YAPTIĞIMIZ ÇOK BÜYÜK YANLIŞLARIN, ARTIK FARKINDA OLALIM.

2016-06-18 11:38:00
Bugün sizlerle, Kur’an dan bir konuyu birlikte araştırmak ve üzerinde sizleri düşünmeye davet etmek istiyorum. Konu biraz uzun, ama lütfen sabırla okuyalım. Bizler eğer Kur’an ın zerresini bile zayi etmeden istifade etmek, yararlanmak istiyorsak, Kur’an ın 1400 yıl öncesinden insanlara indirilmiş gibi düşünmeden, bizlere peygamberimizin bugün, yeni tebliğ ettiğini düşünerek bakmamız ve Kur’an dan öyle istifade etmeye çalışmamız gerekir. Çünkü Kur’an tüm âleme yaşadıkları sürece, rehber olsun diye indirilmiş en son kitaptır. 
 
Şimdide Kur’an dan araştıracağımız konuya bakalım. Kur’an da birçok ayetinde Allah lanetlediği, inkârları sonucu cehennemlik olduklarını belirttiği, inkârcı ve kâfir sözlerini çok kullanır. Acaba bu sözleri Allah, peygamberini ve gönderdiği Kur’an ı tümden inkâr edenler için mi kullanır? Rabbimiz bu sözleri söylediği kişilerin, çok büyük günahlar işlediğini ve bu insanları affetmeyeceğini anlatıyor bizlere. Allah ı inkâr edenlerin, cehennemde ebedi kalacaklarını ve onları asla bağışlamayacağını, Kur’an ın onlarca ayetinde görüyoruz. Peki, Allah bu sözleri Kur’an da, başka kişiler içinde kullanıyor mu? İNKÂRCI VE KÂFİR SÖZLERİNİ, iman ettiği halde yaptığı bazı yanlışlar neticesinde, bu duruma düşen insanlar içinde kullanıyor olabilir mi? Gelin isterseniz bu çok önemli sorunun cevabını, birlikte Kur’an dan arayalım. Acaba farkında olmadan yaptığımız büyük bir yanlış var mı?
 
Sizlere şimdi hatırlatacağım ayette Allah, ŞEYTAN İÇİN KÂFİR OLDU DİYOR, ayeti yazalım üzerinde düşünelim.
 
Bakara 34: Hani biz meleklere (ve cinlere): Âdem'e secde edin, demiştik. İblis hariç hepsi secde ettiler. O yüz çevirdi ve büyüklük tasladı, BÖYLECE KÂFİRLERDEN OLDU.
 
Lütfen çok iyi düşünelim bu sözleri. Bizler kâfir sözünü Allah ı inkâr edenler için kullanırız genelde. Lütfen dikkat, şeytan Allah ı ve kitaplarını inkâr etmiyor, tam tersine onun huzurunda onu biliyor, tanıyor fakat Rabbin istediği bir şeyi yerine getirmediği için, büyüklük tasladığından Rabbimiz şeytan için kâfir sözünü kullanıyor. Demek ki tek bir konuda bile Kur’an ın ayetini görmezden gelsek, onun bir ayetinin bile hükmünün artık olmadığını söylersek, aynı suçu işlemiş olmuyor muyuz? Buradan da anlaşılıyor ki, Rabbin Kur’an dan ayetlerinin anlamını değiştiren, Rahmanın vermediği manaları, hükümleri yükleyen, şu ya da bu ayetin artık hükmü yoktur, hükmü kalkmıştır diyerek ayetleri görmezden gelenler, ayetleri gizleyenler içinde, Allah aynı şeyleri söylüyor. ONLAR KÂFİRDİRLER DİYOR.Bu söylediklerime Kur’an dan vereceğim bazı ayet örnekleri açıklık getirmektedir.Lütfen vereceğim ayetler üzerinde çok dikkatle düşünelim. Hiçbir etki altında kalmadan Allah ın ayetlerini anlamaya çalışalım. Çünkü hesap günü gelmeden alacağımız önlemler, hatalarımızdan vazgeçmemiz sayesinde, kurtuluş reçetemiz olacaktır.
 
Bakara 159–160: İndirdiğimiz açık delilleri ve kitapta insanlara APAÇIK GÖSTERDİĞİMİZ HİDAYET YOLUNU GİZLEYENLERE, hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder. Ancak tövbe edip durumlarını düzeltenler ve gerçeği açıkça ortaya koyanlar başkadır. Zira ben onların tövbelerini kabul ederim. Ben tövbeyi çokça kabul eden ve çokça esirgeyenim.
 
