SAYIN ABDULHAMİT KAHRAMAN IN SORULARINA CEVABIMDIR.

2017-07-22 11:39:00
SAYIN ABDULHAMİT KAHRAMAN IN SORULARINA CEVABIMDIR. |  görsel 1

SAYIN ABDULHAMİT KAHRAMAN BEYİN, KUR'AN A ÇAĞIRDIĞINI SÖYLEYENLERE, SORDUĞU SORULARA CEVABIMDIR.

 

Bizler inancımızı, karşımızdaki kişilere kabul ettirebilmek için, çok ilginç yöntemlere başvurmaktan çekinmiyoruz. İnancımızda da o kadar katı davranıyoruz ki, acaba yanlış bizde de var mı diye düşünmeyi bile kabul etmiyoruz. Yani empati yapmaya, ne yazık ki hiç alışmamışız. Okuduğum bir yazıda, “KUR’AN A ÇAĞIRDIĞINI SÖYLEYENLERE SORULAR” başlığında, bazı maddeler saymış Sayın Abdulhamit Kahraman Bey ve Kur’an a davet edenlerin yanlışlarını, kendince sorduğu sorularla anlatmaya çalışmış. Gelin madde madde, söylediklerini birlikte değerlendirelim. 

 
1-"Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler neden Kur'ân'da olmayan kendi kanaatlerine (hevâlarına) inanmamızı bekliyorlar?
 
Önce şunu belirtmek isterim. Bende İslam ı yaşamak ve anlamak adına, tıpkı Allah ın bizleri davet ettiği gibi, yalnız Kur’an a davet ederim, yazılarımda din kardeşlerimi. ÇÜNKÜ YALNIZ KUR’AN IN İPİNE SARILIN, SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM DİYEN RABBİMİZDİR. Arkadaşımızın söylediği gibi, Kur’an da bahsedilmediği, açıklanmadığı halde, herhangi bir konuyu, kendi kanaatlerimizle anlatmaya çalışıyorsak, ya da kendi düşüncelerimizi Kur’an a ilave etmeye çalışırsak, batılı dine sokanlardan, hurafenin peşi sıra gidenlerden, hiçbir farkımız kalmaz. Ama Kur’an a davet eden gerçek Müslüman, asla böyle bir şey yapmaz. Allah ın haram dediği haramdır, bahsetmediği serbesttir. İŞİMİZE GELDİĞİNDE RİVAYETLERİ KANIT, DELİL GÖSTERİP BİR KONUYU ANLATIYOR, İŞİMİZE GELMEDİĞİNDE DIŞLIYORSAK, BUDA YANLIŞTIR. Ne yazık ki bunu yapanlar var günümüzde. DİNDE KANIT, YALNIZ KUR’AN DIR. Bunu ben söylemiyorum, Allah Kur’an da söylüyor.
 
2-"Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler hadis ve sünnet ile neden sürekli 'kavga' ediyorlar?
 
Buna kavga demek yerine, din ve iman adına daha seçici ve titiz olmak demeliyiz. Çünkü Kur’an ın bahsetmediği, açıklamadığı bir konuyu, peygamberimizin ismini kullanarak dine sokmaya çalışıyorlarsa, bu Kur’an a göre, hem dinin sınırlarını aşmak, yani dinden sapmak, hem de peygamberimize iftira atma riski var demektir. Bu durumda çok daha titiz ve dikkatli olmalıyız, her söyleneni kabul etmemeli onayını mutlaka Kur’an dan almalıyız. Ölçümüzün Kur’an olduğunu Allah söylüyor ve ne diyordu? “SANA İNDİRDİĞİMLE ONLARA HÜKMET.” Bu durumda Kur’an ın onaylamadığı bir konuyu, nasıl dinin içinden sayarız. Sünnet konusuna gelince. Peygamberimizin sünneti, Kur’an ı hayatına geçirmiş halidir. Kur’an a uymayan bir davranış, Allah ın elçisinin davranışı asla olamaz. Bu uyarıyı bizzat kendisi yapmış ve SİZLERE KUR’AN IN DIŞINDAN HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEDİM DEMİŞTİR. Peygamberimiz sağlığında Kur’an ın dışından, hiçbir bilgiyi ve kendi sözünü din adına kayda alınmasını yasaklaması, buna apaçık kanıttır. 
 
3-"Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler Hz. Resulullah (sav) döneminde yaşasaydı, Kur'ân'ı alıp, O'nun hadislerini ve sünneti almayacak mıydı?
 
