kuranyolu 0 Takipçi | 0 Takip
Kategorilerim

GENEL İSLAMİ YAZILAR.

KUR AN İLE İLGİLİ YAZILAR.

KUR AN DAN AYETLER.

BAŞÖRTÜSÜ VE KUR AN.

ANA DİLDE İBADET.

İMAM I AZAM EBU HANİFE Yİ TANIYALIM.

HURAFELERİN ANA KAYNAĞI.

KUR AN DA ZEKAT VE MİRAS KONUSU.

MEZHEP, HADİSLER VE BATIL KONULAR.

NAMAZ, ORUÇ VE HAC KONULARI.

KATILIM BANKACILIĞI TUZAĞI.

PEYGAMBERİMİZ İLE İLGİLİ YAZILAR.

ÇOK EŞLİLİK VE KABİR AZABI.

KUR AN DA MİRAÇ VE KADER KONUSU

RİSALE İ NUR ÖĞRETİSİNE DİKKAT!

ATATÜRK VE İSLAM ANLAYIŞI.

MEHDİ VE MESİH KONUSU

ÖN SÖZ

Diğer İçeriklerim (452)
Tüm içeriklerim
Takipçilerim (0)

EVLENME YAŞI KUR'AN DA NASIL GEÇER?

2015-09-03 10:20:00

    Bir sitede yazılan yazıda, bir ayet öne sürülerek, küçük yaşta kızların evlenebileceği savunuluyordu. Yazıda örnek verdikleri ayette, kelimeleri cımbızlayarak delil arayanlar, kızın regli olmasa dahi, evlenebileceği izninden yola çıkarak, kendilerine delil arama çabası içindeydiler.    Elbette bir kızın ya da kadının evlenebilme şartı, regli olmasından ziyade, evlenme olgunluğuna erişmesidir. Bazı hormon bozukluklarından nadir de olsa kızlarımız, çok geç regli olabilir, doğurganlık özellikleri daha sonra faaliyete geçebilir. Bu onun evlenmesine engel değildir, en azından Kur’an bunu yasaklamaz. Ama yazıyı yazan arkadaşımız, aşağıda açıklayacağım ayeti, kendi düşüncesine ve ona öğretilenleri doğrulamak adına yorumladığında, küçük yaşta yani daha olgunluğa erişmeyen bir kızın, evlenebileceğine bağlamaya çalışması, içinde bulunduğumuz durumun, Kur’an dan çok  uzak olduğumuzun, çok açık delilidir.    Yazıda 8–9 yaşında bir kızın, evlenebileceği anlatılıyordu. Acaba bu yaşı nereden almış olabilir? Sanırım rivayetleri dinleştirip, kendilerine delil arayanlar, peygamberimize atılan iftiralardan medet umar olmuşlar, çok yazık.    Kur’an adet görmeyen biriyle evlenmeyin demez. Onunda ihtiyacı olduğunu bildiğinden, asla böyle bir ayrım yapmamıştır. Ama adet görmeyen sözünden küçük yaştaki çocuk değil, olgun ve yetişkin bir kadın anlamalıyız, yoksa diğer ayetlerle doğru bağlantı kuramayız, çelişkiye düşeriz.   Peki, ölçümüz ne olacak o zaman, evlenme yaşı konusunda? Çocuk yaşta evlendirmenin normal olduğunu düşünenler, acaba hiç düşünmüyorlar mı, karşımızdaki kızın olgunl... Devamı

AKILLI BİR MÜSLÜMANIN TAVRI NASIL OLMALIDIR?

2015-09-02 23:11:00

    Bizler günümüzde iman adına öyle yanlışlar yapıyoruz ki, yaptığımız hataların farkında bile değiliz. Yaptığımız yanlışın başında dinimizi yaşarken Kur’an ve akıl ölçüsünü zerre kadar kullanmadan, başkalarının verdiği bilgiler ve düşünceler doğrultusunda iman ediyoruz. İşte bu yanlışımız bizleri yavaş yavaş, şeytanın kucağına yaklaştırmaktadır.   Sizlere günümüz de yaptığımız yanlışlara, dinimizi yaşamak adına yaptığımız hatalarımıza, bir örnek vermek istiyorum. Bir kardeşimiz okuduğu bir yazıma yazdığı bir cevabından alıntı yaparak, onun İslam a bakış açısını, yol ve yöntemlerini, İslam ı nasıl anladığını ve hayatına geçirmeye çalıştığını, kendisine verdiğim cevabı naklederek, sizlere sunmak istiyorum. Yorum sizlerin.   Önce arkadaşımızın cevabından, çok önemsediğim sözlerini yazalım. Bundan sonraki söylediklerim, cevap verdiğim arkadaşımıza hitaben olacaktır.   (Hadis ulemasının ittifak ettiği hadisleri kabul etmek, aklın gereğidir. Mezheplerin de ittifak ettiği konular bence bağlayıcıdır. Mesela recim konusu, dört mezhebin ittifakıyla vardır. Dört dev âlim görüş birliği etmiş.)    Sözlerinizin son kısmından başlayalım. Recm, yani fuhuş yapanı taşlayarak öldürme konusu, Kur'an ın onay verdiği bir inanç değildir, dine sokulan hurafe, yanlış düşüncelerdir. Bazı tarikat ve cemaat mensuplarının inançlarıdır, söylemleridir.   Tam tersine Kur’an, fuhuş yapan erkek ya da kadın ayrım yapmadan, ibret olması adına, ikisinin de herkesin gözleri önünde cezalandırılmasını getirmiştir. Eğer recim cezasına inanırsak, Kur’an da ki bu konuda verilen, Rabbin emirlerine, ayetlerinin tersine hareket etmiş olduğumuz gibi, bahse konu ayetleri de inkâ... Devamı

ALLAH NEZDİNDE TEK DİN İSLAMDIR.