Yukarıdaki Rabbin sözlerinden anlaşılıyor ki, iman edenler içinde öyle bir grup insan var ki, Rahmanın tebliğ ettiği apaçık Kur’an ayetleri içinde, hidayetin, doğrunun, güzelin yolunu gizleyenlerin, yani bazı ayetleri örtbas edenlerin olduğunu söylüyor. Ayetlerin bir kısmına adeta inanmıyorlar. Gerek geleneklerin etkisi, gerek şahsı menfaatler bu yola itiyor insanları. Bugünde aynı şeyler yapılmıyor mu? Ayetlerin bir kısmının artık hükmü yoktur, onlar nesh edilmiştir, hükmü kalkmıştır dersek, bazı ayetleri gizlemiş, hükmünü kaldırmış olmuyor muyuz? Bakın burada bütünüyle iman etmeyenden bahsedilmiyor. İman ettiği halde Kur’an gerçeklerinden bir kısmın ı gizlemeye çalışanlardan bahsediyor. İşte bu insanlara Allah ın, lanet etiğini söylüyor. Elbette bundan vazgeçenleri, gerçeği açıkça ortaya koyanları Allah affedeceğini de belirtiyor. Aşağıda ki ayette Rabbimiz bakın ne diyor?
 
Bakara 161: Ancak, ayetlerimizi inkâr etmiş ve kâfir olarak ölmüş olanlar işte, Allah'ın laneti, meleklerin laneti, insanların laneti hep onların üstüne olsun.
 
Yukarıdaki ayette Allah, ayetlerimizi inkâr edenler ve onların kâfir oluşundan bahsediyor. Tabiî ki bu insanların lanetlendiğini de belirtiyor. Peki, bu insanlar Allah ı, peygamberini, Kur’an ı hiç kabul etmeyip inkâr edenler mi? Kesinlikle hayır. Yukarıda bu ayetin öncesi ayetleri vermiştim, okudunuz. Orada kimler için söylüyordu hatırlayalım. (KİTAPTA İNSANLARA APAÇIK GÖSTERDİĞİMİZ HİDAYET YOLUNU GİZLEYENLERE.) Demek ki bu insanlar tamamen inkâr edenler değil, tam tersine iman etmiş ama atalarından gelen inançların etkisinde olan, ya da nefislerinin esiri olduğundan dolayı, bazı ayetleri hidayet yolunu gizlemeleri, anlamlarını değiştirmeleri neticesinde, Rabbimiz söylüyor bu sözleri. Bunu yapmak çok çeşitli yollarla olur. Kimisi bu ayetin artık hükmü kalkmıştır der görmezden gelir, kimisi de ayetlerin anlamlarını çeşitli yollarla değiştirir. Demek ki inandım, iman ettim demekle bu iş olmuyormuş. Allah ın istediği bir Müslüman, Kur’an ın bütün hükümlerine iman eden bir Müslüman olması gerektiği, çok açık anlaşılıyor. Yine Bakara suresi 42. ayette bizleri Rabbimiz uyarıyor ve bakın ne diyor? 
 
Bakara 42: BİLEREK HAKKI BATIL İLE KARIŞTIRMAYIN, HAKKI GİZLEMEYİN.
 
Hak olan yalnız ve yalnız KUR’AN DIR. Kur’an ın dışından Rabbin vermediği bir hükmü, yine Allah katındandır diye dine sokarsak, hakkı batılla karıştırmış ve gizlemiş oluruz. Temiz bir bardak suya bir damla mikroplu su damlattığımızda, nasıl artık o su içilmez oluyorsa, imanımız da aynen böyledir. Hakkın içine batıl karıştırdığımızda da, bu bilgiyle ulaşacağımız yolun sonu, asla Rabbimiz e ulaşmayacaktır. Bu bilgiler ışığında, lütfen günümüz İslam anlayışını karşılaştırınız. Verdiğim tüm ayet örneklerinde Allah ın hakkı batılla gizlemeyin diyerek, gizleyenlere lanet ediyor ve kâfir diyor. Yazdığım ayetleri anlamaya çalışırken, Rabbin bu uyarısını unutmayalım. Devam edelim.
 
Bakara 174: ALLAH'IN İNDİRDİĞİ KİTAPTAN BİR ŞEYİ GÖZ ARDI EDİP SAKLAYANLAR ve onunla değeri az (bir şeyi) satın alanlar; onların yedikleri, karınlarında ateşten başkası değildir. Allah kıyamet günü onlarla konuşmaz ve onları arındırmaz. Ve onlar için acı bir azab vardır.
 