Bu soru çok önemli. Çünkü Allah ın elçisi bir konu hakkında topluma bir şey tebliğ ederken, çevresindeki ve en yakınındakiler şu soruyu hemen soruyorlarmış. “EY ALLAH IN RESULÜ, BU SÖYLEDİĞİN ALLAH IN VAHYİMİ, YOKSA SENİN SÖZLERİN Mİ” Eğer Allah ın elçisi, Allah ın ayetidir derse, hiç kimse sesini çıkarmadan kabul eder ve uyarlarmış. Eğer kendi düşüncesi ile bir konuda fikrini söylediyse, bu durumda çevresindekiler tarafından gerekirse tartışılır, hatta peygamberimizi bazen düşüncesinden vazgeçirdikleri de olurmuş. Çünkü Müslümanlar, yalnız Kur’an dan sorumlu olduklarını ve dinin sınırlarının yalnız Kur’an olduğunu çok açık biliyorlarmış o dönemde. İŞTE O GÜNKÜ TOPLUM, ÇOK AÇIK BİR ŞEKİLDE, ALLAH IN VAHYİ İLE BEŞERİ SÖZLERİ BÖYLE AYIRT EDEBİLİYORMUŞ. YA GÜNÜMÜZDE DURUM NEDİR SİZCE? Sanırım bu sorudan, günümüzün içler acısı hali çok iyi anlaşılıyor. Sorgusuzca inanmak, Allah ın kanunlarına aykırıdır.
 
4- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler kendi fikirlerini - hevâsını eleştirenlere neden sanki 'Kur'ân'ı eleştiriyormuş' muamelesi yapıyorlar?
 
Her kim Kur’an ın bahsetmediği bir konuda kendi fikirlerini söylüyorsa, bunu da Allah ın emri gibi anlatıyorsa, bu kişi dini kendine uydurmuş demektir. Buda zaten Kur’an a davet değil, kendi düşüncesine davet etmekten öteye gidemez.
 
5- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler (sıkışınca) "biz hadisleri inkâr etmiyoruz diyorlar!" Peki, neden hadisleri tamamen reddedenlere hiçbir eleştiri getir(e)miyorlar? Onlara mesafe koymuyorlar.
 
Tekrar hatırlatmak istiyorum, ben İslam ı yaşamak adına din kardeşlerimi, yalnız Kur’an a davet ediyorum. Hadis söz demektir. Kur’an da Allah ın hadisleridir. Allah ın elçisi de, yalnız Allah ın hadisleri ile hükmetme görevi aldığına göre, peygamberimize atfedilen hadislerin/sözlerin ben Kur’an ile uyumuna bakarım. EĞER SÖYLENENLER, KUR’AN IN VERDİĞİ HÜKÜMLERE UYUYORSA, NEREDEN GELDİĞİNE, KİMİN SÖYLEDİĞİNE BAKMAM, SORUMLU OLDUĞUM, ANA KAYNAĞA UYMASI BENİM İÇİN YETERLİDİR, KABUL EDERİM. Ama şunu açıksa söylerim. Peygamberimizin hadisleri olmasaydı, Kur’an anlaşılmazdı ve dinimizi yaşayamazdık demek, şirktir Kur’an a iftiradır. Çünkü Allah ın elçisi yalnız Kur’an ile İslam ı anlamış ve ümmetine yalnız Kur’an ile hükmetmiştir. Zaten Peygamberimiz ÜMMİYDİ, yani daha önce dini konularda hiçbir bilgisi yoktu. Enam suresi 50 ayetinde, Allah ın elçisi, “YALNIZ BANA VAHYEDİLENE UYARIM BEN” dedikten sonra, bizlerin farklı şeylere de inanmamızı nasıl beklersiniz. Kur’an ın dışından hiçbir bilgiye, kitaba ihtiyacımızın olmadığını, aşağıdaki ayet anlatamıyor mu?
 
Enbiya 10: And olsun, SIZE ÖYLE BIR KITAP INDIRDIK KI, BÜTÜN ŞAN VE ŞEREFINIZ ONDADIR. Hâlâ akıllanmayacak mısınız?
 
6- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler, neden Kur'ân ile insan arasına sürekli giriyorlar? Neden, Hz. Resulullah (sav) hadislerinden daha fazla söz söylüyorlar? Bu apaçık bir çelişki değil mi?
 