2015-09-02 23:06:00

          Bugün sizlerle anlamaya çalışacağımız ayetler, Ali imran suresinde geçen 19. ayet ve devamındaki ayetlerin, anlatmak istedikleri üzerine olacaktır.   Aşağıda ki ayette geçen (Allah nezdinde hak din İslam dır) sözleri üzerinde biraz düşünelim. Önce ayetin tamamını yazalım.   Ali İmran 19: Allah nezdinde hak din İslâm'dır. Kitap verilenler, kendilerine ilim geldikten sonradır ki, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah'ın ayetlerini inkâr edenler bilmelidirler ki, Allah'ın hesabı çok çabuktur.   Ayette geçen, İslam sözünü önce açalım. Burada bahsedilen hak din, yalnız peygamberimize gönderilen dinin ismimidir, yoksa Rabbin gönderdiği tüm dinlerin ismimidir, önce onu anlamaya çalışalım.   İslam itaat etmek, teslim olmak, boyun eğmek demektir. Bizler ne yazık ki İslam ismini, yalnız peygamberimizin tebliğ ettiği din olarak algılarız. Hâlbuki Allah gönderdiği tüm dinler için bu ismi kullanır. Allah nezdinde hak dinin İslam olduğunu söylemesi, tüm gönderdiği dinlerin İslam dini olduğunun kanıtıdır.   İslam tüm dinlerin ortak adıdır, ama tüm peygamberlere gönderilen şeriat, dönemin şartlarına, koşullarına göre farklıdır. Bazı konular kaldırılmış, yerine o günün şartlarında ayetler gönderilmiştir. Ayete baktığımızda kitap verilenlerin, Rabbin gönderdiği tüm kitaplar için, ilim geldikten sonra, aralarında çıkan anlaşmazlık, kıskançlık, menfaat yüzünden ayrılığa düştüler diyor. Bunun da sonunda, yani aralarında menfaat çekişmeleri neticesinde, bazı ayetler üzerinde ... Devamı

NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ?

2015-09-02 23:02:00

      Cuma hutbesinde vaiz, cemaate seslenerek, nerede gençlik, neden aramızda yok diye sitemde bulundu. Devamında da nerede yanlış yapıyoruz da, bu gençlik bu toplumun arasında yok diye de ekledi. Gerçektende nerede yanlış yapıyoruz da, dinamik, akıllı, özgür düşünebilen gençliği camilerde göremiyoruz?   Evet, nerede yanlış yapıldı da, camilerden din konuşulan topluluklardan gençlik uzaklaştı. Aslında bu soruyu kendilerine sormaları gerekenler, topluma dini anlatan, gerek din görevlileri, gerekse kendilerini bu konuda yetkili görenler olmalı.    Bu sözleri neden söylediğime gelince. Din konusunda herhangi bir konuda konuşmaya, yazmaya kalkanları, bugüne kadar hep susturdular ve dediler ki, DİNİ DE ANLATMAYI BİZE BIRAKIN, BU BİZİM İŞİMİZDİR. İşte böylece bu sözleri söyleyenler, İslam dininde de ruhban sınıfını yarattılar, ama sorsanız İslam da ruhban sınıfı yoktur derler.   Bizler bu çelişkiler içinde, İslam ı hep birilerinden öğrendik. Hem de öyle güvendik ki onlara, elimizdeki Kur’an a bakma gereği bile duymadık. Biraz düşünen Kur’an a hele bir bakalım, Allah ne diyor diyenler içinde önlem elbette alındı. HERKES KUR’AN I ANLAYAMAZ, SENİN İLMİN NE Kİ KUR’AN I ANLAYASIN, sözleri ile toplum korkutuldu, ürkütüldü.   Değerli din kardeşlerim, eğer bugün camilerde, mescitlerde gençlik yoksa, bunun suçlusu dini korku dini hale getiren ve Kur’an ı anlamayı-anlatmayı kendilerine has bir görev zanneden, Müslüman ruhban sınıfında aramalıyız.   İnsanoğlu çocukluk, gençlik ve yetişkinlik evrelerinde, çok farklı duygular içindedir. Çocuk yönlendirilmeye muhtaçtır. Çünkü ç... Devamı

ORTA YOLU İZLEMEK VE DİNDE AŞIRIYA GİTMEK.

2015-09-02 22:59:00

        Bizler hayatımızda ne yazık ki yaşantımızı doğru ve Rabbin önerdiği bir yolda, düzende yaşamadığımız için, her zaman sorunlarla ve üzücü olaylarla karşılaşmaktayız. Peki, Allah bizlerin nasıl bir yol takip etmemizi istiyor din ve iman adına, önerdiği yol nedir, onu hiç düşündük mü? Bakın Allah ın bizlere önerdiği yolu, Kur’an ayetinde nasıl açıklıyor?   Bakara 143: İşte böyle! Biz sizi, insanlar üstüne tanık olasınız, resul de sizin üstünüze tanık olsun diye, ORTA YOLU İZLEYEN bir ümmet yaptık……   Yukarıdaki ayetin değişik meallerine de baktığımızda, ayette geçen orta yolu izleyen sözünü, bir kısmı dengeli ve ölçülü bir toplum, ya da vasat/ adil bir ümmet yaptık şeklinde de nakleden mealler olduğunu görürüz. Şimdide aşağıdaki ayeti dikkatle okuyalım.   Maide 77: De ki: “Ey Kitap ehli! Hakkın dışına çıkarak DİNİNİZDE AŞIRI GİTMEYİN. Daha önce sapmış, birçoklarını da saptırmış ve DÜMDÜZ YOLDAN DA ŞAŞMIŞ bir milletin arzu ve keyiflerine uymayın.”   Yukarıdaki ayeti, değişik meallerine de baktığınızda bir kısmında, İnançlarınızın içerdiği hakikatin sınırlarını ihlal etmeyin, yolun denge noktasından uzağa düşmüş topluma uymayın, ya da dininizde haksız olarak taşkınlık etmeyin, şeklinde çevirenleri de görürsünüz. Yaradan ayetiyle, biz kullarına nasıl bir yol izlememizi emrediyor hiç düşündünüz mü? Dinde aşırıya gitmek, dinde haksızlıkla taşkınlık yapmak, yolun denge noktasından uzaklaşmak, inançların içerdiği hakikatın sınırlarını ihlal etmek ne olabilir?   Denge noktası, orta yol sözleri &uu... Devamı

İSLAM DİNİNDE, ALLAH DAN BAŞKA DİNDE HÜKÜM KOYAN VAR MIDIR?