Demek ki iman edenler arasında da yine bir kısım insanlar var ki, Rabbimiz lanet ediyordu, onu yukarıda ki ayette görmüştük. Allah ın indirdiği kitap tan bir şeyi saklayanlarda var. Yani anlamını değiştirenler, ayetin anlamını saptıranlar, hatta bazı apaçık ayetleri görmezden gelip, artık hükmü kalkmıştır diyenler var demek ki. Bakın Allah bunu yapanlara ne diyor? KARINLARINDAKİ ATEŞTEN BAŞKA DEĞİLDİR. Demek ki cehennemin ateşi, bunları saracaktır diyor. Kıyamet günü, yani hesap gününde bunların yüzlerine bile bakılmayacağını, şimdiden bizlere hatırlatıyor. TEKRAR HATIRLATMAKTA YARAR VAR. TÜM BU LANETLENEN İNSANLAR, İMAN ETTİĞİNİ SÖYLEDİĞİ HALDE, KUR’AN GERÇEKLERİNİN BİR KISMINI SAKLAYAN VE AYETLERİ SAPTIRANLAR. Acaba bizler tüm bu gerçeklerin farkında mıyız? Yine bir başka ayete bakalım. Allah burada kitap ehli insanlardan bahsederek yaptıkları yanlışlar neticesinde, bakın nasıl uyarıyor ve ne diyor?
 
Ali İmran 105–106: Kendilerine apaçık deliller geldikten sonra, parçalanıp ayrılığa düşenler gibi olmayın. İŞTE ONLAR İÇİN BÜYÜK BİR AZAP VARDIR. O gün bazı yüzler ağarır, bazı yüzler kararır. Yüzleri kararanlara, “İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, öyle mi? Öyle ise inkâr etmenize karşılık azabı tadın” denilir.
 
Allah gönderdiği apaçık deliller olan Kur’an ı tebliğ alan, iman ettim diyen, bazı Müslümanların ya da daha önce ehli kitabın yaptığı gibi, gönderilen kitaba bakmak yerine, batıla iman edenlerin, düştüğü durumu anlatıyor ve bakın onların yaptığı yanlışı nasıl değerlendiriyor. Sizlere apaçık delillerle Kur’an ı gönderdikten sonra, kitap üzerinde tartışmaya girip, onun sözleri üzerinde ayrılığa düşüp, sakın dinde bölünmeyin diyor. Böyle yapanlara BÜYÜK AZAP edileceğini belirtiyor. Peki, buradan ne anlamalıyız. ÇOK AÇIK ANLAŞILIYOR Kİ, KUR’AN IN DIŞINDA HÜKÜMLER ARAMAK, BÖLÜNMEK RABBİN EN ÇOK KIZDIĞI BİR KONU. Bu sözleri birde günümüz İslam ın durumu ile karşılaştırınız, acaba halimiz nicedir dersiniz? Kur’an ın bütününden sakın ayrılmayın diyen Rabbimiz, benim vermediğim bir hükmün peşinden sakın gitmeyin diye özellikle bizleri uyarıyor. Bunun tersini yapanlara büyük azap vaat ediyor. Ayetin devamında ise çok güzel bir sahnenin adeta resmini çiziyor Allah bizlere. Hesap günü iman ettiğini zanneden insanları iki grupta topluyor. Bazı yüzlerin kararacağını söylüyor. Peki, bunlar kimler? Hiç iman etmeyenler mi? Elbette hayır. İmanlarından sonra, bazı konularda inkâra sapanlardan bahsediyor. Burada çok dikkatle düşünelim, acaba yüzleri kararacak olan inkârcılar kimler olabilir? Onu da açıklıyor, iman ettiklerini söyledikleri halde, gerçek iman edenler gibi yalnız Kur’an ın ipine sarılmayanlar, hurafenin rivayetlerin peşine koşarak, Rabbin apaçık indirdiği ayetlerin anlamlarını saptıranlar olduğu ayetlerden anlaşılıyor. İmanınızdan sonra inkâr ettiniz, sözünden elbette tamamen inkâr etmek anlaşılmamalıdır. İnkâr edilen apaçık bazı ayetlerin, hükümlerini görmezden gelerek, ya da işlerine gelmediği için ayetlerin anlamını değiştirmekten, bu konularda ayrılığa düşenleri kast ediyor Rabbimiz bu sözleriyle, YANİ HAKKA BATIL KARIŞTIRANLARDAN BAHSEDİYOR. İşte bu insanlara da azap vereceğini belirtiyor. Hatırlayınız Allah nasıl uyarıyordu bizleri.
 
