KADINA ŞİDDET VE İDAM CEZASI.

2015-09-02 15:16:00

            Allah Kur’an ı bizlere bir rehber, yol gösteri bir güneş olsun diye gönderdiğini söyler. Ama bizler İslam toplumları olarak, Kur’an dan öyle uzak yaşıyoruz ki, kendi nefsimizde bir din yarattık adeta.    Kur’an ile yönetildiğini iddia eden ülkeler bile, zina yapanın cezası Kur’an da belli olduğu halde, zinanın cezasının recim, yani taşlayarak öldürme olduğunu iddia ederek, Allah a da böylece iftira atarak, kadını taşlayarak öldürmeyi, dinden saymışlardır.   Her ne hikmetse, kadın taşlayarak öldürüldüğü halde, bu zinayı yapan erkekten hiç haber alınmaz. O masumdur, sanki kadın zinayı tek başına yapmış gibi. Erkeğin siz taşlanarak öldürüldüğünü duydunuz mu? Duymazsınız, çünkü öyle bir din yarattık ki Kur’an dan uzaklaşarak, erkeklerin hükümranlığında, kadınlara baskı ve adeta zulüm dini oluşturuldu. ELBETTE BU ALLAH IN DİNİ, ASLA DEĞİLDİR.   Hatırlayınız Allah Âdemi yarattı, ama onu yalnız bırakmadı. Çünkü yaratılan hiçbir canlı tek başına yaşayamaz. Bizleri Rabbimiz çifter çifter yaratmıştır. Allah Âdem e hayatında eşlik etmesi, ona uyum sağlaması için, aynı nefisten kadını da yarattı ki, böylece anlaşabilsinler. Buradan da şu anlaşılıyor, kadın erkeksiz, erkekte kadınsız olamaz. Ama biz erkekler her nedense kadına, yaşantımızda gereken değeri veremedik. Eğer erkek kadın olmadan, huzurlu bir ortam kuramıyor ve yaşayamıyorsa, bu demektir ki kadın ve erkek bir birlerine karşı aynı değerdedir. Allah Kur’an da kadın ve erkeğin, bir birine ayrılmaz bir ikili oluşunu, şu cümle ile anlatır.   ( ONLAR, SİZİN ÖRTÜLERİNİZ, SİZ DE ONLARA ÖRT... Devamı

VAKİT YAKLAŞIYOR, FARKINDA MISINIZ?

2015-09-02 15:14:00

    EKİM       Bizler hayatımızı nasıl sorgusuz, düşüncesiz yaşıyorsak, inancımızı ve dinimizi de ne yazık ki genelde aynı düşünceyle yaşıyoruz. Hayata atıldığımız, yuvamızı kurduğumuz günden itibaren, kurulmuş bir çalar saat gibi, BİRİLERİNİN GÜDÜMÜNDE yaşıyoruz ömrümüzü.   Kendi nefislerimizde planlar yaparız, beş yıl sonra arabam olmalı, on yıl sonra evim olsun deriz, onar yılın planını yaparız aklımızca. Unuttuğumuz şey ise, sanki birisinden o yıllara ulaşacağımız garantisini almış gibi hareket etmemizdir. Onca telaşın içinde, ruhumuzun derinliklerinden gelen sese de kulak veririz bazen. Bizim bir yaratıcımız, sahibimiz var onu da unutma der adeta benliğimiz bize. Kendi hayat tela şemiz den, yaptığımız ileriye dönük planlardan çok az vakit ayırırız Allah ı anlamaya, onu tanımaya.   Bazı art niyetli insanlar, bu gafletimizi iyi kullanır ve içimize öyle bir girerler ki din, iman, Allah diye, anlamayız hangisi doğru hangisi yanlış olduğunu. Çünkü düşmüşüz dünya telâşe sine. Öyle olunca da Allah ile aldatıcılar türer çevrimizde bolca. Bizlere nefislerimizin etkisiyle, dünya telaşesi, mal mülk ağır basmış. Neredeyse aklımıza gelmez Rabbimizi anmak. İyi ki kendimize getirir Rabbimiz, ara sıra bizlere verdiği hastalık ve acıyla. Yoksa nefisler ağır basacak, şeytanlaşmışların safında olacağız. Allah ın rehberi ile gerektiği gibi tanışmadığımız için, DİN ADINA İNANMAK ZORUNDA KALMIŞIZ, HER SÖYLENENE.   Kolayımıza gelmiş, zaman ayırmadan, düşünmeden Allah ı ve dini anlatanları dinlemek. ZATEN SEN ANLAMAZSIN DEMİŞLER, BUDA SANKİ &U... Devamı

İSLAM TOPLUMLARI OLARAK NEREDE YANLIŞ YAPIYORUZ?

