BAKARA SURESİ 236 VE 237. AYETLERİ NASIL ANLAMALIYIZ.

2016-11-05 15:58:00

          Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim iki ayet olacak. Bakara 236 ve 237. ayetler. Bu ayetlere günümüzde, hala farklı anlamlar verilmektedir. Gelin birlikte hem Kur’an bütünlüğünde, hem de üzerinde düşünerek, bizlerde ayetleri anlamaya çalışalım.   Bakara 236: Eğer kadınları, KENDİLERİNE DOKUNMADAN VEYA ONLARA BİR MEHİR TAKDİR ETMEDEN BOŞARSANIZ (bunda) size bir vebal yoktur. Şu kadar ki onlara (mal verip) faydalandırın. Eli geniş olan hâline göre, eli dar olan da haline göre ve güzellikle faydalandırmalıdır. Bu, iyilik yapanlar üzerine bir borçtur. (Elmalı meali)   Önce şunu söylemeliyim ki evlenme sözleşmesinin tamamlanması, evliliğin başlaması için, nikâh sözleşmesinin gerçekleşmesi ve anlaşmanın bitmiş olması gerekir. Dikkat ederseniz evlenme konusunda söz verilmiş ama burada kadına verilmesi gereken, Allah ın hükmü yerine getirilmemiş ve MEHİR daha belirlenmemiş. Elbette erkek ve kadın da zaten birleşmediği için, evlilik başlamamış tamamlanmamış bir örnek veriliyor.    Kendi geleneklerimizden örnek verirsek sanki bu durum, evlenmek için bir araya gelmiş, nişan yapılmış, toplum tarafından bunlar evlenecekler artık denen, çiftlerin durumu gibi olduğunu anlıyorum. Bu durumda ayrılma gerçekleşirse bir vebalin, sorumluluğun gerçekleşmediği açıklaması var ayette. Fakat dikkat ederseniz bu durumda bile, yine kendi geleneklerimizden örnekle açıklamak gerekirse, evliliğe hazırlık aşamasında nişanda olduğu gibi, kadına verilenleri geri almayın, hatta yardımcı olun diyor. Şimdi de farklı anlamlar verilen, devamında geçen Bakara sure... Devamı

KUR'AN NASIL BİR DEVLET YÖNETİMİNİ ÖNERİYOR.

2016-11-03 17:36:00

KASİM       Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, Kur’an ın devleti, toplumu yönetim şeklini, nasıl tarif ettiğini anlamaya çalışacağız. Kur’an her çağa, zamana ve farklı kültürlerde ki toplumlara da gönderildiğine göre, hepsine uygun bir yönetim şeklini tarif ettiği açıktır.   Kur’an devlet yönetiminde, olmazsa olmaz iki konuyu, açıkça bizlere bildirir. BİRİNCİSİ HANGİ İNANÇTA OLURSA OLSUN, ADALETLE HÜKMETME VE KARAR VERME, DİĞERİ DE ARAMIZDAN GÜVENEBİLECEĞİMİZ KİŞİLERİ, YÖNETİCİLERİ EHİL İNSANLARDAN SEÇİLMESİ. Hatırlatmak istediğim en önemli konusu ise, seçilecek yöneticilerin asla cinsiyetine( kadın ya erkek) Kur’an ın karışmamış olmasıdır. Sanırım bu yönetim şeklinin, günümüzde hangi yönetimle paralellik gösterdiği çok açıktır. Kur’an devlet yönetiminde detaya girmez, ana kurallar koyar. Diğer konular, her çağın ve geleneğin durumuna, ihtiyaç konumuna göre farklı olabilir.    Peygamberimizin döneminden başlayalım. Peygamberimiz hem Allah ın elçisi, hem de devlet başkanıydı.  Peki, peygamberimiz devleti tek başına mı yönetiyordu, Krallık yönetiminde olduğu gibi. Kararları yalnız kendisimi veriyordu? Bakın burası çok önemli. Allah elçisine bu konuda nasıl uyarılarda bulunuyor.   Ali İmran 159: Sen (o zaman), sırf Allah'ın rahmetiyle onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık onları sen bağışla, onlar için Allah'dan mağfiret dile. (Yapacağın) İŞLERDE ONLARA DA DANIŞ, bir kere de azmettin mi, artık Allah'a dayan. Muhakkak ki Al... Devamı

SİZLER HANGİ İSLAM A İNANIYORSUNUZ?