Enam 116: Yeryüzündeki insanların çoğunluğuna uyarsan, seni Allah yolundan saptırırlar. SADECE SANIYA UYARLAR ONLAR VE SADECE SAÇMALARLAR.
 
İsra 36: HAKKINDA BİLGİN OLMAYAN ŞEYİN ARDINA DÜŞME! Çünkü kulak, göz ve gönlün hepsi bundan sorumlu tutulacaktır.
 
Hemen bu ayetler üzerinde düşünelim. Sanı nedir? Sanmaktan, zannetmekten gelen bir sözcük. Yani emin olmadığımız, doğru olması da mümkün olabilecek, yanlış olması da mümkün olan bilgi anlamındadır. Din ve iman konusunda Allah sanıya, bilinmeyen emin olmadığımız bilgilere asla yer vermemizi istemiyor. İsterse bu çoğunluğun kabul ettiği bir konu dahi olsa. Bu sizi sakın yanıltmasın diyor. Bilgin olmayan sözlerin, düşüncenin ardından gidersen, senden bunun hesabını sorarım diye de ikaz ediyor. Hesap soracağı kitap hangisiydi? Elbette apaçık olduğunu söylediği Kur’an. Peki dostlar, Yaradan tüm bunları söyledikten sonra, acaba hâşâ sözünden cayarda, başka kitaplardan, bilgilerden, hükümlerden hesaba çeker mi bizleri? Elbette çekmez diyeceksiniz. Peki, günümüzde yaşadığımız dini, nasıl yaşadığımızın farkın damıyız o zaman? Yorum sizlerin. Biraz aklımızı başımıza almanın zamanı, sizce gelmedi mi dersiniz? Aşağıda sizlere hatırlatacağım ayet üzerinde, lütfen çok iyi düşünmenizi rica edeceğim.
 
Tahrim 9: Ey Peygamber! KÜFRE SAPANLARLA VE MÜNAFIKLARLA MÜCADELE ET ve onlara karşı sert davran! VARACAKLARI YER CEHENNEMDİR ONLARIN. Ne kötü dönüş yeridir o.
 
Yukarıdaki ayette Allah küfre sapanlar ve münafıklardan bahsediyor. Önce her ikisinin de Kur’an ı tebliğ almış olan insanlar olduğunu bilelim. Küfre sapan yani ilk önce Rabbin gerçeklerini tebliğ almış, Müslüman olduğunu söyleyen, fakat daha sonra tüm bu gerçekleri gördükleri halde, yolunu sapıtan, yalnız Kur’an a iman etmek yerine, hakka batıl karıştıran insanlardan bahsediyor. Peki, münafık sözüyle Rabbimiz kimlerden bahsediyor olabilir? Bunlarda kendilerinin Müslüman olduğunu, iman ettiğini her yerde söyleyen kişiler, ama bakın bu kelimenin anlamı neymiş onu anlarsak bu insanların ne tür kişiler olduğunu çok daha iyi anlamış oluruz.
 
Münafık: İkiyüzlü, araya nifak sokan. Fitnekâr. Ahdini bozan, yalan söyleyen, hıyanet eden. Demek ki sözde Müslüman olduğunu söyleyen, ama hayatına yaşamına bunu tam olarak yansıtamayan sözde Müslümanlar diyebiliriz. Peki, Allah bunlar için neler söylüyor, nasıl bir son bekliyor bunları? Bunların varacakları yer cehennemdir diyor. Hatırlayınız bu münafık tipler günümüzde çok fazla yok mu sizce? Aramızda namaz kılar, oruç tutar, kurban keser, Hacca da birkaç kez gider ama her türlü lanetlikten de geri kalmaz. Lütfen hatırlayınız bizlere ne öğretmişlerdi? Müslüman olan cehenneme asla gitmeyecektir, azap çekmeyecektir. Sizce bu ayetti okuduktan sonra, bu sözün doğru olabileceğine, bu işin bu kadar basit olduğuna nasıl inanırız? İşte Kur’an a uymak yerine, Kur’an ı kendimize uydurmak bu olsa gerek. Yine aynı konuyu işleyen bir ayeti daha hatırlatmak istiyorum sizlere.
 
Beyyine 6: Ehlikitap'ın küfre sapanlarıyla müşrikler, içinde sürekli kalıcılar olarak cehennem ateşindedirler. İşte onlardır yaratılmışların en şerlisi.
 
