Diyanetin, Öz Evladına Şehvet Duyan Baba Konusunda, Verdiği fetv

2016-01-15 11:20:00

    Bugünlerde Diyanetin, fetva hattına sorulan bir soruya verdiği cevap, toplum tarafından şaşkınlıkla karşılandı. Halkın verdiği tepkiyi gören Diyanet, sitesinden verdiği cevabı kaldırarak, yanlış anlaşıldıklarını, sözlerin istismar edildiğini söylediler. Sayın Diyanet yetkilileri, madem sözlerinizi yanlış anladı toplum, kaldıracağınıza doğrusunu çıkıp anlatmanız gerekmez mi? Diyanete sorulan soruyu önce yazalım.   Soru: Bir babanın öz kızına duyduğu şehvet, karısıyla olan nikâhını düşürür mü?   Böyle bir soru utanmadan, arlanmadan sorulabiliyorsa ve böyle bir soruya tepkisiz, güzelce detaylı bir cevap veriliyorsa, bir yerlerde büyük sorunlar, yanlışlar var demektir. Bu soruya verilecek tek bir cevap vardır. SORUYU SORANA HEMEN DOKTORA, PSİKİYATRİST E BAŞVURMASI TAVSİYE EDİLMELİ VE BÖYLE DUYGULARIN, DÜŞÜNCELERİN ÇOK BÜYÜK GÜNAHLARA YOL AÇACAĞI SÖYLENMELİYDİ. Çünkü bu duygular normal değil, anormaldir. Ama batılın ve hurafenin etkisinde olan Diyanet, öyle bir cevap vermiş ki, sanki böyle bir duygu çok normal gibi, birde detaylı bilgi verme gereği duyulmuş. Bu düşüncenin arkasında, mutlaka Kur’an dan uzak, batıl bir itikadın, inancın esintisi, etkisi var demektir. Bakın Diyanet, sorulan soruya nasıl cevap vermiş, önce ondan bir bölüm alalım.   (Babanın kendi öz kızını öperken, şehvet duyması durumunda nikâhın ne olacağı konusunda görüş ayrılığı vardır. Bazı mezheplere göre, babanın şehvetle kızını öpmesi ya da şehvetle ona sarılmasının nikâha bir etkisi yoktur (bkz. İbn Rüşd, Bidayetü’l-Mücdehid, Mısır 1975, II, 33; İbn Kudame, el-Muğni, VII, 486; İbn Cüzey, el- Kavaninü’l Fıkhiyye, 138). Hanefilere göre ise; babanın... Devamı

İslam Hem Akıl, Hemde Vahiy Dinidir.

2015-12-27 13:32:00

      İslam dininin akıl dini olup olmadığını, eğer bizler hala tartışıyorsak, inanın bizlerin Kur’an ile bağı tamamen kesilmiş demektir. Aklı ve düşünmeyi onaylamayan bir inancın, ayakta kalabileceğine nasıl inanırız. Kur’an aklıyla yaşayan, aklıyla her türlü medeniyeti kuran bir topluma indirildiyse, nasıl olurda Kur’an ın her konuda akla hitap etmediğini, İslam ın akıl dini olmadığını söyleriz.   Kur’an ayetlerinin akılla, düşünerek anlaşılması, onu beşerileştirmek anlamında değil, tam tersine bizler için gerçek bir rehber olduğunu gösterir. Bizlere rehber olarak gönderilen bir kitabın, bizler tarafından düşünerek, akılla anlaşılamayacağını söylememiz, aklını kullanmayan, körü körüne inanan bağnaz insanların sözleridir. Bunu bilen İslam düşmanları, güzelim inancımıza öyle batıl itikatlar sokmuşlardır ki, düşünme ve akıl devre dışı kalmıştır. Böyle olunca da, bu toplumu istedikleri gibi Allah ile aldatabilir ve istedikleri gibi sorgulamadan her şeye inandırabilirsiniz.   Ne yazık ki bu zihniyet başarılı oldu ve bugün bizlerin Kur’an ile bağı kesildi, her söyleneni sorgulamadan kabul eden bir toplum olduk. Bu bilgiler Allah katından mıdır diye, sorgulama gereği bile duymadık. ÇÜNKÜ DİN SORGULAMADAN, DÜŞÜNMEDEN YAŞANIR DÜŞÜNCESİNE İNANDIRILDIK. ELBETTE İMAN ETMENİN İLK ŞARTI KOŞULSUZ İNANMAKTIR. AMA ALLAH İMANIMIZI GÜÇLENDİRMEMİZ İÇİN, BİZLERİN DÜŞÜNEREK, ARAŞTIRARAK İMAN ETMEMİZİ ÖZELLİKLE KUR’AN DA İSTEMİŞTİR. Allah bunu istemişse, nasıl olurda İslam akıl dini değildir deriz. Sizlere bu konuda bazı örnekler vermek istiyorum. Bakın Rabbimiz ayetlerin sonunda, nasıl uyarıyor bizleri.   (Hâlâ düşünmüyor musunuz? Öğ&... Devamı