2016-10-31 11:04:00

EKİM       Bugün biz Müslümanlara, dininiz nedir diye sorulduğunda, İslam dini diye cevap veririz. Gerçekten bizler Allah ın indirdiği İslam dinine mi inanıyoruz, yoksa İslam ın yalnız adı mı kaldı inancımızda? Ne dersiniz, bu soruyu kendimize hiç sorduk mu? Eğer Allah ın indirdiği İslam a iman ettiğimizi söylüyorsak, onun indirdiği Kur’an ın hükümlerini, hiç eksiksiz hatta ilavelerde yapmadan hayatımıza geçiriyor olmamız gerekir. Ne yazık ki günümüzde toplumun yaşadığı, iki İSLAM inancı var. Birisi Allah katından indirilen ve içine asla hiçbir batıl karışmamış ARI-DURU Kur’an ın rehber edinildiği İSLAM. Diğeri ise, Kur’an da her bilginin, detayın olmadığına, herkes tarafından anlaşılamayacağına inanılan, RİVAYETLERİN VE BATILIN HÜKMETTİĞİ, BEŞERİ FIKIH İSLAMI. YANİ İNDİRİLEN İSLAM, BEŞERİ İSLAM.   LÜTFEN KENDİNİZE SORUNUZ, SİZ HANGİ İSLAM A İMAN EDİYORSUNUZ?Allah indirdiği İslam dininin, ana hükümlerini tebliğ ederken bizlere, Kur’an ın ipine sarılın, sakın emin olmadığın bilginin ardına düşmeyin, biz kitapta hiçbir eksik bırakmadık, sakın veliler edinmeyin, güvenilecek yardım istenecek veliniz yalnız benim diye bizleri uyarır. Eğer bizler Allah ın indirdiği İslam a iman ediyorsak, bu emirlere de iman edip hayatımıza geçirmemiz gerekir. YANİ KUR’AN MÜSLÜMAN I OLMAMIZ GEREKİR.    Ne dersiniz, Allah ın bu uyarılarını yerine getirip uyuyor muyuz? Hiç sanmıyorum, hatta büyük çoğunluğumuz, Allah ın uyarılarının tam tersine inanıyor ve FIKIH yani beşeri inançların, hükümlerin etkisiyle bakın neler söylüyoruz ve inanıyoruz.   “Yalnız Kur’an ile İslam yaşanmaz. Kur’an Müslüman ı diye bi... Devamı

İSRA SURESİ 73-74-75. SANA VAHYETTİĞİMİZDEN BAŞKA BİR ŞEYİ, ALLA

2016-10-29 09:44:00
İSRA SURESİ 73-74-75. SANA VAHYETTİĞİMİZDEN BAŞKA BİR ŞEYİ, ALLA |  görsel 1

Allah Kur’an ı bizlere, yaşamımızın rehberi olsun diye gönderdiğini söyler. Ama bizler Kur’an ı değil, beşerin sözlerinden yorumlarından, düşüncelerinden oluşan FIKIH inancını rehber olarak alırız ve imanımızı bu bilgiler ışığında yaşarız. Onun içinde hep yanılırız, birilerinin tuzağına düşeriz. Hâlbuki Allah, sakın emin olmadığın bilginin ardına düşme, yalnız Kur’an ın ipine sarıl, çünkü seni Kur’an dan sorumlu tutuyorum diye bizleri uyarmıştır. Bu ve buna benzer yüzlerce uyarıyı, Allah ın Kur’an da verdiği örnekleri, kıssaları dinlemediğimiz içindir ki, İslam toplumlarından acı, keder, savaş eksik olmuyor.    Bizler Kur’an dan o kadar uzaklaştık, birileri Kur’an ile aramıza öyle duvarlar ördü ki, Allah ın uyarıları verdiği örnekler, bizlere ne yazık ki ulaşamıyor. Bunların tüm sorumluları, bizleriz unutmayalım. ÇÜNKÜ KENDİ İMTİHANIMIZI KENDİMİZ VERMEKTEN KAÇIP, BİRİLERİNE HAVALE EDEBİLECEĞİMİZİ SANMIŞIZ VE VELİLER, ŞEYHLER, EFENDİLER EDİNMİŞİZ. Öyle olunca da Kur’an dan uzaklaşıp kandırılmışız, aldatılmışız ama hala farkında bile değiliz.   Bu yazımda sizlere, günümüzde yaptığımız çok büyük yanlışlara örnek olması adına, Allah ın bizleri dikkatle uyardığı bir ayetini hatırlatıp, sizlerin üzerinde düşünmenize vesile olmak istiyorum. Peygamberimiz döneminde dinden sapmış Ehli kitaba, Allah ın elçisi Kur’an ı tebliğ ederken, birçok engellerle karşılaşmıştır. Onlardan bir tanesi de, ÖZELLİKLE EHLİ KİTABIN KENDİ BATIL İNANÇLARINI, DİNE İLAVE ETTİRME ÇABALARINI GÖRÜYORUZ.  Önce bahse konu ayeti yazalım.   İsra 73–74–75: Müşrikler, SANA VAHYETTİĞİMİZDEN BAŞKA BİR ŞEYİ YALAN YERE BİZE İSNAT... Devamı