2015-09-02 22:55:00

        Yazılarıma yapılan tenkitleri, hatta ikazları çok dikkate alır ve üzerinde tekrar, tekrar Kur’an ın rehberliğinde düşünürüm. Şunu asla unutmam, ben bir beşerim, hata riskim her zaman vardır. En az hata yapmak istiyorsak, İslam ı doğru öğrenme çabasındaysak, bu gerçeği hiç birimiz göz ardı etmemeliyiz diye düşünüyorum.   Yazımı okuyan bir kardeşimiz, sanırım yazının konusuna ve ana fikrine katılmadığı için olsa gerek, bakın bana cevaben ne demiş. Çok önemsediğim ve içinde yaşadığımız İslam ın, adeta bana göre bir özetini anlattığı için, sizlerle paylaşmak ve üzerinde yine Kur’an ışığında, düşünmek istedim.   (İSLAM YALNIZ KUR AN DAN İBARETTİR DİYENLERDEN, HİÇ MÜSLÜMAN OLANINI GÖRMEDİM...)   Aslında üzerinde durmamız ve dikkatle düşünmemiz gereken bir iman şekli. Önce kendimize soralım ve diyelim ki, İslam inancını yaratan, kurallarını koyan makam-güç kim? Eğer bu sorumuzun cevabı, bizleri yaratan Allah tır ise, İslam dininin sahibi, kanun ve kural koyanda Allah tan başkası, yani Kur’an dan başka ne olabilir?    Bizler bile yaptığımız özel bir işimize, koyduğumuz kurallara, kimsenin karışmasını istemiyor ve karıştırmıyorsak, nasıl olur Allah koyduğu kanunlarına, imtihanımızın yol ve yöntemine, yarattığı bir kullunu ortak yapar.   Acaba İslam dininin kanun koyucusu, Allah ve elçisidir diyebilir miyiz? Bunu söylersek, Kur’an ın tamamına ters düşeriz. Eğer bunu kabul edersek, hâşâ Yaradan ile elçisini eş tutmuş ve İslam dininin kurucusu, hüküm koyucusu olarak, elçisini ortak etmiş oluruz ki, buda Kur’an a göre en büyük gü... Devamı

STRES VE İMAN İLİŞKİSİ.

2015-09-02 22:51:00

      Bugün sizlerle paylaşmak istediğim konu, geçen gün aldığım bir yazının beni çok etkilemiş olmasından kaynaklanan, iddialı bir sözün üzerinde konuşmak olacak. Konuşmadan önce bu sözü sizinle paylaşmak istiyorum. ( STRESE GİRENİN İMANINDAN ŞÜPHE EDERİM) Doğrusu sizlerde okuduğunuzda herhalde önce hadi canım sende demişsinizdir, ben ona benzer bir düşünceye kapılmadım desem yalan olur.    Başlık abartılı görünse de, anlatmak istediği konu, Kur’an bütünlüğünde düşünüldüğünde, çok önemli bir amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Teşbihte hata olmaz diyelim ve anlatılmak istenen amaca bakalım.   Stresin basit tarifi halk dilinde dertlerin, sıkıntıların, karşılaşılan olayların sonucunda, bunların kafaya takılarak üzüntü ve düşüncenin sonucu doğan rahatsızlık olarak tanımlayabiliriz. Şimdide hayatımızda karşılaştığımız olayları ve bu olaylar karşısında takındığımız tavrı düşünelim. Başımıza bir hastalık geldiğinde, onu iyileştirme çabasından çok, onun psikolojik yönünden etkilenip yıkılmıyor muyuz? Hatta bir kısmımız mücadeleyi bırakıp, hastalığımızın iyileşmesini bile engellemiyor muyuz?   Bazı insanlar sevdiklerinin ölümüyle yıkılıyor stres e girip, doğruyu düşünme melekesini tamamen yitiriyor. Hangimiz hayatında hiçbir sorunla karşılaşmıyoruz ki? Eğer bu mücadele karşısında güçsüz, iradesiz bir ruha sahip olduğumuzda yıkılıyor ve dertlerimizden kurtulmak yerine, derdimize bir dert daha eklemiş oluyoruz. Güçlü bir iradeye sahipsek ve o iradeyi o ruhu daha önce eğitimden geçirmiş isek, bu tür olaylardan en az hasarla çıkıyoruz. Hatta mikro... Devamı

DÖRT HALİFE DEVRİ VE DİNİN BÖLÜNMEYE BAŞLAMASININ NEDENLERİ.