Müslümanlar Olarak Bizler, EMPATİ Yapabiliyor Muyuz?

2015-12-20 13:55:00

      Yurt dışında çalışan işçilerimiz olsun, biz ülkemizde yaşayan vatandaşlarımız olsun, yabancıların Müslümanları sevmediklerini her zaman dile getiririz. Özellikle Almanya, Fransa, Belçika, Hollanda gibi ülkelerde yaşayan Türk kardeşlerimizin, bu yöndeki üzüntülerini, tepkilerini çok duyarız. Peki, biz Müslümanlara karşı, bu ön yargılı oluşlarının nedenlerini, tarafsız ve objektif bir şekilde kendimize sorup, EMPATİ yaptık mı? Onların yerine kendimizi koyarak, hiç düşündük mü, bu tepkilerinin nedenlerini araştırdık mı?   Hiç sanmıyorum, bunu yapmak sanırım işimize gelmedi. Çünkü hep kendimizi haklı gördük, karşımızdakini suçladık. Onun içindir ki bizler, önce bize düşen görevi yapmalıyız, daha sonrada hala bizi eleştiriyor ve bizlere tavır alıyorlarsa, işte o zaman bunun ardında farklı şeyler arayabiliriz.   Gelin bir an şöyle düşünelim. Biz Alman, Hollandalı ya da Belçika vatandaşıyız ve Müslüman değiliz. İslam dini adına çevremizde yaşayan Müslümanlara, ya da dünyada yaşanan, kendilerine Müslüman diyen kişilerin yaptığı katliamları, acımazca davranışları nasıl karşılardınız ve Müslümanlar hakkında ne düşünürdünüz? Yakın geçmişte, Fransa da yaşanan bombalama olayında ölen, suçsuz, günahsız insanları düşünün lütfen. Tüm bunları yapanların Müslümanlar olduğunu söylüyorlar, bu durumda siz böyle bir inanca ve mensuplarına nasıl yaklaşırdınız, tavır alırdınız?   İnanın, bugün onlar nasıl yaklaşıyorlarsa, tavır alıyorlarsa biz Müslümanlara, sizlerde aynı şekilde yaklaşırdınız, hiç farkınız o... Devamı

Dini Kimden ve Nereden Öğrenmeliyiz?

