kuranyolu 0 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

GENEL İSLAMİ YAZILAR.

KUR AN İLE İLGİLİ YAZILAR.

KUR AN DAN AYETLER.

BAŞÖRTÜSÜ VE KUR AN.

ANA DİLDE İBADET.

İMAM I AZAM EBU HANİFE Yİ TANIYALIM.

HURAFELERİN ANA KAYNAĞI.

KUR AN DA ZEKAT VE MİRAS KONUSU.

MEZHEP, HADİSLER VE BATIL KONULAR.

NAMAZ, ORUÇ VE HAC KONULARI.

KATILIM BANKACILIĞI TUZAĞI.

PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.

ÇOK EŞLİLİK VE KABİR AZABI.

KUR AN DA MİRAÇ VE KADER KONUSU

RİSALE İ NUR ÖĞRETİSİNE DİKKAT!

ATATÜRK VE İSLAM ANLAYIŞI.

MEHDİ VE MESİH KONUSU

ÖN SÖZ

Diğer İçeriklerim (512)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (0)

İSLAMA İFTİRA ATANLARIN HEZEYANI.(Küçük yaşta evlendirme konusu)

2015-09-07 10:24:00

      Bizler Kur’an ı öyle bir terk ettik ki, hurafe ve batıl iliklerimize kadar işlemiş, ama bunun farkında bile değiliz. Yaşadığımız dinin adı İslam, yani Allah a boyun eğmek, teslim olmak ama bizler ne yazık ki Allah a değil, beşerin uydurduğu rivayet ve sanı bilgilere inanıyor ve onların batıl sözlerine boyun eğerek, inancımızı yaşıyoruz.   Bu tespitlerimin bir tezahürünü gördük basında. Yaşını başını almış, toplumda belirli bir topluluğa din adına konuşmalar yapan bu kişi, geçen gün öyle şeyler söyledi ki İslam ve din adına, aklı başında olan, Kur’an dan nasiplenmiş hiç kimse, bunu kabul etmez.    Bu kişi, Kur’an a iman eden bir Müslüman ın, şunlara inanması gerektiğini söylüyor ve diyor ki; “İSLAM DİNİNDE EVLENME KONUSUNDA BİR YAŞ HADDİ YOKTUR, BULUĞ ÇAĞINDAN ÖNCEDE, BİR ÇOCUK EVLENEBİLİR”. Açıklamasında ise çocuğun reşit olması gerekmediğini söyleyebilmesi, bu zihniyetin ne derece Kur’an dan uzak bir inanç yaşadığını göstermektedir. BU SÖZLER VE BU DÜŞÜNCE KUR’AN A İFTİRADIR.   Bizler ne yazık ki ayetlerin anlamını, kendi nefislerimizde öyle eğip büküyoruz ki, ALLAH IN SÖYLEDİĞİNİ DEĞİL, NEFSİMİZİN İSTEDİĞİNİ ANLIYORUZ. BÖYLE OLUNCA DA KUR’AN A UYMAK YERİNE, KUR’AN I KENDİMİZE UYDURUYORUZ. Bakın çocuk yaşta evlenebilmenin kanıtını, Kur’an dan nereden aldığını söylüyor. Ayet evli olup ta, boşanmış kadınların bekleme sürelerine açıklık getiriyor ve bakın nasıl bir açıklama yapılıyor.   Talak 4:  Kadınlarınızdan âdetten kesilmiş olanlarla, HENÜZ ÂDET GÖRMEYENLER hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç... Devamı

ANNEYE BABAYA ZEKAT VERİLİR Mİ?

2015-09-06 20:30:00

        Zekât Allah yolunda, onun rızasını kazanmak adına, harcayacağımız para ya da mal olarak kazancımızdan, gelirimizden, durumu iyi olmayanlara, ihtiyacı olanlara verdiklerimizdir. Bunun Kur'an da geçen geenel ismi İNFAK yani ihtiyaçtan fazlasını vermektir. Kur'an da yine aynı anlamlara gelen hayır, sadaka olarak değişik isimlerde de adlandırılır. Hepsindeki ana amaç Allah adına, malımızdan ya da kazancımızdan olmayanlara, ihtiyaç sahiplerine vermek, onların ihtiyaçlarını gidermektir.    Mezheplerin fıkıh inancı, Kur'an da geçen bu farklı kelimelere, anlam bakımından Kur'an ın farklı bir açıklaması, izahı olmadığı halde, farklı açıklamalar yapılarak topluma anlatılmıştır. Lütfen şunu unutmayalım, Kur'an da geçen sözcüklerin, kelimelerin ne anlama geldiğini anlatan ve açıklayan yalnız Allah dır. Eğer bu konuda, Yaradan farklı bir anlam vermiyorda, hepsini infak etmek anlamında birleştiriyorsa, bunun tersini düşünüp, bizler farklı anlamlar veremeyiz.   Allah bir ayetinde bizleri zekât vermeye, hayırlarda bulunmaya davet için, öyle güzel bir benzetme yapar ve örnek verir ki, üzerinde çok ama çok düşünmemiz gerekir.    Bakara 245: KİMDİR ALLAH’A GÜZEL BİR BORÇ VERECEK O KİMSE Kİ, Allah da o borcu kendisine kat kat ödesin. (Rızkı) Allah daraltır ve genişletir. Ancak O’na döndürüleceksiniz.   Allah için hayır yapan bir kişinin, (zekât veren, infakta bulunan, sadaka veren) Rabbimiz kendisine borç vermiş sayıyor. Bu ne güzellik, bu ne muazzam bir fırsat bizler için. Bir atasözü vardır, sanırım bu ayetten sonra, bu sözün doğru olmadığını anlayacağız. ( Kefenin ceb... Devamı

KUR'AN IN EMRETTİĞİ ZEKAT, MEZHEPLERİN ÖĞRETTİĞİ ZEKAT.