Yukarıdaki ayette yine müşrikler yani Allaha ortak koşanlardan ve en önemlisi de Ehlikitap içinde olup, küfre sapanlardan bahsediliyor. Peki, küfre sapma şekli ne olabilir bunların? İşte bir ayet öncesine bakarsak onu da anlıyoruz.
 
Beyyine 5: Hâlbuki onlara, ancak dini Allah’a has kılarak, hakka yönelen kimseler olarak O’na kulluk etmeleri, namazı kılmaları ve zekâtı vermeleri emredilmişti. İşte bu dosdoğru dindir.
 
İşte buradan çok net anlıyoruz ki, iman edenlerin yani ehli kitaptan olanların bir kısmı, dini yaşarken Allah a has dini yaşamak yerine, başka veliler edinip onlara da kulluk edenler den söz ediyor. Bu nasıl olur, Rabbin yalnız benden yardım dileyeceksin, yardım isteyecek veliniz yalnız benim emrini, ayetini aldığı halde, beşere de kulluk edip bizlere bu kişilerde şefaat edecek, Allah a yaklaştıracak dedikten sonra, başka velilerde edindiysek, İslam ı Allah a, Kur’an a has yaşamamış oluruz. Böyle yapanlara Rabbimiz küfre sapma olarak niteliyor. Sanırım bunları yapanlarında cezasının ne olduğu çok açıktır. Dosdoğru dini yaşamak istiyorsak, Allaha has kılarak yaşamalıyız. Bunun yolu da yalnız ve yalnız KUR’ANDAN GEÇİYOR bunu da unutmayalım. Yine araştırdığımız konuya çok önemli açıklık getiren, bir ayet daha hatırlatmak istiyorum sizlere.
 
Ali İmran 19: Doğrusu Allah katında din, İslam'dır. O kitap verilenlerin ayrılığa düşmesi ise sırf KENDİLERİNE İLİM GELDİKTEN SONRA, ARALARINDAKİ İHTİRASTANDIR. Her kim de Allah'ın ayetlerini inkâr ederse, şüphe yok ki Allah, hesabı çabuk görendir.
 
Ayeti çok dikkatli inceleyelim, düşünelim. Burada Rabbimiz birilerinden bahsediyor, ama bunların Allah ın ayetlerini kendi menfaatleri yüzünden, ayrılığa düştüklerini söylüyor. Bu ne demektir, Allah ın ayetlerde emrettiği manası dışında, ayetlere kendi menfaatlerince, çıkarlarınca anlamlar, manalar verip gerçek anlamından saptırmaktır. Gerçek iman, Rabbin kitabının tamamına kayıtsız şartsız iman etmekle olur. Eğer kitabın içinden ayetleri seçerek alır veya bazılarını görmezden gelirsek, bir kısmının da hükmü günümüzde yok diyerek, onların nesih edildiğine inanırsak, işte hataların en büyüğünü yapmış oluruz. Ayetleri İNKÂR ETME SUÇUNU İŞLEMİŞ OLURUZ. Allah gönderdiği kitabın tümüne iman etmemizi emrediyor, eğer nesih edilmiş, çıkartılmış ayetler olsaydı bunu da açıkça söylerdi. Allah cümlemizi bu düşüncelerden korusun. Ayette ne diyor? Kitap verilenler, yani gönderilen tüm kitaplara iman etiğini, kabul ettiğini söyleyenlerin bakın neler yaptığını söylüyor? Kendilerine ilim yani Allah katından kitaplar ve en son Kur’an geldikten sonra ihtiraslarından, çıkar ve menfaatlerinden dolayı ayrılığa düşmeleri anlatılıyor. Bu kadar açık sözleri, gerçekleri anlamayanlar, Allah ın gözlerine perde çektiği, gönüllerine mühür vurdukları insanlardır. Onlara ne söylersek söyleyelim, Kur’an gerçeklerinin asla farkına varamayacaklardır. Yine iman edenler içinde Yaradan ın  çok kızdığı bir gruptan söz ediliyor.
 
Bakara 79: Yazıklar olsun o kişilere ki, KİTAP'I KENDİ ELLERİYLE YAZARLAR DA SONRA ONUNLA BASİT BİR KARŞILIK SATIN ALSINLAR DİYE, "İŞTE BU, ALLAH KATINDANDIR!" DERLER. Vay haline onların, ellerinin yazdıkları yüzünden! Vay haline onların, kazanıp durdukları yüzünden!
 