2015-09-02 22:47:00

      Peygamberimiz 40 yaşında, peygamberlik görevini tebliğ almış ve 610–632 yılları arasında da aldığı görevi, başarı ile tamamlamıştır. Peygamberimiz vefat etmeden önce, kendisinden sonra, kendi görevini devam ettirecek hiç kimsenin ismini vermemiştir, yani din adına vekili yoktur. Çünkü peygamberimiz, elçilik görevini Allah dan almıştı. Onun içinde bu görevi kendisinden sonra, bir başkasına devretmesi de mümkün değildi.   Peygamberimizin ölümünden sonra, Müslüman topluma kimin lider olacağı konusunda, büyük tartışmalar yaşansa da, Hz. Ebubekir in ağırlığını koymasıyla, ilk halife seçilmiştir.    Hz. Ebubekir 632–634 yıllarında, uzun sayılmayacak kısa bir dönem halifelik görevini yapmıştır. Kur’an Peygamberimizin döneminde yazdırılmış, hatta ince deri üzerine kayda geçirilmiştir diye, Kur’an da Tur suresi 3. ayetinde geçer. Peygamberimiz yazılan ayetleri, bizim günümüzde okuduğumuz cilt haline getirmemişti, ÇÜNKÜ VAHİY DEVAM EDİYORDU. Peygamberimizin ölümüyle de, vahiy kapısı kapanmıştı. Kur’an ın ciltlenmesi görevi de, ilk halife Hz. Ebubekir e nasip olmuştur.   Dikkat ederseniz peygamberimizin ölümüyle ilk halife, Müslüman toplum tarafından Kur’an ın da emri olan, kendi yöneticinizi ehil insanlardan seçin ayetinin sonucu olarak, BİZZAT SEÇİMLE GÖREVE GELMİŞTİR. Seçilen halife peygamberimizin vekili değil, MÜSLÜMAN TOPLUMUN YÖNETİLMESİ ADINA GÖREVE GELMİŞTİ.  Hz. Ebubekir, peygamberimizin hadis nakletme yasağını titizlikte kendi döneminde de takip etmiştir. Buna bir örnek vermek istiyorum.   (Hz. Ebu Be... Devamı

ŞEFAAT KONUSUNDA KUR'AN DAN UYARILAR.

2015-09-02 22:45:00

        Bu yazımda sizlere Şu’ara suresinde, İbrahim peygamberimizin kıssasından örnekler vermek istiyorum. İbrahim peygamberimiz, Allah ın övgüsüne mazhar olmuş, Kur’an da örnekleri çok geçen, bizlerinde peygamberimizdir.    Hz. İbrahim dönemi, gerçekten sapkınlığın hurafe ve batılın zirvesinde bir dönemdi. Toplumun yanlış inançlarına adeta isyan etmiş ve bunu, eylemlerinde de göstererek, toplumun dikkatini çekmiştir.   İbrahim peygamberimizin yaşadığı dönem putların, putlaştırılmış insanların dine hâkim olduğu bir dönemdi. Tüm bu zorlukların arasından sıyrılmayı başarmış ve Rabbimizin güvenine, övgüsüne layık olmuştur. Bu yazımda Şu’ara suresinde, İbrahim peygamberimizin söylediği, Kur’an dan bazı ayetlerden bahsetmek istiyorum. Kıssadan hisse alırız inşallah.   Şu’ara 78: O Kİ, BENİ YARATAN VE BANA DOĞRU YOLU GÖSTERENDİR.    Şu’ara 82: VE HESAP GÜNÜ, HATAMI BAĞIŞLAYACAĞINI UMDUĞUMDUR. (Elma Hamdi meali)   Kur’an verdiği örnek kıssalarla, bizleri eğitir ve bilgiler verir. Yani Kur’an ın anlatım şekli çok basit ve her seviyedeki bir insanın anlayacağı şekildedir. Böyle olmasa, Rabbimiz sizleri Kur’an dan sorumlu tutuyorum der mi? Onun için Yaradan birçok kez Kur’an a atıfta bulunarak, YEMİN OLSUN Kİ KUR’AN I ANLAYASINIZ DİYE KOLAYLAŞTIRDIK DER. Ama bizler nefislerimizde yarattığımız inancımızın etkisiyle, bunun tam tersini söyleyerek, Kur’an ı herkesin anlayamayacağını söylemekte, bir sakınca görmeyiz. Bu sözlere inanınca da, Kur’an ile bağımızı kurmaya hiç çaba harcamayız. Kur’an ın açık ve anlaşılır olduğunu ... Devamı

PEYGAMBERİMİZİN ÜMMİ GERÇEĞİNİ, KABUL ETMEK İSTEMEYENLER.

2015-09-02 22:43:00

          Bu yazımda sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu, peygamberimizin ÜMMİ oluşu üzerine olacaktır. Bu konuyu eğer Kur’an dan doğru anlarsak, bizlere çok şeylerin anlatacağına inanıyorum. Birçok konuda olduğu gibi, bizler hurafe inançlarımızı yaşayabilmek adına, Kur’an ın ÜMMİ gerçeğinin üstünü örterek, Allah ın bizlere anlatmaya çalıştığını böylece anlayamadık.   Bugün geleneksel İslam toplumu, Kur’an da geçen peygamberimizin ÜMMİ oluşunu anlatırken, okuma yazma bilmeyen anlamında olduğu söylenir. Sizce Allah okuma yazma bilmeyen bir kulunu topluma lider, elçi, peygamber olarak gönderir mi? Peygamberimizin bildiğiniz gibi, amcası Mekke de Kureyş in ileri gelen ticaret adamlarından, Ebu Talib in yanında çok itinayla büyümüş ve hayatını ticaret yapmakla geçirmiştir. Sizce çok önemli konumda olan bir ticaret adamı, kendi evlatlarından ayırmadan büyüttüğü peygamberimize, okuma yazma öğretmediğini nasıl söyleriz. Bu iftirayı atanları, Allah a havale ediyorum.   Peki, neden peygamberimizi okuma yazma bilmeyen bir peygamber, ilan etme gereği duymuşlardır? İşte burası çok önemli. Önce Kur’an ÜMMİ peygamber sözüyle, ne anlatmak istiyor onu anlayalım, daha sonra bu gerçekleri neden görmek istemeyenler çıkmış, onun üzerinde düşünelim.   Kur’an peygamberimizden ÜMMİ peygamber diye bahseder. Bakın ÜMMİ olanlardan nasıl bahsediyor.   Cuma 2: ÇÜNKÜ ÜMMİLERE İÇLERİNDEN, KENDİLERİNE AYETLERİNİ OKUYAN, ONLARI TEMİZLEYEN, ONLARA KİTAB'I VE HİKMETİ ÖĞRETEN BİR PEYGAMBER GÖNDEREN O'DU... Devamı

BİZLER İSLAMI BÖYLE Mİ ANLATIP DAVET EDECEĞİZ?