2015-12-14 10:58:00

        Bu yazımda sizleri, üzerinde düşünmeye davet etmek istediğim konu, DİNİ KİMDEN, NEREDEN ÖĞRENMELİYİZ, sorusu üzerine olacaktır. Gerçektende bu soruyu kendimize sorup, en doğru cevabını bulamadığımız sürece, Allah ın yolunda olduğumuzdan asla emin olamayız.   Bu yazımı yazmaya neden olan bir makale okudum, daha sonrada bu konu üzerine düşüncelerimi yazma gereği duydum. Yazıda, dini anlattıklarını söyleyen birçok kişiler, televizyonlara çıkarak, aynı konularda bile bir birlerinden çok farklı şeyler anlatarak, toplumun kafasını karıştırdıklarını söylüyordu. Tabi bu sözlere katılmamak elde değil.   Yazıda, din adına yazılmış birçok kitapların olduğu söylenerek, bu çokluk toplumun kafasını karıştırdığına dikkat çekerek, bakın doğruyu bulmak adına, nasıl bir yol izlememiz gerektiği önerisinde bulunuyor.   (Her şeyden önce biz ve sorumluluğunu taşıdıklarımız, temel dinî bilgileri öğrenmeliyiz. BUNLAR TEMEL İTİKAT VE İLMİHAL BİLGİLERİDİR. İslâmî konulara dair diğer her türlü bilgi, şuurlanma çabası, hatta tasavvufî yaşantı bu temel üzerine inşa edilebilir.   Bu nedenle öncelikle İYİ BİR AKAİT VE İLMİHAL BİLGİSİNE SAHİP OLMAMIZ GEREKMEKTEDİR. AYRICA İSLÂM’I YAŞAMAYI, YAŞATMAYI GAYE EDİNMİŞ BİR REHBER VE ONUN CEMAATİYLE BİRLİKTE HAREKET ETMELİDİR. SONRA ALLAH TEALÂ’NIN BİZLER İÇİN GÖNDERMİŞ OLDUĞU SON KİTABINI TERCÜMESİYLE BİRLİKTE BAŞTAN SONA OKUYABİLİRİZ. Bunu yapalım ki, kendimizi Rabbimizin kitabıyla doğrudan doğruya yüzleştirelim. BUNUN ARDINDAN DA KONULARINA GÖRE TERTİP EDİLMİŞ DERLEME BİR HADİS KİTABINI (MESELA İMAM NEVEVÎ RH.A.’İN RİYAZÜ’S-SALİHÎN, MERHUM ÖME... Devamı

Dualarımıza Yüklediğimiz Yanlış İnançlarımız. (Şahmeran Duası)

2015-12-09 10:14:00

        DUALARIMIZA YÜKLEDİĞİMİZ YANLIŞ İNANÇLARIMIZ.     Bizler toplum olarak, başımıza gelen olayların gerçek nedenini araştırmak, ondan kurtulmanın yollarını aramak yerine, çözümü konusunda genelde işin kolayına kaçarız. Toplumda yaygın, anlam veremediğimiz, aklımızın yatmadığı konulara bile başvurmaktan çekinmeyiz.   Örnek vermek gerekirse, isteyip de başaramadığımız işlerin olması için, sevgilimizden, eşimizden ayrıldığımızda, hatta birisini kendimize âşık etmek istediğimizde, aklın ve mantığın kabul edemeyeceği şeyleri yapmaktan çekinmeyiz. Kur’an ın asla onaylamadığı, büyücülere bile gideriz. Hatta nefislerimizin etkisiyle, dualarımıza bile farklı anlamlar yükleriz, muskalar yazıp boynumuza asarız.   Toplum arasında, ismini bir efsane yaratıktan alan bir duadan bahsedilir. Bu duanın adı, ŞAHMERAN DUASI. Bu duayı okuduğumuzda, biraz önce bahsettiğim isteklerimizin hemen gerçekleşeceği anlatılır. Yani bu duayı okuyanın kısmeti açılır, sevgilisine kavuşur, bir mal satmak istiyor da satamıyorsak, okununca satılır, yani hangi niyetle okursan gerçekleşeceği söylenir ve buna inanılır.   HÂLBUKİ BAŞIMIZA GELENLERİN, YA BİZLERİN YAPTIKLARI ŞEYLERİN KARŞILIĞI OLDUĞU, YA DA ALLAH IN TAKDİRİ, İMTİHANI OLDUĞUNU UNUTURUZ. Olayları değerlendirip ders almak yerine, bunlardan bir çırpıda kolayca kurtulmanın yollarını ararız. Tabi bu mümkün değildir, yaptıklarımızda beyhude çabalardan başka bir şey değildir, önce bunu unutmayalım.   İlginçtir, yalnız Şahmeran duası ile ilgili değil, birçok buna benzer örneklerde olduğu gibi, okunacak belirli sayılar verilir. İşte şu kadar okursanız, dileğiniz gerçekleşir denir. Bunların hepsi gelenekse... Devamı

Bakara Suresi 196. Ayetin, HAC Konusunda Verdiği Bilgiler.