Yalnız Kur’an a davet eden bir Müslüman, Kur’an ın hüküm vermediği hiçbir konuda, yorum yapamaz, söz söyleyemez. Bunu yapan Kur’an a davet etmiyordur. Çok ilginçtir, Kur’an a davet edenlerin, Kur’an ile insan arasına girdiklerini söylüyor kardeşimiz. Kur’an ile bir Müslüman ın arasına, bırakın herhangi bir kişinin girmesini, Allah elçisini bile kulu arasına sokmuyor ve ne diyordu ayetinde? TEBLİĞ ETMEK SANA, HESAP SORMAK BİZE DÜŞER. KULUMLA ARAMDAN ÇEKİL.” Eğer bundan ders alamıyorsak, bizleri Allah ile aldatıcılar her zaman çıkacaktır. Haşa Allah ın anlatamadığını, aramızda anlatmaya çalışanlar mı var?
 
7- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler, neden Kur'ân'ı anlamak ile ilgili bu kadar kitap yazıyorlar? Eğer Kur'ân bu kadar kolay anlaşılıyorsa, Kur'ân'ı anlamakla ilgili bu kadar kitap yazmak neyin nesi? Hem Kur'ân'ı anlamamız için sadece onların sözlerine (hadislerine) ihtiyacımız mı var? Kaldı ki neden Kur'ân'ı onların istediği gibi anlamamızı istiyorlar? Onlar gibi anlamayınca neden hemen kızıyorlar?
 
Güzel bir soru, ama bunu söylemekte neyin kast edildiği önemli. Kur’an ın kolay olduğunu, yemin ederek bir çok kez söyleyen Allah dır. Kur’an ın anlaşılır olduğunu, birçok ayetinde bizlere söyler ve ayetleri nice örneklerle açıkladık ki anlayasınız diye de özellikle belirtir. Tabi bizler bunca ayete iman etmek yerine, hala bu konuyu tartışıyoruz. Kolay mı, zor mu, kolaysa neden bunca yazılar yazılıyor Kur’an ile ilgili türünden sorular, yanlış anlaşılabilecek sözlerdir. Kitaplar elbette yazılmalıdır ama asla Kur’an ın sınırlarını aşmadan yazılmalıdır. Kur’an bir deryadır, onun ışığını yaymak her Müslüman ın görevidir. Ne yazık ki Kur’an toplumlar ve kişiler tarafından kendi çıkarları adına kullanılmıştır. Onun içinde çok farklı kitapları, din adına görebiliyoruz toplumda. Allah bu konuda bizleri uyarmış ve SAKIN SİZLERİ ALLAH İLE ALDATMASINLAR DEMİŞTİR.
 
Kur’an ın anlaşılan ayetleri, MUHKEM ayetlerdir. Müteşabih konusu çok farklıdır ona girmek istemiyorum. Bizlerin din ve iman adına sorumlu olduğumuz ayetlerin, MUHKEM ayetler yani şüphe götürmeyecek kadar açık ayetler olduğunu Kur’an dan anlıyoruz. Bu ayetlerin dinin anası olduğunu söyler bizlere. BUNCA YAZILAN DİN ADINA KİTAPLAR NE YAZIK FARKLI KAYNAKLAR REFERANS ALINARAK YAZILDIĞI İÇİN, FARKLI ŞEYLER ANLATIYOR. Sakın dinde bölünmeyin diye uyardığı halde Kur’an, dinde bölünmüşlüğün yarattığı FIKIH inancının gölgesinde Kur’an anlatılıyor. BUNLAR KUR’AN DEĞİL, KİŞİLERİN DÜŞÜNCELERİDİR. Lütfen unutmayalım, FIKIH din değil, kişilerin dini yaşama şekilleridir. Her zaman yanlışlar ve hatalar olabilir, onun için bu bilgilere dikkatle yaklaşmalıyız. Kur’an ı bu bilgilerden değil, bizzat yine Kur’an ın verdiği diğer ayetlerden yararlanarak anlamaya çalışmalıyız. ÇÜNKÜ KUR’AN, KENDİSİNİ ANLATAN AÇIKLAYAN, EŞİ BENZERİ OLMAYAN BİR IŞIKTIR, NURDUR.
 
8- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenlerin arkasından gidenler, neden hadisleri çok rahat eleştirirken hocasının herhangi bir sözünü (hadisini) asla eleştiremiyorlar?
 