CEMAATLE NAMAZ KILMAK, TEK BAŞINA NAMAZ KILMAKTAN DAHA MI SEVAPT

2016-10-27 11:39:00

EKİM       Bizler kendi menfaatlerimiz, çıkarımız konusu olduğunda, enine boyuna iyice araştırır, daha sonrada zarara uğramamak için, en karlı ve en doğru olanı yapmaya çalışırız. Her ne hikmetse, iş inancımıza gelince, aynı titizliği göstermeyiz. Bunun çok büyük yanılgı olduğunu, hesap günü anlayacağız.   Bu hatamızı, yanlışımızı bilenler, bizleri her zaman Allah ile aldatmışlar ve bunu bizlerin fark etmemesi içinde önlemler almışlardır. Bugünkü makalemin konusu camilerin, ibadet yerlerinin bazı kişi ve düşünce gruplarının, hükümranlıklarının devam etmesi için adeta, toplumun özellikle Kur’an gerçeklerini fark etmemesi, ayetlerin üstünün örtülmesi adına, kullanılan merkezlere nasıl dönüştürüldüğü hakkında olacaktır.   Peygamberimizin ölümünden ve dört halife dönemin sona ermesinden sonra, ne yazık ki ibadet yerleri camiler/mescitler devleti yönetenler tarafından, Müslümanların bir araya toplanarak, onları istedikleri gibi bir toplum haline dönüştürülmesinde, çok büyük etken olmuştur.  Özellikle dinin mezheplere bölünmesi, FIKIH inancının adeta, dinin ana temel hükümlerinin içine sokulması, toplum üzerinde etkili olmuştur. Kur’an normal vakit namazlarının camiye giderek kılınmasından bahsetmez ve namaz vakti geldiğinde, bulunduğumuz yerde, hatta özellikle evlerimizde kılınacağı örneğini dahi verir. Toplu ibadet, Kur’an da açıklandığı gibi, Cuma yani toplantı namazıdır.    Kur’an ın bu gerçeğini toplumdan gizleyenler, halkı istedikleri gibi yönlendire bilmek adına, Allah ın hüküm vermediği ö... Devamı

İSLAM A YÖN VEREN, FIKIH İNANCI ÜZERİNE......