2015-09-02 22:40:00

          Gazete manşetlerini okuduğum bir haber, dikkatimi çekti. Haber Suudi Arabistan ile ilgili, aynen şunlar yazıyordu.   ( Suudi Arabistan'da kadınlara 2015 müjdesi! )   Bu başlığın devamında ise şunlar yazıyordu.   (Suudi Arabistan’da Şura Konseyi kadınların yerel seçimlerde oy kullanmasına yeşil ışık yaktı.   Adının açıklanmasını istemeyen kurulun bir üyesi, kadınların 2015’teki belediye seçimlerinde oy kullanabilmesinin tavsiye edildiğini, bu kararın yürürlüğe girmesi için Kral Abdullah’ın onaylaması gerektiğini belirtti.)   İşte İslam ın beşiği sayılan bir ülkenin, kadınlara karşı tavrı. Onları nasıl bir gözle gördüğü ve ne kadar değer verdiğinin kanıtı. Kur’an a uymak yerine, Kur’an ı kendilerine uydurmuş beşeri rivayetlerle, Allah ın halis dininden uzaklaşmış bir inancın, acı gerçekleri.    Bizler bu dini, Müslüman olmayan toplumlara nasıl anlatacağız, nasıl davet edeceğiz İslam a kadınları? Bırakın onları İslam a davet etmeyi, İslam dini içinde ki kadınlarımıza nasıl sahip çıkacağız, bunu düşünen var mı?   Hıristiyanlar uydu aracılığıyla televizyonlardan Türkçe, Arapça dinlerini anlatıyorlar, tanıtıyorlar ve davet ediyorlar bizleri. Bizlerin Kur’an a uymayan yanlış, hurafe rivayetlere iman edişimizi kullanıp, Kur’an da çelişki vardır yalanlarıyla, bizlerin yanlış inançlarımızı kullanarak, hem İslam a hem de toplumumuza nasıl zararlar verdiğimizin, farkında değil miyiz yoksa hala?   Bizler ise dinde bölünmüşlüğün kavgası içinde, birbirimize laf yetiştirmekten, gözümüz dönmüş bir halde birbir... Devamı

KUR'AN NAZAR İNANCINA ONAY VERİYOR MU?

2015-09-02 22:37:00

          Bizler inancımızı Kur’an merkezli yaşamadığımız için, öyle şeyleri dinden zannediyoruz ki, Kur’an ın öğretisine tamamen ters düşüyor. Bu yazımda, toplum tarafından çok konuşulan NAZAR konusu üzerinde, sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Bu konuda bakın neler söyleniyor.   (Nazar haktır. Beğenerek, imrenerek veya kıskanarak bakılan şeylere nazar değer. İnsana, hayvana ve hatta cansıza da nazar değer. Nazar hastalık yapar, hatta öldürür. Kadınlara ve çocuklara daha çok tesir eder.)   Dikkat ederseniz nazar haktır diyor. Hak doğru, gerçek yani Allah katından anlamındadır. Bakın bu konuda daha neler söyleniyor ve nelere inanılıyor.   (Nazar insanı mezara, deveyi kazana sokar.) [İbni Adiy]  - (İnsanların yarısı nazardan ölür.) [Taberani] -  (Hoşa giden bir şeyi görünce, “Mâşâallah la kuvvete illa billah” denirse o şeye nazar değemez.)  [Beyheki, İbni Sünni] -  (Kaderi geçecek bir şey olsaydı nazar geçerdi.) [Müslim]   Eğer böyle bir gerçek varsa, Rabbimiz Kur’an da bizleri açıkça uyarmaz mıydı? Kur'an asla böyle bir inancı onaylamaz ve hiç bahsetmez. Zaten Kur'an öğretsine ters düşer. Düşünebiliyor musunuz bir insan karşısındaki kişiyi kıskanıyor onu çekemiyor, ya da imrenerek bakıyor, ona bakışlarıyla zarar verebiliyor. Hâlbuki Rabbimiz, bakın ne diyordu bizlere Kur’an da.   Şura 30: Başınıza her ne musibet gelirse, kendi yaptıklarınız yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder. (Diyanet meali)   Yaradan başımıza gelen her kötü şey, bizlerin yaptığı ... Devamı

KUR'AN IN ADALETİNİ DOĞRU ANLAYABİLMEK.

2015-09-02 22:35:00

          Bizler kıymetli bir eşya alırken, kılı kırk yarar araştırır, soruşturur öyle alırız. Alacağımız eşyanın, malın en güzelini, en sağlamını almak için azami çaba gösteririz, bu iş içinde zaman harcarız. Peki, dostlar acaba dinimizin, inancımızın temellerini oluşturan kuralların doğruluğunu, sağlamlığını aynı şekilde araştırıyor muyuz, onun içinde aynı zamanı harcıyor muyuz dersiniz?    Hiç sanmıyorum, bizler ne yazık ki nefsimizin esiri olmuş, bu Dünyanın nimetlerine gözleri kapalı dalmış, onun zevkiyle sarhoş olmuş insanlar olarak, İslam’ın gerçek değerleriyle uğraşacak vakti, ona ayırma gereği bile duymuyoruz.    Bizlere din adına anlatılanları, hiç sorgulamadan kabul ediyor ve peygamberimizin ismini kullanarak, nakledilen her sözü de ne hikmetse düşünmeden, doğruluğunu sorgulamadan kabul edebiliyoruz. Sizce peygamberimiz aşağıdaki sözleri söylemiş olabilir mi? Ya da bu sözü söylemiş ise, aslında nasıl söylemiş olabilir. Gelin bunun üzerinde birlikte, Kur’an ışığında düşünelim.   —LA İLAHE İLLALLAH MUHAMMED EN RESULULLAH DİYEN KİMSE ATEŞE (CEHENNEME) GİRMEZ. CEHENNEM ONA HARAM KILINMIŞTIR”   —LA İLAHE İLLALLAH DİYENİN GÜNAHLARI SİLİNİR, YERİNE O KADAR SEVAP YAZILIR.   Yukarıdaki sözleri, gerçekten peygamberimiz söylemiş olabilir mi? Bir insan Allah a ve peygamberimize inandığını söylemekle, yaptığı tüm kötülüklerden günahlardan kurtulabilir mi? Böyle bir adaleti siz, normal karşılıyor musunuz? Bu dünyada sizlere yapılan adaletsizliklerin, ihanet ve iftiraların, bu sözleri söyledi diye, affedilmesini ister misiniz? İstemem diyorsanız, Rabbimize de böyle... Devamı