2015-09-06 20:25:00

Bir sitede zekât ile ilgili bir yazı okumuştum. Doğrusu bu yazıyı Kur’an ile karşılaştırdığımda, bizlerin hadis adı altında her konuya hemen inanmayıp, söylenenlere dikkatle yaklaşıp, Kur’an ile karşılaştırmamız ve onun süzgecinden geçirmemiz gerektiğini, çok daha iyi anladım. Zekât konusu ile ilgili yazımı yazarken, istedim ki birlikte bu konuyu, Kur’an ayetleri ile onun ışığı altında düşünelim. Allah Kur’an da bakın ne diyor, bizlere gönderdiği rehber için. Kamer 17: Andolsun biz, KUR’AN'I ÖĞÜT ALMAK İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Öğüt alan yok mudur?  Kamer 22: Yemin olsun ki biz, KURAN'I ÖĞÜT VE İBRET İÇİN KOLAYLAŞTIRDIK. Fakat düşünen mi var? Kur’an da ki bu iki ayeti okuduğumuzda, Rabbimiz in bizlere gönderdiği, İslam dinini bizler için kolaylaştırdığını, açık bir şekilde belirtiyor. Bu yazımı yazmaya neden olan bir sitede, zekât konusunda yazılmış yazıda dikkatimi çeken sözleri, önce sizlerle paylaşmak istiyorum. ( Zekâtı verilen malın üreyeceği, bereketleneceği ve temizleneceği Kuran-ı Kerim’de beyan olunmuştur.) Gerçekten ne güzel sözler. Doğrudur zekâtı verilen malın, ya da paranın üreyeceği, bereketleneceği, esas önemlisi hayrının görüleceğidir. Gelelim yazılan yazının diğer bölümlerinde, anlatmak istediği bilgilerden, önce alıntı yapalım.  ( Fıkıh lisanında ise; “Bir malın, dini usullere göre tayin edilen miktarını, Müslüman zenginin SENEDEN SENEYE, zekât alabilecek sekiz sınıftan birine temlik etmesi; yani hiçbir menfaat ve istifade alâkası olmamak üzere vermesi demektir.”) Yine yazıda, zek&... Devamı

KUR'AN DA MİRASIN DAĞITILMASI NASIL ANLATILIR.

2015-09-06 20:16:00

        Bu yazımda Kur’ an da geçen, MİRAS konusunu konuşmak ve sizleri bu konuda düşünmeye davet etmek istiyorum. Bildiğiniz gibi bu konu, çok farklı şekillerde anlatılır. Konuyu  Kur’an dan detaylı bilmeyen toplumumuz, erkeğin kadından bir pay daha fazla alması gerektiği, Kur’an ın asıl emri olarak gösterilir.   Gerçektende mirasın dağıtımında Kur’an birinci öncelikle, erkek kadından bir pay fazla almalımıdır diyor, yoksa bu bahsedilen dağıtım şeklinin çok özel bir durumda, vasiyet bırakılmadığında, KADININ ÇOK DAHA AZ BİR PAY ALMASINI MI ÖZELLİKLE ENGELLİYOR. Gelin bu konuyu, Kur’an bütünlüğünde birlikte düşünelim. Genelde bizler Kur’an dan, kendi nefsimize göre kelimeleri, cümleleri cımbızlayarak ayetleri anlamaya çalışırız. Kur’an ı bir bütün olarak hiç düşünmeyiz. Bizler Kur’an a uymak yerine, Kur’an ı kendimize uydurmaya çalışırız. Nefsimiz her zaman bu konuda ağır basar.   Allah Bakara suresinde, kendisine ölüm yaklaşmış olan birisinin mal varlıklarını, ne şekilde miras olarak dağıtmasını öneriyor ona bakalım önce.   Bakara 180: Birinize ölüm geldiği zaman, eğer mal bırakıyorsa, ana babaya, yakınlara, uygun bir tarzda VASİYET ETMESİ, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir borç olarak SİZE FARZ KILINDI.   Demek ki mallarımızı, yakınlarımıza ölmeden önce VASİYET ederek bırakmamız, Allah ın öncelikli emri. Bizler için bu görev FARZ, yani öncelikle yapmamız gerenken bir emir.  Ne yazık ki bu gerçek, göz ardı edilmektedir. Hatta vasiyet şahitler karşısında yapılması gerektiğini de söyleyerek, şahitleri de bağlayıcı ayetlerle sağl... Devamı

ZEKAT KONUSUNDA YAPTIĞIMIZ YANLIŞLAR.