2015-09-02 15:10:00

              İslam toplumları olarak, ne yazık ki yüzlerce yıldır, ne huzuru ne de mutluluğu toplum olarak bulamadık. Peki, nedenini hiç düşündük mü? Hâlbuki Allah ın bizlere rehber olsun diye gönderdiği, kendi korumasına aldığı Kur’an, elimizin altında.    Toplum olarak, namazımızı kılıyoruz, orucumuzu tutuyoruz, anlamadan okusak ta Kur’an ı bolca okuyoruz. Hacca gidebilmek içinde sıraya bile giriyoruz. Hatta birkaç kez gitmenin yollarını arıyoruz. Acaba yaptıklarımızın meyvesini neden alamıyoruz, yoksa yaptığımız bu ibadetleri, Allah ın istediği gibi yapmıyor muyuz? İslam toplumlarının genel çoğunluğu, acı ve keder içinde. Müslüman Müslüman ın kardeşidir diyen Rabbimize sanki inat, birbirimize düşman olmuşuz. Birbirimizi öldürmekten de çekinmiyoruz.   Sizce yanlışımız nerede? Bir yerlerde yanlış yaptığımız, çok açık değil mi sizce de? Sorduğumuzda elhamdülillah Müslüman ım deriz hepimiz. Allah Kur’an a uyan, onun hükümlerini hayatına geçiren kullarımı darda, zorlukta bırakmam, onları hem bu dünyada, hem de ahi rette güzellikler veririm diyerek, Kur’an ın ipine sarılmamızı öğütler.    Biz Müslümanlar olarak, farkında olmadan, yoksa bir yerlerde yanlış mı yapıyoruz da bu acılar, kederler hep İslam toplumlarında kol geziyor. Evet dostlar, din kardeşlerim, ne yazık ki bu soruyu kendimize sorup, öz eleştiri yapmadığımız, yapanlara da kızdığımız içind... Devamı

İMANLARINDAN SONRA KÜFRE SAPMAK.

2015-09-02 15:06:00

        Bizler Kur’an ayetlerini anlamak için, yine Kur’an dan yardım alarak anlamaya çalışırsak, yani inancımızı Kur’an penceresinden bakarak yaşarsak, en doğru sonucu alırız. Bugünde yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim iki ayet var. Allah acaba bu ayetlerde kimlerden bahsediyor, gelin onu birlikte anlamaya çalışalım.   Nisa 137:  İMAN EDİP SONRA İNKÂR EDEN, sonra inanıp tekrar inkâr eden, sonra da inkârlarında ileri gidenler var ya; Allah, onları bağışlayacak da değildir, doğru yola iletecek de değildir. (Diyanet meali)   Ali İmran 90: Şüphesiz İMAN ETTİKTEN SONRA İNKÂR EDEN, sonra da inkârda ileri gidenlerin tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridir. (Diyanet meali)   Aynı ayeti bir başka mealden de vermek istiyorum, daha iyi anlaşılabilmesi için.   Ali İmran 90: İnandıktan sonra HAKİKATİ İNKÂRA SAPIP İNKÂRCILIKTA DAHA DA İLERİ GİDENLERİN TÖVBELERİ asla kabul edilmeyecektir. İşte onlar sapıkların ta kendileridirler. (Bayraktar bayraklı meali)   Ali İmran 90: İMANLARINDAN SONRA KÜFRE SAPMIŞ, sonra da küfürde daha da azıtmış olanların tövbeleri asla kabul edilmeyecektir. Onlar, sapıkların ta kendileridir. (Yaşar Nuri Öztürk meali)   Bu ayetlere baktığımızda, öyle kişilerden bahsediliyor ki, iman ettiğini söylediği halde, imancının gereklerini yerine getirmeyen yani küfre sapan, bir başka deyişle inancının tersini yaparak yaşayanlardan bahsediliyor. Burada bahsedilen, Allah a ya da elçisine, gönderdiği kitaplara tümden inanmayan, iman etmeyen kâfirlerden bahsedilmiyor. Bu zaten konumuz dışı.    Bizler iman et... Devamı

KAFİRLERDEN, ZALİMLERDEN,İNKARCILARDAN OLMAK İSTEMİYORSAK.