İSLAM İNANCINDA GEÇEN RUH KONUSU VE KUR'AN.

2015-09-02 22:30:00

      Kur’an bazı konuları bizlere detaylı açıklamış, bazı konuları da çok fazla bilgi vermeden üstü kapalı geçmiştir. Elbette bunun nedenleri vardır. Allah bilir, bizler gerektiği ölçüde bilemeyiz. RUH KONUSU DA, KUR’AN DA ÇOK BAHSEDİLMEYEN, HATTA HİÇBİR DETAY VERİLMEYEN KONULARDANDIR. Ruhun tarifini de yapmak istemiyorum, çünkü göremediğimiz bir şeyin tarifini, herkes farklı yapar, öylede yapılmış. Kur’an da Cebrail den kasıtla, ruh diye bahseder. Yine insanların doğumu ile ilgili konuya açıklık getirmek içinde, bakın nasıl bir bilgi verir.   Secde 9:  Sonra onu tamamlayıp şekillendirmiş, ona kendi RUHUNDAN ÜFLEMİŞTİR. Ve sizin için kulaklar, gözler, kalpler yaratmıştır. Ne kadar az şükrediyorsunuz! ( Diyanet Vakfı meali)   Buradan da anlıyoruz ki, bizler Rabbimizin ruhundan bir parça taşıyoruz. Allah ın meleklere, şeytana Âdem e secde etme/saygı duyma emri vermesinin nedeni, çok daha iyi ortaya çıkıyor. Peki, ruh dediğimiz şey nedir? Bu konuda da farklı birçok fikirler ve düşünceler yazılmış, söylenmiştir. Ama hiç birisi hakkında, Kur’an dan kesin bir kanıt bulamayız.   Peygamberimiz bile ruh konusunda sorulan sorulara, detaylı bir cevap vermemiştir. ÇÜNKÜ ONUN BİLGİSİ DE, ONA İNDİRİLEN KUR’AN IN SINIRLARINDAN ÖTE DEĞİLDİR. Zaten Allah ruh konusunda konuşmamızın kapısını kapatarak, bakın nasıl bir bilgi vermiştir bizlere.   İsra 85:  Sana ruh hakkında soru soruyorlar. De ki: “Ruh, RABBİMİN BİLECEĞİ BİR ŞEYDİR. SİZE PEK AZ İLİM VERİLMİŞTİR.” (Diyanet meali)   Demek ki Allah ruhun varlığını bildirmiş, ama onun hakkında hiçbir açıklama yapmamış, bu bilgiyi &... Devamı

REENKARNASYON, TEKRAR YARATILMA KUR'AN DA VAR MIDIR?

2015-09-02 22:27:00

    Bu yazımda sizleri, düşünmeye davet etmek istediğim konu, reenkarnasyon (ruh göçü) yani başka bir bedende, tekrar dünyaya gelme konusu olacaktır. Bu konuda tıpkı ruh, kader konusu gibi, ana başlıkları Kur’an da verilmiş ama detaya girilmemiş konulardandır. Onun içinde Kur’an merkezli, ayetler üzerinde düşünmediğimiz takdirde, doğru bir sonuca ulaşmamız çok zor olacaktır.   Kur’an da birçok ayette, öldükten ve hesabın görüleceği o çetin gün gelip çattıktan sonra, geri dönüp yaptıkları yanlışları düzeltme imkânının olamayacağını, onun içinde gönderilen kitaba, uyarılara bu günden uymamız gerektiği, birçok ayette anlatılır.    Secde 12:Ey Muhammed! Günahkârların, Rablerinin huzurunda başları öne eğilmiş olarak: "Ey Rabbimiz! Gördük ve dinledik, ŞİMDİ BİZİ GERİ ÇEVİR DE SALİH BİR AMEL İŞLEYELİM, çünkü biz artık kesin bir şekilde inanıyoruz." derlerken bir görsen! (Elmalı Hamdi meali)   Buna benzer birçok ayet vardır ki, her şey ortaya döküldüğünde, yani mahşer günü, hesabın görüleceği o çetin gün, asla geri dönerek yaptıklarımızı telafi etme şansımızın olmayacağını anlıyoruz. Allah hepimizi bu dünyaya imtihan için gönderdiğini söyler.    EĞER BİZLER BU DÜNYADA, İMTİHANIMIZI VEREBİLECEĞİMİZ ZAMAN KADAR KALDIYSAK, TEKRAR GERİ DÖNÜŞ HAKKIMIZIN OLABİLECEĞİNİ DÜŞÜNMEMİZ, ÇOK ADALETSİZ OLURDU. Şöyle düşünün lütfen, Üniversite imtihanına gerekli zaman verildiği halde çalışmıyorsunuz ve imtihana giriyorsunuz, imtihan bitiminde pişman olup, tekrar bana zaman tanıyın dersime çalışayım, tekrar imtihan... Devamı

RÜYA TABİRİ VE GÜNÜMÜZDEKİ ALDATMACA.