2015-09-06 20:11:00

    EKİ           Zekat konusunda yazıma başlamadan önce, bu konuyla ilgili Kur’an dan bazı bilgileri sizlerle paylaşmak ve daha sonra, zekat konusu günümüzde nasıl anlaşılıyor, o konuya değinmek istiyorum. Kur’an da zekât kelimesi ayetlerde ARINMAK, TEMİZLENMEK anlamında geçer.    Ala 14: Doğrusu felah buldu (günahtan) TEMİZLENEN. (Elmalı meali)   Taha 76: İçinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan Adn cennetleri! İşte ARINANLARIN mükâfatı budur. ( Diyanet vakfı meali)   Abese 3: Ne bilirsin, belki de o ARINACAK. 7- Onun ARINMAMASINDANsana ne! (Diyanet meali)   Şimdide farklı bir ayete bakalım, karşılaştırmalar yapalım.    Nur 56: NAMAZI KILIN; ZEKÂTI VERİN; Peygamber'e itaat edin ki merhamet göresiniz. (Diyanet vakfı meali)   Bu ayetten de aslında, anlamamız gereken şöyle olmalıdır. Kur’an da salât kelimesi üç anlamda geçer. Bizim namaz diye çevirdiğimiz kıyam, rükû, secde ettiğimiz namaz anlamında, Allah a dua etmek anlamında ve birde destek olma anlamlarında geçer. Buradan yola çıkarak da, her salât kelimesi geçen yere namaz kelimesini koymak yerine, bu ve buna benzer ayetlerde, şöyle çevirsek ayeti daha doğru anlayacağımıza inanıyorum. Salâtta devamlı olun yani, Allah a karşı kulluk görevimizde, namazımızda ve duamızda devamlı olun, şeklinde anlamalıyız. Zekât kelimesini de diğer ayetlerde geçenARINMAK, TEMİZLENMEK anlamları ile birlikte düşünerek, günahlarımızdan arınmak ve temizlenmek içinde, VERİLMESİ ... Devamı

YANLIŞ İNANÇLARIMIZI BAKIN NASIL KULLANIYORLAR.

2015-09-06 14:18:00

          İnternette gezinirken, Hıristiyan ve Yahudi propagandası yapılan bir sitede, çok ilginç bir konuya rastladım. Bunu sizlerle paylaşmak istememin nedeni, farkında olmadan yaptığımız yanlışlarımıza, dikkat çekmek adınadır. Eğer dikkatli olmaz, düşünmeden her söylenene, rivayete iman edersek, farkında olmadan inkârcılar saffında olmamız, kaçınılmaz olacaktır.   Kur’an a ve dinimize iftiralar atan bu sitede, Kur’an dışından günümüzde elimizde bulunan, diğer kutsal kitapların, asla hükümlerinin değiştirilmediği ve geçerliliğini bugünde nasıl koruduğunu anlatmak için örnekler veriliyor bu sitede. Böylelikle Tevrat’ın, peygamberimiz zamanında bile Kur an ellerinde olduğu halde, Kur’an da ki hükümlere uymasa bile, Peygamberimizin Tevrat ı kullanıldığını, örnek vererek anlatmaya çalışıyorlar.  Hem de hangi bilgilerle biliyor musunuz dostlar? Bizlere günümüzde, çok güvenilir diye aktarılan, hadisler örnek verilerek. Günümüzde en güvenilir olduğu söylenen hadis toplayıcısı “Sahih-i Buhârî den örnek veriliyor ve bakın neler naklediyorlar, kendi yanlışlarını doğrulamak adına. AMA BİZİM YANLIŞ İNANÇLARIMIZI KULLANARAK.   ( Hadis kitaplarına bakacak olursak açıkça görülüyor ki, Hz. Muhammed’in döneminde Kutsal Kitap( Tevrat) sapasağlam mevcuttu.  Hadislere göre Hz. Muhammed’in huzurunda Tevrat okunuyordu.  En sağlam kabul edilen hadis kitaplarından biri olan “Sahih-i Buhârî” de şöyle bir hadis var:     “Abdullah İbn-Ömer (ö. 693) radiya’llahu an huma’dan rivayete göre (Medine’de) birt... Devamı

YAHUDİLER VE SOY KIRIM YAPAN ATALARI.

2015-09-06 14:13:00

    Bizlerin yaptığı en büyük yanlış, İslam ı gereği gibi, Allah a özgüleyerek, onun halis, katıksız dinini yaşamadığımızdan kaynaklanmaktır.  Allah ın rehberinden habersiz yaşadığımız içinde, onun uyarılarından uzak, dostunu düşmanını ayıramayan bir toplum olmuşuz. Düşmanımız içimize yaşantımıza, inancımıza öyle bir sızmış ki, hala farkında bile değiliz.   Bu sözlerimi neden söylediğime gelince. Allah Kur’an da öyle bir toplumdan bahseder ki, bu toplum Rabbin emirlerine karşı geldiği için, Allah ın bu toplumu şiddetle cezalandırdığı, hatta diğer kavimlere, toplumlara helal olan şeyleri, bu topluma haram kılarak cezalandırdığını anlatır. Sanırım bu toplumun kimler olduğunu hemen anladınız. İşte bizler, Allah ın Kur’an da özel olarak birçok örnek verdiği bu toplumu, kendi geçmişlerindeki izlerinden, yaptıklarından çok iyi tanımalıyız, araştırmalıyız ki, atalarının izlediği yanlış yolundan, gidip gitmediklerini anlayabilelim.   Bugün dünyanın başına açıkça bela olan Yahudileri, çok iyi tanımalıyız. Geçmişte Allah ın hışmına uğramış bir nesil, eğer aynı yol ve yöntemi bugünde kullanıyorsa, aynı yanlıştan kurtulamamışlar demektir.    Bugün sizlere Yahudilerin, aynı kutsal kitap gibi gördükleri, geçmiş tarihlerini anlatan ve bu günde yaşamlarına geçirip örnek alan, atalarının yaptıkları yöntemi hala benimsediklerini, 12 kutsal saydıkları tarihi kitaptan birisi olan ESTER başlıklı bölümünden alıntılar yaparak, zihniyetlerini daha iyi anlamanıza yardımcı olmak istiyorum.   Geçen gün Yahudilerin yaptıkları anlaşılan bir filimde, ESTER konusunu işleyen kaderin çağrısı ismiyle, bir özel kanalda yayınlanan filmi seyrettim. Film Yahudilerin Ester konu... Devamı