Kur’an a çağırdığını söyleyenler, eğer birilerinin din adına söylemleri ardına gidiyorlarsa, onlar Kur’an a davet etmiyorlar, bahse konu kişilerin sözlerine davet ediyorlar demektir. Hepimiz hata yaparız, hata yapmayan yalnız Kur’an dır.  Kur’an ın dışından her beşeri söz eleştirilebilir, eleştirilemeyecek yalnız Allah ın sözleridir.
 
9- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler neden kendisi ile aynı düşünmeyenler ile canlı yayında karşı karşıya gelmiyorlar? Herkesin bu konuları açıkça görmesini ve anlamasını neden istemiyorlar?
 
Bunu yapanların tarikat, cemaat, fıkıh ve mezhep eksenli İslam ı yaşayanlarda özellikle görüyoruz. Tam tersine Kur’an ı referans gösteren bir Müslüman, televizyona çıkmaktan korkmaz. Çünkü onun referansı, elçisinin de referansı olan KUR’AN dır. Üzücü olan, tartışmada saygının olmamasıdır. Artık tarafların birbirilerine, tahammülleri kalmamış, senin fıkıh kaynağın bilgilerin şöyle, benimkisi böyle yazıyor sözleri ön plana çıkmaktadır. KUR’AN DAN BAHSEDEN BİLE YOK. Özellikle tahammülsüz olanların, Kur’an ı dinde yeterli kaynak görmeyen ve rivayet eksenli İslam ı yaşayanlar olduğunu gözlemliyorum. Çünkü birçok sitede, bana söz hakkı bile vermiyorlar, sitelerinden atıyorlar. Karşı düşüncedeki insanlara kâfir, dinsiz diyecek kadar saygı duvarı yıkılmış. Bu durumda farklı düşünceleri yan yana getirmekte, mümkün olmuyor sanırım. 
 
Geçen gün televizyonda iki farklı düşüncedeki kişilerin, din adına tartışmaları vardı. Birisinin referansı Kur’an, diğerinin ise doğruluğundan emin olamayacağımız rivayetlerde Kur’an ı açıklayan bilgiler olarak sunuluyordu. İlginç olan, rivayetlerin olmazsa olmaz olduğunu kanıtlamak adına, Allah ın apaçık ayetinin bile üstünü örtmekten çekinilmemesi dikkatimi çekti. Bu kişi Cuma namazının Kur’an da olmadığını, bunU rivayet edilen hadislerden öğrendiğimizi söyleyebilmesi, batılın aklanması adına nerelere başvuracağımızı şaşırmışlığımıza güzel bir örnekti. Hâlbuki Kur’an, Cuma yani toplantı namazı konusunda, gereken bilgileri çok açık vermiştir.
 
10- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler neden Kur'ân'dan para kazanıyor? Neden 'kişisel' tefsirlerinden ve 'uyduruk' yorumu meallerden neden para kazanıyorlar? Kur'ân geçim  kaynağımıdır. Başka işi yok mu bunların?
 
11- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler, hadislerin birçoğuna şüpheyle bakıp arkaya atarken, neden kendi 'kişisel' tesirinde, mesela Yusuf suresinin tefsirini yaparken bolca ehl-i kitap (yahudi ve hiristiyan) kaynaklarından alıntılar yaparak konuyu anlatıyor? Bu apaçık bir çelişki değil mi? Bizim aklımızı küçümsemeye daha ne kadar devam edecekler?
 
Bunu yapanların olduğunu görüyorum. Gerçekten bu doğru değil. Dini, Kur’an ı anlatmak, bir geçim kaynağı olamaz. Bunu yapanlar Allah dan karşılığını göremezler.  Tabi bu soruda, Kur’an ı anlatanların kitaplarınaUYDURUK YORUM VE MEALLERİ dersek, bizler baştan taraflı davranmış oluruz. Bir gerçeği ortaya çıkarmak istiyorsak, önce tarafsız olmasını bilmeliyiz. Allah ne diyordu bizlere; KİMİN EN DOĞRU YOLDA GİTTİĞİNİ YALNIZ BEN BİLİRİM.” Onlar uydurukta, kimin yazdıkları en doğru? İşte bu zihniyette olduğumuz için ne televizyonlarda, nede başka platformlarda yan yana gelemiyoruz. Çünkü Kur’an ı rehber almayı bırakmışız. DÜŞÜNCE VE İNANÇLARIMIZIN ONAY MAKAMI, KUR’AN OLMAKTAN ÇIKMIŞ. Böyle olunca da bir noktada birleşmemiz mümkün değil. Hatırlatırım Allah ne diyordu? SİZLERİ KUR’AN DAN SORUMLU TUTUYORUM.
 