2016-10-14 16:54:00

EKİM       Bugünkü yazımın konusu, İslam ı yaşarken bir Müslüman için, olmazsa olmazı olduğu iddia edilen, FIKIH üzerine olacak. Fıkıh kelime anlamı olarak, bir konuyu derinlemesine bilmek, anlatmak, açıklamak anlamına gelir. FIKIH inancını savunanlar, FIKIH IN AMACI DİNE YASA/HÜKÜM KOYMAK DEĞİL, ana kaynaklara yani KUR’AN VE SÜNNETE uygun hükmü araştırmaktır diye izah edilir.  Önce buna inananların, konu hakkındaki düşüncelerini nakletmek istiyorum. Halk arasında FIKIH kelimesi, İSLAM HUKUKU OLARAK ADLANDIRILIR, onu da belirtmek isterim.    (Fıkıh İslam da, PEYGAMBER DÖNEMİNDE KUR'AN VE BUNUN UYGULAMASI İLE SINIRLI OLAN ŞERİATİN, günün şartlarına göre ULEMA TARAFINDAN VERİLEN FETVALARIN DA KATKILARIYLA genişletilmesi ve Müslümanların hayatını düzenlemek amacıyla açıklanması çabalarıdır.)   Bu açıklama üzerinde durmak istiyorum önce. Bu sözlerden sonra akla gelen ilk soru, Allah Kur’an da ayetlerini, bizlere gereği gibi açıklamadı, izah edemedi de, mutlaka açıklanmaya ihtiyacımı var? Günümüzdeki Fıkıh inancının, peygamberimizin devrinde olmadığını, peygamberimiz döneminde, İslam şeriatı yalnız KUR’AN ile sınırlı yaşandığını çok rahat söylenebiliyor. Daha sonrada günün şartlarına göre, ulema tarafından verilen fetvalarının da katkılarıyla genişletilerek, Müslümanların hayatını düzenlemek amacıyla açıklamalar yapılmasına, düzene sokulmasına FIKIH denir diyor.  Yani Allah ın şeriatına, toplumun hayatını düzenlemek adına, beşeri şeriatlar ilave edildiği açıklıkla söyleniyor.    Kur’an ı anlayarak ... Devamı

BİZ KİTAPTA HİÇ BİR EKSİK BIRAKMADIK.

2016-10-11 11:30:00

      Günümüzde İslam ı yaşamak ve anlamak adına yaptığımız çok büyük bir yanlış vardır. Bizlere İslam ı ve Kur’an ı anlattığını söyleyenler, şöyle söylüyorlar. “İnancımızı yaşamak adına, her bilgiyi Kur’an da bulamazsınız. Bazı bilgileri, detayları ve ibadetlerin ayrıntısını, Allah bizzat kendisi, ya da Cebrail kanalıyla elçisine iletmiştir. Bunları Kur’an da aramayın, çünkü bulamazsınız.”   Değerli din kardeşlerim, lütfen bu söylenenleri akıl ve mantık süzgecinden geçiriniz. Mantığınız kabul etmiyorsa, Kur’an ın kabul etmesi de zaten mümkün değildir. Bu sözleri söyleyenlerin, İslam ı kendi çıkarları doğrultusunda, batıl ve hurafeler ışığında topluma yaşatmak istedikleri çok açıktır. Allah namaz kılmamızı emrettiyse bizlere, gerektiği kadarını mutlaka Kur’an da açıklamıştır. LÜTFEN MEZHEPLERİN VE FIKIH ÖĞRETİSİNİN DİNE İLAVELERİNİ, KUR’AN IN ÖNÜNE GEÇİRMEYELİM. Bu bilgiler olmasaydı namazımızı kılamazdık demeyelim, hesap günü çok pişman oluruz.   Bu sözleri söyleyenlere ve bu sözlere inananlara sormak isterim, Allah Kur’an ı bizlere ne maksatla göndermişti? Elbette birçok ayetinde, Kur’an ın bizler için rehber, ışık olduğunu söyler. Her şeyden nice örneklerle de açıkladık ki anlayasınız, doğru yoldan batıla, hurafeye sapmayasınız diye gönderildiğinin detayını da verir. Bu durumda Allah, her şeyi Kur’an da açıklamayıp, detayları bizlere Kur’an da bildirmeyip, bazı konuları şifahen, sözlü olarak elçisine bildirmiş olabilir mi? BUNA İNANAN BİR İNSANIN, KUR’AN İLE HİÇBİR BAĞI YOK DEMEKTİR HATIRLATIRIM... Devamı

ABDEST ALIRKEN, MEST ÜSTÜNE MESH YAPMAK DOĞRU MUDUR?