2015-09-02 22:24:00

    Bu yazımda, rüya konusu üzerinde konuşmak ve bu konuyu Kur’an ışığında aydınlatmaya çalışmak istiyorum. Çünkü rüya konusu, her toplumda çok farklı algılanmış hatta bu konu, insanların kendi çıkarlarına kullanılmasında aracı yapılmıştır. Bu konuda ciltlerce kitaplar yazılmış, rüyada görülen her şeye bir anlam verilerek, toplum adeta yönlendirilmeye çalışılmıştır.   Önce Kur’an rüya konusunda, nasıl bilgiler veriyor ona bakalım. Allah uykuyu, geçici ölüme benzetir ve derki, her uykunuzda sizler ölüyor, farklı bir boyuta yani Allah ın zaman dilimine tabi oluyorsunuz der. Vakti dolanları alıkoyuyoruz, yani kesin ölüm gerçekleşiyor, vakti gelmeyenleri geri iade ediyoruz, yani uyandırıyoruz diye örnek verir Kur’an da.    Şimdide gelelim uyuduğumuzda geçtiğimiz, farklı boyutun zaman farklılığı konusunda Allah, nasıl bir bilgi veriyor. Hac suresi 47. ayetinde, bizim zamanımızla Allah ın katındaki zamanın karşılaştırmasını, bakın nasıl yapıyor.   (ŞÜPHESİZ RABBİNİN NEZDİNDE BİR GÜN, SİZİN SAYDIĞINIZ BİN YIL GİBİDİR.)   Düşünebiliyor musunuz, bizim dünyamızda geçen 1000 yıl, Allah katında bir güne eşit olduğu bilgisi veriliyor. Yani bizler uyuduğumuzda, öyle farklı bir zamanın akışına tabi oluyoruz ki, rüyamızda gördüğümüz çok uzun zannettiğimiz birçok rüyayı, bizler birkaç saniye içinde gördüğümüzü, bugün ilim adamları tespit etmişlerdir. İşte Kur’an ın verdiği örnekle, ilim adamlarının tespitleri nasıl da bir birine uyuyor.   Buradan şunu çıkartabiliriz. Rüyamızda o kadar kısa bir zaman içinde, gördüğümüz birçok olayı, hadiseyi bir... Devamı

İSLAM DİNİNDE SELAMLAŞMANIN ÖNEMİ.

2015-09-02 17:08:00

            Kur’an selamlaşma konusuna çok önem verir ve Nisa suresi 86. ayetinde, bakın bizlere ne tavsiye eder.   Nisa 86: SİZE BİR SELÂM VERİLDİĞİ ZAMAN, ONDAN DAHA GÜZELİYLE VEYA AYNI SELÂMLA KARŞILIK VERİN. Şüphesiz Allah, her şeyin hesabını gereği gibi yapandır. (Diyanet meali)   Allah bizlerin, toplum içinde birbirimize karşı selamlaşmamızı, sizce neden istiyor olabilir? Bizler ayetlerin ne maksatla indirildiğini, eğer doğru anlayamıyorsak, onun nimetinden de gereği gibi, istifade etmemiz düşünülemez. Kur’an da selamlaşmak birçok ayette geçer. Selamlaşmanın asıl amacının, toplum içinde bir dostluğun, arkadaşlığın, sıcak bir ortamın oluşmasında, ilk hareket olduğunu anlıyoruz Kur’an dan.   Yazdığım ayetten de anlaşılacağı gibi, bir selamla muhatap olduğumuzda, onu ciddiye alıp, gereken samimiyeti göstererek, en az onun hassasiyetiyle, ona cevap vermemiz gerektiği uyarısı yapılıyor.   Buradan da anlıyoruz ki selamlaşmak, toplum içinde dostluğun, muhabbetin ilk kıvılcımızdır diyebiliriz. DİKKAT EDERSENİZ, SELAMLAŞMANIN BİR ŞEKLİNİ KUR’AN BELİRLEMEMİŞTİR. ÇÜNKÜ SELAMLAŞMAK GELENEKSEL, TOPLUMSAL VE ÜLKELERE GÖRE DEĞİŞİKLİK ARZ EDER.    Bir başka deyişle selamlaşmak, muhabbetin ilk adımıdır ki, bunun şeklini belirleyen, toplumların bizzat kendi dilleri ve gelenekleridir. Örneğin Araplardan dilimize girmiş selamın aleyküm, yani Allah ın selamı üzerinize olsun da diyebileceğimiz gibi, iyi günler, gününüz hayır olsun, ya da hayırlı akşamlar şeklinde de selamlaşa biliriz. Önemli olan ilk adımın atılmasıdır, yani ilk temastır.   Kur’an ın bu konudaki örneklerine baktığımızda, selam verme konusuna... Devamı

ALLAH IN İSTEDİĞİ BİR YOLDA MI GİDİYORUZ?