2015-12-04 19:07:00

      Bu yazımda sizleri, Bakara suresi 196. ayet üzerinde, düşünmeye davet etmek istiyorum. Önce ayeti yazalım, daha sonrada üzerinde birlikte düşünelim.   Bakara 196: Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir.   (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdır. (Diyanet vakfı meali)   Bu ayeti iki bölümde anlamaya çalışmamız en doğrusu olacaktır. Birinci bölüm, Hac ve umreye gidemeyenlerin engellenenlerin, yapması gerekenleri anlatıyor. İkinci bölümde de, Hac ve Umreye gidebilecek şartların oluştuğu, engel ortadan kalktığı bir ortamdan bahsediliyor. Hac ya da Umreye gidemeyen, tabi bu gidemeyen kelimesinden birçok şey anlayabiliriz. Hastada olabilir, Ya da Hac ve Umreye gidebilecek ortam yoktur, savaş vardır engellenmişlerdir. Çünkü peygamberimiz devrinde iman edenler, savaş nedeniyle engelleniyordu.    İlk bölümde, Hac ve Umreye gitmek isteyip de, önüne bir engel çıkanların yapması gerekenlerden bahsediyor ve bakın ne diyor. Böyle durumda olanlar kolayına gelen Kurban göndersin. Kurban yakınl... Devamı

Kur'an ın Emrettiği TESETTÜR.

2015-12-01 18:07:00

  Tesettür Arapça bir kelime olup, örtünme, giyinme anlamına gelir. Örtünme insanlığın ilk günlerinde de vardı, insanlık olduğu sürece de var olacaktır. Dikkat ederseniz, her çağda örtünme farklı şekillerde olmuş, ama özünde hiç değişmemiştir. Değişmeyen Kur’an ın da dikkatini çektiği avret yani edep yerleri, cinsel bölgelerdir.   Örtünme konusu, Âdem ile Havva nın cennetten uzaklaştırılması olayı ile Taha suresinde anlatılır. Allah bu surede Âdem peygamberimizi şeytana uymaması için uyarır. Fakat şeytan Âdem peygamberimizin nefsine hitap ederek, bakın ne der.   ("Ey Âdem! Dedi, sana ebedilik ağacını ve sonu gelmez bir saltanatı göstereyim mi?)   Nefis devreye giriyor ve Âdem peygamberimizi şeytan kandırarak, yasak meyveden yiyor ve AYIP YERLERİ, YANİ AVRET YERLERİ GÖRÜNÜYOR. Böyle olunca da avret yerlerini cennet yaprakları ile örtmeye çalışıyorlar. Lütfen dikkat, sizce bahsedilen bölgeler neresi olabilir? (Taha 117……121 ayetler) Gelelim Allah ın, tesettür yani giyinmenin ne maksatla emredildiği konusuna. Bakın Allah ilk giyinme yani, tesettür emrinin nedenlerini nasıl açıklıyor.   Nahl 81: Allah, yarattıklarından sizin için gölgeler yaptı ve dağlarda da sizin için barınaklar var etti. SİZİ SICAKTAN KORUYACAK ELBİSELER VE SAVAŞTA SİZİ KORUYACAK ZIRHLAR VERDİ. Böylece Allah, Müslüman olasınız diye üzerinizde olan nimetini tamamlıyor. (Diyanet İşl. Bşk. Meali)   Demek ki giyinmenin bir başka amacı, dış etkenlerden, sıcak, soğuk zararlı şeylerden korunmak. Dikkat ederseniz asla bir elbise modelinden,... Devamı

Camilerde Okunan SELANIN, (SALA)Anlamı Üzerine......