Buradan da anlaşılıyor ki, Allah ın yazıklar olsun dediği, iman ettiğini söyleyen bir grup için söyleniyor. Fakat bunlar Kur’an da olmadığı halde, insanları aldatmak ve kandırmak menfaat elde etmek için, bunlarda Allah katından derler diyor. Daha açıkçası hakka batıl karıştıranlardır. Bu ayetten de anlaşılıyor ki, hesabımızın görüleceği, sorumlu olduğumuz kitap apaçık KUR’AN DIR. Demek ki böyle insanlarında din ve imanla bir ilgisi olmadığı ve Allah ın onları lanetlediği, çok kötü cezalandıracağı anlaşılıyor. Yorum sizlerin. Yine Allah iman ettiğini söyleyen, Kur’an ı okuyan bir topluluğa, bakın ne diyor?
 
Bakara 44: Siz kendinizi unutarak diğer insanlara erdemli olmayı mı öğütlüyorsunuz -hem de ilahi kelamı okuyup durduğunuz halde?- Siz hiç aklınızı kullanmaz mısınız?
 
Sanırım bu ayeti çok fazla izaha gerek yok. Kur’an ı apaçık okudukları halde, işine gelen ayetleri görüp istifade eden, kimisini görmezden gelip faydalanmadıkları anlaşılıyor ki, Allah bu insanları uyarıyor. Önce sen kendine bak ve okuduğun apaçık ayetlerimi düşün ve yerine getir, onları gizleme, ondan sonra başkalarını eleştir diyor. Bu tip insanlar çevremizde o kadar çok var ki, düşünen aklını kullanan anlayacaktır. Aşağıda sizlere hatırlatacağım ayetler yine iman ettiğini söyleyen, fakat kalpleri taşlaşmış ve şeytanın esiri olmuş insanlardan bahsediyor. Lütfen ayetler üzerinde dikkatle düşünelim.
 
Hac 51: Ayetlerimizi işe yaramaz kılmak için gayret gösterenlere gelince, onlar cehennemin dostlarıdır.
 
Rabbimiz bir kısım insanlar var, ayetlerin anlamlarını işe yaramaz hale getirirler diyor. Bu insanlarında cehennemlik olduğunu belirtiyor. Peki, bu insanlar kimler olabilir? Hiç iman etmemiş olanlar mı, yoksa iman edipte bazı ayetleri devre dışı bırakmaya çalışanlar mı? Hiç iman etmeyenler dersek yanılırız, çünkü onlar Kur’an ın bir kısmına değil, tümüne iman etmiyorlar. Gelin bu ayetin devamındaki iki ayetten, bunların kimler olduğunu öğrenelim.
Şimdi hatırlatacağım ayetler üzerinde, çok dikkatli düşünelim lütfen.
 
Hac 52: Biz senden önce bir resul ve bir nebi göndermedik ki, o bir şey yapmak arzu ettiğinde, şeytan ONUN ARZULARINA ŞÜPHELER KARIŞTIRMASIN. Bunun üzerine Allah şeytanın karıştırdığı şüpheyi derhal giderir. Sonra da Allah, ayetlerini güçlendirir. Allah, bilendir, hikmet sahibidir.
 
Hac 53: (Allah, şeytanın böyle yapmasına müsaade eder ki) kalplerinde hastalık olanlar ve kalpleri katılaşanlar için, şeytanın kattığı şeyi bir deneme (vesilesi) yapsın. Zalimler, gerçekten (haktan) oldukça uzak bir ayrılık içindedirler.
 