YAHUDİLERİN, GÜNÜMÜZDE YAPTIKLARI KATLİAMLARA,İNANÇLARININ ETKİS

2015-09-06 14:07:00

      İsrail in kadın, çoluk-çocuk demeden, insafsızca davranışlarını hepimiz çok iyi hatırlarız. Kimi insan hakları savunucuları, konu bir hayvan olduğunda, ona yapılan zulmü günlerce dile getirip, onlara yapılan zalimliği, yürüyüşler ve pankartlarla protesto ederler. Konu insan olunca, her ne hikmetse çok fazla kınayan olmaz Dünyada.   İsrail bu yaptığı insanlık ayıbını, ne yazık ki ilk defa yapmıyor, şöyle bir geriye gittiğinizde zorla kurdurulan İsrail devletinin, kurulduğundan bu yana, bu tür katliamları sıklıkla görüyoruz. Peki, bir çetenin, ya da insafsız örgütlerin yapabileceği zalimliği, nasıl olurda bu toplum kendilerine, yaşam felsefe olarak belirler.   Yahudilerin yaptıkları davranışlarında, inançlarının etkisi çok büyüktür. İşte bizde buradan hareketle Yahudi inancının inandıkları, kutsal kitaplarının öğretisinin nasıl bir telkinde bulunduğunu ve Yahudi toplumu nasıl yönlendirdiğini, iki örnek vererek açıklamak istiyorum.   Bir aileyi düşünelim, bir erkeğin en yakını evlendiği eşi ve ondan doğan çocuklarıdır. Sizlere Tevrat’tan bu konuyu içeren iki örnek vermek istiyorum. Olayların karşısında takınılan tavra ve verilen cezalara dikkat ediniz lütfen. Çünkü günümüzde yapılan katliamların, ana kaynağını burada göreceksiniz. Evlendiği eşine ve evladına aşağıda yazacağım cezaları reva gören, başka insanlara nasıl davranır, onun da yorumunu sizlere bırakıyorum.   TEVRATTAN ALINTIDIR;   YASANIN TEKRARI 22;   13 "Bir adam bir kadın alır, yattıktan sonra ondan hoşlanmazsa,   14 ona suç yükler, adını kötüler, 'Bu kadınla evlendim a... Devamı

YAHUDİLER DÜNYAYI YÖNETİYOR NASIL MI?

2015-09-06 14:03:00

      Doğrusu bu başlığı okuduğunuzda, ne demek istediğimi tam anladığınızı sanmıyorum. Gelin ne demek istediğimi ve ne kadar haklı olduğumu sizlere anlatmak istiyorum. Önce şunu düşünelim, Avrupa’nın ve Amerika nın, İsrail in kadın, çoluk, çocuk demeden öldürdüğü insanlara karşı, neden suskun ve tepkisiz kalıyorlar? Sanırım Müslümanlara karşı yapıldığı için, tepkisizler diyenlerimiz vardır. Acaba yalnız bunun için mi, ses çıkarmıyorlar dersiniz?   Din ve inanç konusunda, aynı peygambere ve kitaba inanmadıkları halde, hatta Hz. İsa’yı bile çarmığa geren Yahudiler olmasına rağmen, neden Yahudileri yani İsrail i destekleyip, yaptıkları katliamlara ses çıkarmıyorlar acaba, bunu hiç düşündünüz mü?   İşte tüm bunların sebeplerini, gelin Yahudilerin, Hıristiyanların ve de Müslümanların kendi çıkarları adına, inançlarına soktukları hurafelere, birlikte göz artalım. Şeytanın bile korktuğu bu toplum, bakın neler yapıyor ve Dünyayı Allak bulak edip, parmaklarında nasıl oynatıyorlar.   Yahudiler kendi dinlerine, hiç kimseyi davet etmezler. Bunu yapmazlar ama Hıristiyan ve Müslümanların içine öyle hurafeler sokmuşlardır ki, onları istedikleri gibi yönetmenin koşullarını sağlamışlardır.    Yahudiler sonradan Yahudi olunmayacağını kabul eder ve kimseyi sonradan Yahudi inancına geçirmeye de çalışmazlar. Çünkü Yahudi olunmaz Yahudi babadan doğulur diye inanırlar. Yani IRKÇI bir inançları vardır. Önce Hıristiyanların, tıpkı bizim gibi mezheplere ayrılmasını fırsat bilerek, kutsal kitaplarda olmamasına rağmen, yine bizlerde olduğu gibi uydurma hadis ve sözlerle kendi menfaatlerine ku... Devamı

HURAFELERİN İÇİMİZE NERELERDEN GİRDİĞİNE İLGİNÇ BİR ÖRNEK.