2015-09-02 17:04:00

        Yaradan bizleri bu dünyada, imtihan ettiğini söyler, bizlerde imtihan olduğumuzu biliriz. Acaba bizler imtihan olduğumuz gerçeğiyle mi yaşarız.  Bakın Allah ta ayetinde ne diyor? Bakara 155:  Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. (Diyanet meali) Demek ki Allah bizleri, birey ya da toplum olarak, imtihandan geçirdiğini söylüyor. Bu konu ile ilgili birçok ayet vardır Kur’an da. Peki, gerçekten bizler bu imtihana nasıl hazırlanıyoruz? Yani kendi imtihanımızı mı yaşıyoruz, yoksa ben Kur’an dan anlayamam diyerek, kendi imtihanımızı başkalarına mı havale ediyoruz? Bu konuyu dikkatle nefsimizde değerlendirip, şu soruyu kendimize sormalıyız. ( BEN DİN VE İMAN ADINA, ALLAH IN İSTEDİĞİ BİR YOLDA MI GİDİYORUM?) Bizler bu soruyu kendi nefsimize sorup, doğru cevabını arama çabası içinde olursak, o zaman Allah a ulaşan doğru yolu, mutlaka eninde sonunda buluruz. Gelin bu soruyu kendimize soralım. Bu durumda bir şahit, bir delil, hakem gerekir ki, yaptıklarımızı karşılaştırıp, doğru değerlendirebilelim. Sizce kendimize sorduğumuz bu sorunun HAKEM i kim olmalı? Beşeri dünyada edindiğimiz velilerin ciltlerce dolusu kitaplarımı, yoksa Allah ın gönderdiği FURKAN mı? İşte karşımıza yine bir soru çıktı. Burada ki seçim de bir o kadar önemli. Eğer bizlere öğretilen, Kur’an da her şey yoktur, O özet bilgiler içerir, Kur’an ı herkes anlayamaz veli insanlar anlar, dediklerine inanırsak, kendimize sorduğumuz sorunun HAKEMİ, beşerin kitapları olacaktır. Elbette seçim bizlerin. Çünkü ne demişti Yaradan, sizleri bu dünyada imtihandan geçiriyorum. Allah sizler için FURKANI indirdim der bizlere. Pek... Devamı

KUR'AN VELİLER, ŞEYHLER EDİNMEMİZİ YASAKLAMIŞTIR.

2015-09-02 16:59:00

          Bir kardeşim benim yazımda, velilerin ardı sıra gitmenin, Allah tarafından yasaklandığı ayetini hatırlattığımda, bana şöyle bir cevap yazmış.   (Yasaklanan veli kavramı, şeytan ve avanelerine davet eden velilerdir. Bu kezzaplardır, belamlardır, putlardır vs..)   Gelin bu konuya, Kur’an dan cevap arayalım. Acaba Allah, benden başka güveneceğiniz, yardım isteyeceğiniz veliniz, dostunuz yok derken, nelerden bahsediyor ve bu konuda bizleri nasıl uyarıyor.    Araf 3: (Ey insanlar), Rabbinizden size indirilene uyun ve O'NDAN BAŞKA VELİLERE UYMAYIN. Ne kadar da az öğüt alıyorsunuz.   Zümer 3: Gözünüzü açıp kendinize gelin! Arı-duru din yalnız ve yalnız Allah'ındır! O’NUN YANINDA BİRİLERİNİ DAHA VELİLER EDİNEREK, "BİZ ONLARA, BİZİ ALLAH'A YAKLAŞTIRMALARI DIŞINDA BİR ŞEY İÇİN KULLUK ETMİYORUZ." diyenlere gelince, hiç kuşkusuz, Allah onlar arasında, tartışıp durdukları konuyla ilgili hükmü verecektir. Şu bir gerçek ki, Allah, yalancı ve nankör kişiyi iyiye ve güzele kılavuzlamaz.   İki ayette de çok açık Allah, din ve iman adına ardı sıra gidilecek, yalnız Allah dır diyor. Çünkü Allah dan ve onun gönderdiği kitaptan başka, güvenilecek kaynağımızın olmadığını açıkça bizlere iletiyor. Hatta elçisine de, sana indirdiğim Kur’an ile onlara hükmet diyerek, konuyu açıklığa kavuşturuyor bir başka ayetinde. Allah ın yanında hiçbir beşeri veli, yani güvenilecek dost edinerek, bu yolla Allah a yaklaşacağını zannedenlerin, yanıldıklarını belirtiyor.    Demek ki arkadaşımızın söylediği gibi değilmiş. Neden değilmiş, onu şimdi daha netleştirmeye çalışalım. Arkadaşımız ne d... Devamı

İSLAM TOPLUMUNDA FETVA VERME KONUSU.

2015-09-02 16:56:00

            Günümüzde din adına çok başvurulan bir makamdan bahsedilir. Fetva verme makamı. Gelin bu konuyu sizlerle birlikte, Kur’an dan yardım alarak düşünelim. Önce fetva sözcüğü, ne anlama geliyor ona bakalım. Fetva her hangi bir dini konuda, detaylı açıklama yapmak, konuyla ilgili izahatta bulunmaktır.   Bu bilgiden sonra hemen kendimize soralım. Peki, Allah Kur’an da hüküm verdiği konularda, açık, anlaşılır bir izahatta bulunmamıştır da, onların açıklanmasını kullarına ya da peygamberimize mi bırakmıştır. Eğer bizler bu sorunun doğru cevabını kendi nefsimize araştırıp veremiyorsak, asla din ve iman adına, Allah ın istediği bir yol üzerinde olamayız. Önce yaradan elçisine verdiği görev, yetki ve sorumluluklarından örnekler verelim.   Allah Rad suresi 40. ayetinde. Senin görevin sadece tebliğ etmektir. Hesap görmek ise bize aittir der. Kehf 56. ayetinde, Biz peygamberleri, sadece müjdeleyici ve uyarıcılar olarak göndeririz diye bizleri bilgilendirir.  Enam 50. ayetinde de, ben sadece, bana gönderilen vahye uyuyorum diyerek, asla farklı bir bilgiyi ümmetine iletmediğini anlatır. Peygamberimiz açık ve anlaşılır olmayan bir vahye uyamayacağına göre, demek ki Kur’an da her konu, apaçık izah edildiği anlaşılıyor.  Yine Nur 54. ayetinde, Peygamber’e düşen, sadece açık-seçik duyurmaktır diyerek, Allah elçisinin görev ve sorumluluğunu iyice netleştiriyor.   Gelelim Kur’an ın açık, izah edilmiş, detaylandırılmış olup olmadığı konusuna. Bakın Yaradan bu sorunun cevabını Kur’an da, birçok örneklerle veriyor ve neler söylüyor. Kamer suresi 22. ayetinde, yemin ederek... Devamı