2015-09-02 15:04:00

EKİM       Bugün sizlerle, çok önemli bir konu üzerinde konuşmak ve sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Kur’an ın bazı ayetlerinde, ALLAH IN LANETLEDİĞİ, İNKÂRLARI SONUCU CEHENNEMLİK OLDUKLARINI BELİRTTİĞİ, İNKÂRCI VE KÂFİR SÖZLERİNİ ÇOK KULLANIR. Acaba bu sözleri Allah, peygamberini ve gönderdiği Kur’an ı tümden inkâr edenler için mi yalnız kullanıyor? Gelin onu birlikte araştıralım. YOKSA FARKINDA OLMADAN, YAPTIĞIMIZ BÜYÜK BİR YANLIŞ MI VAR?   Aşağıdaki ayette çok dikkat çekici, ŞEYTAN İÇİN KÂFİR OLDU DİYOR, AYETİ YAZALIM ÜZERİNDE DÜŞÜNELİM.   Bakara 34: Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, BÖYLECE KÂFİRLERDEN OLDU. (Diyanet vakfı meali)   Bizler kâfir ya da inkârcı sözünü, Allah ı inkâr edenler için kullanırız genelde. Dikkat ederseniz, şeytan Allah ı ve kitaplarını inkâr etmiyor, tam tersine onun huzurunda onu biliyor, tanıyor fakat Rabbin istediği bir şeyi, yerine getirmediği için, büyüklük tasladığından Rabbimiz şeytan için, kâfir/inkârcı sözünü kullanıyor.    Demek ki tek bir konuda bile, Kur’an ın ayetini görmezden gelsek, onun bir ayetinin bile hükmünün artık olmadığını söylersek, aynı suçu işlemiş oluyoruz. Buradan da anlaşılıyor ki, Allah ın ayetlerinin anlamını değiştiren, Yaradan ın vermediği manaları, hükümleri ayetlere yükleyen, şu ya da bu ayetin artık hükmü yoktur, hükmü kalkmıştır diyerek, ayetleri... Devamı

EMANETLERİ EHLİNE VERMEKTEN NE KAST EDİLİYOR?

2015-09-02 15:01:00

      Allah gerektiği her dönemde, uyarıcı elçiler ve kitaplar göndermiş, toplumun huzurlu ve mutlu yaşaması için, gereken ikaz ve uyarıları yapmıştır. Ne yazık ki yaptığı uyarılar, çok fazla uzun sürmemiştir. Yaradan en son uyarısını da Kur’an ile yaparak, bir daha ne elçi nede uyarıcı kitap göndermeyeceğini, onun içinde Kur’an ı koruması altına aldığını, açıkça bizlere bildirmiştir.   Daha önceki Ehli kitabın yanlışlarına, biz Müslümanlarda düşerek, peygamberimizin ölümünden çok uzun zaman geçmeden, ne yazık ki Kur’an yavaş yavaş, devre dışı bırakılmaya başlanmıştır.    Peygamberimiz hem elçi, hem de o günkü toplumu yöneten ve halkın arzu ve isteğiyle kabul edilen devletin başkanıydı. Onun ölümünden sonra ise, hepimizin bildiği dört halife devri yaşanmıştır. Sizlere sormak isterim, peygamberimiz elçi olmadan önce, seçimle devleti yönetenler gelmediği halde, neden peygamberimizin ölümünden sonra, devleti yöneten dört halife seçimle gelmişti?   Aslında üzerinde durmamız ve düşünmemiz gereken bir konu. Allah elçisine görevi verdikten ve peygamberimizde ümmetine İslam ı tebliğ ettikten sonra, kendisine inananlar tarafından, ayrıca toplumu da yönetme görevi verilmişti. Vefatından sonrada özellikle,  seçimle devleti yönetenlerin getirilmesinin tek nedeni, Allah ın bu konudaki ayeti yani uyarısı doğrultusunda hareket etmelerinden kaynaklanmaktadır.  Bakın Yaradan ne diyor bizlere.   Nisa 58:  Allah size, EMANETLERİ MUTLAKA EHLİNE VERMENİZİ VE İNSANLAR ARASINDA HÜKMETTİĞİNİZ ZAMAN ADALETLE HÜKMETMENİZİ EMREDİYOR. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt ... Devamı