2015-09-06 14:00:00

    Değerli din kardeşlerim, sizlere günümüzde hala geleneklerimiz arasında bulunan ve hatta uygulanılan bir geleneğin, içimize Yahudilerden nasıl geçtiğini ve bizlere nasıl kabul ettirildiğine örnek vermek istiyorum.   Günümüzde bazı bölgelerde uygulanılan, bir gelenek vardır. Büyük ve birlikte oturan ailelerde, eğer bir erkek kardeş oğlu olmadan ölmüş ise, gelini dışarıdan birisi ile asla evlendirilmez. Yaşına bakılmadan diğer erkek kardeş ile evlendirilir. Hala günümüzde bile gazete başlıklarında rastlarsınız bu mantıksız geleneğe. Acaba hiç düşündünüz mü, bu gelenek ana kaynağını?          TEVRATTAN BİR ALINTI.   Bölüm 25   Yas.25: 5 "Birlikte oturan kardeşlerden biri oğlu olmadan ölürse, ölenin dulu aile dışından biriyle evlenmemeli. Ölenin kardeşi dul kalan kadına gidecek. Onu kendine karı olarak alacak, ona kayınbiraderlik görevini yapacak.   Yas.25: 6 Kadının doğuracağı ilk oğul, ölen kardeşin adını sürdürsün. Öyle ki, ölenin adı İsrail'den silinmesin.   Yas.25: 7 Ama adam kardeşinin dul karısıyla evlenmek istemiyorsa, dul kadın kent kapısında görev yapan ileri gelenlere gidip şöyle diyecek: 'Kayınbiraderim İsrail'de kardeşinin adını yaşatmayı kabul etmiyor. Bana kayınbiraderlik görevini yapmak istemiyor.   Yas.25: 8 Kentin ileri gelenleri adamı çağırıp onunla konuşacaklar. Eğer adam, 'Onunla evlenmek istemiyorum diye üstelerse,   Yas.25: 9 kardeşinin dul karısı ileri gelenlerin önünde adamın yanına gidecek, onun ayağındaki çarığı çıkaracak, yüzüne tükürecek ve 'Kardeşine soy yetiştirmek istemeyen adama böyle yapılır diyecek.... Devamı

İÇİMİZE SOKULAN HURAFELERİN KAYNAĞINA, DİKKAT ÇEKİCİ ÖRNEKLER.

2015-09-06 13:40:00

      Değerli din kardeşlerim. Yazdığım yazılarımda, bizlere dinin emri diye sunulan bazı konuların, Kur’an da yani İslam dininde olmadığını, yine Kur’an ayetlerini örnek vererek, elimden geldiğince açıklamaya, izah etmeye çalışıyorum.    Örneğin İslam toplumunda başörtüsü öyle kangren olmuştur ki toplum içinde, bazı kardeşlerime göre olmazsa olmazdır İslam dini için. Tabi sorulduğunda, açık bir kanıt her ne hikmetse Kur’an dan değil, yüzlerce yıl öncesinden günümüze rivayet yoluyla ulaşan fıkıh kitaplarından verilir. Başörtüsü konusunu bu yazımda konuşmak istemiyorum ama bunlarla bağlantılı bir yazı yazmak istiyorum.   Ben yazılarımda başörtüsünün Allah emri olmadığını söylerken, dayanağım elbette Kur’an dı. Kur’an dan delil gösterilmeye çalışılan Nur suresi 31. ayette, bir kelimeye HIMAR sözcüğüne yüklenen bir anlam ile başörtüsüne delil aranmaktadır. Bu ayette geçen HIMAR sözcüğünün genel anlamı örtü olmasına rağmen burada başörtüsü anlamındadır denerek, ayete verilen hüküm göğüs açıklığının örtülmesi olmasına rağmen, bu ayette aslında DOLAYLI OLRAK başında örtülmesi emrediliyor denmektedir.   Bu konu ile ilgili, sitelerde yazdığım bir yazı üzerine, Sayın Sami Hocaoğlu ile başörtüsü konusunda yaptığım bir tartışmada, bana şöyle bir cevap vermişti, aynen aktarıyorum yazısından alıntı olarak.   (Nur 31. ayetin başörtüsünü emreden cümlesi aslında neyi emretmektedir? Açık ve net olarak şunu: Cahiliye döneminde bir aksesuar olarak başın üzerinden sırta atılan örtüyü bütün bir boynu ve ge... Devamı

ERKEKLERİN SÜNNET OLMA KONUSU HAKKINDA........

2015-09-06 13:26:00

      İslam toplumları olarak, inançlarımızı öyle yaşıyoruz ki, hiç sorgulama gereği bile duymuyoruz. Hâlbuki Allah ayetlerini gönderdiği halde, bizlerin üzerinde düşünmemizi istemiş, böylece sorgulayan, düşünen bir toplum olmamızın yolunu açmıştır. İmtihanında özünde, bu düşünce yapmıyor mu zaten.   Allah bizlere gönderdiği, ayetlerin bile üzerinde düşünmemizi istiyorsa, bizlere Kur’an dışından din adına anlatılanlara, çok daha fazla titizlik gösterip düşünmeliyiz, araştırmalıyız ki aldatılanlardan olmayalım.    Tüm bunları söyleme nedenim olan, yazımın konusuna gelelim. İslam toplumlarında Müslüman olmanın, olmazsa olmazı olan bir konu vardır. Erkeklerin sünnet olması konusu. Gerçekten Müslüman olmanın şartlarından mıdır sünnet? Yoksa geleneksel bir durum mudur? Müslüman olmak isteyen bir Hıristiyan’a, önce sünnet olmanız gerekir deriz. Adam gelmiş 70 yaşına, bunu duyunca şöyle bir düşünür, hatta çekinir. Peki, bu sözlerimizle doğrumu yaparız.   Sizlere sorsam ve desem ki, Kur’an da Allah ın emretmediği bir konuda, bizler dinin ana hükümleridir, bunu yapmadığımızda gerçek Müslüman olamayız, diyebilir miyiz? Eğer diyemeyiz diyorsanız, sünnet olma konusunu tekrar düşünün derim. Çünkü erkeklerin sünnet olma konusu, KUR’AN DA TEK KELİME DAHİ GEÇMEZ.   Kur’an ın emri olmayan bir konuyu, buda Allah ın emridir dersek, büyük hata yapmış oluruz. Başka bir deyişle, Kur’an a şirk koşmuş oluruz. Çünkü dine hüküm koyan yalnız Allah benim diyor. Sünnet olmak bizlerin gel... Devamı