2015-11-24 11:40:00

          Hepimizin bildiği gibi, Cuma namazından bir saat önce, ya da ölen din kardeşimizin cenaze namazına davet etmek, haber vermek adına, sela okunur. Selanın anlamını hiç merak edip araştırdınız mı? Gelin önce Türkçe tercümesini yazalım, daha sonra sözleri üzerinde birlikte düşünelim. Önce şunu söylemeliyim, sela peygamberimize methiye dolu sözler ve duadır. Ey Allah’ın Resulü, salât ve selam senin üzerine olsun! Ey Allah’ın Habibi, salât ve selam senin üzerine olsun! Ey Allah’ın Arşının nuru, salât ve selam senin üzerine olsun! Ey Allah’ın mahlûkatının en hayırlısı, salât ve selam senin üzerine olsun! Öncekilerin ve de sonrakilerin Efendisi, salât ve selam senin üzerine olsun! Hamd alemlerin Rabbi olan Allah a mahsustur!” Peygamberimize dua etmek, onun adını yüceltmek, ona sonsuz saygılarımızı sunmak, biz Müslümanların kalpten gelen sevgisinin bir göstergesidir. Tabi her şeyin bir ölçüsü ve sınırı olduğu gibi, bununda ölçüsünü kaçırmadan yapmalıyız. Yoksa Hıristiyanların ve Yahudilerin durumuna düşeriz. SINIRSIZ ÖVGÜ, YALNIZ ALLAH A MAHSUSTUR.   İlk cümlede yazan salât ve selam sözleri, Kur’an dan Ahzab suresi 56. Ayette geçer. Ayrıca şunu söylemek isterim. Salât Kur’an da namaz ve dua anlamlarında da geçmektedir. Şimdi aşağıdaki ayete bakalım. Ahzab 56: Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber’e SALÂT ediyorlar. Ey iman edenler! Siz de ona SALÂT edin, selâm edin. (Diyanet meali) Ayete dikkatle baktığımızda, Allah ve melekleri peygamberimize salât ettiğini ve bizlerin... Devamı

Raine Demeyin, Unzurna Deyin.( Bakara 104, Nisa 46. ayet)

2015-11-17 13:01:00

    Kur’an kendisini anlatan ve açıklayan, eşi benzeri olmayan bir ışıktır, nurdur. Bu sözlere biz Müslümanlar, iman ettik deriz, ama iş hayata geçirmeye kaldı mı, ne yazık ki Kur’an tek başına anlaşılamaz demekten de çekinmeyiz. Çünkü genel çoğunluğumuzun, Kur’an ile doğrudan bir bağı yoktur. İmanımızı yaşarken, hep aracı kullanırız da ondan. DAHA AÇIKÇASI, GÜDÜLMEYE ALIŞTIRILMIŞIZ.   Bu yazımda sizleri düşünmeye davet etmek istediğim ayet, Bakara suresi 104. Ayet olacaktır. Önce yazalım, daha sonra üzerinde birlikte düşünelim.   Bakara 104: Ey iman edenler! "râine" demeyin, "unzurna" deyin ve İYİ DİNLEYİN, kâfirler için elemli bir azap vardır. (Elmalı Hamdi meali)   Ayette bizim yabancı olduğumuz iki kelime var. Raine ve unzurna. Bu kelimelerin ne anlama geldiğini, mutlaka doğru anlamalıyız ki, Allah ın ayetteki uyarılarını da doğru anlayabilelim. Özellikle RAİNA kelimesi çok önemli, çünkü Allah sakın böyle konuşmayın, böyle söylemeyin diyor, burası önemli.   Önce bu ayetin, iman edenlere hitap ederek, elçisini iyi dinlemeleri uyarısının yapıldığını anlamalıyız. Konuyu doğru anlamak içinde, bu düşünceden yola çıkalım ki konuyu doğru anlayalım. Demek ki daha önceki toplumlar, Allah ın gönderdiği elçilerin uyarılarından sapmışlar, gereği gibi dinlememişler. Ayeti doğru anlayabilmemiz içinde, bu ayetin öncesindeki ayetlere, dikkatle baktığımız da, ehli kitabın yaptığı yanlışlardan örnekler veriliyor.   Yaradan kendilerine hem elçiler, hem de kitaplar gönderdiğim halde, gönderdiğim kitapları göz ardı ederek, Kur’an tabiriyle sırtlarından arkalarına atarak, hi&cc... Devamı