Yaradan ın verdiği iki örnekte çok önemli. Allah gönderdiği peygamberlere bile şeytanın musallat olduğunu, onları bile yoldan çıkarmaya çalıştıklarını söylüyor bizlere. Fakat Rabbimiz elbette buna müsaade etmediğini de belirtiyor. Peki, 53. ayette ne anlatıyor, işte burası çok önemli. Bizlerin bu dünyada birer imtihanda olduğumuzu, Kur’an dan anlıyoruz. Şeytanı da imtihanın en büyük sorusu olarak kabul etmeliyiz. Bakın bu ayette Rabbimiz bizlerin dikkatini çekerek neler söylüyor. Şeytanın insanlar üzerinde etkisine müsaade ederiz diyor, peki niçin? KALPLERİNDE HASTALIK OLANLAR, FİTNE FESAT İNSANLAR, KALPLERİ KATILAŞANLARI DENEMEK VE İMTİHAN ETMEK İÇİN ŞEYTAN İLE İMTİHAN EDECEĞİNİ SÖYLÜYOR. Nasıl bir imtihandı onu hatırlayalım, Hac 51. ayette söylüyordu. (AYETLERİMİZİ İŞE YARAMAZ KILMAK İÇİN GAYRET GÖSTERENLERE.) İşte bizlerin bu konu üzerinde çok dikkatle durmamız gerekir. Günümüzde bizlere söylenenleri lütfen hatırlayınız. KUR’AN DA BİRÇOK AYETİN NESH EDİLDİĞİNİ, ARTIK HÜKMÜNÜN KALMADIĞINI SÖYLERSEK EĞER, RABBİN SÖYLEDİĞİ GİBİ, AYETLERİN BİR KISMINI İŞE YARAMAZ KILMAK İÇİN, ÇABA GÖSTERMEK DEĞİL DE NEDİR? Allah ın apaçık ayetlerini gördüğümüz halde, aslında Allah burada şunları ya da, bunları da söylüyor hüküm veriyor, bunu herkes anlayamaz demekte çok mu farklı? Allah ne diyordu bizlere? Ben ayetlerimi açık, seçik ve her şeyden nice örneklerle, kolaylaştırarak gönderdim demiyor muydu? Bunu söyleyen Yaradan, acaba Kur’an da bir hüküm verirken, bir kelimenin ardında herkesin anlayamayacağı bir hüküm verip, daha sonrada bizleri bu hükümden emrinden, sorumlu tutar mı? Rabbimiz söylemediği halde, bunlar Allah sözüdür diyenlere bakın, Yüce Rabbimiz ne diyor. Bunları yapanlar binlerce kez düşünüp öyle söylemelidir.
 
Zümer 60: Allah'a yalan isnat edenleri, KIYAMET GÜNÜ YÜZLERİ SİMSİYAH HALDE GÖRÜRSÜN. Kibirliler için cehennemde bir barınak mı yok.
 
Allah söylemediği, hüküm vermediği halde bunlarda Allah emridir diyerek, Allah a yalan isnatta bulunanlar, şunu sakın unutmasınlar; Kıyamet günü bu insanların YÜZLERİ SİMSİYAH OLACAK VE CEHENNEME GİDECEKLERDİR. 
 
Sizlere şöyle bir örnek versem ve desem ki; Siz bilmem kim için, o kadın kötü bir kadındır, ondan her şey beklenir dedi desem, söylemediğiniz halde, yalan bir sözü isnat etsem size, bunu söyleyene nasıl bir duyguyla bakarsınız? Onun hakkında ne düşünürsünüz? Sanırım en medenice olanı yapar, onu mahkemeye verip cezalandırmak istersiniz. Birde bunu Allah a uyarlayalım ve düşünelim. Allah ın asla söylemediği, bahsetmediği bir sözü, hükmü bu Allah sözüdür, emridir diye söylersek, Rabbimiz hesap günü bizlere ne söyler, neler yapar bunu hiç düşünüyor muyuz?Allah böyle olmaktan bizleri korusun inşallah, çünkü bu hata günümüzde o kadar çok yapılıyor ki, örnek vermeye dahi gerek yok sanırım. Şimdide aşağıdaki ayeti anlamaya çalışalım.
 
Ahkaf 9: De ki: 'Ben elçilerden bir türedi değilim, bana ve size ne yapılacağını da bilemiyorum. BEN, YALNIZCA BANA VAHYE DİLMEKTE OLANA UYUYORUM VE BEN, APAÇIK BİR UYARICIDAN BAŞKASI DEĞİLİM.
 
Yukarıdaki ayet aslında çok şeyler anlatıyor, ama birazcık özgür iradesiyle düşünene tabiî ki. Allah elçisine, deki onlara diyor ve bakın ne söylüyor? BEN, YALNIZCA BANA VAHYE DİLMEKTE OLANA UYUYORUM. Peki, bu kadar açık söylenildiği halde, bizler neler söylüyoruz? Birde onları düşünün isterseniz. Çok ilginçtir bizlerin günümüzde çok söylediği ve savunduğu bir düşünce geldi aklıma. Peygamberimiz onlarca ayetinde bizleri uyarıp BEN RABBİMİN İNDİRDİĞİ KUR’AN A UYARIM, bundan başka hiçbir söze uymam, sizde ona uyun diyor, fakat bizler tüm bu ayetlerin üstünü örtüp, görmezden gelip, Kur’an ın hiç söz etmediği, bahsetmediği, hüküm vermediği onlarca, yüzlerce hükümlerin peygamberimizin hükmüdür diye inanmakta, hiç bir kusur görmüyoruz. Hâlbuki Kur’an da onca ayette peygamberimiz bizlere, ben yalnız Kur’an a uyarım, siz de ona uyun demiyor mu?Ne kadar ilginç ve bir o kadar da tezat bir durum yaşadığımızın farkında mıyız? PEYGAMBERİMİZ BEN KUR’AN A UYARIM DİYOR, BİZDE PEYGAMBERİMİZE UYARIZ DİYORUZ, AMA ACABA UYGULAMAMIZ SÖZLERİMİZİ, DAVRANIŞLARIMIZI ONAYLIYOR MU? Bakın size iki ayetin sonundaki iki cümleyi, hükmü hatırlatmak istiyorum. Rabbimiz insanlara neyle hükmedilmesini istiyor? 
 