BATIL LOĞUSA İNANCI VE ASIL KAYNAĞI.

2015-09-06 13:24:00

    İslam toplumuna Yahudiler ve Hıristiyanlar, kendi inançlarını öyle bir sokmuşlar ki, hiçbir şeyin farkında bile değiliz. Bunun en büyük nedeni ise elbette, inancımızı yaşarken, Kur’an ı ve aklı devre dışı bırakmamız, rivayet ağırlıklı bir inanç yaşamamız, büyük etken olmuştur.   Bizler Allah ın ayetlerini anlayarak okumadığımız için, Kur’an ın nuru ile buluşamıyor, onun aydınlığından istifade edememenin acısını da, elbette çekiyoruz. Çünkü Kur’an ile aramıza engeller koymuşuz.   Sizlere inancımıza sokulan, hurafe bir geleneğimizi hatırlatmak istiyorum önce. Bir kadın yeni doğum yaptığında, yani loğusa döneminde 40 gün yalnız bırakılmayacağına inanılır.    Loğusa kadına kötü ruhların, karabasan adı verilen yaratıkların zarar vereceği söylenir. Buna toplumlarda farklı isimlerde verilir. Yine batıl inançlar arasında, akşamları özellikle yeni doğan çocuk bezleri dışarıya asılmaz, ya da tam tersine, gündüz dışarı asılmaz şeklinde inançlar vardır. Her bölgede değişik itikatlar olup, bir kısmında ise, loğusa kadının ve çocuğun yanına Kur’an, bıçak, türü şeylerde konmasıdır.   Peki, nedir bunun aslı hiç düşündünüz ya da araştırdınız mı? Önce olaya bilimsel açıdan bakalım kısaca. Gerçektende loğusa kadın ve yeni doğmuş bir çocuğu, belirli bir zaman yalnız bırakmamak, tıbbi açıdan gereklidir. Kadının doğum sonrası oluşacak psikolojik durumları, ya da tıbbi açıdan, ani çıkacak rahatsızlıklara karşı bir sigortadır, loğusa kadının yalnız bırakılmaması.   Şimdide yazımızın başında bahsettiğim, geleneklerimize girmiş olan, asıl konuya bir göz atalım. Kötü ruhlardan korumak, loğusa kadına zarar verecek b... Devamı

SAKIN BİZLER YAHUDİLEŞTİRİLMİŞ MÜSLÜMAN OLMAYALIM.

2015-09-06 13:21:00

EKİM       Sizlere desem ki, bizler bugün Yahudileştirilmeye çalışılan bir İslam la karşı karşıyayız. Ne dersiniz bu sözlerime? Lütfen hemen tepki göstermeyiniz. Ne söylemek istediğimi örneklerle anlatmaya çalışacağım, daha sonra yorum ve karar elbette sizlerin.   Kur’an da fuhuş yapan kadın ya da erkeğe verilmesi gereken ceza, açıkça yazar ve Nur suresi 2. ayetinde her birine, yüz değnek vurun diye konuya açıklık getirir. Yani bir daha yapılmaması için, ikaz edilip, ceza verilerek önlem alınır.  Peki, bugün İslam ı tarikat ve cemaat ekseni yaşayan kardeşlerimiz, bu konuya nasıl inanır.   Çok ilginçtir, bu konuda Kur’an da apaçık ayet varken, aslında ZİNA yapanın cezası Kur’an da recim etmek diye vardı, fakat peygamberimizin ölümü esnasındaki telaştan, bu bölümü keçi yedi ve böylece Kur’an a geçmedi, deme cesaretini gösteriyorlar. Bir kısmı da Kur’an da geçen hüküm bekârlar içindir, evli olanlar için recim uygulanır diyerek, kendi yanlış itikatlarına, yine kendi nefislerinde, kanıt arama yarışındadırlar.   Peki, bu atalarından intikal eden inanç, acaba nereden gelmiştir diye hiç düşünen var mı? Ne yazık ki bugün elimizde bulunan, birçok konularda tahrifata uğradığını anladığımız, adına Tevrat dedikleri kitapta yazar. Hani Kur’an dan sorumlu tutacağını söylemişti Rabbimiz? Hani Kur’an ı ben koruyorum diyordu? Hani Kur’an ın ipine sarılacaktık? Bahsettiğimiz bilgilerin Kur’an a geçmediğini söylemekle, Rabbimize nasıl bir saygısızlık yaptığımızın farkında mısınız?   Yahudiler çok dindar olduğunu söylerler, inandık... Devamı

İMAMI AZAM EBU HANİFE VE İSLAM I ANLAYIŞI.