2016-10-09 12:48:00

EKİM       Bugün sizleri düşünmeye davet etmek istediğim konu,  namazdan önce abdest alırken, geleneksel FIKIH inancının öğretisi olan, ayaklara giyilen deriden çorap adı verdikleri, MEST çorabı hakkında olacaktır. Bizler inancımızı Kur’an merkezli yaşamadığımız için, ne yazık ki söylenen ve din adına öğretilen her şeyi, Allah ın emri ve doğru zannediyoruz. Bu yanlışımızda, FIKIH inancı çok etkilidir. Çünkü fıkıh bilgilerini din zannediyoruz.   Genelde yaşlı kişilerin kullandığı, bir tür deri çorap MEST üzerinden abdest alınması, sizce doğrumu? Bunu hiç düşündünüz mü? Gelin birlikte düşünelim. Önce şunu belirtmek isterim, biz her şeyden nice örnekleri sıraladık ki anlayasınız diyen Yaradan, BU KONUDAN KUR’AN DA HİÇ BAHSETMEMİŞTİR, böyle bir örnek yoktur. Bu giysiyi savunanlar, FIKIH inancı doğrultusunda, bu konuda neler söylüyor önce ona bakalım.    (İslâm dini namazın ifasını dinin temel vecibelerinden saymış olmasının yanı sıra, her türlü mükellefiyette ZORLUĞU GİDERMEYE VE KOLAYLIĞI TEMİN ETMEYE DE AYRI BİR ÖNEM VERMİŞTİR. Bunun bir örneği de, mükellefler içinMEST VE SARGI ÜZERİNE MESH yaparak abdest alma ve böylece üzerine düşen iba¬detleri ifa etme imkânı getirmiş olmasıdır. )   (Mestler üzerine mesh sünnet-i müekkededir. TEVATÜR DERECESİNE YAKIN birçok sahih hadîsle Resûlüllah Efendimizin bâzı kereler, ayağına mest giyip üzerine mesh verdiği sabit olmuştur. )   Söylenenleri okudunuz, İslam dininin her konuda, her türlü zorl... Devamı

YAHUDİ VE HRİSTİYAN İNANÇLARINDA, BAŞÖRTÜSÜ KONUSU.

2016-10-06 19:02:00

EKİM       Günümüzde neredeyse, İslam ın en önemli farz emri haline getirilen başörtüsü konusunu, bu yazımda çok daha farklı bilgileri sizlere naklederek, sizlerin bu bilgiler doğrultusunda, başörtüsü konusunu düşünmenize yardımcı olmak istiyorum. Yalnız lütfen bize öğretilen, geleneksel fıkıh yani beşeri bilgilerin, inançlarının etkisinde kalmayınız.   Kadının başının örtülmesi gerektiği konusunu önce, Yahudi ve Hıristiyanların ellerinde bulunan, Tevrat ve İncil adını verdikleri kitaplardan bakalım. Tevrat ve İncil dedikleri ve bu kitapların Allah katından gönderilen, gerçek tebliğler/kitaplar olduğunu söyleyenlere, elbette çok dikkatle ve titizlikle yaklaşmalıyız, önce bunu belirtmek isterim. Biz Müslümanlar, bu kitapların daha önce Allah tarafından gönderildiğine inanıyoruz, ama biliyoruz ki değeri bilinmemiş ve inançlarında saf dışı edilerek, tahrif edilmiş değiştirilmiştir. Allah Kur’an dan önce gönderdiği kitaplar hakkında, onların bizzat Allah tarafından korunduğuna dair hiçbir bilgi vermiyor. Bu kitapların korunmasını, bizzat kullarının gayretine bırakarak, onları bu şekilde imtihan ettiğini anlıyoruz. ÇÜNKÜ ALLAH VAHİY KAPISINI KAPATMAMIŞ VE DAHA SONRA ELÇİ VE UYARICI KİTAP GÖNDERMİŞTİR.Peygamberimiz Hz. Muhammed den sonra, başka elçi ve uyarıcı kitap göndermeyeceğine hükmettiği içinde, Rabbimiz gelecek kuşaklara haksızlık olmaması adına, KUR’AN I BİZZAT KENDİ KORUMASINA ALMIŞTIR.    Buradan da anlıyoruz ki, günümüzde Tevrat ve İncil diye öne sürülen kitapların geçmişte indirildiğine inanıyoruz, ama günümüze ulaşmış olan kitapların, Allah ın gönderd... Devamı

İSLAM DİNİNDE,İRŞAD MAKAMINA ULAŞMIŞ, MÜRŞİD-İ KAMİL KONUSU.