Kur’an a davet eden bir Müslüman, Kur’an ın dışından gelen her bilgiye ve söze dikkatle yaklaşmalıdır. Çünkü bu Allah ın uyarısıdır. Ne diyordu Rabbimiz? EMİN OLMADIĞIN BİLGİNİN ARDINA DÜŞMEYİN, SORUMLU TUTARIM. Bugün Yahudi ve Hıristiyanların ellerindeki kitapların tamamı tahrif olmuş kitaplardır. Elbette bunları kanıt olarak gösteremeyiz. Bizim için delil, kanıt yalnız Kur’an dır.
 
12- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler Kur'ân ile ilgili 15–20 yıl önce söylediklerini neden bugün değiştirip inkâr ediyorlar? 13- "Kur'ân'a çağırdığını" söyleyenler bugün Kur'ân ile ilgili savundukları fikirleri 15–20 sene sonra değiştirip inkâr mı edecek? Neden kafaları bu kadar çok dönüyor? Bunları kim bu kadar etkiliyor?
 
Kur’an a çağırdığını söyleyenlerin, Kur’an ile ilgili bazı konularda, 15–20 yıl önce söylediklerini değiştirdiklerini söylüyor. Eğer bu değişim, Kur’an ın onayladığı yönde bir değişim ise, onları tebrik etmek gerekir.  Hatta bu cesaretlerinden dolayı da onları kutlamalıyız. Önemli olan yanlışta ısrar değil, yanlıştan vazgeçmektir. 
 
Tüm bu soruları soran kardeşimiz, Abdulhamit Kahraman Bey diyor ki son olarak; Kur’an ı anlattığını söyleyip, fikirlerini değiştirenler, 15–20 yıl sonra tekrar söylediklerini inkâr mı edecekler diyerek, serzenişte bulunuyor.  Tekrar söylemek istiyorum, fikir değişiklikleri eğer yanlıştan vazgeçmek, doğruya yönelmek adına ise, onları bu cesaretlerinden dolayı kutlarım.YANLIŞTA VE BATILDA ISRAR ETMEK, ÇOK DAHA BÜYÜK HATADIR.Önemli olan, bu emaneti teslim etmeden, doğrulara iman etmek olmalıdır.
 
Bizler eğer, Allah ın bizleri sorumlu tutacağına hükmettiği Kur’an çevresinde toplanamazsak, işte böyle birbirimize sitemlerde bulunmaktan ileriye asla gidemeyeceğiz. Daha kötüsü, birbirimize tahammülde edemeyiz, etmiyoruz da zaten. Unutmayalım, herkes kendi inancından sorumludur. Kimin neye inandığı bizleri ilgilendirmemeli. Müslümanlar olarak bizi ilgilendiren, Kur’an ın çevresinde tek yumruk olmaya çalışmak olmalıdır. Üzücü olan günümüzde Allah ın uyarıları, kulak arkası edilmiş, beşeri rivayetler Kur’an ın önüne geçmiş. Peygamberimizin mahşerde söyleyeceği gibi, “ BENİM ÜMMETİM KUR’AN I TERK ETTİ” Elbette bizlere düşen pes etmeden, bu birliği sağlamak adına, çaba harcamak olmalıdır. 
 
Lütfen Allah ın elçisine verdiği görev yetki ve sorumluluğu Kur’an dan doğru anlayalım. Allah hükmüme hiç kimseyi ortak etmem diyorsa, lütfen elçisini dinde Allah ın ortağı konumuna getirmeyelim. Bunun hesabını veremeyiz.
 
PEYGAMBERE DÜŞEN APAÇIK TEBLİĞDEN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. (Ankebut 18) Diyanet meali.
 
BİZ RESULLERİ, SADECE MÜJDELEYİCİLER VE UYARICILAR OLARAK GÖNDERİRİZ.  (Kehf 56) Diyanet vakfı meali
 
SENİN GÖREVİN SADECE TEBLİĞ ETMEKTİR. (Rad 40) Diyanet meali.
 
BEN SADECE BANA VAHYEDİLENE UYARIM. BEN SADECE APAÇIK BİR UYARICIYIM. (Ahkaf 9 ) Diyanet meali.
 
 
 
Saygılarımla
 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 

https://www.facebook.com/Kuranadavet1/?ref=aymt_homepage_panel

http://halukgta.blogcu.com/

http://kuranyolu.blogcu.com/

   http://hakyolkuran.com/
 

27
0
0
Yorum Yaz