2015-09-06 13:15:00

    Bugün sizlere Hanefi mezhebinin kurucusu olduğu bilinen, İmam ı Azam Ebu Hanife’nin nasıl bir düşünceye sahip olduğu ve insanları hangi noktalarda aydınlatmak isteyip, onlara adeta doğrunun şifrelerini hayatı boyunca vermeye nasıl çalıştığını, bazı özel düşüncelerinden yola çıkarak, belki de hiç bakılmayan bir pencereden bakmaya çalışacağım, Allah yanıltmasın.   Hayatını okuduğunuzda kendisinin demokrat, adalet timsali, insanlara insan olduğunu unutturmadan hitap eden, açık fikirli ve karşısındaki düşüncelere değer veren bir ilim adamı olduğunu göreceksiniz. Yüzlerce yıl önce yaşamış, bir ilim adamının hakkındaki bilgiler, elbette birçok insanlar tarafından eklemeler ve değişiklikler yapılarak günümüze kadar geldiği aşikârdır. Zaten benim de bahsetmek istediğim detaylar değil, tam tersine ilim adamının hayat görüşü, davranışları, Kur’an ı anlamaya çalışma ve yaşama yöntemleri olacaktır. Diğer konularda, sevenlerin istemeden ekledikleri, ya da düşmanlarının kötü niyetlerle ilavelerinin, neler olduğunu yalnız Allah bilir.   İmamı Azam Ebu Hanife, gerçek ilim adamı olduğunu, araştırmacı ve özgür iradesini kullanması ile ön plana çıkmış, o devrin en önemli âlimlerinden olduğunu kanıtlamıştır. Ebu Hanife'nin yaşadığı yer ve çağda itikâdı fırkalar çoğalmış, onları inceledikten ve bir müddet takip ettikten sonra, hiçbirisine tabi olmadan, ilim ve araştırmalarına özgürce devam etmiştir. Ebu Hanife’yi anlatanlar, bakın nasıl tarif ediyor.   (Tefekkürü çok, konuşması az, ALLAH'IN HUDUDUNU OLABİLDİĞİNCE GÖZETEN, dünya ehlinden uzak duran, faydasız ve boş sözlerden hoşlanmayan, sorulara az ve öz cevap veren, ç... Devamı

NAMAZLARIMIZDA TÜRKÇE AYET OKUYABİLİR MİYİZ?

2015-09-06 13:09:00

Diyanet İşleri başkanlığına, şöyle bir soru sordum; Bizler Kur’an ın Türkçe mealinden, ayetleri namazlarımızda okuyabilir miyiz? Aldığım cevabı sizlerle paylaşıp, üzerinde konuşmak ve birlikte düşünmek istiyorum. Bakın ilk bölümlerinde neler söylemişler.     ( Bütün ilahi kitaplar, onları insanlığa tebliğ ile görevlendirilen Peygamberlerin konuştukları dille indirilmişlerdir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a) Arabistan'da Araplar arasında yetiştiği ve Arapça konuştuğu için, O'nun tebliğ ettiği Kuranı Kerim de Arapça olarak indirilmiştir. Ancak Yüce Rabbimiz bütün insanlığa son kitabı ve edebi hitabı olan Kuran-ı Kerim, sadece Araplar ve Arapçayı bilenler için değil, bütün insanları sapıklıklardan korumak, onlara Hakkı ve hakikati öğretmek, hidayet ve gerçek saadet yolunu göstermek için indirilmiştir.)     Yukarıdaki açıklama gayet güzel. Allah ın ne söylediğini, nasıl bir insan olmamızı istediğini, ancak sözleri anlamakla gerçekleştirebileceğimiz mantığından hareketle, çok güzel anlatılmış. Yazıya devam edelim, bakalım verilen cevap bu şekliyle mi bitiyor.   (Kuran-ı Kerim'in namazda Türkçe tercümesinin okunmasına gelince: Kuran-ı Kerim'de "Kuran'dan kolayınıza geleni okuyun" (Müzzemmil, 73/20) buyrulduğu gibi, Hz. Peygamber (s.a) de bütün namazlarda Kuran-ı Kerim okumuş ve namaz kılmayı iyi bilmeyen bir saha biye namaz kılmayı tarif ederken "...sonra Kuran'dan hafızanda bulunandan kolayına geleni oku." (Müslim, Salat, 45) buyurmuştu. Bu itibarla namazda kıraat yani Kuran okumak, Kitap, Sünnet ve İcma ile sabit bir farzdır. Bilindiği üzere Kuran, Cenab-ı Hakk'ın Hz.Muhamme... Devamı

ANA DİLDE İBADET KONUSU VE KUR'AN.