Maide 44: Kim Allah'ın indirdiği (hükümler) ile hükmetmezse işte onlar KÂFİRLERİN TA KENDİLERİDİR.
 
Maide 45: Kim Allah'ın indirdiği ile hükmetmezse işte ONLAR ZALİMLERDİR.
 
Düşünebiliyor musunuz, Allah insanları Kur’an ile hükmedilmesini emrediyor. Bunu yapmayanları da kâfir ilan ediyor. Allah aşkına birazcık düşünün bu sözleri ve yazdıklarımı. Bu emirleri alan bizler, hayatımıza din ve iman adına geçirdiğimiz şeyleri bir düşünelim, hatırlayalım. Bizlere Allah emri diye kabul ettirmek istedikleri Kur’an da hiç bahsedilmeyenleri Rabbin şeriatı, Kur’an emri diye dayatmaya çalıştıkları konuları hatırlayalım. Birçoğunu asla Kur’an da bulamayız. Bunları hatırlatıp söylediğimizde ise ne cevap aldığımızı düşünelim. Her şey Kur’an da yoktur, orada özet bilgiler vardır demiyorlar mı bizlere? Kur’an da bizleri ilgilendiren konuların, her hükmünün olduğunu söyleyen ve peygamberimizin de onun dışına asla çıkmadığını hatırlatan ayetleri görmezden gelmenin, ayetleri saklayanın, hükümsüz bırakmaya çalışanların, Rabbin katında nasıl bir sona ulaşacağını tekrar hatırlatmak isterim. 
 
Çabalarının boşuna gitmesini istemeyen, RABBİN KELAMINA, ZİKRİNE SARILIR. Onun vermediği hiçbir hükümden sorumlu olmadığını bilir. Çünkü peygamberimizde yalnız ve yalnız Kur’an a sarılmış, topluma Kur’an ile hükmetmişti. Bizi de Kur’an a sarılmaya davet etmiştir. BUNUN DIŞINA ÇIKANLARA ALLAH IN NELER SÖYLEDİĞİNİ, SİZLERE HATIRLATMAYA ÇALIŞTIM. Bizlerin yapacağı, Kur’an ın sözlerinden dersler almak olmalıdır. Bir kısım kardeşimiz, bu hatırlatmalarımdan hoşlanmaya bilir, ama gerçekler acıdır, kimisini üzer kimisine mutluluk verir. Ne mutlu Rabbin ışığından hoşnut olanlara.
 
Hesap günü yanımızda hiç kimseyi bulamayacağımızı asla unutmayalım. Gelin en garantili yolu seçelim, yanımıza Kur’an ı alalım, onu anlamaya çalışalım. Onun onayından geçen her bilgiden de elbette yararlanalım. İnanın hayatımızın nasıl değiştiğini o zaman çok daha iyi göreceksiniz. Kusursuzluk Alla ha mahsustur, elbette hepimiz hatalar yapacağız, ama önemli olan büyük hatalar, günahlar yapmamak olmalıdır amacımız. Allah cümlemizin yardımcısı olsun.
 
Sizlere Rabbin uyarılarını hatırlattım. Kalbi mühürlenmeyen tüm gerçekleri fark edecek, adeta titreyip kendine gelecektir. Ayetleri görmezden gelenler, üstünü örtmeye çalışanlar ise, bu yazımı okuduğunda bir fitne yine dine fesat sokmaya çalışıyor diyerek, ayetlerin üzerini örtmeye devam edecek, gerçeklerin farkına varamayacaktır. Dilerim Rabbimden rehberi Kur’an olan, onun ışığıyla nurlanan, yalnız gözleri ile değil gönlüyle, aklıyla da gören, düşünen iman eden kulları arasında oluruz inşallah. 
 
Saygılarımla
 
Haluk GÜMÜŞTABAK
 
http://hakyolkuran.com/index.php
 
http://halukgta.blogcu.com/
 

24
0
0
Yorum Yaz