Allah ım Merhametsizleri Bizlere Musallat Etme.

2015-11-10 12:23:00

    İslam dini demokrasiye, yani toplumun seçimle ehil insanlar tarafından yönetilmesine önem verir. Onun içinde Allah iman edenleri uyararak, bakın ne tavsiyede bulunur.   Nisa 58: Allah, size, EMANETLERİ MUTLAKA EHLİNE VERMENİZİ ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman ADALETLE HÜKMETMENİZİ emrediyor. Doğrusu Allah, bununla size ne güzel öğüt veriyor! Şüphesiz ki Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. (Diyanet meali)   Demek ki Allah ın emri, bizleri yönetecek kişilerin adaletten ayrılmayan, ehil insanlardan seçmemizi özellikle istiyor. Seçilmiş yöneticilerinde, adaletle hükmetmesi uyarısını yapıyor. Ya bu emri toplum olarak yerine getirmiyorsak, sonuç ne olur? Ya bu toplum, yine Kur’an ın uyardığı gibi, yalnız Kur’an ın ipine sarılın, sakın Kur’an ın sınırlarını aşmayın emri yerine, batıl inançların ardı sıra gidiyorsa ne olacak. Onun içinde uyarıyor Yaradan ve bakın ne diyor.   Rad 11: Her insan için önünden ve arkasından takip edenler vardır. Allah'ın emrinden dolayı onu gözetirler. ALLAH BİR KAVME VERDİĞİNİ, O KAVİM KENDİSİNİ BOZUP DEĞİŞTİRMEDİKÇE DEĞİŞTİRMEZ. Allah bir kavme de kötülük murad etti mi, artık onun geri çevrilmesine de imkân yoktur. Onlar için Allah'dan başka bir veli de bulunmaz. (Elmalı meali)   Yukarıdaki ayet aslında, içinde yaşadığımız yanlışların tam özünü anlatıyor ve diyor ki, sizleri takip ediyorum. Bana Müslüman olduğunuzda, iman ettim dediğinizde verdiğiniz sözü tutup tutmadığınıza bakıyorum. Verdiğiniz sözden dolayı, sizlere verdiğim bereket, sağlık ve mutluğu, huzuru sizler verdiğiniz sözü tuttuğunuz sürece değiştirmem. Eğer sözünüzü tutmayıp, gönderdiğim rehberin ... Devamı

ŞANS Sizce Ne Anlama Geliyor.

