekir. Bir konu eğer yasaksa, bunun mümkün olmayacağının hükmünün Allah tarafından Kur’an da verilmesi gerektiğini, Kur’an ın birçok ayetlerinde anlatır bizlere. Hatta çok önemli bir ayet vardır, gelin onu hatırlayalım ve Rabbin hüküm vermediği, açıklamadığı bir konuda konuşmamızı bile, haram kıldığını görelim.   Araf 33 ; De ki: Rabbim ancak açık ve gizli kötülükleri, günahı ve haksız yere sınırı aşmayı, HAKKINDA HİÇBİR DELİL İNDİRMEDİĞİ BİR ŞEYİ, Allah'a ortak koşmanızı ve ALLAH HAKKINDA BİLMEDİĞİNİZ ŞEYLERİ SÖYLEMENİZİ HARAM KILMIŞTIR.   Birde Allah söylemediği halde, bunlar da Allah katındandır diyerek, Allah a iftira atanlar için bakın ne diyor onu da hatırlayalım.   Zümer 60: Kıyamet gününde, Allah hakkında yalan söyleyenlerin yüzlerinin kapkara olduğunu görürsün. Kibirlenenlerin kalacağı yer cehennemde değil midir?   Sanırım ayetler çok açık, bizleri uyarıyor. Bu ayetleri konumuzla bağlantılı düşünelim lütfen. Kadının erkelere imamlık yapması mümkün değildir demek, yasaklanmış haram ... Devamı

ALLAH İLE ELÇİSİNİN ARASINI AÇMAK VE ÇIKMAZA GİRMEK.

2015-09-08 11:59:00

Bir yazıma karşılık verilen cevapta, bana yöneltilen bir eleştiriyi, sizlerle değerlendirmek istiyorum. Çünkü hepimiz beşeriz, şaşma yanılma ihtimalimiz her zaman vardır. Önemli olan aklı ve Kur’an ı birleştirmek, hurafelerin etkisinden kurtulmaktır. Bakın bir arkadaşımız aşağıdaki ayeti yazımda kullandığım için, neler yazmış yazıma cevaben.   Ankebut 51: KENDİLERİNE OKUNMAKTA OLAN KİTABI SANA İNDİRMEMİZ ONLARA YETMİYOR MU? Şüphesiz bunda iman eden bir kavim için gerçekten bir rahmet ve bir öğüt (zikir) vardır.   (Haluk bey bakın Rabbimiz Kur an ile birlikte peygamberi de indirmiş[yaratmış,seçmiş ve örnek alın demiştir,ahzab 21] BÖYLE PARÇACI KURAN ANLAYIŞIYLA Bİ YERE VARAMAZSINIZ ,YOKSA SİZ ALLAH İLE PEYGAMBERİN ARASINI MI AÇMAK İSTEYENLERDEN MİSİNİZ HİTABINADA MARUZ KALIRSINIZ....Yoksa sadece yukarda ki Ankebut ayetini parçacı alırsanız ÇIKMAZA GİRERSİNİZ .....Kİ GİRMİŞSİNİZ...)   Elbette böyle bir ithamla karşı karşıya kaldığınızda, sanırım sizde tedirgin olursunuz ve söylenenler üzerinde acaba yanlış mı yaptım diye, düşünme gereği duyarsınız. Gelin bu konuyu birlikte düşünelim. Bazı kardeşlerimiz İslam ı yaşarken, gerçekten büyük çıkmazda, bunların kimler olduğunu araştırmak bulmakta bizlerin görevi olmalı ki, hesabın görüleceği o gün üzülenlerden, yüzleri kapkara olanlardan olmayalım. Allah yardımcımız olsun inşallah.   Ben Ankebut 51. ayeti örnek gösterip, bakın Allah ne söylüyor diyerek, peygamberimizin o günkü topluma Kur’an ı tebliğ ederken, atalarının rivayet, hurafe inançlarından vazgeçmeyenlere, Rabbin seslenişini örnek vermiştim. ACABA BEN BU AYETİ GÜNÜMÜZDE YAŞAYAN DİN KARDEŞLERİME ÖRNEK VERMEKLE, YAN... Devamı

İSLAM GELENEĞİNDE, SÜNNET OLMA KONUSUNA GENEL BİR BAKIŞ.

2015-09-08 11:53:00

  KASİ     Bugün sizlerle, erkeklerin sünnet olma konusunu Kur’ an dan ve Ehli kitabın elinde bulunan inandıkları diğer kitaplardan araştırarak, konuyu anlaşılır bir hale getirmeye çalışacağım. Önce şunu söylemeliyim ki sünnet olmak, toplumumuzun güzel bir geleneğidir. Bu sözleri söylememdeki maksadım, aşağıda yazacaklarımın yanlış anlaşılmaması, tam aksine bazı gerçeklerin bilinip, ortaya çıkması adınadır. Yazdıklarım benim düşüncelerimdir, yalnız beni bağlar, bunu da belirtmek isterim.   Sünnet konusu, bizlere rivayetler yoluyla anlatılır ve İbrahim peygamberden bu yana gelen bir gelenek olduğu söylenir. ÖNCE ŞUNU SÖYLEMELİYİM Kİ, KUR ANIN HİÇBİR YERİNDE, TEK KELİME DAHİ ERKEKLERİN SÜNNET OLMA KONUSU GEÇMEZ, YANİ SÜNNET OLMAKTAN HİÇ BAHSEDİLMEZ.  Allah ın bizlere, böyle bir emri yoktur. Hristiyanların ellerinde bulunan, İncil dedikleri kitaplarda da sünnet konusundan hiç bahsedilmez.   Yahudilerin de sünnet olduğunu biliyorsunuz, hatta onlar çocuk doğduktan sekiz günlük olduğu zaman sünnet edilir. Peki, Yahudiler de İbrahim peygamber zamanından gelen bir gelenek diye mi çocuklarını sünnet ettiriyorlar dersiniz? Elbette hayır, onlar inandıkları ve ellerinde bugün bulunan ve tahrif edilmiş, bir çok değişikliğe uğramış, Tevrat diye kabul ettikleri kitapta çok açık yazar. Daha açıkçası bir gelenek değil bu yaptıkları onlar için, Allah ın bir emri olduğunu kabul ettiklerinden, çocuklarını sünnet ettiriyorlar. Şimdide Yahudilerin ellerinde ki kitaba bakalım, bu konuda ne diyor.   TEVRAT TAN ALINTIDIR: ... Devamı