2016-10-03 12:43:00

EKİM       Dinde bölünmeyin, ayrılığa düşmeyin konulu yazımı okuyan bir kardeşim, bana şöyle bir cevap yazmış ve istekte bulunmuş.   “Hocam Saygılar. Dinde ayrılık, konusundaki yazınızı okudum tebrikler.ANCAK KENDİ BAŞINA KALANDA YA, NEFSİNİ YA DA UYDUĞU ÖNDERİNİ İLAH EDİNİR. Yazılarınızda birazda kendilerine davet edenler ile ALLAH A DAVET EDEN İRŞAD MAKAMINA ULAŞMIŞ MÜRŞİD-İ KAMİLLERDEN, Ayetlerle açıklasan Sanırım çok faydalı olur.”   Aslında bu kardeşimizin sorusunu, çok önemsediğim için, bir başlık altında konu üzerinde sizleri de düşünmeye davet etmek istiyorum. Değerli kardeşimiz, bir Müslüman inancını, imanını yaşarken, kendi başına kaldığında, ya nefsinin ya da uyduğu önderini İLAH edinir diyor. Bu sözler üzerinde dikkatle düşünelim lütfen. Eğer inancını yaşamak için veliler, önderler, efendiler ediniyor da ardı sıra gidiyorsan, çok doğru onu belki ilah edinmeye bilirsin, ama RAB edinmekten kaçamazsın.    Gelelim tek başına İslam ı yaşama konusuna. Hiçbir inanç zaten tek başına yaşanmaz. Eğer tek başına, hiçbir bilgiden, kaynaktan yararlanmadan yaşamaya kalkarsan, nefsini elbette ilah edinirsin, hatta sonunda Allah yoktur der çıkarsın. Bugün ateistler böyle yapıyor. BİZLER TEK BAŞIMIZA İNANCIMIZI, İSLAM I YAŞAYACAĞIZ, AMA RABBIMIZ YANİ İTAAT EDECEĞİMİZ EFENDİMİZ, DOĞRU HEDEFE ULAŞTIRAN YARADAN VE ONUN KİTABI KUR’AN YANIMIZDA OLMAK ŞARTIYLA.   Allah Kur’an da sakın veliler edinmeyin, güvenilecek ve yardım istenecek veliniz, yalnız benim diye bizleri uyarır. Bu uyarıyı alan bizler, inancımızı yaşamak için, mutlaka birilerine muhtacız sözünü kullanırsak... Devamı

SAYIN NOUMAN ALİ KHAN IN, KUR'AN SÖYLEMLERİ ÜZERİNE.

2016-09-30 23:38:00

EYLUL         Bugünkü makalemde, sanal âlemde özellikle Amerika ve diğer ülkelerde tanınan ve bilinen, Nouman Ali Khan isimli bir gencin, İslam dini hakkında ki söylemlerinden örnekler verip, üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Bu kişi hakkında çok kısa bilgi vermem gerekirse, şunları söyleyebiliriz.   (1978 doğumlu, Nouman Ali Khan, Bayyinah Enstitüsünün kurucusu ve yönetim kurulu başkanı olmakla birlikte, enstitünün “Klasik Arapça’nın Temelleri” ve “Kutsal Kelâm” da dâhil olmak üzere bir kısım derslerinin ana okutmanıdır. Suudi Arabistan’ın Riyad şehrinde tamamladığı giriş seviyedeki eğitimi, onun Arapça çalışmalarının başlangıcıdır. )   İnternette bu ismi aradığınızda, konuşmalarının birçoğunu cazip bulabilir, hatta beğenebilirsiniz. Tabi önemli olan tüm düşünce ve söylemlerinin aynı çizgide olması önemlidir. Gerçek düşüncelerini yalnız Allah bilir. Yoksa günümüzde de içimizden bazı kişilerin yaptığı gibi, güzel ve doğru bilgilerin arasına, eğer zehir enjekte ediliyorsa, söylenen doğru bilgilerinde bir hükmü olmayacaktır. Gerçek Müslüman, düşünen aklını Kur’an merkezli kullanandır. Bu kişinin bir söylemi üzerinde önce durmak istiyorum. Çünkü bugün tüm İslam âleminin yaptığı bir yanlışa güzel bir örnek teşkil ediyor ve buna benzer söylemlere farklı anlamlar verilerek dine batıl, nifak sokmanın yolu açılıyor. Bakın Bu kişi nasıl bir söz söylemiş.    (ALLAH BİZE, SADECE MÜKEMMEL BİR KİTAP GÖNDERMEDİ, AYRICA BİZE KİTABI &O... Devamı