2015-11-05 12:15:00

      Hepimizin çok sık kullandığı bir kelimedir ŞANS. Hiç tahmin etmediğimiz bir şeyin olması, ya da tam tersine olmasını istediğimiz bir şeyin olmaması durumunda da kullanırız. Ya çok şanslıymışım deriz, istediğimiz şey olmadığında da, şansımız yokmuş der geçeriz.   Sizce şans ne demek, hiç düşündünüz mü? Türk dil kurumunun sözlüğüne baktığımızda şansı bakın nasıl açıklıyor.   “Mantıkla açıklanamayan, birtakım rastlantısal olayların nedeni olan güç, baht, talih, felek. Doğaüstü güç.“   İşin doğrusu, çok fazla akıl erdiremediğimiz konular başımıza geldiğinde kullanırız bu kelimeyi. Şans kelimesini tarif ederken, mantıkla açıklayamadığımız ve rastlantısal olaylar deyip geçeriz. Sizce bizlerin başına gelen ve şans diyerek geçiştirdiğimiz bazı olaylar, rastlantı mı? Hiçbir gücün etkisi yok mu başımıza gelen olaylarda? O zaman rastlantı ne demek? Bakın bu kelimede açıklanamıyor.   Önce şunu asla unutmamalıyız. Rastlandı diye bir şey asla olamaz. Bunu böyle düşünmek bizlerin işine geliyor. Şansı tarif ederken, dil kurumu mantıkla açıklanamayan ifadesini kullanmış. Eğer bir olay mantıkla açıklanamıyorsa, göremediğimiz ama hissettiğimiz bir sonuç çıkıyorsa ortaya, neden bu olaya şans diyoruz da, ALLAH IN TAKDİRİ DEMİYORUZ. Hani Allah ın izni olmadan, YAPRAK BİLE KIPIRDAMIYORDU.   Kur’an bizleri uyarırken, başınıza gelen her musibet kendi ellerinizin yaptıklarındandır der. Yine bir başka uyarısında, başınıza gelen bir şer, kim bilir belki sizin için hayırdır, yine başınıza gelen bir hayır, belki de sizin için şerdir, Allah bilir siz bilmezsin... Devamı

Fetva Verme Makamı Zihniyeti, Toplumu Kur'an dan Uzaklaştırmıştı

2015-11-03 19:44:00

            Günümüz İslam toplumlarını, İslam ı yaşarken yönlendiren ve çok ciddi etkisi olan bir makam vardır. FETVE VERME MAKAMI. Hiç düşündünüz mü, Kur’an böyle bir makamın oluşumuna onay veriyor mu? Önce fetva ne anlama geliyor ona bakalım. (İslam hukuku ile ilgili bir sorunun, dinî hukuk kurallarına göre çözümünü açıklayan, şeyhülislam veya müftü tarafından verilebilen belge.) (Fetva, bir hususun dine uygun olup olmadığını, hangi fıkıh kitabının neresinden alındığını bildiren hüküm, belge demektir.) Demek ki bu konuda, öyle bir makam ihdas edilmiş ki, herhangi bir konunun dine uygun olup olmadığına karar ve belge veriyor. Bu sözler ve düşüncenin, inancın tamamı Kur’an öğretisine ters düşer. Çünkü Allah bizlerin din adına sarılacağımız kitabın, rehberin, hatta sorumlu olacağımız kaynağın, yalnız KUR’AN olduğunun hükmünü, açıkça Kur’an da vermiştir. Kur’an dan başka kaynak, belge nasıl olurda kabul ederiz. Bizler gereken açıklamayı, Kur’an da bulamıyoruz da, onun için mi birilerinin fetvasına ihtiyaç duyuyoruz? Eğer evet dersek bu soruya, Allah ın Kur’an da ki uyarılarını kulak arkası yapıyoruz demektir. Çünkü Allah biz Kur’an da hiçbir eksik bırakmadık, Allah unutucu değildir, her konuda nice örnekler verdik ki anlayasınız ayetlerini göz ardı ediyoruz, görmezden geliyoruz demektir. Kur’an da fetva konusuna örnekler vardır. Örnek vermek gerekirse, Nisa 127. Ayetinde, peygamberimize hitaben Allah, senden kadınlar hakkında fetva istiyorlar diyor ve bakın Rabbimiz devamında ne diyor. (De ki, onlara ait hükmü size Alla... Devamı

Kur'an ın KÖLELİĞE Bakışı.