2015-09-06 13:05:00

      Ana dilde ibadet edebilme konusu, ne yazık ki diğer birçok konular da olduğu gibi tartışmalı ve karşılıklı atışmalarla geçmektedir. Bir kısım düşünce ana dilde ibadetin olamayacağını söylerken, bir kısmı ise Allah ı anlayarak ve bilerek ibadet etmemizi zaten Kur’an istiyor, düşüncesiyle olabileceğini savunmaktadır. Biz iki düşüncenin de fikirlerine, delillerine bakalım, daha sonrada Kur’an ın süzgecinden geçirip, kendimizce düşünüp doğrunun kararını verebilelim. Yazı biraz uzun, lütfen sabırla okuyalım.   Önce ana dilde ibadet edebileceğimizi savunan düşüncenin öne sürdüğü delil ve fikirlerine bakalım.   (Namazda Kur’an tercümesinin okunup okunmayacağı tartışmasında " OKUNUR " diyenlerin dayandıkları Sünnet kaynaklı belge, Büyük sahabe Salman FARISI nin yaptığı FATIHA tercümesidir.   Daha sonraki fıkhı tespitlere dayanak noktası yapılan bu belgenin, Imam -i Azam Ebu Hanife tarafından fetva mesnedi olarak kullanıldığı, Hanefi fıkhının temel kaynaklarından biri olan SERAHSI nin el-Mebsut adli eserinden öğreniyoruz.   Belge şudur: İlk Müslümanlardan ve Hz. Peygamber in seçkin arkadaşlarından biri olan İran asilli Selman Farisi Namaz sırasında Fatiha suresinin özgün metnini güzel okuyamadıklarını söyleyen ve bunun yerine Fatiha nin Farsça tercümesini okuyup okuyamayacaklarını soran ırkdaşlarına, bunun olabileceğini bildirmekle kalmamış, Fatiha yi Farsça ya çevirerek kendisine baş vuran kişilere göndermiştir ( Bk. Serahsi; Mebsut,1/36–37 )   Üzerinde olduğumuz konunun Sünnet açısından durumunu daha da önemli kılan başka bir belge vardır:   Salman Farisi arkadaşlarının Kendisine başvurması ü... Devamı

BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNA KUR'AN DAN DELİL ARAMA ÇABALARI.

2015-09-06 12:49:00

  Sizlere başörtüsü konusundaki yazıma, cevap veren bir kardeşimizin, başörtüsüne Kur’an dan nasıl delil arama çabasında olduğunun, örneğini vermek istiyorum. Çünkü bu düşünce ne yazık ki başörtüsüne, Kur’an dan delil gösterilmekte. Nur suresi 31. ayet kast edilerek, şunlar söyleniyor.   (Ayet zaten hali hazırda kullanılmakta olan başörtüsünü tastik ediyor (kullanımını doğruluyor), kullanmaya devam edin diyor ve kullanım şekline açıklık getiriyor. Tıpkı namaz farz deyip nasıl kılınacağını tarif etmesi gibi. Başka bir tabirle``örtüyle sadece başlarınızı örtmeyin, göğüs yırtmaçlarını da örtün`deniyor.)`   Bildiğiniz gibi konumuz, Nur suresi 31. ayet. Allah bu ayette HIMAR kelimesini kullanarak, göğüs açıklığınızı bununla örtün diyor. Yani ayette verilen hüküm yalnız göğsün örtülmesi emri. İşte anlaşmaya varılamayan, bu kelimeye verilen anlamda. Başörtüsüne delil bu ayeti gösterenler, bu kelimenin anlamı başörtüdür diyor, bir kısmı da yalnız örtü anlamında olduğunu söylüyorlar.   Bizler hangi düşüncenin doğru olduğunu değil, ayetin ne anlattığını anlamaya çalışalım. Çünkü Allah ın ayette bizlere anlatmak istediğini, birileri kasıtlı değiştirmek istese dahi, Kur’an bütünlüğünde asla farklı bir anlam vermeyi başaramaz. Çünkü Kur’an kendisini anlatan, izah eden, açıklayan eşi benzeri olmayan bir nurdur, rehberdir.   Gelelim arkadaşımızın, yazıma verdiği cevaba. Arkadaşımızda ayetten, başın örtülme emrini zaten açıkça anlamamış. Ama... Devamı

SAYIN İHSAN ELİ AÇIK IN, BAŞÖRTÜSÜ KONUSUNDAKİ DÜŞÜNDÜRÜCÜ YAZIS

2015-09-06 12:46:00

      Sayın İhsan Eliaçık, Kur’an da başörtüsü emri var mı, konusunda bir yazıyı kaleme almış. Gelin birlikte, kendi yazdığı yazıdan yola çıkarak, bahse konu ayette emredilen, başın örtülme emrimi veriliyor, yine Sayın Eliaçık ın düşüncelerinden yola çıkarak, bu konuyu Kur’an bütünlüğünde anlamaya çalışalım. Tabi Kur’an ın mantığını, ayetleri bizlere nakletme yöntemini, bizlere verdiği örnekleri asla unutmadan.   Ben, yazının yalnız başın örtünmesi kısmını sizlere alıntı yaparak, onun üzerinde sizleri de düşünmeye davet etmek istiyorum. Başörtüsü konusunda ülkemizde yaşanan, adaletsiz yasaklamalar konusunda Sayın Eliaçık, bakın neler söylüyor.   (Türkiye'de uygulanan başörtüsü yasağı "hukuka" dayanmadığı için hukukî çözüm de olamıyor. Aslında "siyasî" olmadığı için "siyaset" de çözüm üretemiyor.   Bu yasağın tek sebebi var; zor. Evet, bu yasak "zora" dayanmaktadır. Başka hiç bir dayanağı yoktur.)   Zordan kasıt nedir bilemiyorum, ama dini konularda bu tür sorunların çözümleri, aslında anayasamızda açıkça vardır. LAİK devlet yönetimi. Eğer siz var olan anayasayı yaşamınıza geçirmezseniz, uygulamazsanız elbette sorunun çözümü de zor olacaktır.    Laik devlet yönetimini seçmiş Avrupa, Amerika gibi ülkelerde, neden başörtüsü sorun olmuyor, herkes rahatça başını örtüyor ve istediği yerde çalışıyor da, ülkemizde sorun oluyor diye, hiç düşünüyor muyuz?    Laik devlet yönetimi her dinin, ... Devamı