2015-10-31 16:38:00

          Kölelik konusu, günümüzde çok istismar edilen bir konudur. Kur’an bilgisi fazla olmayan, ya da art niyetli İslam düşmanları, köleliğin Kur’an da geçtiğini ve hala köleliği Kur’an ın yasaklamadığı anlatılır. Gelin bu konuyu Kur’an dan birlikte anlamaya çalışalım.   Kur’an indirildiğinde, hatta çok daha önceleri, kölelik toplumların içinde yaşanan acı bir gerçekti. Yaradan bu adaletsizliği Kur’an da özellikle bahsetmiş ve toplumun kölelikten uzaklaşması adına uyarılarda bulunmuştur. Bu geçiş döneminde de Kur’an, köle ve cariyeleri koruması altına alarak, onların bir suç işlediğinde, özgür insana verilecek cezanın yarısı kadar verilmesini, indirdiği ayetlerle sağlamıştır. Köle ve cariyelerle de evlenilmesini sağlayarak, kölelikten kurtulmalarının önü açılmıştır.   Kur’an ın indirildiği dönemlerde, kölelerin Kur’an a iman edenler arasında, çok fazla olduğunu görüyoruz. Çünkü Kur’an, Allah dan başka hiç kimseye kulluk yapılamayacağını söyleyerek, KÖLELİĞİN ÖNÜNÜ KAPATMIŞTIR. Şöyle düşünün lütfen, her namazlarımızda (Fatiha 5) okuduğumuz ayette, YALNIZ SANA KULLUK EDERİZ, YALNIZ SENDEN YARDIM DİLERİZ diyoruz. Siz bu sözlerden, uyarıdan, artık kimseye KUL-KÖLE olmayacaksın, emrini almadınız mı? Bu konuda Kur’an da birçok uyarılar vardır. Bir köleyi düşünün lütfen yaşamı, her şeyi bir insana bağlıdır ve onun tek bir sözü ile hareket eder. İşte Allah bunu açıkça indirdiği ayetlerle kaldırmıştır. Bu uyarıları alan Müslümanlarda, daha sonra detaylı indirilen ayetler netice... Devamı

Başörtüsü Konusuna, Kur'an ın Uyarıları Işığında Bakalım.

2015-10-23 17:30:00

        Başörtüsü konusunda uzunca yazılar yazdım, örnekler verdim. Başörtüsünün Kur’an emri olmadığını, toplumun gelenekleri ve iklimsel bir giysi olduğunu anlatmaya çalıştım. Bu yazımda başörtüsünün Kur’an emri olmadığını, farklı bir yoldan kısaca anlatmaya çalışacağım. Allah Kur’an ı doğru anlayabilmemiz ve hurafeleri din diye yaşatmak isteyenlere kanmamamız için, çok açık ve net bazı ipuçları vermiştir ve demiştir ki:   -Rabbinizden size açık bir delil geldi, size apaçık bir nur, Kuran indirdik.   -Her şeyden nice örnekleri, değişik ifadelerle verdik ki anlayasınız.   -Kur’an da hiçbir eksik bırakmadık, size gerçeği açık-seçik anlatan ayetler indirdik.   -Kur’an detaylandırılıp açıklanmış bir kitaptır.   Bu ayetlere benzer, onlarca ayet görebilirsiniz Kur’an da. Bu uyarılardan da anlıyoruz ki, Allah verdiği emirleri her kesin anlayabileceği, şüpheye düşmeyeceğimiz bir şekilde açık, seçik verdiğini söylüyor. Zaten Kur’an bu ayetlere MUHKEM diyor, yani şüphe duyulmayacak, tartışma götürmeyecek kadar anlaşılan, açık seçik ayetler.   Gelelim Kur’an dan, başörtüsü konusuna delil gösterilen ayete. Nur suresi 31. Ayette şöyle bir cümle geçer. ( HIMARLARINI YAKALARININ ÜZERLERİNE SALSINLAR.) Burada geçen hımar kelimesi, örtü anlamında kullanıldığı gibi, halk arasında başörtüsü anlamında da kullanılıyor olabilir, buna itirazım yok. Bu türlü bilgiler, asla Allah ın hükmünü değiştiremez ve ayetin yanlış anlaşılmas... Devamı